11. Hukuk Dairesi 2023/2944 E. , 2024/5277 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/191 Esas, 2023/132 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/364 E., 2020/253 K. Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu Yeninden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmi…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2944 E. , 2024/5277 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/191 Esas, 2023/132 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/364 E., 2020/253 K. Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu Yeninden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sağlık, beslenme ve sürdürülebilir yaşam için çözümler sunma konusunda uzman, dünya çapında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, kendi oluşturduğu ve uzun yıllardır yaygın ve kesintisiz şekilde hemen hemen tüm dünyada satışa sunduğu “PENTAVITIN” işaretinin 01. sınıf kapsamında tescili amacıyla 2018/77726 sayı ile TürkPatent nezdinde marka başvurusu gerçekleştirdiğini, söz konusu marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından re’sen inceleme sonucunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 ayılı Kanun)nun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gerekçe gösterilerek reddedildiğini, red kararına yapılan itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, “PENTAVITIN” markasının müvekkili tarafından oluşturulan ayırt edici bir marka olması, Türkiye dahil pek çok ülkede halihazırda sayısız marka tescili ile korunması ve bu tesciller üzerinden öncelikli ve kazanılmış haklarının bulunması sebebiyle YİDK kararının iptalini talep ettiklerini, “PENTAVITIN” markasının ilk olarak müvekkili tarafından geliştirilmiş, hiçbir anlam ifade etmeyen ve kullanıldığı kimyasal içeriği tanımlamaktan son derece uzak bir marka olması nedeniyle ayırt ediciliğinin oldukça güçlü olduğunu, uzun yıllardır süren yoğun ve yaygın kullanımı, çeşitli reklam ve tanıtım çalışmaları sonucunda, güzellik, cilt ve saç bakımı konusunda bilinçli tüketiciler başta olmak üzere tüm kesimlerde uluslararası bilinirliğe ulaştığını, 2010 yılından bu yana yaygın ve yoğun bir biçimde Türkiye’de kullanıldığını, müvekkilinin kendi ürettiği bitki kaynaklı doğal hammadde için INCI ismi olarak “Saccharide Isomerate” ismini önerdiğini ve bu ismi “PENTAVITIN” markası altında ticari hayatında kullanacağını beyan ettiğini, müvekkilinin birlikte markalama stratejisi kullanan şirketlerden biri olduğunu, “PENTAVITIN” markasını taşıyan bileşeni nihai tüketicilere bir kişisel bakım ürünü bileşeni olarak sunduğunu, kişisel bakım ürünü üreticilerinin de bu bileşeni kullanarak nihai ürünü perakende olarak tüketicilere sunduğunu, diğer bir ürünün içinde saklı olması nedeniyle, bağımsız bir ürün olarak tüketici tarafından gözlemlenemediğini, “PENTAVITIN” markasının ana dili İngilizce olan ülkelerde dahi müvekkili adına tescilli olduğunu, ilgili tüketici uzmanlaşmış ve son derece bilinçli olduğu için “PENTAVITIN” markasının bu tüketiciler nezdinde malların ticari kökenine ilişkin bir algı oluşturduğunu, marka fonksiyonunu yerine getirdiğini, “PENTAVITIN” markasının kullanım sonucunda ayırt edicilik kazanmış bir marka olması nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamında reddedilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'nın 17.09.2019 tarih ve 2019-M-6636 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka başvurusunun başvuru konusu işaretin doğal nem düzenleyicisi ve bilinen en etkili nemlendirici içeriği olduğu ve birçok cilt kreminde cildin nemini korumak amacıyla kullanıldığının” bilindiğini, piyasada tasviri olarak yaygın kullanımı olan bir ibare olduğunu, böyle bir ibarenin ve kullanımın herhangi bir sınıfta ve tescil kapsamına alınmak istenen 01. sınıftaki mallarda ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tasviri olarak algılanacak bu ibarenin davacının işletmesi ile özdeşleştiğine kanaat getirecek somut veri bulunmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Güzellik bakımı ve cilt