T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2021/1697 KARAR NO: 2025/1503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2014/1008 KARAR NO: 2021/608 KARAR TARİHİ: 01/07/2021 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 12/09/2013 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 01/09/2015 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 08/09/2015 KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2021/1697 KARAR NO: 2025/1503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2014/1008 KARAR NO: 2021/608 KARAR TARİHİ: 01/07/2021 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 12/09/2013 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 01/09/2015 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 08/09/2015 KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADA DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'ın müvekkili nezdinde ... nolu...p Sağlık Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı bulunduğunu, dava dışı sigortalı ...'ın 30.12.2012 tarihinde dayalı ...'ın sürücüsü olduğu, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın içerisinde yolcu olarak seyrederken araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, mevcut kaza neticesinde yaralanan sigortalı ...'ın tedavisinin ... Hastanesi-...'da yapıldığını, mezkur olay dolayısıyla yapılan tedavi giderlerine ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından 24.04.2013 tarihinde 1.009,22 TL, 25.04.2013 tarihinde 244.305,52 TL, 17.07.2013 tarihinde 137.810,31 TL, 30.07.2013 tarihinde 13.248,16 TL olmak üzere, toplam 396.373,21 TL ödendiğini, TTK'nın 1481. maddesi uyarınca müvekkili sigorta şirketinin ödeme yaptıktan sonra sigortalısının haklarına halef olduğunu, trafik kazasında davalı ... ... plakalı aracın sürücüsü, davalı ... Ltd. Şti.'nin aracın maliki ve diğer davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 6111 sayılı yasa ile yeniden ile düzenlenen 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesi ile meydana gelen kazalarda oluşan yaralanmaları tedavi giderinden yasa gereği sorumlu tutulmaları nedeniyle sorumluluklarının söz konusu olduğunu belirterek fazlaya ve yeni yapılacak tedavi giderlerine ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.009,22 TL'nin ödeme tarihi olan 24.04.2013, 244.305,52 TL'nin ödeme tarihi olan 25.04.2013, 137.810,31 TL'nin ödeme tarihi olan 17.07.2013, 13.248,16 TL'nin ödeme tarihi olan 30.07.2013 tarihinden itibaren olmak üzere toplam 396.373,21 TL'nin yasal faiz ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir. ASIL DAVADA CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aleyhine açılan davayı husumet nedeniyle kabul etmediklerini, müvekkilinin kazaya uğrayan araçta sürücüsü olduğunu, kazada yaralanan kişinin talebi üzerine şoförlük yaptığını, kazanın oluşunda kusuru bulunmadığını, müvekkili aleyhine Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/575 E. sayılı dosyasında tazminat davası açılması nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin alkol derecesinin düşük olması nedeniyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin kazanın oluşumunda daha doğrusu ...'ın yaralanmasına kendisinin neden olmadığına dair Büyükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/3 D.İş sayılı dosyasında sabit olduğunu, tespit dosyası ve takipsizlik kararı ile müvekkilinin kusurlu olmadığının ispatlandığını, gerçek bedelleri yansıtmayan Sağlık Bakanlığı'nın yayımlandığı fiyat ve tarifeleri aşan davacı taleplerini kabul etmediklerini, ...'ın ATK'ya sevki ile yaralanma derecesinin tespiti ve ardından uzman sağlık bilirkişi kurulunca iyileşme süreci içerisindeki tedavi giderlerinin makul şekilde hesaplanması gerektiğini, sigortalı ...'ın tedavi giderlerinin ne kadar olacağı hesaplanırken bu tedavinin sigortalının sosyal güvencesi olan ve trafik kazalarında ücretsiz tedavi yapmakla mükellef olan hastanelerde yapılıp yapılamayacağının hususunun da araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davada 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca İş Mahkemesi görevli olduğundan görev nedeniyle reddini talep ettiklerini, kurumları tarafından verilen sağlık hizmetleri ile ilgili olarak, sağlık hizmeti sunucuları ve sağlık hizmeti alanların kuruma yönelik bu talep hakkının, özel sağlık sigorta poliçesine istinaden, sigorta şirketlerine halefiyet yolu ile geçmesinin mümkün olmadığını, ...'