7. Hukuk Dairesi 2011/4213 E. , 2011/6690 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin iptali ve yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal mevzuata uygun düşmemiştir. Gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ve ge
**7. Hukuk Dairesi 2011/4213 E. , 2011/6690 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin iptali ve yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal mevzuata uygun düşmemiştir. Gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 7. maddeleri hükümlerinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin iddiasını, bir başka deyişle hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağı, bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatının kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle bağlı olmadığı açıklanmış, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 29, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddelerinde ise doğum ve ölümün, öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Bu hükümler dikkate alındığında mirasçılık belgesi vermekle yükümlü Sulh Hukuk Mahkemelerinin miras bırakanın ölüm tarihini, ölüm tarihi itibariyle kimi veya kimleri mirasçı bıraktığını, bunlara mirastan ne oranda pay verileceğini öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlara göre belirlemesi gerekir. Miras bırakan nüfus sicilinde kayıtlı değil ise, böyle bir kişinin var olduğunun ve ne zaman öldüğünün, davacı ile mirasçılık bağının her türlü delille kanıtlanabileceği, bu konudaki ispat yükünün de davacı taraf üzerinde olacağı kuşkusuzdur. Miras bırakanın, ölüm tarihi ve mirasçıları nüfus sicilinde kayıtlı ve belli olmasına rağmen sicildeki bu kayıtların yanlış olduğunun öne sürülmesi halinde, bu iddialar ancak kayıt düzeltme davası sırasında ve bu davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemelerince incelenip değerlendirilebilir. Dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemeleri mirasçılık belgesine ilişkin davalarda kendi görevini aşan bu iddiaları inceleyemez ve resmi kayıtlar aksine karar veremez. Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakanın eşi ...'in babası hanesinde ... isminde bir kızı görünmediği halde tanık beyanlarına değer verilerek kendisine mirastan pay verildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca yukarıdaki hukuki olgularda dikkate alınarak mevcut kayıtlarla belirlenen mirasçılar ve miras paylarını gösterir mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken, kayıtlar aksine soyut tanık beyanlarına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'nun temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine 03.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.