T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/311 KARAR NO : 2026/628 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2024/493 KARAR NO : 2025/981 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 28/09/2021 KARAR TARİHİ : 24/03/2026 İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin, özel okul açmak amacıyla .... A.Ş.'yi 15.08.2019 tarihinde tek ortaklı olarak kurduğunu ve şirk…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/311 KARAR NO : 2026/628 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2024/493 KARAR NO : 2025/981 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 28/09/2021 KARAR TARİHİ : 24/03/2026 İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin, özel okul açmak amacıyla .... A.Ş.'yi 15.08.2019 tarihinde tek ortaklı olarak kurduğunu ve şirketin genel müdürü olduğunu, bu dönemde müvekkilinin şirket için bina kiraladığını, okulun açılışı için gerekli hazırlıkları yapmaya başladığını, okulun açılış sürecinde ruhsat alma aşamasına gelindiğinde müvekkilinin ruhsat için gerekli işlemlerin eksiksiz yapılabilmesi için tavsiyeler sonucu Milli Eğitim Müfettişi ... ile iletişime geçtiğini, müfettiş....'ın bu konularda yardımcı olabileceğini, lakin çok fazla evrak hazırlanacağını, çok makamlarla görüşülmesi gerektiğini, kurumlarda makamlarla ilişkileri iyi olan bir kişi ile çalışmasının çok daha iyi olacağını belirttiğini ve davalıyı önerdiğini, davalının, müvekkilli ile yaptığı görüşmede daha önce kendisinin de okulunun olduğu ancak devrettiğini şimdi sadece girişimcilere okul ruhsatı alma işi ile uğraştığını, tüm kurumlarda tanıdıklarının olduğunu, ... Öğretim Kurumları Müdür Yardımcısı ... ile çok yakın arkadaşı olduğunu her işin kolay biteceğini söyleyerek, tüm whatsApp görüşmelerini müvekkiline gösterdiğini, müvekkilinin pek çok kez davalı ile bu konu hakkında bir araya geldikten sonra 18 Kasım 2019 tarihindeki toplantılarında davalının bu iş için yeni ortak arayan birisini tanıdığını (....Eğitim Kurumları, ...), arzu ederse tarafları ortak yapabileceğini, eğitimci olmasının müvekkiline faydası olacağını, isterse görüştürebileceğini belirttiğini, ayrıca ortaklığın gerçekleşmesi durumunda ruhsat alma işlemlerini yürütmek ve danışmanlık hizmeti karşılığında 100.000,00 TL talep edeceğini bildirdiğini, davalının ayrıca 05.02.2020 tarihine kadar ruhsatı alacağı konusunda %100 garanti verdiğini, müvekkilinin bir kaç toplantı sonrası davalının tanıştırdığı .... ile 09.12.2019 tarihinde ortaklık kurduğunu; davalıya da aynı gün; 20.000,00 TL bedelli 31.12.2019 vadeli çek (bu çekin, keşide gününde davalının öne sürdüğü bir mazeret sebebi ile davalıya elden ödendiğini), 40.000.00 TL bedelli 30.04.2020 vadeli çek, 40.000,00 TL bedelli 30.05.2020 vadeli çeki şahsen cirolayarak davalıya teslim ettiğini ve şirketine de böylelikle şahsen kefil olduğunu, ancak ekte sunulu whatsApp, imassage ve e-mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere ruhsat çıkarma işlemlerinin davalı aracılığıyla bir süre devam ettiğini ancak davalının söz verdiği tarihte ruhsatın alınamadığını ve ardından da pandeminin etkisinin ülkede yoğun olarak hissedilmeye başlandığını, yüz yüze eğitime ara verilmesi bunun sonucu olarak insanların çocuklarını özel okuldan alması, 2020 yılı mart ayından haziran ayına kadar genel kapanma yaşanması sonucu hem ruhsatın alınamadığını; hem özel okullar bir bir kapanırken özel okulun açılışını gerçekleştirmenin iyice güçleştiğini, davalı ise yaşanan bu olağan üstü süreci göz ardı ettiğini, üstlendiği işi tamamlayamamasına rağmen kendisine verilen çeklerin tahsili yoluna gittiğini, müvekkilinin asıl gelir elde ettiği sektörün müzik aletleri satışı olması ve pandemi nedeniyle müzik sektörünün tam anlamıyla durması sonucu ekonomik sıkıntı