T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/430 - 2026/721 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/430 KARAR NO : 2026/721 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2025 NUMARASI : 2024/9 E. - 2025/488 K. ASIL DAVANIN KONUSU : YİDK Tasarım Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü KARŞI DAVANIN KONUSU : Tasarım Hükümsüzlüğü Tara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/430 - 2026/721 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/430 KARAR NO : 2026/721 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2025 NUMARASI : 2024/9 E. - 2025/488 K. ASIL DAVANIN KONUSU : YİDK Tasarım Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü KARŞI DAVANIN KONUSU : Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/11/2025 tarih ve 2024/9 E. - 2025/488 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ile davalı- karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, asıl davada; davalı-karşı davacı şirketin 2019/04119-1, 2, 3, 4, 5, 6 sıra sayılı çoklu "..." tasarımlarına müvekkili adına sırasıyla 2019/01754-4, 1, 5, 2, 7, 6, nolu "telefon kabini" tasarımlarını mesnet göstererek itiraz ettiklerini, itirazın diğer davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2020/T-49 sayılı kararıyla tasarımların genel izleniminin farklı olduğu gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini; oysa tasarımların yenilik ve ayırt edici nitelik kriterlerini taşımadığını ileri sürerek, YİDK'nın 2020/T-49 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; karşı davada, müvekkilinin dava konusu tasarımlarının AR-GE çalışmalarına 01.01.2017 tarihinde başlandığını; 15.03.2019 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğunu, tasarımların yeni ve ayırt edici olduğunu; Orgatec Fuarından önce 2017 yılında Ocak ayında malzeme ve kabin tasarımına başlanıldığını savunarak, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı-karşı davacı şirket vekili, asıl davada, davacısının iddiasının hukuka aykırı olduğunu, başvurunun 03.07.2019 tarihinde yapıldığını, tescil aşamasında Kuruma verilen dilekçeden de görüleceği üzere başvuru tarihinden 9 ay önce Almanya’da düzenlenen Orgatec 2018 (23.10.2018- 27.10.2018) Fuarında ... markası altında sergilendiğini, başvurunun 12 aylık hoşgörü süresi içerisinde yapıldığını, dolayısıyla müvekkili tasarımlarının davacı tasarımlarından çok önce tasarlandığını ve müvekkilinin izni ile dava dışı ... A.Ş. tarafından kamuya sunulduğunu, bu durumun tasarımın yeniliğini etkilemediğini, ancak davacı yanın iddialarının kabulü halinde, davacı tasarımlarının hükümsüzlüğünün gerekeceğini, kaldı ki müvekkili tasarımlarının davacı tasarımlarının aynısı olmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş; karşı davada davalı tasarımlarının piyasada bilinen kabinlere göre ayırt edici niteliklerinin bulunmadığını, sadece dikdörtgenler prizmasından ibaret çalışma kabini tasarımlarının hükümsüz kılınması gerektiğini, bu ürünlerin 23-27.10.2018 tarihleri arasında Orgatec Fuarında sergilendiğini ileri sürerek, davalıya ait 2019/01754-1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 sıra nolu tasarım tescillerinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı-karşı davacı delillerinde yer alan 23.10.2018 - 27.10.2018 tarihlerinde Orgatec 2018 Fuarında sergilenen ürünlerle 2019/04119-1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sıra numaralı tasarımların aynı oldukları; mutlak yenilik değerlendirmesinde EUIPO DESIGNview veritabanında ve images.google.com’da 2019/01754-1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 sıra numaralı tasarımların mutlak yeniliğini etkileyecek benzerlikte bir tasarım bulunmadığı; 2019/04119-1, 2, 3, 4, 5, 6 sıra numaralı tasarımların www...., Facebook ve Instagram adresindeki resimde yer alan ürün karşısında mutlak yenilik kriterini karşılamadığı; davalı-karşı davacıya ait 2019/04119-1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı tasarımların Orgatec 2018 Fuarında sunulan ürünlerle aynı olduğu ve davalı tarafında söz konusu ürünleri sunan taraf olduğu; 2019/04119-1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı tasarımların fuar yolu ile daha önce kamuya sunulmuş olması sonucuna bağlı olarak davacı-karşı davalı ürünü ile sosyal medya ortamları ve drive üzerindeki ürünlerle karşılaştırmaya ihtiyaç kalmadığı ve tescil başvurusunun 23.10.2018 tarihindeki fuarda kamuya sunulmasını takiben 03.07.2019 tarihinde yapılan tescil başvurunun başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez kuralı içerisinde kalan dönemde yapıldığı ve hükümsüzlük gerektirecek bir durumun oluşmadığı; 2020/T-49 sayılı YİDK kararının iptalini gerektirecek bir durum oluşmadığı, davacı-karşı davalıya ait 15.03.2019 tarihinde tescil edilen 2019/01754-1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 sıra numaralı ürünlerin Orgatec 2018 Fuarında kamuya sunulan ürünler karşısında bilgilenmiş kullanıcı nezdinde farklı ürünler oldukları ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı; 2019/04119-1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı tasarımlar için mutlak yeniliği etkileyecek benzerlikte bir tasarım bulunmadığı; 