T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1258 KARAR NO: 2026/211 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/12/2021 NUMARASI: 2018/1177 Esas - 2021/981 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1258 KARAR NO: 2026/211 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/12/2021 NUMARASI: 2018/1177 Esas - 2021/981 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin plastik imalatı yapan fabrikası olduğunu, .........İstanbul adresinde ticari faaliyetine devam ettiğini, müvekkilinin iş yaptığı sürede müşteri olarak mal alımı için gelen ve elinde sağlam müşteri çekleri bulunduğunu söyleyen .....Şti yetkilisi ile ticari alışverişte bulunduğunu, davaya konu verilen vadeli çekleri aldığını, müvekkilinin almış olduğu bu çekler için ilgili bankalardan sorgulamalarını yaptığını ve yapılan istihbarat sonucu çeklerin, çek keşidecisi firmaların kreditesinin yüksek olması ve çeklerde görünürde bir eksiklik veya tahrifatın bulunmadığı başkaca bir sıkıntı oluşturmadığı için kendi çalışmış olduğu banka şubelerine tahsil edilmesi amacıyla verdiğini, müvekkili şirketin çalışmış olduğu bankaların işbu çekleri teslim aldıklarını ve tahsili amacıyla takas şubelerine gönderdiğini, bankaların yapmış oldukları sorgulamalarda önce çek üzerinde görünen bir tahrifat olmadığı için hiçbir şey anlamadıklarını, ancak aradan 15-20 gün süre geçtikten sonra çeklerin davalı ... A.Ş'nin arşivinden çalınmak suretiyle piyasaya sürüldüğünün anlaşıldığını ve bu durumun çeklerin arkasına not olarak düşüldüğünü, bu durum üzerine taraştırma yapıldığını ve ancak 2015 yılında davalı bankanın sadece İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına “çeklerin çalınmış olduğu” yönünde şikayet başvurusunda bulunduğu, bunun dışında başkaca bir hukuki muamele ve başvuruda bulunmadığının ortaya çıktığını, akabinde, fazla bir bilgi ve açıklama olmadığı için 15.000,00- TL ile 18.000,00 TL bedelindeki 2 adet çekin İstanbul ...İcra Müdürlüğü aracılığı ile icra takibine konu edildiğini ve çek keşidecileri ile cirantaları aleyhine icra takibi başlatıldığını, İstanbul....İcra Müdürlüğünün ... E., İstanbul...İcra Müdürlüğü ... E. ,İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E. dosyalarda yapılan bu icra takiplerine karşı tüm keşideci ve ciranlalar tarafından itiraz edildiğini, müvekkili şirket aleyhine, İstanbul 21.İcra Hukuk Hakimliğinin 2018/374 E.-375 Esas, İstanbul 21.İcra Hukuk Hakimliğinin 2018/383 E.,-384 E.-385 esas, İstanbul 21.lcra Hukuk Hakimliğinin 2018/410 Esas sayılı dosyaları ile aleyhine dava ikame edildiğini, tüm icra takiplerinin ilgili mahkemece tedbiren durdurulduğunu, yargılamaların derdest olduğunu, yine aynı borçlu tarafından aynı alişverişte ödeme maksatlı olarak diğer çeklerle beraber verilen 6.920,00 TL (Altıbindokuzyüzyirmi TL ) bedelli çekin muhatap bankaya tahsil için verildiğini, ilgili banka olan ... şubesinin çek çalıntı olduğu için çekin geri iade edilmediğini, yasal sürecin uygulandığını, ilgili bankanın bu konudaki yazılarının dilekçe ekinde sunulduğunu, bu sebepten dolayı işbu çekle ilgili icra takibi yapılamadığını, yine aynı borçlu tarafından aynı alışverişte ödeme maksatlı olarak diğer çeklerle beraber verilen 25.000,00-TL (Yirmibeşbin TL) bedelli çekin muhatap bankaya tahsil için verildiğini, ancak ilgili banka olan .... A.Ş ... Şubesi tarafından çek çalıntı olduğu için, çeki geri iade etmeyerek el koyduğunu ve yasal sürecin uygulandığını, ilgili bankanın bu yöndeki yazısının dilekçe ekinde sunulduğunu, bu sebepten dolayı işbu çekle ilgili de icra takibi yapılamadığını, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermediğini ve çalınma olayından sonra gerekli hukuki sürecin başlatılmadığı için müvekkili şirketin maddi zarara uğramakla kalmadığını aynı zamanda itibar kaybı da yaşadığını, müvekkili şirket aleyhine açılan davalarda, ''hırsızlık'' gibi bir ima ile de karşılaştığını, davalı bankanın hukuki süreci tam olarak gereği