İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, tacir olan davalı ile arasındaki ticari ilişki gereği takip ekinde yer alan ekstreden de görüleceği üzere faturalar tanzim ettiğini, ticari amaçla kul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/408 KARAR NO : 2025/1352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/09/2021 NUMARASI : 2019/171 Esas - 2021/595 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, tacir olan davalı ile arasındaki ticari ilişki gereği takip ekinde yer alan ekstreden de görüleceği üzere faturalar tanzim ettiğini, ticari amaçla kullanılmak üzere ve ayrıca davalının borçlarını doğrudan ödemek suretiyle neticeten takibe konu miktardaki bedeli banka kanalıyla parçalar halinde gönderdiğini, takip ekindeki ekstre incelendiğinde davalı tarafından da müvekkiline faturalar kesildiğini, para gönderileri bulunduğunun görüleceğini, davalı, müvekkilinin alacağını ödemek yerine kötüniyetli olarak 21.06.2018 tarihli ... seri numaralı 7 adet fatura düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, faturaların içeriği gerçeğe uygun olmadığını, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığından faturalara itiraz edildiğini ve Bakırköy 40.Noterliği’nin 28.06.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaların davalıya iade edildiğini, kötü niyetli davalının, söz konusu gerçeğe aykırı faturalarla, müvekkiline olan borcunu ticari defter ve kayıtlarında kapatma amacıyla hareket ettiğinin açık olduğunu, zira aynı gün ve seri olarak kesilen faturaların başka türlü izahının mümkün olmadığını, davalının söz konusu faturalar için herhangi bir hukuki yola başvurmamış olduğunu ve bu durumun bile davalının kötüniyetle hareket ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu, müvekkili olan şirkete vekâleten davalı ... Uluslararası Taş. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. aleyhine İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibi neticesinde ödeme emri tebliğ edilmesi üzerine davalının; borca, faize ve tüm fer’ilerine itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu belirterek bu nedenle itirazın iptali davası açtıklarını, itirazın iptaline, takibin devamında ve tazminata karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin alacağı olduğunu iddia eden davacının aksine müvekkiline borçlu durumda olduğunu, müvekkili olan şirketin uluslararası taşıma işleri ile ilgili iştigal eden UDH Bakanlığına bağlı tam yetki belgelerine sahip bir şirket olduğunu, tarafların daha öncesinde birbirlerini tanımadıklarını, daha sonrasında aralarında oluşan samimiyet neticesinde davacının müvekkili olan firmaya ortak olabileceğini söylediğini, akabinde müvekkilinin ve davacının aralarında anlaşarak müvekkili olan şirket şirket çatısı altında davacıya ait olan şirketi birleştirme kararı aldıklarını, ancak davacının kendisinin ve çalışanlarının müvekkiline ait olan şirketin bulunduğu adrese gelemeyeceklerini gerekçe göstererek ... Şirketinin tüm donanımı ile birlikte Prof Lojistik - ...'ün Şirinevler adresine taşınmalarını talep ettiğini, akabinde davacı tarafından ayarlanan kamyon ile müvekkili olan şirketin belirtilen adrese taşındığını, taraflar arasındaki ortaklığa göre ... ve ...'ın borçları bittiğinde Maviyoldan %40 hissenin ...'e verileceğine karar verildiğini, fiili olarak ortaklığın 01/05/2017 tarihinde başladığını, fiili olarak ortaklık başladıktan sonra davacının kendi firmasından ticarete devam ederken ilaveten de bir çok firma ve kuruluşa ...'u satın aldığını yazılı ve sözlü ifşa ederek kendi ad ve namına reklam yaparcasına müvekkilinin onayı olmadan asıl yetkili ve imza sahibi gibi işlemler yapmaya başladığını, davacının aynı zamanda ... adlı kendi çalışanını da müvekkilinin şirketinde çalışıyormuş gibi gösterdiğini de şirketin muhasebecisinden