ın 30.12.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına ait tedavi giderleri ile ilgili bedelleri Müdürlüğümüzden 06.05.2013 tarih ve 1669282 sayılı başvurusuyla talep eden ... Genel Sigorta Şirketi'ne ait ibraz edilen belgeler arasında kazazede adına düzenlenmiş "... Sigorta Poliçesi" olmaması, sigorta kapsamının sağlık Sigortası olmasından bahisle kurumları tarafından herhangi bir ödeme yapılmasına imkan bulunmadığını, Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Diğer ilgili isteğe bağlı sigortalar” başlıklı 7. maddesinde yer alan "Trafik kazaları sebebiyle sağlık hizmeti talebine konu olabilecek isteğe bağlı sigortaları düzenleyen sigorta şirketlerinin anılan poliçeler çerçevesindeki sorumlulukları saklıdır." hükmü uyarınca da anılan meblağ Kurumumuzdan talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere ödeme tarihlerinden itibaren faiz istenmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, ayrıca diğer davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına ilişkin talebin de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... Şti. tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/844 E. 2015/725 K. SAYILI BİRLEŞEN DOSYASINDA DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.12.2012 tarihli trafik kazasındaki sigortalıları ...'ın yaralanması nedeniyle 396.373,21 TL tedavi giderlerinin ödenmesinin rücuen tahsili için açılan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1008 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, davadan sonra sigortalının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile yapılan tedavi sürecinin devam ettiğini ve yeniden kafa kemiğindeki eksiklikler nedeni ile ameliyat olmak zorunda kalması neticesinde de Acıbadem Hastanesi'ne 06.05.2014 tarihinde 36.800,00 TL ödeme daha yapıldığını belirterek İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1008 E. sayılı dosyasında dava dilekçesini tekrar ettiklerini belirterek öncelikle dosyanın birleştirilmesini, fazlaya ve yeni yapılacak tedavi giderlerine ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 36.880,20 TL'nin ödeme tarihi olan 06.05.2014 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/844 E. 2015/725 K. SAYILI BİRLEŞEN DOSYASINDA CEVAP:Davalılar ..., ... ve ... Şti. tarafından cevap dilekçeleri sunulmamıştır. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/883 E. 2015/650 K. SAYILI BİRLEŞEN DOSYASINDA DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'ın müvekkili nezdinde ... nolu ... Sağlik Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı bulunduğunu, dava dışı sigortalı ...'ın 30.12.2012 tarihinde dayalı ...'ın sürücüsü olduğu, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın içerisinde yolcu olarak seyrederken araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, mevcut kaza neticesinde yaralanan sigortalı ...'ın tedavisinin Acıbadem Hastanesi-...'da yapıldığını, mezkur olay dolayısıyla yapılan tedavi giderlerinin ödenmesinin rücuen tahsili için açılan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1008 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, bu sırada dava dışı sigortalı tarafından davalı aleyhine Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada, davalı ...'in de yol yapımı sırasında yapacağı hafriyat nedeni ile bariyerleri sökerek ve uç kısmını açık bırakması nedeni ile meydana gelecek zararın artmasına neden olduğu ve araçların zorunlu girip çıkacak yolu açmak istediğinde yol durumunu inceleyerek bu giriş çıkışı taşıtların yolda paralel geçebileceği yere açması ve bu bölgenin uzaktan farkedilebilir bir şekilde işaretlendirilmesi ve ışıklandırılması gerektiği nedeni ile kusurlu olduğunun tespit edildiğini, TTK'nın 1481. maddesi uyarınca müvekkili sigorta şirketinin ödeme yaptıktan sonra sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1008 E. sayılı dosyasında dava dilekçesini tekrar ettiklerini belirterek öncelikle dosyanın birleştirilmesini, fazlaya ve yeni yapılacak tedavi giderlerine ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.009,22 TL'nin ödeme tarihi olan 24.04.2013, 244.305,52 TL'nin ödeme tarihi olan 25.04.2013, 137.810,31 TL'nin ödeme tarihi olan 17.07.2013, 13.248,16 TL'nin ödeme tarihi olan 30.07.2013, 36.880,20 TL'nin ödeme tarihi olan 06.05.2014 tarihinden itibaren olmak üzere toplam 433.253,21 TL'nin şimdilik %50 