T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1451 KARAR NO : 2025/1905 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : 2025/281 ESAS - 2025/661 KARAR DAVA KONUSU : Alacak KARAR YAZIM TARİHİ : 13.10.2025 İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin davalı adına kayıtlı olan .... şasi numaralı, .... plaka sayılı,... marka/model ve 403 bi…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1451 KARAR NO : 2025/1905 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : 2025/281 ESAS - 2025/661 KARAR DAVA KONUSU : Alacak KARAR YAZIM TARİHİ : 13.10.2025 İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin davalı adına kayıtlı olan .... şasi numaralı, .... plaka sayılı,... marka/model ve 403 bin km.de bulunan aracı, Akyurt 2. Noterliğinin 02.11.2024 tarih ve 26803 yev. numaralı araç satış sözleşmesiyle, 1 milyon 280 bin TL bedelle satın aldığını, 28.11.2024 tarihinde araç 404594 km.de bulunduğu sırada çalışmadığını, çekici yardımıyla .... & Bakım Servisi isimli işletmeye götürüldüğünü, burada yapılan incelemede, arızanın marş motorundan kaynaklı olabileceğinin ifade edildiğini, bu sorunun giderilmesi için 7 bin TL ödendiğini, buna rağmen aracın çalışmadığını, detaylı incelemede aracın motorunun kitlenmiş olduğunun ve sorunun sandık motor takılmak suretiyle giderilebileceğinin, bunun tamir maliyetinin ise 1 Milyon TL civarında olduğunun bildirildiğini, davaya konu aracın ilanında, 130.000-TL lik hasar kaydı olduğunun belirtildiğini, ancak aracın 22.01.2019, 28.04.2019, 02.12.2021, 10.06.2024 tarihlerinde 4 adet kazaya karıştığını, bu hasar kayıtlarına göre, toplam onarım maliyetinin 515.182-TL. olduğunu, 02.12.2024 yapılan ekspertiz incelemesinde ise, aracın sürücü ve yolcu hava yastığının işlemli olduğunun, torpidonun kaplanmış olduğunun, sürücü ve yolcu emniyet kemerlerinin dirençle kandırılmış olduğunun anlaşıldığını, 02.12.2024 tarihinde, durumun davalıya İzmir 19.Noterliği'nin 02.12.2024 tarih ve 24034 yev.nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, fakat sonuç alınamadığını, 03.12.2024 tarihinde, İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/230 D.İş sayılı dosyası ile delil tespitinin yapıldığını, davaya konu aracın üç ayrı yönden gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin toplamda 349.101,90 TL ödeme yaptığını, davaya konu aracın müvekkiline yaklaşık 350 bin TL civarında tamir maliyeti gerektirecek şekilde, ayıplı olarak satıldığını, müvekkilinin ayıplı aracı tamir gerektirmesi sebebiyle makul süre boyunca kullanamadığını, ikame araç bedelinin bilirkişi marifetiyle bulunmasını talep ettiğini, arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, şimdilik 100-TL (belirsiz) olmak üzere, aracın satış bedelinden yapılması gereken indirim tutarının bilirkişi marifetiyle tespiti ve tespit edilecek tutarın satış tarihi olan 02.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, şimdilik 100-TL (belirsiz) olmak üzere, davaya konu aracın tamirde geçecek makul süre sebebiyle boyunca kullanılamayacak olması sebebiyle, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek ikame araç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, İzmir 19.Noterliği'nin 02.12.2024 tarih ve 24034 yev.nolu ihtarnamesi için noterliğe ödenen 1.797,84-TL ve İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/230 D.İş sayılı dosyası için ödenen tutarlar da gözetilmek suretiyle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davanın haksız ve mesnetsiz olarak açıldığı gibi, yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, aracın fili tesliminin Ankara'da gerçekleştirildiğini, davalı müvekkilinin yerleşim yerinin de Ankara ili sınırlarında bulunduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı taraf,ın dava dilekçesinde aracı 1.280.000 TL bedelle satın aldığını ileri sürdüğünü, ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan 01.11.2024 tarihli ve 26803 yevmiye numaralı satış sözleşmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, araç satış bedelinin tarafların ortak iradesiyle 1.020.000 TL olarak belirlendiğini, 02.11.2024 tarihli ve 26803 yevmiye numaralı satış sözleşmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, davaya konu aracın 403.000 km’de ve 1.020.000 TL bedel karşılığında davacıya satıldığını, aracın satış anı itibarıyla çalışır ve kullanılabilir durumda olduğunu, herhangi bir motor veya şanzıman arızasının bulunmadığını, aracın mevcut durumunun davacı tarafından incelendiğini, hiçbir ayıp yada eksiklik ileri sürülmeden teslim