T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/193 KARAR NO : 2026/326 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 26.12.2025 NUMARASI : 2024/768 Esas DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında istenilen ihtiyati tedbirin ara kararda yazılı nede…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/193 KARAR NO : 2026/326 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 26.12.2025 NUMARASI : 2024/768 Esas DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında istenilen ihtiyati tedbirin ara kararda yazılı nedenlerle reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili ve feri müdahil ...Odası vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin '... ... ve '... ... uygulaması ile yasa dışı taşımacılık yaparak, taksici esnafı ile haksız rekabete giriştiğini, uygulamanın taksici olmayan kişilerce ticari amaçla kullanıldığını uygulama üzerinden sürücü ve yolcu eşleşmesi yapılarak ücret karşılığında taşıma yapıldığını, uygulamada ayrıca izin ve ruhsatı bulunmayan elektrikli motosikletlerin de kullanıldığını, araçların izin ve ruhsatının bulunmadığının 22.04.2022 tarihli ... yazı cevabından anlaşıldığını, ... tarafından kullanılmasına izin verilmeyen motosikletlerin ... uygulaması üzerinden yolculuk hizmetinde kullanıldığını, uygulama üzerinden yolculuğunu, anlık talep üzerine ve yolcunun belirlediği güzergahta ücret karşılığı yapıldığından esasında taksicilik hizmeti sunulduğunu, İstanbul ilindeki taksicilik faaliyetinin Bakanlar Kurulunun 86/10553 sayılı kararı ile münhasıran taksi ruhsatı sahiplerine ait olduğunu, davalının organize ettiği taşımanın güzergahı seçildiğinde ekranda ücretin görüldüğünü, belirlenin ücretin de taksi hizmetine göre daha az olması nedeniyle taksici esnafı ile haksız rekabete girişildiğini, taşımanın hatır taşıması niteliğinde olmadığını, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesine İlişkin Kanun'un 1. Maddesine göre de elektronik ticarette haksız ticari uygulamalardan kaçınılması gerektiğini, davalının teknolojik gelişmeleri kullanarak haksız rekabet oluşturabilecek eylemler yaptığını, 2918 sayılı Kanun'un ek 2/3. Maddesi gereğince araçların tescil amacı dışında kullanılamayacağını, ayrıca izinsiz yolcu taşınması halinde ceza verileceğini, 5217 sayılı Kanun'un 7/ı-p maddesinde, büyükşehir belediyelerinin toplu taşıma işlemlerini denetleme ve taksiler ile diğer araçlara ruhsat verme ile görevlendirildiğini, bu kapsamda ruhsat alınmadan taksicilik yapılarak yolcu taşınmasının yasaklı olduğunu, belediyenin ilgili birimince taksilerde güvenlik amacıyla bir çok önlem alınmasına rağmen, korsan şekilde işletilen taksilerde bu güvenlik önlemleri alınmadığından kamu güvenliğinin tehlikeye girdiğini, davalının uygulaması üzerinden korsan taksicilik yapıldığına ilişkin ilanlar yapıldığını, davalının sicil kaydında scooter araçların alım satımı ve kiralanması, ulaşım konusunda bilgisayar yazılımları üretilmesinin iş konusu olarak seçilmesine rağmen, fiili olarak ücretli taşımacılık yapıldığını, uygulamanın tanıtımda ise ücret alınmadığının belirtilerek haksız rekabet yapıldığını, benzer şekilde taşıma yapan ... şirketinin haksız rekabet yaptığının tespitine karar verildiğini, uygulamanın, uygulama marketlerinden kolaylıkla indirilebildiğini, araç sahiplerinin taşıma ruhsatı olmadan sisteme girebildiklerini, daha önce benzer şekilde taşıma yapan ... şirketi yetkililerinin haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/1744 E.,2022/985 K. sayılı ilamı ile cezalandırıldıklarını ileri sürerek, davalılar tarafından https://www.marti.tech/ internet sitesi/mobil internet sitesi ve ... isimli mobil uygulama üzerinden ... ... ve ... ... hizmetinin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile önlenmesine, ... ... ve ... ... isimli hizmetin internet ve mobil uygulama dahil her türlü mecra üzerinden sunulmasının engellenmesine, haksız rekabetin