öğrendiğini, bu muhasebecinin müvekkiline davacı tarafın müvekkili ile alakalı olmayan faturalar kestirttiğini ve sanki müvekkilinin hesabına borç ödüyormuşçasına para yollayarak dekont ile cari hesaplara ispat mahiyetinde işlettiğini belirttiğini, davacının ayrıca sanki müvekkili olan şirketin sahibiymiş gibi toplantılar yaptığını, aslında müvekkilinin davacıdan 369.970,71 TL alacaklı olduğunu belirterek hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...2004 sayılı İİK'nın 67/II. maddesinde itirazın iptâli istemiyle açılan bir davada itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun, takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi halinde ise alacaklının red veya hükmolunan meblağın %20' sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklının kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için de takibinde hem haksız, hem kötüniyetli olması gerekir. Somut olayda, dava reddedilmekle alacaklının takipte haksız olduğu ortadadır. Yukarıda esasa ilişkin yapılan açıklamalar ve benimsenen bilirkişi heyet raporu muvacehesinde davacının bilerek ve isteyerek dürüstlük kuralına ve sözleşme ilişkine aykırı olarak kötü niyetle hareket ettiği sonuç ve kanaatine de ulaşılarak davalının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin kabulüyle, asıl alacağın (231.539,99 TL) %20'si olan 46.307,99 TL tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. Maddesi gereğince tamamen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 297/2 maddesi gereğince davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin, kayıtları tutarsız, usulsüz, mesnetsiz olan davalının, cevap dilekçesinde iddia ettiği tüm hususları başkaca bir delil ve araştırma olmaksızın doğru kabul ettiğini, kabulü mümkün olmayan taraflı bilirkişi raporuna itibar edilerek aleyhe hüküm kurulduğunu, ticari defter ve kayıtları usulüne uygun olmayan davalının, davacıya olan borcunu ödemeyip kayden sıfırlamak amacı ile içeriği itibarı ile doğru olmayan 7 adet fatura düzenlediğini, bu fatura içeriğinin gerçeğe uygun olmadığını ve davacı tarafından iade edildiğini, içeriği ispatlanamayan faturalar sebebi ile davacının borçlu olduğunun kabulünün de mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin bu hususları da doğru kabul ederek karar verdiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, iade edilmeyip ticari kayıtlara işlenen fatura içeriğinin doğru olduğuna dair ispat yükünün faturayı düzenleyende olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; davacı tarafından davalının hesabına havale ile gönderilen paraların iadesine ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının davalıya borç verip vermediği, icra takibinde haklı olup olmadığı takip noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında, "diğer alacak bilgisi 104.753,84 TL tutarında İran Taşımaları için verilen borç para 25.868,39 Euro tutarında İran taşımaları için verilen borç" sebebine dayalı olarak 104.753,84 TL, 25.868,39 Euro (147.434,30 TL) asıl alacağın tahsili istemiyle 08.08.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Somut olayda davacı, davalıya yapılan ödemelerin borç olarak gönderildiğini, davalı ödemeyince icra takibi yaptığını iddia etmiştir. Davalı ise yapılan ödemelerin ortak yapılan işlerden davacının aldığı paraların kısmi ödemesi olduğu, ödemelerin açıklamasız gönderilerek gönderilerek borç veriyor yada ödüyor gibi gösterildiğini aksine davacının müvekkiline borçlu durumda olduğunu, davacının müvekkili olan firmaya ortak olabileceğini söylediğini, akabinde müvekkilinin ve davacının aralarında anlaşarak müvekkili olan şirket şirket çatısı altında davacıya ait olan şirketi birleştirme kararı aldıklarını, ancak davacının kendisinin ve çalışanlarının müvekkiline ait olan şirketin bulunduğu adrese gelemeyeceklerini gerekçe göstererek ... Şirketinin tüm donanımı ile birlikte Prof Lojistik - ...'