İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/01/2026 tarih ve 2024/398 E - 2026/45 K kararına karşı süresi içinde davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ...Ltd. Şti arasında ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişkinin müvekkili tarafından d…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/415 KARAR NO: 2026/532 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/01/2026 NUMARASI: 2024/398 E. - 2026/45 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/01/2026 tarih ve 2024/398 E - 2026/45 K kararına karşı süresi içinde davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ...Ltd. Şti arasında ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişkinin müvekkili tarafından davalıya dava konusu ürünler satıldığını ve teslim edildiğini, satılan ve teslim edilen ürünler ile ilgili müvekkili tarafından davalı firmaya keşide edilen ve fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, ürünlerin bedeli ödenmediğinden, davacı tarafından Kayseri İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı ...Ltd. Şti aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalı tarafından yapılan takibe, borca ve faize itiraz edildiğini, arabulucuya başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, ticari defter ve kayıtlarının uzman bilirkişiler tarafından incelenmesi halinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, itirazın iptali gerekiğini, davalının beyanının haksız, kötüniyetli ve alacağın tahsili sürecini uzatmaya yönelik olduğunu, davalının borçlu olduğunun dayanak belgeler ile ispatlandığını, buna rağmen borçlu olmadıkları yönündeki iddiaları tümüyle başlatılan yasal takibi durdurmaya ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu, ikame edilen dava yönünden hukuki yarar şartı gerçekleştiğini, davalı firmanın müvekkili firmaya takip tarihi itibariyle 574.463,64 TL (masraf, vekalet ücreti ve faiz hariç) borcu bulunduğunu, gerek takibe konu faturalar gerekse cari hesap ile sabit olduğunu, tarafların ticari defterlerinin, banka kayıt ve belgelerinin ve Vergi Dairesi kayıtlarının, celbedilecek BA/BS formlarının bilirkişi tarafından incelenmesi ile de ortaya çıkacağını, faturaların içerik olarak V.U.K md. 230’da öngörülen şekil şartlarına uygun düzenlendiğini, faturanın davalıya teslim ve tebliğ edildiğini, buna rağmen içeriğine itiraz edilmediğini,bu anlamda alacaklarının varlığının da belgeye dayalı olarak ispat edildiğini, TTK. 1530. maddesindeki düzenleme uyarınca ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini, talep edilen faiz oranı hukuka uygun olduğuna, borçlunun faiz yönünden itirazının da iptali gerektiğini, öte yandan davalının itirazının hiçbir haklı gerekçesi olmadığını, gerek ticari kayıtlara gerekse yazılı ikrarına rağmen tümüyle haksız ve kötüniyetle takibi durdurmak ve böylelikle alacağın tahsilini güçleştirmek maksadı ile yapıldığını, öncelikle davaya konu alacağın temin edilmesi ve kötü niyetli üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından, davalı adına kayıtlı banka hesapları, taşınır - taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şerhi konulmasını ve davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Kayseri İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapılan olduğu itirazın iptaline, takip tarihi itibariyle asıl alacağa fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte takibin sair fer’ileri ile davacı adına devamına, asıl alacak tutarlarına işlemiş-işleyecek TCMB'na uygulanacağı bildirilen en yüksek mevduat faizi faizi ile tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla devamına, davalının alacağın en az % 20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Hüküm kurmaya elverişli bulunan 31/10/2025 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda,davalı tarafından takip konusu faturalardan sonra ödeme yapılmış olduğu tespit edilmiş olup ödemenin hangi alacağa ilişkin yapıldığı belirtilmemişse öncelikle takip konusu faturalardan mahsup edilmesi gerekmekte olup bu şekilde TBK'nın 100. ve devamı maddeleri ile HMK'nın 222/3 maddesindeki düzenlemeler karşısında davacı kendi ticari defter kayıtları ile davalıdan takip tarihi itibariyle takibe dayanak faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu ispatlayamadığı,davanın cari hesap veya açık hesap ilişkisine de dayanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.