men'ine, kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere, haksız rekabetin durdurulması için https://www.marti.tech/ internet sitesi/mobil internet sitesi ve '... isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan ... ... ve ... ... hizmetine erişimin engellenmesine tedbiren karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı ...Esnaf Odası vekili, dava dilekçesinde özetle; benzer beyanlarla davacının haksız rekabet yaptığının belirtilerek davalının haksız rekabetinin tespiti, önlenmesi ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, her iki dosya arasında irtibat bulunduğu gerekçesiyle bu dosyanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/768 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin ... mobil uygulaması üzerinden şehir içi mobilite ihtiyacının karşılanması için elektrikli scooter, elektrikli mopet, elektrikli mobiletler kiralandığını, ayrıca güzergah paylaşımına olanak tanıyan ... ... uygulamasının işletildiğini, mobil uygulamanın ücretsiz olduğunu, ... ... ve sürücüler arasındaki ilişkilerin düzenleyen kullanıcı sözleşmesinin 2. maddesinde uygulamanın kar veya ticari amaçla kullanılmayacağının düzenlendiğini, araçları paylaşanların kar ve kazanç amacıyla ilave faaliyetlerde bulunamayacağı ve ...'nın yolculuklara güzergah paylaşım tutarına, varış yeri ve zamanına müdahale etmeyeceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin 1.1.maddesinde de araç paylaşım miktarının paylaşan sürücü tarafından özgürce belirlendiğini, müvekkilinin ... ... adlı bir hizmeti bulunmadığını, kamu bilgisine açık bir hizmetin sunulmayan başlandıktan 20 ay sonra hukuka aykırılığının iddia edilmesinin MTK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu, ... uygulaması vasıtasıyla gerçekleşen ... kiralama işinin İstanbul dışında da yürütüldüğünü ve İstanbul'da ki taksicilerin bir kısmını temsil eden davacının bu hizmetin tüm Türkiye'de men'ini isteyemeyeceğini, müvekkilinin taşımacılık yapmadığının dava dilekçesindeki bir kısım açıklamalarda da kabul edildiğini, bireylerin özel araçlarıyla ticari olmayan taşıma yapmalarının yasaklanmadığını, aksine 4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu'nun 2.maddesinde özel otomobillerle ve bunların römorklarıyla yapılan taşımaların kanun kapsamı dışında tutulduğunu, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin kapsam başlıklı 2/2. maddesinde de özel otomobillerle yapılan taşımaların ticari olmayan taşıma olarak adlandırıldığını, bu tür faaliyetlerin herhangi bir izne veya onaya bağlanmadığını, yasada aranan şartın otomobille taşıma yapılması ve taşımanın ticari nitelikte olmaması olduğunu, müvekkilinin sadece mevzuatın izin verdiği, bireylerin ticari olmayan şekilde kendi otomobilleri ile ticari olmayan güzergah paylaşımını yapmalarına imkan sağladığını, yasanın olanak verdiği eylemlerin haksız rekabet oluşturmayacağını, özgürlük alanındaki faaliyetin yapılmasını sağlayan uygulamanın haksız rekabet oluşturmadığını, ... ile yolculuk paylaşımından istifade eden kişi arasında bir taşımacılık sözleşmesi bulunmadığını, elektronik ticaret alanında “yer sağlayıcı” olan ...'nın, ... ... uygulamasını kullanan sürücülerin uygulamayı ticari amaçla mı yoksa ticari olmayan amaçlarla mı kullandıkları hususunu denetlemekle yükümlü olmadığını, kullanıcı sözleşmelerinde ödemeye ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldığını ve bu düzenlemeler kapsamında müvekkilinin ücrete tahsiline ve belirlenmesine aracılık etmediğini, uygulama ile güzergah paylaşan kişilerin de taşımacılık yapmadığını, geçici ve kar amacı gütmeyen bu faaliyetin ticari bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin yapmış olduğu işlemlerle ... uygulaması arasında bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, 06.03.2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve https://www.marti.tech./internet sitesi/mobil internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan ''... ...'' ve ''... ...''e yönelik erişimin engellenmesine, karar verilmiştir. Bu karara yönelik istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 20.06.2023 tarih ve 2023/1092 - 1132 Esas Karar sayılı ilamı ile mevcut aşama itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 19.07.2024 tarih ve 2023/87 Esas, 2024/524 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 21.11.2024 tarih, 2024/1687 Esas - 2026/1662 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında 19.12.2025 tarihli duruşmada davacı ...Esnaf Odası vekili beyanında özetle; davanın niteliği itibariyle topluluk davası olduğu ve tedbir kararı verilebilmesi için zararın oluşmasının gerekmediği, Anayasanın 173.maddesi gereği kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında alınan raporlar ile davadaki haklılığın kanıtlandığı belirtilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini istenmiştir. Davacı Odanın yetkilisi ... 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; telafisi mümkün olmayan zararların ve taksici esnafının kazanç kaybı ile mağduriyetlerinin giderilmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Birleşen dosya davacısı vekili 19.12.2025 tarihli duruşmada özetle; birleşen dosyada özellikle ... sürücü uygulaması yönünden tedbir talep edildiğini, uygulamayı kullanan araç sürücülerinin ve yolcularının yolda durdurularak idari para cezası uygulandığını, mahkemece dosyaya sunulan raporların incelenerek nihai karar verilmesi gerektiğini, ancak daha önce oluşacak zararların önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ...Odası vekili 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; yaklaşık ispatın sağlandığını telafisi güç ve imkansız zararların doğmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ... Kooperatifi vekili 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında; bilirkişi raporuyla haksız rekabetin tespit edildiğinden ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ...Federasyonu vekili 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; bilirkişi raporu ile haksız rekabetin tespit edildiğini, taksici esnafının mağduriyetinin arttığını belirterek, ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenmiştir. Feri Müdahil ...Federasyonu temsilcisi 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; yargılama sürecinde tedbir kararı verilmedikçe mağduriyetlerin arttığını belirterek ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ...İşletme Kooperatifi vekili 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; bilirkişi raporuyla davanın haklılığının kanıtlandığını belirterek, ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ...Odası Başkanlığı vekili 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında; davanın kabulü ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ...Odası vekili 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında; davanın kabulü ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ...Esnaf odası vekili 19.1.22025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; bilirkişi raporuyla davadaki haklılığın kanıtlandığını, davalının çalışma izni bulunmadığını belirterek, ihtiyati tedbire karar verilmesini istemiştir. Feri Müdahil ... Esnaf odası temsilcisi 19.12.2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; taksicilik için gereken izinlerin alınmadan aplikasyon üzerinden aynı işin yapılmasının haksız rekabet oluşturduğu belirterek davacının faaliyetlerinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi ihtiyati tedbir taleplerini değerlendiği 26.12.2025 tarihli ara kararında özetle; "...Somut olayda, davacı tarafın, davalı şirketin mobil uygulamasına erişimin tedbiren engellenmesi talebinin; mahkememizce ihtiyati tedbir talebinin 01/03/2023 tarihli ara kararda değerlendirilmesi sonucu kabul kararı verildiği, ihtiyati tedbire itirazın duruşmada değerlendirilmesi sonucu itirazın