T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2236 - 2025/2443 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2236 KARAR NO : 2025/2443 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2023 NUMARASI : 2023/5 E. - 2023/278 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2236 - 2025/2443 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2236 KARAR NO : 2025/2443 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2023 NUMARASI : 2023/5 E. - 2023/278 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/10/2023 tarih ve 2023/5 E. - 2023/278 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2021/16374 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalıların bu başvuruya itiraz ettiklerini, Markalar Dairesi Başkanlığının, davalılara ait 2002/14524, 2018/63042, 2020/34354, 2020/35243 sayılı "...", "... şekil", "... ..." ibareleri markalar ile müvekkili başvurusu arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davalıların itirazlarını kabul ettiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verdiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markasının yazım şekli ve kelimenin tamamı itibariyle redde mesnet markalardan ayrıştığını, markalar arasında benzerlik olmadığını, “...”, “...”, “...” şeklindeki markaların her birisinin birbirinden farklı olduğunu, Kurum kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-14505 sayılı kararının iptaline, 2002/14524, 2018/63042, 2020/34354, 2020/35243 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu başvurunun, müvekkilinin tanınmış "..." markasının önüne bir harf eklenmek suretiyle oluşturulduğunu, bu farklılığın markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığını, başvuruya eklenen "h" harfinin, kelimenin başına eklenmiş olmasından ötürü güçlü ve vurgulu bir sesçil farklılık yaratmayacağını, markaların kapsamlarının da örtüştüğünü, müvekkilinin daha evvel "..." gibi marka başvurularına yaptığı itirazların Kurum tarafından kabul edildiğini, müvekkili şirketin piyasadaki konumu da düşünüldüğünde "..." ibaresinin, müvekkili şirketten başka bir tarafça tesciline izin verilmesinin, müvekkilinin uzun yıllar ve yoğun çabalarla elde ettiği isminden haksız şekilde yararlanılmasına yol açacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında yüksek düzeyli benzerlik bulunduğunu, markaların logolarının arka plan üzerine salt "...(s)" ibaresi yazılmak sureti ile oluşturulduğunu, görsel benzerliğin yanında fonetik açıdan da bariz şekilde benzerlik bulunduğunu, aralarındaki tek farkın “s” harfinden ibaret olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının ve hitap ettiği tüketici kitlelerinin birebir benzer bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2021/16374 sayılı marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen 20. ve 35. sınıftaki tüm mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine yol açacak bir benzerliğin mevcut olduğu, dava dilekçesinin sonuç bölümünün 2. paragrafında 2002/14524, 2018/63042, 2020/34354, 2020/35243 sayılı markaların hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de bu talebe ilişkin dava dilekçesi içerisinde hiçbir somut iddia ve gerekçeye yer verilmediği gibi buna ilişkin delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkiline ait "..." ibareli marka başvurusunun, yazım şekli ve kelimenin tamamı itibariyle redde mesnet gösterilen diğer markalardan ayrıldığını, söz konusu markaların yazı karakteri, görünüş ve anlam yönünden tamamen farklı olduğunu, bu haliyle markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, yine davalıların yarattıkları imgeler itibariyle de taraf markalarının karıştırılmayacağını, müvekkili başvurusunun 20. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetleri kapsadığını, itiraz sahibi davalıların ise bu sınıflarda marka tescil sahibi olmalarına rağmen faaliyetlerinin bulunmadığını, markaların bu sınıf mal ve hizmetlerde kullanıldığının kanıtlanmasının arandığını, hükme esas alınan 16.06.2023 tarihli bilirkişi heyet raporuna itiraz ettiklerini ve yeni bir heyetten rapor alınması istediklerini, yine bu raporda, davalı Şirkete ait 2002/14524 sayılı markanın "mobilyalar, yastıklar, aynalar" bakımından kullanıldığının ispat edildiği kabul edilerek yalnızca bu mallar yönünden değerlendirme yapılmış olmakla birlikte davalı ...'e ait markalar açısından kullanım ispatının değerlendirilmediğini, ayrıca raporda taraf markaları arasında bahsi geçen mal ve hizmetlerin tamamı yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın markaların benzer olduğunun açıklandığını, yukarıda belirtilen ve aynı rapor içerisinde yer alan bu iki tutumun dahi birbiriyle çeliştiğini, buna rağmen yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin reddedildiğini ve eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verildiğini, dava konusu marka başvurusu ile davalılar markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili başvurusuna itiraz eden davalı ...'ün, itiraz başvurusuna gerekçe markaların, Türkiye'de ciddi biçimde kullanıldığını ispat etmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, tanınmışlık koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali ile redde mesnet markaların hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan malların tamamı yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira söz konusu markalar arasında yüksek düzeyli işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu, öte yandan davalı ...'e ait markaların tescil tarihleri ile dava konusu başvurunun yapıldığı tarih arasında beş yıllık süre geçmediğinden, bu markaların kullanım ispatına tabi olmadığı, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek nitelikte olması karşısında davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığına dair istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, her ne kadar redde mesnet markaların hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de bu yönden herhangi bir somut iddia ileri sürülmediği gibi delil de sunulmadığı, esasen bu yöne ilişkin bir istinaf itirazının da olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.