11. Hukuk Dairesi 2010/13400 E. , 2012/19255 K. MAHKEMESİ : İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2009/149-2010/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... Kaymaz dinlenildikten sonra duruşm…
**11. Hukuk Dairesi 2010/13400 E. , 2012/19255 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2009/149-2010/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... Kaymaz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Henkel firmasının Türkiye distribütörü olduğunu, münhasır lisans sözleşmesiyle faaliyet gösterdiğini, distribütörlüğünü yaptığı firmanın ‘LOCTİTE’ ibareli markalarının tescilli bulunduğunu, bu markaları içeren ürünlerin 1980 yılından beri Türkiye pazarında satıldığını, davalının ‘TONSAN’ ibareli ürünlerinde, ‘LOCTİTE’ markasıyla özdeşleşmiş kompozisyon ve kutuları kullandığını, iltibasa neden olduğunu, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin men’ine, hukuka aykırı eylemlerinin durdurulmasına, giderilmesine, maddi durumun ortadan kaldırılması ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı yer mahkemesi olduğunu, davacının marka üzerinde hak sahibi bulunmadığını, aktif dava ehliyetinin olmadığını, esas itibariyle gerek markalar gerekse ürünlerin kompozisyonları bakımından benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, haksız fiil teşkil eden eylemlerin İstanbul’da da gerçekleştiği, davacının, marka ve ürünlerin Türkiye’de kullanılması ve satışı konusunda münhasır lisans sahibi bulunduğu, hem TTK hem de 556 sayılı KHK’nin 63/1. maddesi uyarınca mahkemenin yetkili olduğu, ayrıca aktif husumet itirazının da yerinde bulunmadığı, mühnasır lisans hakkı sahibi olarak, Henkel firmasıyla yaptığı lisans sözleşmesinin 2/2 ve 556 sayılı KHK’nin 21/6. maddesi uyarınca bu davayı açabileceği gibi haksız rekabet hükümlerine de dayandığı, ürünleri Türkiye’de münhasıran satan kişi olması dolayısıyla dava açma hakkı bulunduğu, davalı savunmasında ürünleri Çin’de bir firmanın ürettiğini savunmuş ise de Türkiye’de satanın kendisi olması dolayısıyla kendisine dava yöneltilebileceği, davalının, davacının hak sahibi olduğu markayı kullanmadığı, satışını yaptığı emtiada davacının satışını yaptığı ürünlerdeki kod numaralarının başına ‘1’ eklendiği, bu şekilde ürünlere kod verildiği, kullanılan renkler, renk kombinasyonları ve ambalajların biçimleri itibariyle davacı ürünleriyle çok ciddi şekilde karıştırmaya yol açıldığı, davacının markaya tecavüz yanında haksız rekabete de dayandığı, TTK’nun 57/5. maddesi uyarınca haksız rekabetin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, açıklanan kod numaralı yapıştırıcı ve kimyasal ürünlerin kod numarası benzerliği ile ürün ambalaj benzerliğinden dolayı haksız rekabet nedeniyle davalının hukuka aykırı eylemlerinin durdurulmasına, giderilmesine, karara ekli fotoğraflarda görülen davalı ürünlerinin bunların ambalajlarının, katolog ve broşürlerinin el konularak karar kesinleştikten sonra imhasına ve hükmün ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.