6. Ceza Dairesi 2010/28894 E. , 2013/21391 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yakınanın cebindeki 1 adet 50 TL 2 adedi ise 20 TL’lik olmak üzere toplam 90 TL’sinin ... Devlet Hastanesi Nöroloji servisinde muayene için sıra beklerken cebinden çalındığı olayda; Koluk görevlilerince 12.06.2007 günü saat 12:00’de düzenlenen tutana
**6. Ceza Dairesi 2010/28894 E. , 2013/21391 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yakınanın cebindeki 1 adet 50 TL 2 adedi ise 20 TL’lik olmak üzere toplam 90 TL’sinin ... Devlet Hastanesi Nöroloji servisinde muayene için sıra beklerken cebinden çalındığı olayda; Koluk görevlilerince 12.06.2007 günü saat 12:00’de düzenlenen tutanakta; hastanelerde artan yankesicilik sureti ile hırsızlık olayları sebebi ile sivil görevli olarak durumlarından şüphelenilen şahıslar ile ilgili çalışmak üzere ... Devlet Hastanesine saat 08:00 sıralarında gelinerek takibe başlandığı, biri çocuk 7 erkek şahsın davranışlarından şüphelenilmesi üzerine bunların gözlemlendiği, bu şahısların fiziksel özelliklerinin saptandığı, izlenen sanıkların yakınanı aralarına alıp sıkıştırarak yanlarındaki çocuğun cebinden parayı alması için imkan yarattığı, bu sayede parayı alan çocuğun cüzdanı "1.90 boylarında, kısa saçlı olan ve krem renkli gömlek ile siyah kumaş pantolon giyen şahsa" verdiğinin görüldüğü, küçük çocuğun, cüzdanı verdiği kişinin ve 1.65-1.70 boylarında 35 yaşlarındaki şahsın Devlet Hastanesinde kaldığı diğer 4 kişinin ise yandaki Üniversite Hastanesi’ne geçtiği, sanıkların çokluğu sebebi ile destek ekip beklenildiğinden müdahale edilmediği, bir görevlinin çocuk ile yanındaki kişileri takip ederken diğer ekibin üniversite hastanesine geçen grubu takip ettiği ve destek ekip gelmesi ile birlikte ..., ..., ... ve ... olmak üzere 4 kişinin cüzdanın alındığı hastanenin yanındaki hastanede yakalandığı, yapılan üst aramalarında ...’ın üzerinden 1 adet 20 TL, 2 adet 10 TL, 1 adet 5 TL olmak üzere 45 TL para, başkasına ait ehliyet, cep telefonu; ... ... üzerinden telefon ve bozuk paralar, ...’in üzerinden 2 adet 100 TL, 2 adet 20 TL ve 1 adet 10 TL olmak üzere 250 TL para, mazejik adında ilaç, yeşilkart, devlet hastanesi ilaç reçetesi ve Cep telefonu; ...’in üstünden 1 adet 50 TL, 2 adet 5 TL, yeşil kart ile cep telefonu çıktığı hususlarının belirtildiği, tutanağın polis memurları ... ..., ... ... ve ... ... ile sanıklar ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı, yine olay günü saat 15:00'de düzenlenen bir başka tutanakta ise Devlet hastanesinde meydana gelen hırsızlık olayına karışan ancak görevlinin takibindeyken gözden kaybedilen 1.90 boylarındaki, krem renkli uzun kollu gömlekli 1.şahıs ile 1.65-1.70 boylarında 35 yaşlarındaki 2.şahsın, yanlarındaki 9-10 yaşlarındaki çocuk ile birlikte, eşgal bilgileri üzerine yapılan araştırma sonucu salı pazarında yakalandığı ve yakalananların Devlet Hastanesine götürülerek hastanede görev yapan ekibe gösterildiği, hastanedeki görevli ekibin hırsızlık yapanların bunlar olduğunu söylemesi üzerine şahısların yakalandığı ve 1.şahsin ... 2.Şahsın ise ... olduğu çocuğun ise ...’nin yeğeni ... ... olduğu, yapılan aramalarda ...’dan 2 adet 50 TL ve 3 adet 20 TL olmak üzere 160 TL para ve cep telefonu ... ... nin üzerinden 2 adet 50 TL, 4 adet 10 TL ve 2 adet 5 TL olmak üzere toplam 160 TL para ile cep telefonu çıktığı belirtilmiş ve bu tutanağın da polis memurları ... ..., ... ..., ... ... ile sanıklar ... ve ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Sanıkların genel olarak suçu kabul etmemekle birlikte aşamalarda hastanede bulunma sebepleri ve birbirlerini tanıdıkları konusunda çelişkili beyanlarda bulundukları; sanıklardan Kerem’in kolluk beyanlarında arkadaşı diğer sanık ... ile birlikte kayınvalidesine ait 35 ... plakalı araç ile Manisa ili Sarıgöl ilçesinden annesinin mezarını yaptırmak için ...’a geldiğini ve dayısı olan ...’in hastanede olduğunu öğrenmesi üzerine hastaneye gittiğini bu sırada yakalandığını söylemesine karşın son oturumda bunlarla çelişir şekilde hastanede yatan dayısının kızını ziyaret için hastaneye gittiğini söylediği, ...’