11. Hukuk Dairesi 2023/2999 E. , 2024/5465 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/566 Esas, 2023/157 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. ... Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/106 E., 2020/329 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge …
**11. Hukuk Dairesi 2023/2999 E. , 2024/5465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/566 Esas, 2023/157 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. ... Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/106 E., 2020/329 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; “TAÇ” ibareli tanınmış markaların müvekkili adına tescilli olduğunu, “TAÇ GOLD + ŞEKİL” ibareli 2014/58840 tescil numaralı markanın davalı adına 7, 8, 11, ve 21. sınıflarda tescil edildiğini, davalı adına tescilli markanın müvekkilinin markaları ile iltibas yaratacak şekilde benzediğini, "Taç" ibareli markaların 1997 yılından bu yana davalı adına tescilli olmasının ve "TAÇ" ibaresinin günlük dilde kullanılan bir ibare olmasının dava konusu marka tescilini meşru hale getirmediğini, dava konusu markanın, davalının önceki markaları ile aynı sınıfta olmadığını, bu nedenle davalının kazanılmış haktan yararlanmasının mümkün olmadığını, davalı yanın dava konusu markasının önceki marka tescillerinden farklı bir görselle müracaata konu edildiğini, dava konusu markada kullanılan yeni görselin müvekkilleri adına tescilli markaların görseline çok yakın olduğunu, davalının markada yaptığı değişikliklerin iyi niyetli olarak algılanamayacağını, taraflara ait markaların tescilli oldukları emtialar bakımından da benzer olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, davalı ile müvekkilinin taraf olduğu farklı davalarda davalının kazanılmış haktan yararlanamayacağına karar verildiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/58840 sayılı “TAÇ GOLD + ŞEKİL” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında sonuçlanmış olan birçok dava olduğunu, müvekkili adına tescilli marka ile davacı taraf adına tescilli markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, markaların aynı emtialarda tescilli olmadığını, davacı yanın markasının tescilli olduğu sınıflar bakımından tanınmış olduğunu, ilgili markaların ve tanınmışlığın farklı sınıflarda tescili olan müvekkili markasının varlığını etkilemeyeceğini, müvekkilinin "taç" ibaresi üzerinde 7, 8, 11 ve 21. sınıflar bakımından müktesep haklarının bulunduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, tam aksine davacı yanın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli 2014/58840 sayılı “TAÇ GOLD + şekil” ibareli markanın, davacının tanınmış marka niteliğindeki "TAÇ" markası ile benzerlik arz ettiği, taraf markaları farklı sınıflarda tescilli olmasına karşın davacı markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi ve markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin algısı göz önünde bulundurulduğunda nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verebileceği, dava konusu marka tescilinin, davalı adına tescilli önceki tarihli marka tescillerinden farklılaştırılarak davacı yanın markasına yakınlaştırılması sebebiyle, davalı yanın müktesep hakka dayanamayacağı, davalı yanın önceki tescil tarihli markaları bakımından taraflar arasında hükümsüzlük talepli yargılamalar devam etmekte iken ihtilaflı markaların bir başka renk kombinasyonu olan dava konusu markanın davalı tarafından tescile konu edildiğinden bu hususun kötü niyetli tescil olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2014/58840 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında huzurdaki davaya benzer birçok dava açıldığını ve karara bağlandığını, kararların bir çoğunluğunun müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkili aleyhine sonuçlanan kararlar bulunsa da bunların müvekkilinin 2010 tarihli kırmızı logolu başvuruları olup, bu başvurularda kırmızı rengin kullanılmasının ve davacı tarafından da logonun kırmızı renkli olmasından kaynaklı olup, Yargıtay tarafından bozulması üzerine verilmiş olan kararlar olduğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından kırmızı logolu kullanımının sona erdirildiğini ve sarı ve siyah logolu marka başvurularının yapıldığını, ancak davacının bu başvurulara da itiraz edip hükümsüzlük davaları açtığını, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin önceki tarihteki markalarına bakıldığında markaların tümünde esas unsurunun TAÇ olduğunu, davacı tarafın markasının esas unsurunun da TAÇ ibaresi olduğunu, fakat davacının markasının 24. sınıfta yani ev tekstil sektöründe tescilli iken müvekkili markasının 7,8,11 ve 21 sınıflarda tescilli olup tarafların markalarının uzun yıllardır yan yana kullandığını, bu hususun Yargıtay ilamları ve kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğunu, nitekim davacının 7, 8, 11 ve 21. sınıflarındaki marka başvurularının müvekkili markaları nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin modernize hale getirdiği markanın davacı markasına yanaştığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilini 1998 senesinde tescil ettirdiği markayı kullanmaya zorlamanın marka felsefesine uymayacağını, müvekkilinin söz konusu markayı davacı tarafından açılan dava tarihi itibariyle 5 yıldan fazla süredir kullanması nedeniyle markasal hak kazandığını, müvekkilinin kullanmış olduğu gezegen, dalga ve taç ibaresinden oluşan markasının 1998 yılından beri tescilde olduğunu ve bu markada TAÇ ibaresinin ön planda olduğunu, bilirkişilerin olaya yaklaşırken davacı tarafın tanınmış marka olmasından kaynaklı olarak objektif değerlendirmelerde bulunmadıklarını, davacı lehine zorlayıcı yorum yaptıklarını, yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, mutfak emtiaları için müvekkili için gerek tescilli diğer markaları gerekse davacı tarafından açılan diğer davalara verilen kararlar ve bu kararları onayan Yargıtay kararları dikkate alındığında müvekkili markası kapsamında olan emtialar açısından davacı lehine bir görüş ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığını, müktesep hakka ilişkin değerlendirmenin de hatalı olduğunu, müvekkilinin kuşak içerisinde beyaz dolgusu TAÇ ibaresinin kullanımının davacı tarafından 2005 yılından beri bildiği ve 2010 yılına kadar ses çıkarmadığı ve dolayısıyla sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiğini, davacının tanınmışlığının sadece tekstil sektörüne özgülendiği belirtilerek açılan davaların reddine dair kararların Yargıtay tarafından onandığını, ayrıca müvekkilinin de 7,8,11 ve 21. sınıfları içeren züccaciye ve mutfak eşyaları sektöründeki bilinirliğinin göz ardı edildiğini, müvekkilinin daha önceki marka tescilleri nedeniyle müktesep hakkı bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu markaya tescilinde kötü niyetli olmadığını, davacının müvekkili aleyhine açtığı davalardan 25 tanesinin YİDK kararının iptaline ilişkin olduğunu, müvekkilinin mahkeme kararlarına güvenerek yapmış olduğu başvuruların kötü niyetle itham edilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin markasını modernize etme ve kendine uygun bir renk seçme özgürlüğü bulunduğu hususunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın müktesep hak savunmasının yerinde olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, her iki taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, davalının dava konusu markasının TAÇ ibaresinin yazım stili ve üzerinde bulunduğu dalga şeklinin davacının tescilli tanınmış TAÇ ibareli markalarına yakınlaştırdığı, markalar farklı emtia grubunda tescilli ise de benzeştirmek suretiyle tanınmış marka imajından haksız olarak yararlanma amacını taşıdığı, dava konusu marka ile benzer nitelikte bulunan davalıya ait 2014/102407 sayılı ve 2014/102411 sayılı markaların hükümsüzlüğüne dair verilen mahkeme kararlarının Yargıtay 11 Hukuk Dairesince onandığı, mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları takrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli 2014/58840 sayılı "TAÇ GOLD + şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ve 25 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.