11. Hukuk Dairesi 2016/2381 E. , 2017/5106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2015 tarih ve 2014/699-2015/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2016/2381 E. , 2017/5106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2015 tarih ve 2014/699-2015/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilleri ... ve ve ...‘in davalı ... Tic. A.Ş’nin bir kısım hisse senetlerinin sahibi müteveffa ...’in mirasçısı olduklarını, müvekkillerinden ... tarafından davalı şirkete yapılan 12/04/2013 tarihli yazılı başvuruda müvekkillerinin murisi müteveffa ...'e ait şirket hisse senetlerinin akıbeti hakkında bilgi istenildiğini, davalı şirket tarafından 16/04/2013 tarihli cevabi yazısında "...hisse senetlerini fiziki olarak kendi uhdesinde saklayan hissedarlarınızın, 31/12/2012 tarihine kadar kaydileştirilmeyen tüm hisse senetlerinin bu tarihte şirkete intikal edeceği ve pay sahiplerinin söz konusu hisse senetleri üzerindeki tüm haklarının da anılan tarihte kendiliğinden sona ereceği " şeklinde cevap verildiğini, murisin nama yazılı hisse senetlerinin 31/12/2012 tarihine kadar kaydileştirilmediği gerekçesi ile davalı şirkete intikal edeceği ve müvekkillerinin hisse senetleri üzerindeki haklarının sona ereceği hususundaki düzenlemenin açıkça hukuka ve anayasaya aykırı olduğunu, murisin adresinin davalı şirkette bulunmasına rağmen ulaşma olanağını kullanmayıp haksız yasal düzenlemeyi gerekçe göstererek kötü niyetle davrandığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müteveffa ...'e ait davalı şirketin hisse senetlerinin müvekkillerine aidiyetinin tespiti ile hisseleri oranında pay defterine kaydedilmesine, senetlerin her türlü bedelsiz ve temettü gelirlerinin müvekkillerine verilmesini, taleplerin kabul edilmemesi halinde hisse senetlerinin dava tarihindeki rayiç bedeli olarak şimdilik kaydıyla 10.000,00 TL’nin hisselerin temettü ve bedelsiz getirilerinin hesaplanarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin davada taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkili şirketin sermaye piyasalarının kaydileştirilmesi sistemine dahil olup, 28/11/2005 tarihinden itibaren uygulanmakta olan sistem uyarınca müvekkili şirket paylarının elektronik ortamda kayıt altına alındığını, sermaye piyasasının kaydileştirilmesi sisteminin yasal düzenlemeye kavuşturulmasının ardından entegrasyon aşamasında ihraççı kuruluşlar ve pay hak sahiplerine geçici hükümleri ile bir takım sorumluluklar yüklendiğini, pay hak sahiplerine sermaye araçlarını kayda sunmaları hususunda 31/12/2012 tarihine kadar teslim koşulu getirildiğini, bu tarihe kadar yerine getirilmemesi halinde sermaye araçlarının yatırımcı tazmin merkezine intikal edeceğinin açık düzenlemesinin pay sahipliği iddiasındaki davacıları da kapsamakta olduğundan anılan yasal zorunluluğu yerine getirmemiş olmaları halinde davacıların hisse senetlerinin de yatırımcı tazmin merkezine intikal ettiğini, mezkur hisse senetlerine dair tüm iddia ve taleplerin ancak yatırım tazmin merkezine yöneltilebileceğini, pay sahipleri olduklarını ispatlayamayan davacıların hukuki ve maddi dayanağı bulunmayan alacak iddialarına da itibar edilmemesi gerektiğini belirterek öncelikle husumetten reddi gerektiğini, esasa girildiği taktirde davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibarı ile davada davalı ... Tic. AŞ’nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davacının murisine ait hisse senedinin bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirilmiştir. Yerel mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 gün ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı SPK 13/4 maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağından kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.