7. Hukuk Dairesi 2021/1704 E. , 2021/4253 K. 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.2016 tarihinde verilen dilekçeyle 4760 sayılı Yasa uyarınca hak sahipliğinin tespiti talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.01.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tar…
**7. Hukuk Dairesi 2021/1704 E. , 2021/4253 K.** **"İçtihat Metni"** 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.2016 tarihinde verilen dilekçeyle 4760 sayılı Yasa uyarınca hak sahipliğinin tespiti talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.01.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, davalı ... dışındaki tarafların ortak murisi ...'in, Hazineye ait dava konusu 1391 parsel sayılı taşınmaz üzerine 1987 yılında gecekondu yaptığını ve ölene kadar bu gecekonduda yaşadığını, 03.06.2005 tarihinde vefat ettiğini, daha sonra taşınmazın Hazine yararına değerlendirilmesi için orman sınırları dışına çıkarıldığını ve 4706 sayılı yasa gereği hak sahiplerine satış işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için Hazine tarafından 14.05.2015 tarihinde Pendik Belediyesine devredildiğini, gecekondu üzerindeki hak sahipliğinin ise miras yoluyla ... mirasçılarına geçtiğini, ancak davalı mirasçı ...'in Pendik Belediyesine başvurarak sadece kendisinin hak sahibi olduğunu beyan ettiğini ve bu beyan üzerine kendisine 4706 sayılı yasanın 5. maddesi gereğince taksitle satış yapıldığını, henüz devir işlemlerinin gerçekleşmediğini, müvekkillerinin iyi niyetli olarak murisin ölümünden sonra gecekonduda davalı ...'in oturmasına rıza gösterdiklerini ileri sürerek, davalının hak sahipliğinin iptali ile muris ...’in tüm mirasçılarının hak sahibi olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın 4706 sayılı yasanın 5. maddesine göre yapılan protokol kapsamında Maliye Hazinesinden devralınarak belediye adına tescil edildiğini, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 10.04.2014 tarihli taşınmaz tespit tutanağında gecekondunun işgalcisinin ... olarak bildirildiğini, yine tespit tutanaklarından taşınmazdaki gecekondunun 01.11.2002 tarihinde 5.000.000 TL karşılığında müteveffa ... tarafından ...'e satıldığının anlaşıldığını, tespit tutanakları ile sabit bu durum karşısında yapılan satıştan ötürü belediyeye herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini belirterek, davanın müvekkili belediye yönünden husumet yokluğundan ve esastan reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, muris ...'in dava konusu taşınmazı 01.11.2002 tarihli gecekondu satış sözleşmesi ile müvekkiline sattığını, taşınmazı satın aldıktan sonra gecekonduya ilişkin tüm vergilerin müvekkilince ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı ..., 15.12.2017 tarihli dilekçesi ile eşi ...’in sağlığında Pendik ilçesi, Velibaba Mahallesinde bulunan gecekonduyu davalı ...’ye sattığını ve yıllardır ...'nin kullanımında olduğunu belirterek, davaya rızasının bulunmadığını bildirmiştir. Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde, davalı tarafça sunulan gecekondu satış sözleşmesinin geçerli olmadığını, matbu şekilde düzenlenmiş olup boşlukların kim tarafından ve ne zaman doldurulduğunun, yazı ve imzaların murise ait olup olmadığının belli olmadığını ileri sürerek, sözleşmenin içeriğine ve imzaya itiraz etmiştir. İlk derece mahkemesince, her ne kadar davacılar vekili tarafından, gecekondu satış sözleşmesinin altındaki imzanın murise ait olmadığı iddia edilerek imza incelemesi yapılması talep edilmiş ise de bu talebin, tanık beyanları alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verildiği, tanık beyanları alındıktan sonraki celsede ise davacılar vekilinin, dosyanın tekemmül ettiğini beyan ederek sözlü yargılama aşamasına geçilmesini istediği ve bunun üzerine sözlü yargılamaya geçildiği; öte yandan, gecekondu satış sözleşmesinin tanıklarından Cengiz Çalışlar ile dahili davalı ...’in beyanlarıyla desteklenen satış senedi kapsamına göre, dava konusu taşınmazdaki gecekondunun zilyetliğinin davalıya devredildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın, davalılar ... ve ... yönünden esastan; davalı ... Belediyesi yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince; gecekondu satış sözleşmesindeki imzanın murise ait olmadığının davacı tarafça açıkça ileri sürülmediği ve davacıların yasa gereği belediyeye başvurularının da bulunmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesinin 6. fıkrasında “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen, Hazineye ait taşınmazlardan, 30/3/2014 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın, öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir. Bu şekilde devredilen taşınmazlar, haczedilemez ve üzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi bir sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. (Ek cümle:4/7/2019-7181/17 md.) Bu maddenin 11. fıkrası kapsamında, Hazineye intikal eden yapı ve tesislerin satışında, yapı ve tesis bedeli yapı yaklaşık birim maliyet bedelinin yüzde beşi olarak hesaplanır. Bu suretle yapılacak satışlarda satış bedeli, en az yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanuni faiz oranının yarısı uygulanır. Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi ve sayısını belirlemeye belediyeler yetkilidir.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olaya gelince; hak sahibi olduğu belirtilen ...’in bir kısım mirasçıları olan davacılar, diğer mirasçı davalı ...’in tek başına hak sahibi olmadığını ileri sürerek bu davayı açmışlardır. Davacıların, tapuda davalı ... adına kayıtlı taşınmazda, 4706 sayılı yasaya dayalı olarak talepte bulunma hakkını elde etmek için hak sahipliğinin tespitini istemelerinde hukuki yararları bulunmaktadır. Öte yandan davacıların, hak sahibi olduğu belirtilen ...’in bir kısım mirasçıları olup, diğer mirasçılarının ise davalı (oğlu) ... ile davaya sonradan davalı olarak dahil edilen (eşi) ... olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, 4706 sayılı yasaya dayalı olarak talepte bulunabilmek için muris ...’in tüm mirasçılarının hak sahibi olduğunun tespiti istendiğinden, tüm ortakların davayı birlikte açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde, 11.10.1982 tarihli ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa, Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı sona ereceğinden davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Eldeki davada ise, her ne kadar murisin eşi (mirasçı) ..., davalı olarak davaya dahil edilmiş ise de, mahkemeye sunduğu 15.12.2017 tarihli dilekçesi ile davaya muvafakatinin olmadığını bildirdiğinden ve bu nedenle ortakların tümünün davaya muvafakati sağlanamamış olduğundan mahkemece, TMK’nın 640. maddesi hükmüne göre murisin terekesine temsilci atanması için davacı tarafa süre verilmesi; daha sonra işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, dava konusu taşınmaz üzerindeki gecekondunun zilyetliğinin, tarafların ortak murisi ... tarafından, 01.11.2002 tarihli gecekondu satış sözleşmesi ile davalıya devredildiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece, tarafların tüm delilleri de toplanmak suretiyle tespit tutanağında belirtilen dava konusu gecekondunun işgalcisinin kim olduğunun araştırılıp tespit edilmesi; bu yerle ilgili olarak satıcısı ..., alıcısı ... olan adi yazılı şekilde düzenlenmiş 01.11.2002 tarihli “gecekondu satış sözleşmesi” başlıklı belgedeki yazı ile satıcı (muris) ...’e atfedilen imzaya davacı tarafça itiraz edildiğinden, bu hususta da gerekli incelemenin yapılarak, imzanın muris ...’e ait olup olmadığının belirlenmesi ve daha sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK'nın 373/1. maddesi gereğince davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA; yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 23.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.