ün Şirinevler adresine taşınmalarını talep ettiğini, akabinde davacı tarafından ayarlanan kamyon ile müvekkili olan şirketin belirtilen adrese taşındığını, taraflar arasındaki ortaklığa göre ... ve ...'ın borçları bittiğinde Maviyoldan %40 hissenin ...'e verileceğine karar verildiğini, fiili olarak ortaklığın 01/05/2017 tarihinde başladığını, akabinde fiili olarak ortaklık başladıktan sonra davacının kendi firmasından ticarete devam ederken ilaveten de bir çok firma ve kuruluşa ...'u satın aldığını yazılı ve sözlü ifşa ederek kendi ad ve namına reklam yaparcasına müvekkilinin onayı olmadan asıl yetkili ve imza sahibi gibi işlemler yapmaya başladığını, davacının aynı zamanda ... adlı kendi çalışanını da müvekkilinin şirketinde çalışıyormuş gibi gösterdiğini de şirketin muhasebecisinden öğrendiğini, bu muhasebecinin müvekkiline davacı tarafın müvekkili ile alakalı olmayan faturalar kestirttiğini ve sanki müvekkilinin hesabına borç ödüyormuşçasına para yollayarak dekont ile cari hesaplara ispat mahiyetinde işlettiğini belirttiğini, davacının ayrıca sanki müvekkili olan şirketin sahibiymiş gibi toplantılar yaptığını, aslında müvekkilinin davacıdan 369.970,71 TL alacaklı olduğunu savunmuştur.Dava konusu icra takibine dayanak sunulan TL ve Euro ödemelerine dayanak banka dekontlarından, 05.08.2016 tarihli 1.000,00 Euro bedelli havale dekontunda ... avans, 16.06.2017 tarihli 936,00 Euro bedelli havale dekontunda ... borç, 23.11.2017 tarihli 2.000,00 Euro bedelli havale dekontunda ... ... Tas Ltd Şti adına ödeme, 01.12.2017 tarihli 6.245,61 Euro bedelli havale dekontunda ... borç, 29.12.2017 tarihli 2.050,00Euro bedelli havale dekontunda 1050 Eur Eksen 1000 Eur ..., 12.06.2017 tarihli 1.900,00 TL bedelli havale dekontunda ... avans, 21.11.2017 tarihli 2.100,00 TL bedelli havale dekontunda ofis kirası için borç, 22.12.2017 tarihli 2.100,00 TL bedelli havale dekontunda borç, 22.07.2017 tarihli 2.830,00 TL bedelli havale dekontunda İran avansı ödemesi için, 22.07.2017 tarihli 2.830,00 TL bedelli havale dekontunda İran avansı ödemesi için, 28.03.2018 tarihli 2.100,00 TL bedelli havale dekontunda ... Mart 2018 kira ödemesi için borç, bir kısmında ..., bir kısmında navlun şeklinde açıklamalar bulunduğu görülmüştür.Kural olarak havale bir ödeme aracıdır. Havale belgesinde paranın ne için gönderildiğinin belirtilmesi gerekir. Eğer böyle bir belirleme yok ise havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiğinin karine olarak kabul edilir. Banka makbuzları, kişinin hesabına yapılan havaleyi gösterir. Borç ödeme belgesi olan havale sebebiyle alacaklı olduğunu ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Yine havalenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi de mümkün olmayıp uyuşmazlık miktarına göre tanık da dinlenilemez. Alacaklı olan davacının alacağını yasal delilerle ispat etmesi gerekmektedir.Dosya kapsamından ve dosyada bulunan taraflarca inkar edilmeyen maillerden tarafların ortak iş yaptıkları anlaşılmaktadır. İcra takibi konusu İran Taşımaları için verilen borç olup, davacı tarafından sunulan havale dekontlarından, 22.07.2017 tarihli 2.830,00 TL bedelli havale dekontunda İran avansı ödemesi, 22.07.2017 tarihli 2.830,00 TL bedelli havale dekontunda İran avansı ödemesi açıklaması bulunmaktadır. Bunun dışındaki faturaların ve taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin, davaya konu edilen ödeme belgelerine ilişkin olmadığı gözetilerek, takip talebi ekindeki tablodan ve dosyaya sunulan havale dekontlarından davacı tarafından davalıya borç verildiği anlaşılamadığı gibi davacı tarafından da aksi ispatlanamamış olduğundan ilk derece mahkemesinin davanın reddine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025