ın ise kolluk beyanlarında Kerem ile uyumsuz bir şekilde tek başına Atça iline arkadaşı Haydar’dan borç almak için gittiğini dönerken ise rahatsızlanması üzerine hastaneye müracaat ettiğini bu sırada yakalandığını söylediği, ancak aşamalardaki beyanlarında bundan dönerek Kerem’in anlatımına katıldığını söylediği, sanık ...’in kolluk beyanlarında kolundan rahatsız olduğu için ilaç yazdırmak amacıyla sürekli olarak ikamet ettiği Manisa ili Alaşehir ilçesinden, oğlu ... ile birlikte ... iline geldiğini, buradan da Çeşme’de kaportacılık yapan diğer oğlunun yanına gideceklerini, oğlu dışındaki diğer sanıkları hiç tanımadığını beyan ettiği, diğer sanık ...'in oğlu ...’in de kollukta babasına benzer anlatımda bulunduğu, ancak sonra her ikisinin de anlatımlarından dönerek sanıklardan Kerem’i tanıdıklarını olay günü Alaşehir’den Güzelçamlı’ya gideceklerini yolda ... hastalanınca ... ilinde hastaneye gitmek amacıyla indiklerini, hastanede ise Kerem’i gördüklerini onun kendilerini Söke’ye kadar götüreceğini söylediğini ancak muayene olmak için bekledikleri sırada yakalandıklarını beyan ettikleri, sanık ... ve ...’nin benzer beyanlarında ...’a iş kurmak için Manisa ilinden ...’a yaşı küçük ... ile geldiklerini, ...’in ablasının evinde kaldıklarını söyledikleri ancak hastanede bulunma sebebi olarak ...’in, ...’ın arkadaşı ile; ...’ın ise ...’in arkadaşı ile görüşmek istemesini belirtmek sureti ile birbirleri ile çeliştikleri sonra ...’ın ...’in anlatımını kabul ederek uyumsuzluğu gidermeye çalıştığı görülmüştür. Yakınan aşamalardaki beyanlarında sıra beklediğini, kalabalık olduğunu cebinde parasının olmadığını farkettiğini, muayene olduktan sonra hastane güvenliğine söylediğini, onların da kendisini emniyete yönlendirdiğini, sanıkların yüzünü görmediğini söylediği anlaşılmıştır. Sanıkların yakalanmalarının ardından Sulh Ceza Mahkemesine sorgu için sevk edildikleri, aynı gün yakalama ve sorgu işlemleri yapıldığına göre yakalandıklarındaki hal ve kıyafetleri ile mahkeme huzurunda bulundukları, mahkemenin sanıkların boy, yaş, kıyafet gibi özelliklerini belirterek sanıklar hakkında gözlemde bulunduğu anlaşılmıştır. Tutanak mümzilerinden ... ... ve ... ...’nin tüm sanıkların hazır bulunduğu 08.08.2007 günlü oturumda beyanlarının alındığı, ...’in tutanak içeriğinin doğru olduğunu beyan etmekle yetindiği, ...’nın ise ayrıntılı beyanlarında arkadaşı ... ile birlikte güven timi olarak görev yaptıklarını, cep telefonu kullandıkları için telsiz bulundurmadıklarını, ... Devlet Hastanesinde görevdeyken 6 kişi olan sanıkları yanlarında çocuk ile gördüklerini, yaşlı bir amcayı sağdan soldan sıkıştararak küçük bir çocuk vasıtası ile parayı çaldıklarını, küçük çocuğun parayı ... isimli sanığa verdiğini, sanıkların beraber hareket ettiklerini, kendilerinin iki kişi grubun ise 7-8 kişi olması sebebi ile destek ekip istediklerini, sanıkların bu sürede devamlı çevreyi kontrol edip cebinden para çalacak kişileri araştırdıklarını yandaki hastaneye geçince oraya gittiklerini ..., ..., ... ve ...’ın tam olarak takip ettikleri şahıslar olduğunu, 3 tanesini kaçırdıklarını, eşgalini diğer ekiplere bildirdiklerini, ...’