içine girdiğini, bu nedenle de çek bedellerini ödeyemediğini, müvekkilinin, davalı ile pek çok kez bir araya geldiğini son olarak 17.09.2021 tarihinde yapılan görüşmede de tarafların anlaşamadığını davalının çek bedellerinin tamamını müvekkilinden talep ettiğini, akabinde de dava konusu çekler ile ilgili başlatılmış olan İzmir 12. İcra Dairesinin 2020/5751 E.sayılı dosyasından müvekkilinin banka hesaplarına haciz konulduğunu belirterek müvekkilinin alacaklı/davalıya 75.550,00 TL borçlu olmadığının tespitini, aksi takdirde TBK.m.28 gereği aşırı faydalanma sonucu sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki orantısızlığın giderilmesini, sözleşme bedelinin iptali veya indirim yapılmasını, TBK.m.138 gereği aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanarak sözleşme bedelinde indirim yapılmasını istemiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği çeklerin hukuki nitelik olarak ödeme aracı olduğunu, kredi (borç) aracı olmadığını, bir başka deyişle çekin para gibi olduğunu, dolayısıyla ispat yükü davacıda olup bizzat düzenlediği çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacının bu iddiasını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, davacının müvekkili ile aralarında bir danışmalık sözleşmesinin var olduğunu iddia etmekte olup taraflar arasında böyle bir sözleşme olmadığını, davacının böyle bir sözleşmenin varlığını da ancak kesin deliller ile ispatlayabileceğini, dolayısıyla sözleşmenin uyarlanmasının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi, "Açılan davanın reddine," karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının başka bir dosyada verdiği yeminli beyanının "mahkeme içi ikrar" niteliğinde olup kesin delil olduğunu, yerel Mahkemesince bu kesin delilin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak davalı ... İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/545 E. sayılı dosyasının 14/06/2022 tarihli celsesinde tanık sıfatıyla verdiği beyanda müvekkiline danışmanlık hizmeti verdiğini açıkça kabul ettiğini, ikrarın varlığı karşısında yemin deliline başvurulamayacağını, edilen yeminin hükümsüz olduğunu, davalının danışmanlık ilişkisini kabul eden ikrarı ortadayken mahkemenin davalıya yemin teklif etmesi ve bu yemine dayanarak hüküm kurulmasının usul hukukuna aykırı olduğunu, ikrar ile ispatlanmış bir hususta yemin teklif edilemeyeceğini, davalının yemini yalan yere ettiğini, çelişkili beyanlarının mevcut olduğunu, ilişkinin varlığı (danışmanlık sözleşmesi) ikrar ile sabit olduğuna göre hizmetin eksiksiz verildiğini ispat yükünün davalıya geçtiğini, davalının hizmeti tam olarak verdiğini ispatlayamadığını, pandemi koşulları ve ruhsatın alınamamış olmasının hizmetin ifa edilmediğini gösterdiğini, dosyada mevcut yazılı delillerden davalı ile müvekkili arasındaki whatsapp yazışmalarına bakıldığında 18/11/2019 tarihinde taraflar arasında görüşmelerin başladığını, ruhsat çıkarma işlemleri kapsamında tarafların görüştüğünü, ancak davalının söz verdiği tarihte ruhsatın alınamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık çeke dayalı olarak yapılan icra takibinin borçlusu tarafından açılan menfi tespit davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına, mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına göre ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 1) Davacının İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2025 tarih ve 2024/493 E. 2025/981 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırıldığı anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına 3)İstinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan kısmının HMK’nın 333/1. maddesi uyarınca yatırana iadesine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24/03/2026 günü oy birliği ile karar verildi.