kısmen kabul edildiği, istinaf incelemesi sonucunda ise davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, ,davalı şirketin sahibi olduğu ... ... isimli aplikasyon aracılığı ile ticari bir faaliyet veya meri mevzuat uyarınca izin veya ruhsata bağlı bir taşıma faaliyeti veya bu taşımaya aracılık edilip edilmediğinin, yapılan işlemin niteliği, kullanıcı sözleşmesi, ücret veya komisyon durumu, faaliyetin elektronik ticaret kanunu kapsamında yer sağlama hizmeti olup olmadığı, 2918 Sayılı Kanun'un 3. Maddesi ile taşımaya ilişkin yönetmelikler ve ...'nin Ticari Taksi Yönergesine uygun olup olmadığına yönelik incelemenin mahkememizce delillere dayalı olarak devam ettiği, bu aşamada yeniden talep edilen tedbirin dosyadaki delil durumuna göre yerinde olmadığı, bu kapsamda davacı tarafça ihtiyati tedbire ilişkin yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla talep eden vekillerinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacıların vekilleri ile feri müdahil ...Odası vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı ...Esnaf Odası vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, davanın esasındaki haklılığa ilişkin tespitler yapıldığı gözetilerek tedbir talebinin kabul edilmesi gerekirken gerekçesiz şekilde talebin reddine karar verildiğini, daha önce verilen kabul kararının bilirkişi raporundaki eksiklikler nedeniyle kaldırıldığını, mahkemece bilirkişi raporu alınarak istinaf kararında belirtilmen eksikliğin giderildiğini, buna rağmen mahkemece ek rapor alındığını, davalının ve mahkemenin bilirkişiden cevaplanması istediği hususların hukuki konular olması nedeniyle bu konularda bilirkişiden görüş alınamayacağını, daha önce bilirkişi raporu ve itiraz süresinin dolmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, rapora itiraz süresi geçtikten sonra bu kez ek rapor alınacağı belirtilerek talebin reddedildiğini, bilirkişi raporunun inceleme ve değerlendirme başlıklı 3. maddesinin A bendinde yer alan tespitlerin davacının sorularının yanıtlanmasına ilişkin olup bu tespitlerde, davalının uygulamasının bilişim hizmeti olmadığı, taşımacılık hizmeti sunduğunun belirlendiğini, ... ... uygulamasının yalnızca yolcu ile şoförü buluşturan pasif bir aracılık hizmeti sunmadığı, sözleşmenin kurulmasında etkin ve belirleyici bir taraf olduğu, bu kabulün sadece ulusal hukuk ilkeleriyle değil, Avrupa Birliği hukukunda gelişen içtihat ile de örtüştüğünü, Avrupa Adalet Divanı'nın ... SL kararında (...), ...'in kendisini yalnızca dijital bir platform olarak tanımlamasına rağmen, mahkeme ...'in taşıma hizmetinin sunumunda aktif bir rol üstlenmesi, fiyatları belirlemesi ve sürücüler ile yolcular arasındaki tüm işleyişi kontrol etmesi nedeniyle taşımacılık hizmetinin bizzat sağlayıcısı olduğuna hükmettiğini, davalının hizmetinin de sadece bir eşleştirme fonksiyonu taşımadığını, tüm operasyonu yöneten, süreci düzenleyen ve hukuki/iktisadi sonuçlarını üstlenen bir yapı hazırlandığını, mahkemece sorulan 2. sorusu olan özel otomobillerle ticari olmayan amaçlarla yolculuk paylaşımı yapılması ve bunu yaparken yolculuk paylaşım tutarı almalarının 4925, 2918, 5216 ve 5393 Sayılı Kanunlar, yönerge ve BKK ile değerlendirilmesine ilişkin sorunun, bilirkişilerce uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle cevaplandırılmadığını, bu soruların hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülecek olması nedeniyle ek rapor talep edilemeyeceğini, raporun mahkemece yeterince değerlendirilmeden ek rapor alınmasına karar verildiğini, sunulan uzman görüşlerinde de davalının izin belgesi almadan taşımacılık faaliyeti yaptığının belirlendiğini, davalının faaliyetinin yukarıda numarası yazılan tüm yasalara açıkça aykırı bir taşıma faaliyeti olduğunu, yasa dışı faaliyet nedeniyle trafik zabıtasınca sürücü ve yolculara ceza uygulandığını, davalının kullanıcı sözleşmesinin ticari kullanımı yasaklandığının savunulmasına rağmen sunulan