bakımı ürünlerinin imalatı için endüstriyel kullanıma mahsus kimyasal ürünler; ultraviyole ışınlarının emilimi için kozmetiklerin, saç bakımı ürünlerinin, cilt bakımı ürünlerinin ve güneşten koruma ürünlerinin içerisinde kullanılmaya mahsus kimyasal ve biyokimyasal müstahzarlar." emtialarının hitap ettiği tüketici kesiminin halk olmadığı, söz konusu emtiaların güzellik bakımı ve cilt bakımı ürünlerinin imalatı için kullanılan kimyasal ürünler olup ham madde-ara mamül niteliklerinin bulunduğu, dolayısıyla ilgili tüketici kitlesinin güzellik bakımı ve cilt bakımı ürünleri imalatında bulunan teşebbüsler olduğu, bu ibarenin bilinen bir nemlendirici içeriği olmadığı, gerek davaya konu emtiaların ilişkilendiği sektörden bulunan bilirkişi heyetinin ibraz ettiği kök ve ek raporlarda, gerekse re'sen Avrupa Komisyonu'nun oluşturduğu "Kozmetik İçerik Veritabanı" içeriğinde yapılan araştırmada, bu ibarenin kozmetik içerik ismi olmadığının tespit edildiği, davaya konu emtialar ile aynı/benzer emtialar bakımından bu ibarenin Hong Kong, Singapur, Filipinler, Güney Afrika, Meksika, Kuveyt, Brezilya, Katar, Suudi Arabistan, Avrupa Fikri Mülkiyet Ofisi (Topluluk Markası), Kanada ve WIPO (Madrid Protokolü) nezdinde tescil edildiği, bu hale göre söz konusu ibarenin davaya konu emtialar bakımından, bu emtiaların hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde sınırları belirli ve bütünlük arz eden, marka sicilinde gösterilebilen soyut ayırt edici bir işaret olduğu, ayrıca davaya konu emtiaların karakteristik bir özelliğini içermediğinden marka fonksiyonlarını icra etme kabiliyetini haiz ayırt edici bir ibare bulunduğu, dolayısıyla somut ayırt edici olduğu, davaya konu emtiaların cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten bir ibare olmadığı, bu nedenle tanımlayıcı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2019-M-6636 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kabulüne aksine, dava konusu ibarenin, somut ve soyut anlamda ayırt edicilikten yoksun olup marka algısı yaratmadığını, tasviri nitelikteki tanımlayıcı bu ibarenin, ayırt edicilikten yoksun olduğunu, marka olmaya elverişli olmayan bu ibare üzerinde marka algısının oluşmayacağını ve bu nedenle de ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında reddi gerektiğini, söz konusu ibarenin ilgili sektörde ve ticari hayatta yaygın kullanımı olan tasviri bir ibare olduğunu, mahkeme tarafından, cevap dilekçesinde yer alan hususular ve ibarenin piyasadaki bu tasviri kullanım şekli değerlendirilmeden inceleme yapıldığını, oysa ibarenin bu haliyle bileşimlerde açıkça ve tasviri olarak kullanıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile içinde güzellik uzmanı ve eczacı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporunda açıklandığı üzere "PENTAVITIN" ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan mallar yönünden soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, ayrıca bu ibarenin kapsamındaki mallar yönünden tanımlayıcı ve tasvir edici bir işaret de olmadığı, bu durumda 6769 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamında başvurunun reddi kararının yerinde bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bileşimlerin içindeki nemlendirici bir maddeyi tanımlayan dava konusu ibarenin marka olamayacağını belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1. Uyuşmazlık, davacının 2018/77726 sayılı ve 01.sınıfta “PENTAVITIN” ibareli marka tescil başvurusunun 6769 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamında reddinin mümkün olup olmadığı, bu minvalde YİDK kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2.Dava, davacının 2018/77726 sayılı ve 01.sınıfta “PENTAVITIN” ibareli marka tescil başvurusunun 6769 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gerekçesiyle reddine karşı yapmış olduğu itirazın TÜRKPATENT YİDK tarafından nihai olarak reddine dair 17.09.2019 tarih ve 2019-M-6636 sayılı kararın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası. 2. 6769 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.