kusuruna isabet eden 216.626,60-TL'sinin yasal faiz oranı ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/883 E. 2015/650 K. SAYILI BİRLEŞEN DOSYASINDA CEVAP:Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın TTK'nın 1420. Maddesindeki iki yıl içinde açılmadığından zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin davaya konu kaza yeri ile herhangi bir sorumluluğunun bulunmamadığından davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının iddialarına yönelik herhangi bir delilde sunamadığını, müvekkilinin olayın gerçekleştiği yerde yol yapım işi üstlendiğini, hafriyat işlemlerinin gerçekleştirilmesi için bahse konu bariyerlerin açılması ve açılan bariyerlerden hafriyat için bulunan iş makineleri, kamyon vs. geçişlerinin sağlanması gerekli olduğunu, bu hususun yol yapımı ile ilgili süregelen bir uygulama olduğunu, ilgili belediyelerin bu uygulamaya cevaz vermekte olup müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi bariyerlerin ucunu kapatma ya da araçların yola paralel geçebileceği bir yere açma gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının iddialarının aksine gerekli tüm trafik işaret ve ışıklandırmaların müvekkili tarafından yapıldığını, dosyada mübrez 01.04.2015 tarihli raporda araç sürücüsünün yüzde yüz kusurlu olduğu tespit edildiğini, olayda araç sürücüsünün alkollü olduğunun bizzat sürücü tarafından ikrar edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, trafik kazasına dayalı ödenen tedavi giderlerinin rücuen tazmini istemine ilişkin davada, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı ... Sağlık Sigortası poliçesi kapsamında sigortalı olup 30.12.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası için 24/04/2013 tarihinde 1.009,22-TL, 25/04/2013 tarihinde 244.305,52 TL, 17.07.2013 tarihinde 137.810,31 TL 30.07.2013 tarihinde 13.248,16 TL olmak üzere toplam 396.373,21 TL ve buna ek olarak asıl dava açılış tarihinden sonra gerçekleşen 06.05.2014 tarihinde 36.880,20 TL netice olarak toplam 433.253,41 TL ve birleşen dava ile talep edilen tedavi giderinin ödenmiş olduğu ve ödenen bu bedellerin sorumlulukları oranında davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edildiği, bu nedenle asıl dava ile birlikte birleşen İstanbul 18 ATM 2015/844 E. sayılı dosyası tedavi giderleri talebi yönünden bir bütün teşkil etmekte ve buna göre yargılama yapıp hüküm oluşturulması gerektiği, birleşen İstanbul 5 ATM'nin 2015/883 E. sayılı dosyasında ise ayrı tedavi giderleri talep edilmekte ise de davalı tarafı ve kusur sorumluluğu farklı olduğundan bu birleşen dosya yönünden ayrı değerlendirme yapılması gerekeceği, açılan dava, trafik kazasına dayalı tedavi giderlerine yönelik olduğundan öncelikle çözüme kavuşturulması gereken husus kusur sorumluluğu olduğu, gerek işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminata yönelik açılan Bakırköy 6 ATM'nin 2014/984 E. sayılı dosyasında gerekse mahkememizin iş bu dava dosyasında ve ayrıca Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin D.İş dosyasında defalarca alınan ve birbirine çelişik raporlar bulunmakta olup bu nedenle kazanın oluşumu safhasının çok büyük önem arzettiği, 30.12.2012 tarihinde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı otomobilin keskin virajı alamayarak virajın sağ tarafından yoldan çıkıp ucu açık, kırık ve tehlikeli biçimde bırakılan bariyerlere çarpması ve bariyerlerin otomobilin ön camından içeri girmesi sonucunda yolcu olarak seyahat eden ...'ın yaralandığının sabit olduğu, kazada zararın oluşumu ve artması olarak iki aşama mevcut olduğu, sürücü ...'ın keskin virajı alamayarak direksiyon hakimiyetini kaybettiği, bunda kazanın hemen sonrasında yapılan alkol muayenesi sonucu % 0,74 promil alkollü olmasının ve hızı kesmeden viraja girmesinin etken olduğu, kazanın oluşumunda ...'ın sorumluluğunun yadsınamayacak düzeyde olduğu, bunun ATK raporlarında % 70 oranında ve hatta mahkememizce aldırılan kusur raporlarında % 100 oranında olduğunun beyan edildiği fakat zararın artma nedeni yani otokorkulukların kesilerek hafriyat kamyonlarının geçmesi için yer bırakıldığı ve bu alanda bariyerlerin ucunun açık, kırık ve oldukça tehlikeli bir biçimde bırakıldığı gerekli koruma önlemlerinin alınmadığı ve bu nedenle aracın çarpmasından sonra bariyerlerin aracın ön camından içeri girerek dava dışı yolcu konumundaki sigortalının oldukça ağır biçimde yaralanmasına sebebiyet verildiği hususunun gözardı edilemeyeceği, tazminat davasının yürütüldüğü Bakırköy 6 ATM'nin 2014/984 E. sayılı dosyasında da bu husus dikkat edilerek 27.05.2016 tarihli kusur raporu doğrultusunda karar verildiği ve yol yapım-bakım çalışmalarını o sırada yürüten .... A.