T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/02/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/02/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvurduklarını, anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin cari hesaptan kaynaklı Euro kur farkı alacağının tahsili için davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattıklarını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının borca itiraz dilekçesinde borcun tüm ferileri ile birlikte tamamına itiraz edildiğini, alacaklarının cari hesap ekstrasından kaynaklı Euro kur farkı alacağı olduğunu, davalının yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin takip talebinde belirtilen faiz oranı işletilerek devamına,%20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve dava masraflarının davalı taraf üzeride bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ödemenin çek ile yapılmış olması sebebiyle kur farkının istenemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında cari hesap ilişkisinin olduğunu, alacağın Euro cinsinden ödenmesine karar verildiğini, davacının basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne aykırı bir şekilde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin fatura bedellerini çek vasıtası ile ödenmesini teklif ettiğini ve davacının da bu teklifi kabul ettiğini, fatura bedellerinin çek keşide etmek suretiyle ödenmesinin kabul edildiğinin açıkça görüleceğini, yabancı para cinsi üzerinden düzenlenen fatura bedellerinin Türk Lirası cinsinden ve çek vasıtası ile ödenmesinin kabul edilmesi halinde kur fakının istenemeyeceğini, istenmesi için ise alacaklının bu hakkını saklı tuttuğunu açıkça bildirmesi gerektiğini, tarafların cari hesap ilişkisi içerisinde ticari alışverişleri mevcut olmakla, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi halinde görüleceği üzere müvekkilinin borçlu değil aksine davacıdan alacaklı olduğunun tespit edileceğini belirterek, teminatsız olarak ihtiyati haciz konulması talebinin ve davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatı ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davalının Euro bedelli olarak düzenlenen faturala karşılık bir kısım nakit verdiği, bir kısım için ise TL bedelli çek düzenleyerek davacıya verdiği, davacı tarafından çek bedelinin kayıt tarihindeki Euro satış döviz kuru üzerinden Euro'ya çevrilerek kaydedildiği, çekin tahsil edildiği, tahsil edildiği tarihteki kur üzerinden Euro'ya çevrilerek Euro borcundan düşüldüğü, bu şekilde davacının ticari kayıtlarında döviz kuru farkından kaynaklı 1.336,76 Euro borçlu göründüğü belirlenmiş ise de; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği istikrar kazanmış bir uygulamadır. Çekin bir ödeme vasıtası olduğu ve döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketle arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalı şirket adına bilirkişi raporunda da belirtilen Euro karşılığı faturaları düzenlediğini, davalının ise borcuna karşılık Türk Lirası cinsinden ödemelerde bulunduğunu, söz konusu faturalarda; "Vadeli satışlarda; ödemenin tahsil olduğu gündeki Merkez Bankası Döviz Satış Kuru üzerinden değerlendirilecektir. Fark doğması halinde, doğan fark ALICI tarafından kabul edilip 1(bir) hafta içerisinde ALICI tarafından ödenecektir." kaydının bulunduğunu ve davalı tarafça bu faturalara itiraz edilmediğinin bilirkişi raporunda belirtildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin aldığı ödemeler bakımından kur farkını talep etme hakkını saklı tuttuğunun açık olduğunu, kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlı olduğunu, dolayısıyla yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmayacağını, gerek faturaların Euro cinsinden olması gerekse faturalarda yer alan kayıtların müvekkilinin davalıdan fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkı talep edebileceğini ortaya koyduğunu, çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, alacağın likit olduğunu, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının kur farkı isteyemeyecek olmasının yerleşik Yargıtay kararlarıyla sabit olmasına (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3234 Esas - 2019/1778 Karar ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/6717 Esas - 2022/670 Karar sayılı ilamları), bu gerekçelere dayanan kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...