(Bkz emsal nitelikteki Yargıtay 19 HD'nin 2016/2734 esas 2016/16029 karar sayılı ilamı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD'nin 2022/1783 esas 2024/1464 karar sayılı ilamı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD'nin 2024/1095 esas 2024/1193 karar sayılı ilamı ile bu yöndedir.) Davanın reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin “davanın cari hesap veya açık hesap ilişkisine dayanmadığı” kabulü, dosya içeriğiyle açıkça çelişen, dava dilekçesinin delil sistematiğini yok sayan fahiş bir maddi hata niteliğinde olduğunu, bu hatanın, yalnız bir cümlelik yanlışlık olmayıp; mahkemenin delilleri değerlendirme biçimini bütünüyle sakatlamakta, bilirkişi raporu üzerinden yapılan mahsup tartışmasını dahi temelsiz bırakmakta ve hükmün tamamını istinaf denetimi bakımından dayanaksız hale getirdiğini, bu nedenle hükmün kaldırılması ile, dosyadaki delil çerçevesi (faturalar + cari hesap ekstresi + ticari defter kayıtları) esas alınarak yeniden değerlendirme yapılmasının, en azından çelişkileri giderecek şekilde ek rapor/yeniden bilirkişi incelemesiyle sonuca gidilmesinin zorunlu olduğunu, bu itibarla; dava dilekçesinde açıkça faturalar, cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarına dayandıkları, uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap akışı üzerinden ispatlandığı tartışmasız olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince davanın “cari hesap veya açık hesap ilişkisine dayanmadığı” gerekçesiyle reddedilmesi, dosya kapsamını yok sayan ağır, bariz ve giderilmesi zorunlu bir hukuki yanılgı olduğunu, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporuna karşı sundukları ayrıntılı ve belgeye dayalı itirazları tartışmadan; cari hesap ekstresinde ödemelerin hangi borca mahsup edildiğini açıkça gösteren kayıtları değerlendirmeden ve ticari defterlerin delil niteliğini göz ardı ederek karar tesis ettiğini; bu suretle gerekçe–delil–sonuç bağını koparan, istinaf denetimine elverişsiz bir hüküm kurduğunu, oysa dosya kapsamındaki faturalar, cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacının takip tarihi itibariyle takibe dayanak faturalardan kaynaklı alacağının varlığı açık ve tartışmasız olup; davalının bu alacağa yönelik itirazının haksız ve dayanaksız olduğunun sabit olduğunu, bu nedenle açıkça hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasıyla birlikte, itirazın iptali davasının kabulüne, icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle İİK m.67/2 uyarınca alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava itirazın iptali davasıdır. Kayseri İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 596.135,15 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı davalı tarafından takibe borca faize itiraz edildiği görülmüştür . Mahkemece davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Karara karşı yalnızca davacı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlığın çözümü açısından itirazın iptali davası ile ticari defterlerin delil olma hususuna değinmekte fayda vardır. Bilindiği üzere itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır. Bununla birlikte 6100 sayılı Kanunu’nun 222 nci maddesinde münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. (Yargıtay 11.HD 2021/7772 Esas 2023/1939 Karar) Davacı takibe konu ettiği faturalardaki malları davalıya teslim ettiğini davalının ödeme yapmadığını iddia etmiş davalı davaya cevap vermemiştir. Davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporları incelendiğinde; davacının kendi ticari defterlerinde davalı adına düzenlenen 7 adet toplam 574.463,64 TL meblağlı faturaların kayıtlı olduğu, davalı tarafça fatura tarihlerinden sonra 1.200.000 TL' lık ödeme yapıldığının belirtildiği görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının takibe konu ettiği faturalar kendi yasal defterlerindeki kayıtlara göre ödenmiş olduğu kayıtlı olup bu kayıtların aksini ispat külfeti davacı taraftadır. Davacının dosyaya bu yönde yazılı deliller sunmadığı, yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde açık bir istinafın bulunmadığı görülmüştür . Bu husus da HMK 355. Md uyarınca resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin hususlardan değildir. Eldeki davanın itirazın iptali davası olmasına, takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı olmasına, davacı ticari defterleri incelenerek alınan bilirkişi raporunda takibe konu edilen faturaların ödenmiş olduğunun kayıtlı olmasına, bu durumda 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesindeki düzenleme uyarınca davacının kendi ticari defterlerinin aleyhine delil teşkil edecek olmasına, davacının bizzat kendi defter kayıtlarının aksini ispata yarar dosyaya yazılı kesin deliller sunmamış olmasına, davacının rapora yönelik itirazlarının kendi defterlerindeki kayıtların geçerli olmadığı yönündeki iddiası somut deliller ile ortaya koyamamasına, rapora itirazlarının soyut nitelikte olmasına, davacının yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde istinaf talebinin bulunmamış olmasına göre davacının yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden tümden reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/01/2026 tarih ve 2024/398 E - 2026/45 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/03/2026