Ş.'ye % 50 oranında kusur izafe edilmiş olduğu, kazada zararın oluşumu ve artması nedenleri dikkate alındığında ...'ın % 50 oranında ve ... A.Ş.'nin % 50 oranında sorumlu oldukları, mahkememizce alınan kusur raporlarının bu nedenle dikkate alınmadığı, asıl dava ve birleşen İstanbul 18. ATM dosyası yönünden ...'ın % 50 kusur oranına göre davalılardan araç maliki ... Ltd. Şti. , davalı sürücü ... ve davalı ...'nın müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, birleşen İstanbul 5 ATM'nin dosyası yönünden de ... A.Ş.'nin % 50 kusur oranına göre asıl dava dosya davalıları ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, dava dışı sigortalı ... kazanın oluşumunda kusurlu olmamakla birlikte TBK'nın 52. maddesinde zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuşsa tazminattan indirim yapılabileceği düzenlenmiş olup olay günü ...'ın alkol aldığını bile bile onunla yola çıkması ve onun aracı kullanmasına razı olması nedeniyle tazminat miktarlarından % 10 oranında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı kanatine varıldığı, davacı sigorta şirketince 24.04.2013, 25.04.2013, 17.07.2013, 30.07.2013 ve 06.05.2014 tarihlerinde toplamda 433.253,41 TL olarak yapılan tedavi giderlerine yönelik ödemenin Türk Tabipler Birliği asgari ücret tarifesine uygun olarak yapıldığı, ...'nın tedavi giderlerinin tamamından mı yoksa SUT tarifesiyle mi sorumlu olduğu hususuna gelince 2918 sayılı yasanın 98. maddesinin 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile değiştirildiği, akabinde 2918 sayılı yasanın 98. maddesinin son fıkrası gereği maddenin uygulanmasına dair " Trafik Kazaları nedeniyle ilgililere sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik " çıkarıldığı, bu yönetmeliğin 4.1.maddesine göre ...T'te yer alan hükümler doğrultusunda bu bedellerin karşılanacağının vurgulandığı, fakat Danıştay 15. Dairesi'nin 14.11.2013 tarihli yürütmeyi durdurma kararı ile bu hükmün uygulanmasını durdurduğu ve 16.03.2016 tarihli kararı ile bu maddeyi iptal ettiği, belli bir süre konuya ilişkin düzenleme yapılmadığı yeni boşluk dönemi yaşandığı ve bu dönemde yapılacak ödemelerdeki sınırın kaldırıldığı, boşluk döneminden sonra 23.04.2015 tarihinde 6645 sayılı kanunun 60. maddesi ile 2918 sayılı yasanın 98. maddesine bir cümle ilave edildiği ve ödeme kıstasının tekrar belirlendiği, bu düzenlemeye istinaden yönetmeliğin 4. maddesininde değiştirildiği, tüm bu mevzuata ilişkin açıklamalar ışığında somut davada davalı ...'ya başvuru tarihi 30.04.2013 tarihi olup yaşanan yasa boşluğu döneminden önceye tekabül etmekte olup yasa hükümlerine göre ... Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)'de yer alan hükümler doğrultusunda sağlık hizmet bedellerinden sorumlu olduğu, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama sonucu 19.652,69 TL davalı ... tarafından karşılanması gereken miktar olup tüm davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, gerek asıl dava ve gerekse birleşen davalar yönünden sigortalısı için yapılan tazminat indirimi, kusur oranları ve ...'nın SUT tarifesi kapsamındaki sorumluluğu gözönüne alınarak her üç davanın da kısman kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle Asıl dava olan mahkememizin 2014/1008 esas sayılı dosyası ile bakiye tazminat davası olan ve birleşen İstanbul 18.ATM nin 2015/844 - 725 E-K sayılı dava dosyası yönünden açılan Davaların KISMEN KABULÜNE, Tedavi giderlerine yönelik toplam 433.253,41-TL tazminattan dava dışı sigortalının % 10 müterafik kusuru düşüldükten sonra davalı ... yönünden 19.652,69-TL tazminat bedeliyle sınırlı sorumlu olmak ve 30/04/2013 başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar ... ve ...Ltd.