2019/01754-1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 sayılı tasarımlar için mutlak yeniliği etkileyecek benzerlikte bir tasarım bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında alınan 2020 tarihli kök rapor ile 2025 tarihli yeni rapor arasında, asıl davanın esasına etki eden taban tabana zıt tespitler bulunduğu; 2020 tarihli raporda, davalı tasarımlarının, müvekkili tasarımları karşısında "yeni ve ayırt edici olmadığı" tespit edilmişken; 2025 tarihli raporda tasarımların farklı olduğunun tespit edildiği; bilirkişi heyetinin 2025 tarihli raporda "bilgilenmiş kullanıcı" kriterini hatalı yorumladığı; 2020 yılında alınan raporda isabetli bir şekilde belirtildiği üzere, iki ürünün yan yana konulduğunda yarattıkları genel izlenimin aynı olduğu; 2025 tarihli raporda, tasarımcının bu tür kabin ürünlerinde seçenek özgürlüğünün geniş olduğunun açıkça kabul edildiğini; ayrıca raporun, müvekkilinin tasarımlarını Orgatec Fuarındaki ürünlerden "farklı" bularak müvekkilin tescilini korurken (karşı dava yönünden lehe), karşı davacının tasarımlarını Orgatec ürünleriyle "aynı" bulduğunu; taraf tasarımları arasındaki milimetrik farkların, ürünün bıraktığı genel izlenimi değiştirecek boyutta olmadığı; mahkemece, müvekkilinin tasarımları özgün bulunarak haklılıklarının teslim edildiği ve karşı davanın lehlerine sonuçlandırıldığı; mıştır. Ancak asıl dava yönünden dosyada çok açık bir sorun vardır: 2020 ve 2025 tarihli raporlar birbirine taban tabana zıttır. İlk rapor 'tasarımlar aynı' derken, son rapor 'farklı' demiştir. Ortada böyle derin bir çelişki varken Mahkemenin doğrudan son raporu esas alıp davayı reddetmesi hukuka aykırıdır. Yapılması gereken tek doğru işlem; dosyayı tamamen yeni isimlerden oluşan farklı bir bilirkişi heyetine gönderip, bu çelişkiyi giderecek üçüncü bir rapor aldırmaktı. Mahkeme bu adımı atlamış, gerçeği tam olarak araştırmadan 'eksik inceleme' ile hatalı bir karar verildiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 09.10.2025 tarihli dilekçelerinde açıkladıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, Orgatec 2018 Fuarında teşhir edilen tasarımlar ile davacı-karşı davalıya ait tasarımların genel izlenim özellikleri bakımından aynı olduğunu, genel izlenimin farklılaşmadığını, davacı-karşı davalı tasarımının yenilik niteliğini haiz olmadığını; dava konusu tasarımlar yönünden seçenek özgürlüğünün fazlasıyla bulunduğunu, ek raporda taraf tasarımları arasındaki farkın temelinde kapıların konumu ile menteşe yapı ve yerleşimlerinin farklılığına dayandırıldığını, tasarım kimliğini oluşturan bu unsurların bilinen en temel anonim görünümler olduğunu, bilinen özelliklerin bilinen yöntemlerle bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkan görünümlerin yeni ve ayırt edici olma özelliği taşımadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Asıl dava, YİDK tasarım kararının iptali ile tasarım hükümsüzlüğü; karşı dava tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 266. maddesi uyarınca, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. HMK’nın 281. maddesi uyarınca; taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2022 tarih ve 2020/(17)4-245 E.-2022/950 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, alınan bilirkişi raporunun taşıması gereken teknik bilgiyi taşımaması, denetime elverişli nitelikte bulunmaması, raporda kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde açıklamalara yer verilmiş olması durumunda hükme esas alınamayacağı kuşkusuzdur. Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi de HMK’nın 281/2. maddesine göre mahkemeye aittir. Bu hâlde, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü de dikkate alınarak mahkemece, raporu veren bilirkişilerden ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca, yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Ancak alınan bilirkişi raporları arasında teknik inceleme açısından çelişki bulunduğu takdirde bu çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya kapsamında 23.12.2020 tarihli bilirkişi raporu alınmış, bu rapor hükme esas alınarak asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiş; Dairemizin 24.12.2023 tarih ve 2021/1571 E.-2023/1526 K. sayılı kaldırma kararı sonrası aynı heyetten ek rapor ve itiraz üzerine bu kez ikinci bir heyetten kök ve ek rapor alınmıştır. Dolayısıyla, mahkemece iki kök ve iki de ek rapor alınmış olup, bu raporlar dava konusu tasarımların mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olup olmadığı, yani taraf tasarımlarının benzer olup olmadığı yönünden birbiri ile çelişmiştir. Mahkemece, ikinci heyet raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de; raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken, yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu itibarla Dairemizce, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı- karşı davalı vekili ile davalı - karşı davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 27/11/2025 gün ve 2024/9 E. - 2025/488 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı- karşı davalı ile davalı-karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan taraflara iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.