alındığını, aracın yaklaşık 1.500 km boyunca aktif olarak kullanıldığını, bu mesafeden sonra motor ve şanzıman arızasını verdiğinin ileri sürüldüğünü, bu tür mekanik arızaların araç seyir halindeyken belirgin şekilde kendini göstermesinin beklendiğini, davacı tarafça dilekçede kullanılan “motorun kitlendiği” yönündeki ifadenin, teknik anlamda son derece genel ve muğlak olup somut bir arızaya işaret etmediğini, tramer kayıtlarına ilişkin olarak davacı tarafça ileri sürülen 364.000 TL tutarındaki hasar kaydına yönelik iddiaların yanıltıcı olduğunu, davacının aracı almadan önce 5664 numaralı servisten aracı sorgulattığını, sorgulama sonucu toplamda 4 adet kaza olmak üzere tramer kaydının 150.863 TL bedel olduğunun davacı tarafça bilindiğini, satış ilanında yer alan tüm bilgilerin gerçeğe uygun şekilde hazırlandığını, aracın değişen ve boyalı parçalarının eksiksiz olarak belirtildiğini, davacı tarafın iddia ettiği üzere 1 Milyon Türk Lirasını aşkın bir zararın bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen tamir faturasının ve bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin 353.269,90 TL olduğunu, bu nedenlerle öncelikle dosyanın Yetkili Ankara Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karsı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME : "... davalının tacir ve esnaf kayıtlarının bulunmadığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olduğu bu sebeple deftere tabi olmadığı, VUK'nun 177. maddesi uyarınca 1.sınıf tacir sayılmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davada davacı tacir, davalı ticari şirket ortağı ise davalının limited şirket ortaklığının münhasıran davalıya tacir sıfatını kazandırmayacağı, davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava özelliği de taşımadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, davalı vekilinin yetki itirazının görevli mahkeme olan İzmir Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliği nedeniyle göreve dair dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, "1-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde(iki hafta) istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE" karar vermiştir. BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ: Davalı vekili, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin ikametgah adresi Ankara'da olduğunu, mahkemenin görevsizliği resen değerlendirdiği halde yetkisizliği resen değerlendirmeyi göz ardı ettiğini, bu nedenle dosyanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE: Dava, satım konusu aracın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlıklar dikkate alınmak sureti ile yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a),(b),(c),(d),(e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da açılan davanın maddede 6. bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Somut olayda; uyuşmazlık araç satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve mahkemenin uyuşmazlığı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla çözmesi için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Somut olayda davalının tacir sıfatı bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı tacir olmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Yeri gelmişken açıklamak gerekir ki, 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/1. maddesinde dava şartları sırasıyla sayılmıştır. Bunlar; a) Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması., ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması... Eldeki davada öncelikli olarak belirlenmesi gereken husus görevdir. Mahkemece bir davada, dava şartlarının olup olmadığına 6100 sayılı HMK. 114/1 maddesinde gösterilen sıralamaya göre bakmak gerekmektedir. Bu durumda görevli olmayan bir mahkemede açılan davada, mahkemenin yetkili olup olmadığına bakılamaz. Öncelikle görevli mahkeminin belirlenmesi gerekir. Bu halde, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 1)Davalı vekilinin, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.07.2025 tarih ve 2025/281 Esas - 2025/661 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)Davalıdan yeteri kadar istinaf karar ve ilam harcı alınmış olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3)İstinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4)İstinaf giderinin kullanılmayan kısmının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca davalıya iadesine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nin 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/10/2025 günü oybirliği ile karar verildi.