T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2411 - 2026/206 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2411 KARAR NO : 2026/206 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2021/259 E. - 2022/137 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 14/11/2024 tarih ve 2022/1559 Esas 2024/1814…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2411 - 2026/206 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2411 KARAR NO : 2026/206 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2021/259 E. - 2022/137 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 14/11/2024 tarih ve 2022/1559 Esas 2024/1814 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/10/2025 tarih ve 2025/768 Esas, 2025/6288 Karar sayılı ilamıyla ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/63578 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini 1990 yılında ilk kez tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırdığını, çok sayıda "..." ibaresini ihtiva eden markası olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda "..." ibaresini de içerir nitelikte endüstriyel tasarım tescillerinin bulunduğunu, "..." ibareli markaların WIPO nezdinde de tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, tüketicilerin halihazırda sahip oldukları "..." marka imajının, işbu dava konusu "... ..." markasına transferinin iltibasa sebebiyet vereceğini, ortalama gıda tüketicisinin "... ..." ibareli marka ile müvekkil şirketin "..." ibareli markalarını benzer olarak algılayacağını, davaya konu "... ..." markası müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar arasında iltibas oluşturabilecek düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu markanın sahibi olan şirketin "..." ibaresini defalarca tescil konusu yaptığını, buna rağmen davalı yanın ilgili ibarenin yanına müvekkilinin tanınmış markası olan "..." ibaresini ekleyerek yeni bir marka oluşturma çabası içerisine girdiğini, dava konusu markanın, müvekkilinin seri markalarının arasına sızacağını, davalının müvekkiline ait tanınmış markalara benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı şirkete ait başvurunun tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait "..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5393 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan ve taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacının tanınmışlık ve kötü niyete dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin faaliyetlerinde kullandığı "..." markasının, müvekkilinin yoğun emek ve faaliyetleri doğrultusunda dünya çapında tüketicilerce tercih edilen, son derece tanınan ve bilinen bir marka haline geldiğini, çok sayıda "..." ibareli tescilli markası bulunduğunu, davacının ... nezdindeki itirazlarında dayanmadığı nedenlere huzurdaki dosyada dayanmasının mümkün olmadığını, yine dava dilekçesinde yer verilen endüstriyel tasarımların da YİDK kararı kapsamı dışında kalması sebebiyle değerlendirme dışında tutulması gerektiğini, ... nezdinde dayanılmayan markalara huzurdaki dosyada dayanılmasının mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde yer verdiği ve tescil tarihleri itibariyle üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş markaların SMK uyarınca kullanımının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin başvuru üzerinde müktesep hakkının olduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin asli unsur konumunda bulunmadığını, müvekkil markası bakımından bu ibarenin malların cinsine, vasfına dair nitelendirme yapan bir ibare olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair delil sunulmadığını, kötü niyet iddialarının da hiçbir somut gerekçesinin veya hukuki dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının YİDK kararının iptali yönünden itiraza dayanak markaları ve hükümsüzlük istemi yönünden dayandığı markaları arasında 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali ve/ya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının yeterli delil, bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, dava konusu marka bakımından 6769 Sayılı Kanunun 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının kötü niyet iddiasını da ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkil adına tescilli "..." markasının, yoğun kullanım ve ciddi mali külfet yüklenerek oluşturulmuş olan sayısız tanıtım projeleri sonucunda tanınmış marka statüsüne ulaştığını, markaların tanınmışlığına ilişkin tutulan ... marka sicilinin, tanınmışlık yönünden açıklayıcı etkiye sahip olduğunu, ilgili araştırma raporlarından da anlaşılacağı üzere "..." ibaresini gören ortalama gıda tüketicisinin aklına doğrudan müvekkili Şirketin "..." ibareli ürünlerin geldiğini, "..." ibaresi özelinde verilen ve ibarenin yüksek ayırt edici ve tanınmış nitelikte olduğunu belirten kesinleşmiş yargı kararlarının bulunduğunu, tanınmış markaya dair incelemenin yapılış şeklinin SMK'nın 6/1 maddesi hükmünden farklı olduğunu, tanınmış markaya tanınan yasal koruma için markalar arasında iltibas ihtimalinin mevcudiyetine gerek olmadığını, tanınmış marka ile herhangi bir şekilde bağlantı kurabilecek bir şeklin/ibarenin tescili halinde tanınmış marka sahibinin bahse konu marka başvurusunun iptalini/durdurulmasını talep edebileceğini, "..." ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunun kabul edilemeyeceğini, davaya konu markaların asli unsurlarının hatalı olarak tespit edildiğini, işbu dava konusu markanın asli unsurunun "..." ibaresi olduğuna yönelik tespit hukukuka, yasaya ve yüksek mahkeme pratiğine aykırı bulunduğunu, karara esas alınan raporu tanzim eden heyetin eksik incelemede bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 08.11.2024 tarih, 2022/1559 E., 2024/1814 K. sayılı kararıyla, davacının gerek YİDK kararının iptali gerekse marka hükümsüzlüğü istemi bakımından dikkate alınması gereken markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuru "... ..." ibareli olup başvuruda yer alan "..." ibaresi davalı şirketin çatı markası olduğundan başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında, asli unsurlarının aynı olmasından kaynaklı olarak ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu savunulmuş ise de, anılan ibarenin tanımlayıcı nitelikte olmadığı, anlamı itibariyle gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliği düşük olmakla birlikte asgari olsa da bir korumayı haiz olduğu, başvuruda "..." ibaresi dışında yer verilen "..." ibaresinin davalının çatı markası olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, buna göre başvurunun asli unsurunun da yalnızca "..." ibaresinden oluştuğu, bunun dışında başvuruya ayırt ediciliği sağlayacak herhangi bir unsura yer verilmediği, dava konusu başvuru kapsamında 32. sınıf malların davacının kullanım ispatına tabi olmayan 2018/59250, 2018/92162, 2019/04662, 2019/04664 sayılı markalarının kapsamlarında da aynen yer aldığından somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, davacının diğer iddialarının ise yerinde olmadığı, davalı adına tescilli olan ve müktesep hak koşullarını sağlayan önceki tarihli "..." ibareli marka bulunmadığından bu savunmanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 16/10/2025 TARİH VE 2025/768 ESAS, 2025/6288 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalılar vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davalının başvuru konusu "... ..." ibareli kelime markası ile davacının "... ...", "... ...", "... +" ibareli markalarında ve diğer "..." esas unsurlu markalarında, "..." ibaresinin ortak olarak kullanıldığı, ancak başvuru konusu markada, görsel bakımdan ilk olarak "..." ifadesinin dikkat çektiği, bütün olarak değerlendirildiğinde, "... ..." ibaresinin görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının "..." esas unsurlu markalarından farklılaştığı, öte yandan "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliği düşük olup başvuru konusu markanın ortalama tüketici nezdinde "..." ibaresi olarak değil, "... ..." ibaresi olarak algılanacağı, yapılan bu açıklamalar ışığında davalının başvuru konusu "... ..." ibareli kelime markası ile davacının "..." esas unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalini içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, dava konusu başvuruda, görsel bakımdan ilk olarak "..." ifadesinin dikkat çektiği, dava konusu başvuru bütün olarak değerlendirildiğinde, "... ..." ibaresinin görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının "..." esas unsurlu markalarından farklılaştığı, ayrıca "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliği düşük olup başvuru konusu markanın ortalama tüketici nezdinde "..." ibaresi olarak değil, "... ..." ibaresi olarak algılanacağı, açıklanan nedenlerle "... ..." ibareli kelime markası ile davacının "..." esas unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalini içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunmadığı bu itibarla dava konusu YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-Davalı şirket tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 335,00-TL posta masrafı ve 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.368,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 6-Davalı ... tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 65,00-TL tebligat masrafı, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.098,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 9-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 22.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 28/01/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.