İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 03/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 19/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu Osmanlı Medikal hakkı…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 03/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 05/11/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Çekişmeli Alacağın Konkordato Nisabına Dahil Edilmesi İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 03/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 19/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu Osmanlı Medikal hakkında açılan konkordato davasında Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı kararı ile konkordato tasdik kararı verildiğini, müvekkili bankanın 2.313.142,37TL alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin konkordato komiserine de bildirimde bulunulduğunu, davalı borçlu tarafından müvekkilinin alacağına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, konkordato projesinde müvekkili bankanın alacağının 882.062,00TL'lik kısmının kabul edilerek projede yer verildiğini, 1.431.080,37TL'lik kısmınında çekişmeli hale geldiğini, müvekkili bankanın alacağının kullandırılan kredilere ve çek yaprak bedellerinin sorumluluk bedellerine ilişkin olduğunu ve alacaklarının açık olduğunu, şirket tarafından kullanılan kredilerde davalı ........'in kefaleten sorumluluğu olduğunu beyanla öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkili bankanın alacağının projede belirtilen taksit tarihlerinde mahkememizce gösterilecek banka hesabına bloke edilmesine ilişkin tedbir kararı verilmesine, müvekkili bankanın alacağı olan 1.431.080,37TL'lik kısmının konkordato projesine dahil edilmesine, dahil edilecek bu bedel ile birlikte müvekkili alacağının 2.313.142,37TL olarak davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun yapılan tebligata rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı, davalı vekilinin duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Davalının kullanımına sunulan çeklerden dolayı, çek karşılığının bulunmaması halinde Çek Kanununun 3/3. Maddesi gereği çeki ibraz eden hamillere ödenen çek sorumluluk bedeli adı altında, konkordato kesin mühlet tarihinden önce ya da kesin mühlet tarihinden sonra ancak iltihak (alacaklar toplantısından 7 gün sonrası) süresine kadar, davacı banka tarafından hiç kimseye bir ödeme yapılmadığı, bu haliyle alacağın gerçek ve muaccel bir alacak niteliğine kavuşmadığı, davacı bankanın riskinin ancak kullanılan ve karşılıksız kalan çekler açısından söz konusu olabileceği, risk gerçekleşmemişse muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceği, bu itibarla söz konusu riskin konkordato projesine alacak olarak kaydının mümkün olmadığı anlaşıldığından, çek yaprağı güvence bedellerinden kaynaklı gayri nakdi alacak talebinin ise reddi gerekmiştir. DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1.285.486,08TL alacağın, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2024 tarih ve ... esas, ... karar sayılı kararı ile tasdik edilen konkordato projesine dahil edilerek, tasdik kararında belirtilen ödeme planındaki şekilde (iş bu mahkememiz kararı tarihine kadar vadesi gelen taksitler defaten ödenmek, iş bu mahkememiz kararı tarihinden sonraki taksitler ise ödeme planında belirtilen taksitlere ilave edilmek suretiyle) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın haklı olduğu tespit edilmesine rağmen davanın kısmen kabulü şeklinde karar tanzim edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddedilen kısmının hangi gerekçe ile reddedildiğinin de gerekçeli karardan tespit edilemediğini, kararın denetlenebilirlik ve tespit edilebilirlik bakımından da hukuka uygun ve elverişli olmadığını, müvekkili bankanın davaya konu alacak iddiasında haklı olduğunun ilk derece mahkemesi nezdinde tanzim edilen bilirkişi raporuyla açıkça tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin işbu raporu hükme esas aldığını gerekçeli kararda belirttiğini, bu durumda davanın kabulünün gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Öncelikle değerlendirilmesi gereken husus Eldeki uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu’nun 308/b. Maddesinde düzenlenen ve anılan maddede “alacakları itiraza uğramış”kavramı ile ifade edilen konkordato talep eden borçlunun alacağa itiraz etmesi sonucu “çekişmeli alacak” haline gelen alacaklarla ilgili alacaklının yasada belirtildiği üzere tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde açması gereken alacak davasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. Maddesi kapsamında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı ve dava şartı olan zorunlu arabuluculuğun dava açıldıktan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115/2.maddesi kapsamında mahkemece davacıya arabulucuya başvurmak için süre verilmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 301.maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır. İcra ve İflas Kanunu’nun 302/IV. Bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz. Çekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. Bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir. Ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. Bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açmak zorundadır. Külli bir tasfiye prosedürü olan konkordato, hem bu özelliği hem de tasdik halinde İİK’nın 308/c maddesi gereğinde konkordatoya katılsın katılmasın kural olarak konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğundan, 3.kişilerin de haklarını etkileyecek nitelikte kamusal bir karaktere sahiptir. Bu nedenle, hakimin tasdik koşulları bakımından resen inceleme ve araştırma yapması gerektiği gibi sürecin başarıya ulaşması bakımından yasada kısa ve kesin süreler öngörülmüştür. Arabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımı ile bir araya gelen tarafların kendi iradelerine tabi başka bir deyişle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukuki uyuşmazlıkları birlikte müzakere ederek çözümü kendi menfaatlerine göre sağladıkları yine alternatif bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabuluculukta yapılan anlaşma taraflar arasında sonuç doğurur. Nitekim; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-1. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir. Anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler ve bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılarak ilamların icrasına ilişkin genel hükümlere göre yerine getirilir. Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak olacak kira sözleşmesi ise kaynaklı uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeden ayrılmamıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, aşağıda anlatılacağı üzere alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir. Açıklanan nedenlerle, İİK’nın 308/b. Maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak ve konkordatoda ödemeler dengesini bozacak nitelikte olması nedeniyle ARABULUCULUĞA TABİ OLMADIĞI ANLAŞILMAKLA İŞİN ESASINA GEÇİLMİŞTİR. Nitekim Yargıtay 6. HD 14.03.2022 tarih 2022/1234 E. 2022/1358 K., 08.03.2022 tarihli 2021/2976 E. 2022/1249 K. sayılı ilamları Dava, "alacak" davasıdır. Somut olayda; bilindiği üzere konkordato davalarında, konkordato komiserinin alacaklıları alacaklarını beyan etmeye davet etmesinden sonra, alacaklıların bildirdiği alacak miktarı ve türü ile davacı borçlunun kayıtları arasında uyumsuzluk oluşması ve alacaklının bildirdiği miktarı borçlunun tamamen veya kısmen inkar etmesi halinde, çekişmeli alacak ortaya çıkmaktadır. 2004 s. İİK'nin 302/6. maddesine göre de, "Çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümler saklıdır." Konkordato davasına bakan mahkeme tarafından, 2004 s. İİK'nin 302/6. maddesi gereğince verilecek ara kararı, sadece nisaba katılması gereken alacağın tespitine ilişkin bir karar olup, borçlu ile alacaklı arasındaki alacak-verecek ihtilafını maddi hukuk yönünden ve esastan çözen bir karar olmayacaktır. Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 308/b maddesine göre, "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." Davacı tarafından da mevcut dava açılmış ise de; açılan bu dava, özü itibariyle genel hükümlere göre görülmesi gereken bir alacak davasıdır ve yargılama sonunda alacağa ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında 2004 Sayılı İİK'nın 308/b maddesinde belirtilen 1 aylık süre, bu davaların açılması için hak düşürücü süre olmayıp, konkordato davasında çekişmeli alacaklılar için pay ayrılması halinde, bu paydan yararlanabilmek için dava açılması gereken süre olduğu kabul edilmektedir. Bu itibarla davada hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesinin davalı şirket hakkında 07/06/2024 tarihli ve ... Esas, ... karar sayılı konkordatonun tasdiki kararının bir kısım müdahil vekillerince istinaf edildiği, Konya BAM ... HD. ... esas, ... karar sayılı kararı ile istinaf taleplerinin reddine ilişkin verilen kararın Yargıtay ... HD.'nin ... esas, ... karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği ve söz konusu kararının 26.03.2025 tarihinde onanmakla kesinleştiği anlaşılmıştır. Konkordato davasında, konkordato komiseri tarafından alacaklılardan kesin mühlet tarihi itibariyle alacaklarını konkordato komiserine bildirmeleri istenilerek bu hususun alacaklılara ilan ve tebliğ edildiği, davacı banka tarafından da 2.313.142,37 TL alacak bildiriminde bulunduğu, bu alacağın 882.062,00 TL'lik kısmının kabul edildiği, 1.431.080,37 TL''lik kısmının ihtilaflı hale geldiği anlaşılmıştır. Yargıtay HGK’nun 22/11/2018 gün ve 2017/19-822 E. 2018/1754 K. ve Yargıtay 19. HD’nin 06.10.2015 gün ve 2015/7057 E. 2015/12085 K. sayılı emsal içtihatlarında belirtildiği üzere, alacağın bir banka (kredi) alacağı olması halinde asıl alacak (anapara) hesap edilirken, kredinin ödenmeyen kısmı ile bu kısma temerrüt tarihine kadar işletilecek akdi faiz ve akdi faizin BMSV'sinin toplamının asıl alacak olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Konkordato projesinde asıl alacağa faiz işletilmesi kabul edilmemiş veya asıl alacak rehinli alacak niteliğinde değil ise, yukarıdaki yöntemle belirlenen banka asıl alacağına, 2004 s. İİK'nın 294/3. maddesi gereğince, temerrüt (veya en geç kesin mühlet) tarihinden itibaren temerrüt faizi de yürütülemeyeceği, ödenmeyen kredi alacağına akdi faiz yürütülmesinin de, temerrüt tarihi kesin mühletten önce ise temerrüt tarihine kadar, temerrüt kesin mühletten sonra ise en geç kesin mühlet tarihine kadar mümkün olduğu sonucuna varılmış, bilirkişilerden de bu yöntemle hesap yapılması istenildiği, Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan 11/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; Davacının, talep edilmiş olunan alacak beyanı ile ilgili, bildirilmiş olunan ana para borçları toplam tutarının -Banka Şubesinin 04.09.2023 tarihli beyanında yazılı olan- 1.032.062,00 TL’lik kısmın çek yaprağı güvence bedellerinin düşülmüş hali olan kefaleten 561.570,00 TL, asaleten 320.492,00 TL toplamı 882.062,00 TL’lik kısmının kabul edilmiş olduğu, gerçekleşmemiş çek yaprağı güvence bedelleri ile işletilmiş olan faiz ve masrafları kabul etmemiş olduğu, alacağın çekişmeli olduğu," tespitleri yapılmıştır. Buna göre, kesin mühlet tarihi itibariyle, davacı tarafın davalıdan alacağının 2.167,548,08 TL olduğu, konkordato projesinde 882.062,00TL'lik kısmının kabul edilmesi nedeniyle 1.285.486,08 TL daha alacağın bulunduğu, iltihak süresine kadar henüz nakde çevrilmeyen çek depo bedellerinin konkordato projesine dahil edilemeyeceği sonucuna varılması ve bu bedeller üzerinden davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddin isabetlidir. Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddinin gerektiği düşünülmektedir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 732,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.03/04/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.