delillerden davalının sürücüler için “yüksek fiyatlı bölgeler aktif” şeklinde reklamları ile bazı bölgelerden daha fazla gelir elde edilmesini teşvik ettiği, bu şekilde davalının, sürücülerinin gelirlerini artırmaya yönelik kampanya çalışmaları yürüttüğü, ticari kullanımın uygulamanın faaliyette bulunduğu tüm kullanıcılar ve dahi normal, makul her bir kullanıcı tarafından bilindiğini, buna rağmen muvazaalı işlemlerle ticari bir amaç bulunmadığının savunulduğunu, uygulamanın sürücüler tarafından gelir getirici amaçlı kullanıldığın herkesçe bilindiğini, bir yandan ticari kullanımın yasaklandığının söylenirken diğer yandan bunun teşvik edilmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, ... ve ... kararlarında da davalının savunması gibi bilişim hizmeti verdiğini iddia eden şirketlerin yolcu taşımacılığı yaptığının tespit edildiğini, buna rağmen davanın uzamasına yönelik taleplere itibar edilmesinin müvekkili ve temsil ettiği esnaf açısından adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, davalının süreç içinde değiştirdiği ücretlendirme politikası ile yaptığı işin ticari bir faaliyet olduğunu gösterdiğini, davalının yeni üyelik paketlerini tanıtmasının da bu hususu doğruladığını, davacının her ortamda yolculuk paylaşımından gelir elde ettiğini beyan etmesine rağmen mahkemece hala bu hususun araştırılarak davanın uzamasına sebebiyet verildiğini, taşımanın hatır taşıması niteliğinde olmadığının bilirkişi raporunda etraflıca açıklandığını, taşıma işini yapan davacının eyleminin açık şekilde haksız rekabet oluşturduğunu, oluşan zarara ilişkin olarak aynı pazarda faaliyet gösteren, aynı müşteri çevresine hizmet veren biri yasal taşımacılık yapan ticari taksiler ile diğeri yasa dışı taşımacılık yaptığı anlaşılan davalının eylemi ile taksici esnafının iş kapasitesinin düştüğünü, herkesçe bilinen bu olguların ayrıca ispatına dahi gerek bulunmadığını, bu hali ile HMK'nnı 389 ve devamı maddelerindeki tedbir koşullarının oluştuğunu, davalının uygulamasının taksilere ikame olarak kullanıldığını, sadece ... yazı cevabına göre elektronik ortamda meydana gelen taksi yolculukları uygulamanın kapalı olduğu yalnızca 4 saatlik zaman diliminde dahi ciddi oranda arttığını, bunun da davalının faaliyetinin doğrudan taksicilerin gelirini düşürdüğünü kanıtladığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı ...Esnaf Odası vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl davada davacı vekilinin sunduğu dilekçedeki beyanlara benzer şekilde, mahkemenin cevaplandırılmasını istediği hususların hukuki konulara ilişkin olduğunu ve hukuki konularda bilirkişinin görüşünün alınamayacağını, daha önceki taleplerin raporun beklenmesi nedeniyle reddedildiğini, şimdi ise usulsüz şekilde ek rapor alınacağı gerekçesiyle tedbir talebinin reddedildiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerde bulunduğun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, 4925 ve 2918 Sayılı Kanunların yorumlanması halinde dahi TTK yönünden belirlenen haksız rekabetin değişmeyeceğini, bilirkişiden cevaplandırılması istenilen soruların sonucu değiştiremeyeceğini, bilirkişi raporunun inceleme ve değerlendirme başlıklı 3. maddesinin A bendinde yer alan tespitlerın davacı sorularının yanıtlanmasına ilişkin olup bu tespitlerde, ... uygulaması olmadan yolcu ile şoförün bir araya gelmeyeceği, yolculuk hizmetinin ücrete tabi olduğu, davalının her ne kadar ücret alınmadığını iddia etmekte ise de dosyaya sunulan deliller ve yapılan tespitler ... uygulamasında yolculuk hizmetinin ücrete tabi olduğun, ücretin yolculuk öncesinde belirlendiği, davalının ticaret şirketi olarak adi sahasının olmadığı ve uygulamanın ticari iş olduğu, yolcunun güvenliğinin sürücü tarafından sağlandığı, şikayetlerin ... müşteri hizmetleri tarafından incelendiği, trafiğe çıkan araçlarda bir sınırlama olmadığı gibi öz mal olması yönünde bir şart aranmadığı, ticari amaçla taşımacılık