Şti yönünden 194.964,04-TL tamzinatın fatura ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen İstanbul 5 ATM 2015/883 - 650 e-k sayılı dava dosyası yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜNE; Dava dışı sigortalının % 10 müterafik kusuru düşüldükten sonra 194.964,04-TL tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl dosya davalıları ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde; ...'nın kazazedenin sağlık hizmet bedelini ... oranında değil tamamen karşılaması gerektiğini, 6111 sayılı Kanun ve güncel Yargıtay kararlarında kati surette ...'nın sorumluluğunun SUT ile sınırlandırılmadığını, yaralanmaya ilişkin tedavi giderlerinin ... tarafından karşılanacağı, KTK'nın 98. maddesi ile de ortada olduğunu, ...'nın SUT tarifelerine göre değil, meydana gelen zararın tamamını ödemek zorunda olduğunun kanun maddesinden açıkça anlaşıldığını, mahkemenin kanunun açık hükmüne ve yerleşik yargıtay kararlarının aksine davalı ...'nın SUT oranında sorumlu olduğunu kabul etmesinin hatalı olduğunu, ...'nın dava miktarının tamamı olan 433.253,41 TL'nin tamamından sorumlu olması gerektiğini, davalı sürücü ... alkollü bir şekilde direksiyon hakimiyetini kaybetmekte kusurlu bulunmakta ve fakat yol kenarındaki otokorkuluklar davalı ... tarafından kesilmemiş vaziyette olsa idi, araç ya korkuluklara çarparak duracak, ya da korkuluklardan tekrar yola doğru savrularak karayolunun içinde duracak idi ve araç içinde yolcu konumunda bulunan sigortalının da bu denli ağır bir şekilde yaralanmayacak idi, yani davalı ... tarafından yol kesilmemiş olsa dahi davaya konu kaza meydana geleceğinden kazanın oluşumunda ...'ın %100 kusurlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, davalı .... A.Ş. tarafından kesilmiş olan bariyerler sola doğru 90 derecelik sert bir virajın üzerinde olup etrafında herhangi bir ışıklandırma yahut uyarı levhası bulunmadığını, davalı yol yapımı sırasında zorunlu olarak bariyerleri kesmiş olduğunu bildirse de araçların zorunlu giriş çıkışı için açılacak yol, öncelikle yol durumu incelenerek, kaza riskinin yüksek olduğu sert bir viraj üzerinde değil kaza riskinin daha az olduğu, dönüş yahut virajın bulunmadığı bir alana açılması gerektiğini, davalı ... kazada zararın artmasından sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil kurumla sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmet sunucuları tarafından mevzuat gereği acil hal kapsamında verilen sağlık hizmet bedellerinin kurumca Sağlık Uygulama Tebliğinde belirlenen fiyatlar üzerinden karşılanacağını, kurumla sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen sağlık hizmeti bedellerinde acil halin sona ermesi halinde kurumlarının sorumluluğunun bulunmadığını, kazalı ... ile ilgili Medula kayıtlarında kaza tarihi olan 30.12.2012 tarihi itibariyle yapılan incelemede kazalının 30.12.2012 tarihinde Özel Avcılar Anadolu Hastanesine başvurduğu, Acil Tıp, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Genel Cerrahi ve Ortopedi ve Travmatoloji branşlarından fatura edilen sağlık giderlerinin de kurumları tarafından karşılandığını, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere Acıbadem Hastanesi epikriz raporlarından saat 01.30 sularında acil servise araç içi trafik kazası sonrası başka bir hastaneden yakınlarının isteği ile giriş yaptığının anlaşıldığını, SUT'un 2.3.3. maddesi uyarınca davacının kurumlarından telap edebileceği bir bedel bulunmadığını, sigorta şirketlerinin KTK'nın 98. maddesi dayanak yapılarak müvekkili kurumdan rücuen talepte bulunamayacağını, kazazedeye yapıldığı belirtilen ödemenin bireysel tercihe dayanan ve prim ödenerek yaptırılan özel sağlık sigortası kapsamında olduğunu, trafik poliçeleri haricindeki diğer poliçelerden (özel sağlık sigortası poliçesi gibi) kurumlarına herhangi bir prim aktarımı yapılmadığını, bilirkişinin fatura fiyatları üzerinden hesaplama yapmasının dahi tamamiyle hukuki izahtan vareste olduğunu, bilirkişinin mevzuata tamamen aykırı olarak fatura fiyatları üzerinden hesaplama yapmasına da itiraz ettiklerini, bilirkişi raporunun bu yönü ile de eksik inceleme ile tanzim edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere temerrüt tarihinin kuruma başvuru tarihi olan 30.04.2013 tarihi olarak belirlenmesine de itiraz ettiklerini kurumlarının davada yasal hasım olduğundan ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu kazanın oluşumunda hiçbir kusurunun bulunmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporları ile de müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, sürücü ... ve ...'