12. Hukuk Dairesi 2025/7965 E. , 2026/1288 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı …
12. Hukuk Dairesi 2025/7965 E. , 2026/1288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, takibi kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrimenkulü mal kaçırma gayesi ile akrabalık ilişkisi bulunan davalı ...'a, ondan da diğer davalıya devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının gerçek bir alacağının bulunmadığını, davacı ile beraber hareket ettiğini, dava konusu gayrimenkulün gerçek değeri ödenerek satın alındığını, davalı borçlunun kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Makina San.İnş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu gayrimenkulün bedelinin banka kanalı ile ödendiğini, gerçek bir satış olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin oğlunun arkadaşı olduğunu, peyderpey alınan borçlara karşılık dava konusu senedin verildiğini, ödeme gücünün olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava dilekçesi kapsamında davacı vekili tarafından alacağın varlığı olarak 12.12.2015 tanzim, 30.03.2018 vade tarihli ve 3.500.000,00 TL bedelli bono olduğu, borçlunun borcunu ödemeyemediği için hakkında İstanbul 18. İcra Dairesinin 2020/7759 sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, alacağın dayanağı olan bononun düzenlenme sebebine ilişkin davacı tarafından bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması talep edilmesine rağmen dosyaya bilgi ve belge sunulamadığı, davanın dayanağı olan senedin düzenlendiği tarihte de davacının yurt dışında olduğunun anlaşılmasına ve borcun nedeninin de tanık ile ispat edilemeyeceğinin de belirlenmesine göre davacının davasının reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden de davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Karar ilamı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davasıdır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Davanın dayanağı olan bononun tanzim tarihi 12.12.2015 dava konusu taşınmazın borçlu tarafından ilk alıcı olan davalı ...'a satış tarihi de 25.05.2015 tarihidir. Davacı alacağın borç verilen paralar olduğunu belirtmiş ise de bu hususu somut deliller ile ispatlayamadığından alacağının gerçek olması koşulu oluşmamıştır. Ayrıca bononun dayandığı temel ilişki ispat edilemediğinden borcun bononun tanzim tarihinde doğduğunun kabulü gerektiğinden, tasarrufun iptali davalarında ön koşul olan borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olması koşulu gerçekleşmediğinden ve dava açma süresi olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği anlaşıldığından sonucu itibari ile verilen kararın doğru olduğu anlaşılmıştır. SONUÇ: Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibari ile doğru olan kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.