yetkisini gösteren bir belge aranmadığı, yolcuya ücret pazarlığı noktasında %20’ye kadar artırma ve %5’e kadar düşürme imkânı verildiğinin tespit edildiğini, bu tespitlerden davalının sürücü ile yolcu arasındaki ücrete dahil olduğunun anlaşılacağını, davalının yalnızca yolcu ile şoförü buluşturan pasif bir aracılık hizmeti sunmadığını, sözleşmenin kurulmasında etkin ve belirleyici bir taraf olduğunu, benzer şekilde hizmet veren ...'in taşıma yaptığının belirlenerek haksız rekabetinin önlenmesine karar verildiğini, yapılan taşımanın hatır taşıması niteliğinde olmadığını, bir çok ... sürücüsüne ceza uygulanarak araçlarının trafikten men edildiğini, husumetin incelenmesinin mahkemeye ait olmasına rağmen bilirkişilerden görüş istendiğini, ... ... uygulamasının sürücüler tarafından gelir getirici amaçlı kullanıldığının herkesçe bilindiğini, davalının bu eylemleri özendirmesinin muvazaalı ve dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, dosyadaki uzman görüşünde de davalının taşımacı olduğu ve bu faaliyetini dürüstlük kuralına aykırı şekilde gizlemeye çalıştığının açıklandığını, davalının sürücülerden komisyon aldığının sunduğu mali tablolardan anlaşılabileceğini, alınan raporların hüküm vermek için yeterli olduğunu ve davanın karar verilecek ölçüde aydınlandığını, HMK’nın 390/3.maddesine göre ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu hükme bağladığını, kaldırma kararı öncesi ve sonrası alınan toplam 3 adet bilirkişi raporunda değişmez şekilde haksız rekabetin varlığının belirlendiğini, yaklaşık ispatı aşar şekilde tam bir ispat gerçekleşmiş olmasına rağmen delillerin göz ardı edilmesi ile yaklaşık ispatın oluşmadığı ve bunun da eksik bilirkişi raporuna bağlı olarak gerekçelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Feri müdahil ...Odası vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl ve birleşen davada davacılar vekillerince sunulan istinaf dilekçelerindeki beyanlara benzer şekilde bilirkişi raporu alınarak istinaf kararı ile belirlenen eksik hususların giderilmesine rağmen mahkemece bilirkişilerden davalının eyleminin 4925 sayılı Karayolu Taşımacılık Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ve bunlara dayalı çıkarılan yönetmelik ile 18.5.2022 tarihli Taksi Taşımacılığı Yönergesi ve ilgili Bakanlar Kurulu Kararları, TTK'nın 850 ve devamı maddeleri ile Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde taşımacılık oluşturup oluşturmadığı hususları konusunda, ek rapor alınmasına karar verildiğini, ancak hukuki konularda bilirkişi görüşünün alınmasının kanunen yasak olduğunu, davalının haksız rekabet teşkil eden nitelikte faaliyetlerde bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, ... uygulaması olmadan yolcu ile şoförün bir araya gelmeyeceği, yolculuk hizmetinin ücrete tabi olduğu, davalının ücret alınmadığını iddia etmesine rağmen ... ... uygulamasında yolculuk hizmetinin ücrete tabi olduğu, ücretin yolculuk öncesinde belirlendiği, davalının anonim şirket olarak adi sahasının bulunmadığı ve tüm işlerinin ticari olduğu, ticari işin niteliğinin tespitinde kar/ zarar durumunun niteliğinin önemli olmadığı, yolcunun güvenliğinin sürücü tarafından sağlandığı, şikayetlerin ... müşteri hizmetleri tarafından incelendiği, trafiğe çıkan araçlarda bir sınırlama olmadığı gibi öz mal olması yönünde bir şart aranmadığı, ticari amaçla taşımacılık yetkisini gösteren bir belge aranmadığı, yolcuya ücret pazarlığı noktasında %20’ye kadar artırma ve %5’e kadar düşürme imkânı verildiğinin belirlendiğini, ayrıca davalının uygulamasının bilişim hizmeti olmadığı, bilakis taşımacılık hizmeti sunduğunun da belirlendiğini, ...'nın yalnızca yolcu ile şoförü buluşturan pasif bir aracılık hizmeti sunmadığı, sözleşmenin kurulmasında etkin ve belirleyici bir taraf olduğunu, bu tespitlere göre davalının yalnızca aracı konumunda olmayıp, taşıma faaliyetinin organizatörü, yöneticisi ve ifa sürecinin sorumlusu