ın sorumlu olduğu açıkça tespit olunduğunu, dosyada alınan tüm bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde dava konusu olayda araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunun izahtan vareste olduğunu, müvekkil şirketin dava konusu olay ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin olayın gerçekleştiği yerde yol yapım işi üstlendiğini, hafriyat işlemlerinin gerçekleştirilmesi için bahse konu bariyerlerin açılması ve açılan bariyerlerden hafriyat için bulunan araçların geçişinin sağlanması gerektiğini, davaya konu olayda araç sürücüsünün alkollü olduğunun bizzat sürücü tarafından ikrar edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davalar, sağlık sigortası poliçesi kapsamında olan sigortalının geçirdiği trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi masraflarının tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalı ... için 11/03/2013-2014 döneminine ait ... Sigorta Sistemi Grup Sertifikası düzenlendiği, dava dışı sigortalı çalışan 30.12.2013 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucu yaralandığı, tedavisinin gerçekleştirildiği hastaneye, davacı sigorta şirketinin poliçe kapsamında 24.04.2013 tarihinde 1.009,22 TL, 25.04.2013 tarihinde 244.305.52 TL, 17.07.2013 tarihinde 137.810.31 TL 30.07.2013 tarihinde 13.248.16 TL olmak üzere toplam 396.373.21 TL alacağı asıl dava yönünden ödeme yaptığı ve daha sonra yapılan tedavi yönünden de 06.05.2014 tarihinde 36.880,20 TL ödediği bedellerin rücuen tazmini amacıyla huzurdaki asıl ve birleşen davaların açıldığı görülmüştür.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,... f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin(Kapatılan) 2016/6949 Esas, 2017/6806 Karar sayılı ve 2019/18 Esas, 2019/11892 Karar sayılı ilamlarında; "...Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sosyal güvenlik kurumunun taraf olduğu tüm davalarda ya da 5510 sayılı Yasadan kaynaklanan bütün hukuki uyuşmazlıklarda iş mahkemesinin görevli olduğunu düşünmek doğru olmadığı gibi 5510 sayılı Yasanın 67. maddesinde 6111 sayılı Yasanın 36. maddesi ile eklenen "Trafik kazası halleri" ibaresinden yola çıkarak iş mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varmak 5521 sayılı Yasanın 1. maddesi ile 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi karşısında mümkün değildir. Hal böyle olunca, dava konusu uyuşmazlığın 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi (6111 sayılı Yasa'nın 59.maddesi ile değiştirilen hali) uyarınca ve haksız fiile dayalı rücuen tazminat davası olduğu, 5521 sayılı Yasa uyarınca iş mahkemesinin görevine giren bir hukuki uyuşmazlık olmadığı gözönüne alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekir." denilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, asıl ve birleşen davalardaki davacı sigorta şirketinin tedavi gideri ödemesi nedeniyle haklarına halef olduğu sağlık sigorta poliçesindeki sigortalının gerçek kişi olduğu, asıl ve birleşen davalardaki davalılar arasında zmms sigorta şirketi de olmadığından TTK'da yer alan sigorta hukuku hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı, davalıların kazada kusurlu olduğu ve sorumluluğu bulunduğu iddia olunan gerçek ve tüzel kişiler ile ... olduğu, gerçek kişi sigortalı nedeniyle nispi ticari davanın da olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülecek ticari davalardan olmadığı, asıl ve birleşen davaların HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği tespit edilmekle kamu düzeninden olan görev hususunun resen dikkate alınması gerekmiştir. Bu nedenlerle asıl ve birleşen davalar yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esas hakkında yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan sebeplerle; mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, tarafların istinaf başvurularının asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, esasa ilişkin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Asıl ve birleşen davalarda davacı ve davalı ... ile birleşen davada davalı ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin sair istinaf sebepler incelenmeksizin ayrı ayrı KABULÜ ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemenin 2014/1008 E. 2021/608 K. sayılı 01/07/2021 tarihli kararının asıl ve birleşen davalar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile birleşen davada davalı ... A.Ş. vekilinin yatırdığı istinaf başvurma harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına, yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talep halinde taraflara iadesine, 4-Asıl ve birleşen davalarda davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/12/2025