ın 35 plaka bir araç ile geldiklerini, aracın hastanenin ordan alınmasını söylediğini hatta kaçanlar aracın yanına gelir diye beklediklerini, ancak gelen olmadığını söyledikleri, sanıkların hastanede 7 kişi olmalarına rağmen hırsızlığı ..., ..., ... ve ... ile 8-10 yaşlarındaki çocuğun gerçekleştirdiğini, ekip çağırırken sesleri duyan üç kişinin kaçtığını beyan ettiği görülmüştür. Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü gibi özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu; geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Delillerin gösterdiği; objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Faillerin ceza kanunlarına göre sorumlulukları ise öncelikle somut olayın ne şekilde gerçekleştiği saptandıktan sonra belirlenebilir. Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğe ulaştıracak araç ise delillerdir. Deliller; sanık açıklamaları, tanık açıklamaları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, kolluk, savcı ve hakim tutanakları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve (veya) ses kaydeden araçlarla açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Bunların hukuka uygun olarak elde edilmeleri ve bir bütün halinde değerlendirmeleri ile somut olaya ve bu olayı gerçekleştirenlerin sorumluluklarına varmak mümkün olabilir. Öyleyse hakim tarafından öncelikle yapılması gereken olayın ne şekilde gerçekleştiğinin tespiti ile olayın oluşuna dair duraksama ve çelişkilerin ortadan kaldırılmasıdır.Bu aşamadan sonra uygulanacak normu ve faillerin kim oldukları ve ceza hukuku karşısındaki sorumlulukları belirlenebilir. Bu açıklamalar ışığında; Olay günü düzenlenen tutanak içeriklerinin, tutanak düzenleyicilerinden olan ... ...’in kovuşturma aşamasındaki beyanları ile uyumlu olmadığı, tutanaklarda yakınandan parayı alan yaşı küçük ... ile hareket edenlerin onun parayı verdiği ... ile ...’un dayısı ... olarak anlaşıldığı halde, tanık ...’nın mahkemede çocuğun parayı ...’e verdiğini, hırsızlığı gerçekleştiren grubun ..., ..., ..., ... ve 8-10 yaşlarındaki çocuğun olduğunu söylediği, oysa diğer tutanak düzenleyicisi ...’in tutanağın doğru olduğunu beyan ettiği, mahkeme tarafından tutanak ile bunu düzenleyenlerin beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği, ayrıca tutanak da ayrıntılı olarak olaya karışanların fiziki özelliklerinin belirtilmesine, Sulh ceza Mahkemesindeki sorguda da gözlemde bulunmasına karşın, mahkeme tarafından sanıkların fiziki özellikleri ile tutanak ve Sulh Ceza Mahkemesi sorgusundaki tespitlerin değerlendirmeye alınmadığı, sanıkların üzerlerinden çıkan cep telefonlarının imei numaraları belli olmasına karşın, bunların iletişiminin tespiti yoluna gidilmediğinin anlaşılması karşısında, öncelikle sanıkların cep telefonlarının, aranan-arayan numara ile kullanıldığı baz istasyonunu da gösterir iletişim kayıtlarının olay gününün bir hafta öncesini de kapsar şekilde tespiti ile tutanak mümzilerinin beyanları arasındaki çelişkiler giderilip, sanıklara dair gerekli gözlemin yapılmasından ve temin edilmesi halinde olay gününe ait kamera kayıtlarının dosyaya konması sağlandıktan sonra olayın nasıl olduğu hiçbir duraksamaya yer verilmeden tespit edilip, sanıkların eylem içerisindeki fiili, pozisyonları saptanıp sanıkların hukuki durumlarının tayini gerekirken, sanıkların aşamalarda kendi içerisinde ve birbirleri ile çelişen anlatımlarına hangi sebeplerle üstünlük sağlandığı yeterli ve inandırıcı gerekçeler ile açıklanmadan eksik soruşturma ile yetinilip duruşmaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi; Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 31.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.