olduğunu, davalının taşıma sözleşmesinin tarafı olduğunun Avrupa Birliği hukukunda gelişen içtihat ile de örtüştüğünü, Avrupa Adalet Divanı’nın ... SL kararında, ...’in kendisini yalnızca dijital bir platform olarak tanımlamasına rağmen, mahkemece ...’in taşıma hizmetinin sunumunda aktif bir rol üstlenmesi, fiyatları belirlemesi ve sürücüler ile yolcular arasındaki tüm işleyişi kontrol etmesi nedeniyle taşımacılık hizmetinin bizzat sağlayıcısı olduğuna hükmedildiğini, davalının uygulamasının yalnızca bir eşleştirme fonksiyonu taşımadığını, tüm operasyonu yöneten, süreci düzenleyen ve hukuki/iktisadi sonuçlarını üstlenen bir yapıya sahip olduğunu, ...'nın sadece şoför adına hareket eden bir temsilci değil, taşıma edimini fiilen üstlenen, edimin ifası üzerinde kontrol sahibi olan ve kullanıcılarla hukuki ilişki kuran bir asıl borçlu konumunda olduğu, benzer uygulama sahibi ... hakkında yapılan yargılamada aynı faaliyetlerin haksız rekabet oluşturduğunun belirlendiğini, nitekim mahkemenin ek rapor istediği hususların bilirkişilerin uzmanlık alanları dışında kaldığının daha önce bilirkişilerce belirtildiğini, uygulamanın taşıma işini organize etmesi ve yasa dışı taşıma nedeniyle bir çok araç sürücüsüne ceza yazıldığını ve araçlarının trafikten men edildiğini, davalının uygulamasının geçerli olan tüm taşıma mevzuatı kapsamında ticari taşıma olarak belirlendiğini, davalının geliştirdiği ve dinamik fiyatlandırma olarak adlandırdığı yönteme de taşıma faaliyeti yaptığını ortaya koyduğunu, davalı şirketin her platformda yolculuk paylaşımında gelir elde ettiğini paylaşmaktan imtina etmediğini, bu açıdan yapılan taşımanın hatır taşıması olarak da değerlendirilemeyeceğini, ... ulaştırma birimi tarafından 23.09.2025 tarihinde hazırlanan ... ... Uygulamasının Yasal Ve Teknik Açıdan incelenmesine dair uzman görüşünde ride-hailing hizmetinin yani davalı tarafından gerçekleştirilen hizmetin yasal altyapısı olmadığının belirlendiğini, bunun sebebinin de bu hizmeti veren şirketlerin kendilerini taşıma şirketi olarak değil teknoloji şirketi olarak tanıtmasından kaynaklandığının tespit edildiğini, raporlardaki tespitlere göre davalının ticari amaçla taşımacılık yapıldığı, taşımacılık ücretinin pazarlık limitlerinin davalı tarafından -%5 ve +%20 olarak belirlendiği ve davalının ücret sürecinde de aktif yönetim pozisyonu olduğunu, davalının hedef kitlesinin taksi yolcuları olduğunu, uygulamada belirlenen ücret ve ücretin alt-üst limit sınırlarının metro,otobüs gibi toplu taşıma araçlarına ödenecek bedellerin çok üstünde olduğunu, yapılan reklamlarla taksi yolcularını davalının uygulamasını kullanmaya yönlendirildiğini ve taksi ile aynı pazarda hizmet veren iki ayrı hizmetin ortaya konduğunu, yolcular açısından daha ucuz hizmetin tercih edilmesinin de hayatın olağan akışı gereği olması karşısında taksi yolcularının ... kullanması ile taksi yolcu sayılarının düşmesinin kaçınılmaz olduğu, HMK'nnı 390.maddesinde belirlenen yaklaşık ispatı aşar kesin bir ispatın sağlandığını, HMK'nın 389 ve devamı maddelerindeki tedbire ilişkin tüm koşulların oluşmasına rağmen mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince açılmış haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası içinde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Dava içinde TTK'nın 61.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında asıl ve birleşen davalarda davacıların vekillerinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair 26.12.2025 tarihli arar karar verilmiş; bu ara karar karşı asıl ve birleşen davada davacıların vekilleri ile feri müdahil ... Odası Başkanlığı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Haksız rekabet davalarında ihtiyati tedbire ilişkin TTK'nın 61/1. maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56.maddenin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulu muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır. Bu nedenle, TTK'nın 56 ve devamı maddelerine dayalı talebine ilişkin olarak ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda ise tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. Haksız rekabetin koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı konularındaki nihai değerlendirme, elbette devam etmekte olan yargılama sonunda verilecek esas hükümle ortaya çıkacaktır. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı üzerine, istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizce haksız rekabetin tespiti için yapılan incelemenin yetersiz olduğu ve davalının internet uygulamasının şehir içi ulaşım niteliğinde olup olmadığının tespiti için aralarında toplu taşıma konusunda uzman bir kişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiği belirlenerek karar kaldırılmıştır. Mahkemece kaldırma kararı üzerine oluşturulan bilirkişi kurulundan 26.09.2025 tarihli rapor alınmıştır. Raporun taraflara tebliği üzerine davacılar ve feri müdahiller vekillerince rapora karşı beyanda bulunulmuş, davalı vekil ise rapora itiraz ederek ek rapor olanmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan 19.12.2025 tarihli duruşmada ek bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacılar ve feri müdahiller yapılan incelemenin yeterli olduğunu, davalının taşımacılık faaliyeti yaptığını, yapılan faaliyette ücreti belirlediğini ve ibraz ettiği bilanço ve yayınlara göre ücretten komisyon aldığını, bu nedenle yaklaşık ispatı aşar ölçüde davanın kanıtlandığını ileri sürmektedirler. Mahkemenin 19.12.2025 tarihli ara kararında, önceki raporda, sorulan bir kısım sorulara uzmanlık alanı dışında olduğunu beyan eden bilirkişilerin yerine yeni bilirkişiler tayin edilerek oluşacak yeni heyette tespit edilen eksiklikler dikkate alınarak ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece tespit edilen eksiklikler hususunda ek rapor alınması, kaldırma kararımıza uygundur. TTK'nın 61 ve HMK'nın 389.maddesi birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi gerekir. Ciddi bir zararın doğacağı konusunda da yaklaşık ispat koşulu sağlanmalıdır. Diğer taraftan ihtiyati tedbirde, taraflar arasındaki hukuki ilişkideki menfaat dengesinin gözetilmesi gerekir. Başka bir anlatımla tedbir kararının ve uygulanan tedbirin ölçülü ve orantılı olması gerekir. Bu kavram bir çok yüksek mahkeme kararında hükümle elde edilebilecek nihai sonucu ihtiyati tedbir kararıyla elde edilemeyeceği şeklinde somutlaştırılmıştır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için ciddi bir zarar tehlikesi ile davadaki haklılığın yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekir.Mahkemece, kaldırma kararımız doğrultusunda ek rapor alınmasına ilişkin verilen ara karar usulüne uygun olup, hukuki konularda, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği bilgilerle çözülebilecek hukuki konularda bilirkişi raporu alınması HMK'nın 266. maddesine göre mümkün değildir. Bu şekilde alınmış bir rapordaki görüşlerin de mahkemenin takdirinde oldğu açıktır. Ancak, davalının uygulaması ve yaptığı faaliyetin şehir içi taşıma niteliğinde olup olmadığının, haksız rekabetin oluşup oluşmadığının uzman bilirkişilerden alınacak raporla belirlenmesi gerekmektedir. Bu açıdan yapılan faaliyetin niteliğinin tam olarak belirlenmesi bakımından tahkikatın devam ettiği ve ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde telafisi güç veya imkansız zararlar oluşacağının yaklaşık olarak kanıtlanmaması nedeniyle mahkemece bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Mahkemece, yargılama sırasında ortaya çıkacak yeni delil durumuna göre her zaman yeniden değerlendirme yapılması mümkün olup, istinaf konusu ara karar tarihi itibariyle verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin ve feri müdahil vekilinin tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin ve feri müdahil vekilinin tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.