gibi yerine getirmiş olsaydı, müvekkilinin alışveriş aşamasında yaptırdığı sorgulamada çekler hakkında ödeme yasağını da içeren iptal davasının açılmış olduğunun görüleceğini ve müvekkili firma ile icra takibine maruz kalan keşideci ve ciranlaların asla mağduriyet yaşamayacaklarını, ayrıca müvekkili şirketin zararının almış olduğu bu çek bedelleri ile sınırlı olmadığını, yapılan icra takipleri sonucunda, keşideci ve ciranlalar aleyhe açmış oldukları ve iptal davalarında haklı çıkmaları durumunda doğacak tazminat, vekalet ücreti ve dava masraflarını ödemek durumunda kalınacağını ve müvekkili şirketin zararının daha da artarak devam edeceğini, davalı Bankanın görev veya hizmet kusuru sebebiyle gerekli özeni göstermemesi ve hukuki önlemleri almaması sebebiyle müvekkili şirketin ticari ilişki sonucu almış olduğu ve bu sebeple uğramış olduğu 4 adet çek miktarı olan 64.920,00 TU(Altmışdörtbindokuzyüz yirmi TL) tutarındaki zararın malların satış tarihlerinden itibaren ticari avans faizleriyle birlikte davalı bankadan tazmin edilerek müvekkil şirkete ödenmesini, yine davalı bankanın kusuru sebebiyle çek keşidecileri ve cirantaları aleyhine yapılan icra takipleri sebebiyle,müvekkil şirket aleyhine açılan ve yukarıda dosya numaraları verilen davalardan dolayı uğrayacakları muhtemel olan; dava masrafı, tazminat ve vekalet ücretlerinden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL zararın davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davacının, maddi tazminat talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zarara uğramasına kendi kusurlu davranışı ile sebep olan davacının, müvekkili bankadan tazmin talebinde bulunamayacağını, müvekkili bankanın ... İlçesi sınırları içerisinde bulunan arşiv merkezinde muhtelif yıllara ait tahsil olmuş ve işlemleri tamamlanmış çekler muhafaza edilmekte iken arşiv merkezinde, bazı çeklerin yerinde olmadığının anlaşılması üzerine konu ile ilgili gecikmeden savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu nezdinde 2017/190010 numaralı dosya kapsamında (Güncel Soruşturma Numarası 2018/86012) yürütülen soruşturmanın halen devam ettiğini, ayrıca bu çekler yönünden, zayi nedeniyle iptal davası da açıldığını, müvekkili banka tarafından İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/836 Esas sayılı dosyasıyla zayi nedeniyle iptal davası açıldığını, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/836 Esas ve 2017/769 Karar sayılı kararı ile zayi nedeniyle iptal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, karara karşı İstinaf yoluna başvurmaları akabinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/112 Esas ve 2018/867 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, yine müvekkili banka tarafından, arşiv merkezinde yerinde bulunamayan işbu çeklerle ilgili olarak İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/..... D. İş sayılı davasıyla, çekler hakkında ödemeden yasaklanması ve hiçbir işlem yapılmaması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi için dava açıldığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/994 D. İş ve 2017/1008 Karar sayılı kararı ile ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki talebinin reddine karar verildiğini, yine müvekkili banka tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/.... D. İş sayılı dosyasıyla çekler hakkında ödenmesinin yasaklanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/.... D. İş sayılı ve 2017/6247 Karar sayılı kararı ile ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar verildiğini, işbu karara karşı da istinaf yoluna başvurmaları akabinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/26 Esas ve 2018/52 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiğini, müvekkili bankanın gerek ihtiyati tedbir kararı alınması maksadıyla gerekse zayi nedeniyle iptal davası bakımından yani gerek hukuki yönden gerekse de cezai yönden savcılıklara suç duyurusu yaptığını, tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı tarafın müvekkili bankanın üzerine düşen hukuki yükümlülükleri yerine getirmediği iddiasının tamamen isabetsizdir ve dayanaksız olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu 2017/190010 Soruşturma sayılı dosyasından, Türkiye' deki tüm bankaların genel müdürlüklerine, finans kurumlarına, finansal kiralama ve faktoring şirketlerine müzekkereler yazıldığını, müvekkili bankanın arşiv merkezinden çalınan çeklerin bilgileri döküm halinde, müzekkere yazısı ekindeki CD içinde yer almak kaydıyla tüm banka ve finans kuruluşlarına gönderildiğini ve söz konusu çeklerin özellikle keşide tarihi değiştirilerek ibraz edilmesi halinde çekin alıkonularak, bahse konu çeklerle ilgili işlem yapmamaları, kolluk kuvvetlerine haber vermeleri, çekin ibraz edildiği bölgedeki yetkili savcılık tarafından soruşturma işlemleri yapılması gerektiğinin bildirildiğini ve tedbir alınması istenildiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, çeklerin arşiv merkezinden çalınmış olduğunu, keşide tarihi değiştirilerek yeni çek imiş gibi sunulabileceğini ve bu durumda çekin alıkonularak işlem yapılmaması gerektiğini 06.02.2018 tarihli yazısıyla tüm bankalara bildirdiğini, bu itibarla davacı, bahse konu çekleri araştırma gereği duymadığını, kendi bankasından dahi çeklerle ilgili herhangi bir bilgi alma gereği görmeden çekleri hemen kabul ettiğini, müvekkili bankanın çalınan çeklerle ilgili olarak üzerine düşen yasal gereklilikleri süresinde ve gecikmeksizin yerine getirerek savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu; davacının maruz kaldığını iddia ettiği zararın, çekler hakkında doğru düzgün hiçbir araştırma yapılmadan kabul edilmesi nedeniyle tamamen davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, ayrıca çok basit bir şekilde herhangi bir bankadan çek numarasından sorgulama yapıldığında bu çeklerin daha önce (2012, 2013, 2015 yıllarında) tahsil olduğunun rahatlıkla görülebileceğini, huzurdaki davada davanın görülebilmesi için davacı tarafından öncelikle dava dışı ......'a karşı yasal yollara başvurulması, icra takibi veya davanın semeresiz kalması yani borç ödemeden aciz vesikası alınması gerektiğini, davacı ürünlerini sattığı firmaya karşı takip yapmadan ve tüm hukuki yolları tüketmeden müvekkili banka aleyhine herhangi bir talepte bulunamayacağını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak , esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı taraf iddiasında, ticari ilişki yaptığı dava dışı şirketten mal bedelleri karşılığı olarak aldığı davaya konu çeklerin sorgusunun ilgili bankalardan yaptırdığını ve istihbarat bilgilerinin sorunsuz olması nedeniyle tahsil için bankaya verdiğini ve bankanın da çekleri takas şubesine göndermesi üzerine bankaların yaptıkları sorgulamalarda önce çek üzerinde görünen tahrifat olmadığından birşey anlamadıklarını, aradan süre geçtikten sonra çeklerin davalının arşivinden çalınmak suretiyle piyasaya sürüldüğünün anlaşıldığını ve bu durumun çeklerin arkasına not düşüldüğünü, bu konuda davalının 2015 yılında İstanbul Anadolu CBS'ye şikayet başvurusu yaptığını, ancak bunun dışında başka bir hukuki muamele veya başvurusunun bulunmadığını belirterek davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden bahisle kendilerinin zarara uğratıldığını belirterek 4 adet çek miktarı ile bu çeklerin keşideci ve cirahntaları aleyhine başlattıkları icra takipleri ve açılan davalar nedeniyle uğranılması muhtemel zararların tazminini talep etmiş, Davalı taraf savunmasında, davacının kendi kusurlu davranışı ile zarara uğradığını, soruşturmanın halen devam ettiği ve soruşturmayı yürüten Savcılığın 06/02/2018 tarihli teskeresi ile dava konusu çeklerin de aralarında bulunduğu çeklerin keşide tarihleri değiştirilerek ibraz edilmesi halinde el konulması, işlem yapılmaması, kolluk kuvvetlerine ve bilgi verilmesi ve gereken tedbirlerin alınmasının istendiğini, davacının çeklere ilişkin gerekli araştırmayı yapmadığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, zararın öncelikle ticari ilişkisinin bulunduğu taraftan istenmesi gerektiğini, zarar ile çeklerin çalınması arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiş, Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, KBB Kredi Kayıt Bürosu AŞ'nin sunduğu hizmetlerdin biri olan Findeks uygulaması ile çek üzerindeki karekodu okutularak alınacak Çek raporu ile çeklerin durumu ve geçerliliği hakkında bilgi alınabildiği gibi bir banka veya finans kuruluşuna başvuru yapıldığında da çeklerin seri numaralarından yapılacak soruşturma ile çeklerin daha önceden ibraz edilerek bedellerinin tahsil edildiği öğrenilebileceğinden davacının bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmış, ayrıca çeklerdeki tahrifatın keşide tarihlerinde olması hususu dikkate alındığında keşide tarihi değiştirilmiş/tahrif edilmiş olsa dahi ödenmiş olan bir çekin seri numarasından yapılan sorgulama yeni bir çek gibi işlem görmesi mümkün olmamaktadır. Davalının hırsızlık olayı ile ilgili suç duyurusunda bulunması ve Savcılık kanalı ile Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların Genel Müdürlüklerine yazılan 06/02/2018 tarihli müzekkere ile hırsızlık olayının, çekler hakkında işlem yapılmaması hususlarının bildirildiği, davacının zarara uğradığını iddia ettiği çeklerin tahrif edilen keşide tarihlerinin ise müzekkere tarihinden sonra olmak üzere 31/04/2018, 30/05/2018, 30/06/2018, 30/07/2018 olduğu, ancak çeklerin tahrifat öncesinde 2013 yılında tahsil edildikleri, davacının bahsi konu çeke dayalı icra takiplerini 2018 yılında başlattığı hususları dikkate alındığında da çeklerin tahsilinden yaklaşık 5 yıl sonra başlattığı, takip talebi eklerinde yer alan çek suretlerinin üzerinde çeklerin daha önce kullanıldığı, kayıp/çalıntı çek oldukları hususlarının ibraz edilen banka tarafından belirtildiği, davacının buna rağmen başlattığı takipler nedeniyle doğan/doğacak zararlarını bankadan istemesinin mümkün görülmediği, çek bedellerine ilişkin zararlarını ise öncelikle ticari ilişki kapsamında çekleri aldığı dava dışı ... Şti'den talep etmesi gerektiği, davacının bu yola başvurduğuna veya sonuç alamadığına dair dosyada belge bulunmadığı, kaldı ki davalının yaşanan hırsızlık olayı ilgili gerek suç duyurusunda bulunmarak ve Savcılık kanalı ile 35 Bankanın Genel Müdürlüklerine yazılan 06/02/2018 tarihli müzekkere ile hırsızlık olayının, çekler hakkında işlem yapılmaması hususlarının bildirilmesini sağlaması, gerek çeklere ilişkin Uyap'tan celp edilen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/836 esas sayılı dosyası ile çekler yönünden zayi nedeniyle iptal kararı verilmesini talep etmesi, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... D.iş sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/.... D.iş sayılı dosyası ile çeklerin ödenmesinin yasaklanması ve çekler ile ilgili işlem yapılmaması hususlarında ihtiyati tedbir talep etmesi hususları göz önünde bulundurul-duğunda davalı bankanın bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın yapması gereken zorunlu görev ve işlemleri yapmayarak hizmet kusuru sonucunda müvekkilinin zararının tazmini gerektiğini, açılan davanın kabulünün gerektiğini, davalı bankanın kendi nezdinde ödenmiş olan çekleri kasasından çaldırmak suretiyle açık bir şekilde müvekkilinin zararına sebep olduğunu, çalınma olayından sonra aradan geçen uzun süreye rağmen zorunlu olan çek iptal dava süreçlerinin yapmaktan kaçındığını, üzerine düşen edimleri ve işlemleri yapmadığını, çalınan çeklerin piyasada dolaşımına sebep olduğunu, müvekkilinin çekler karşılığında muhatap bankalardan teyit alarak çek hamiline mal satışı yaptığını ancak günü geldiğinde çeklerin çalınmış olduğunu muhatap bankadan öğrendiğini, mahkeme tarafından eksik inceleme ve değerlendirme ile bilirkişi raporunun dayanak gösterildiğini, dosyaya belge sunulmadığı, dosyanın bu haliyle erken açılmış olduğu şekilde aleyhe hüküm oluşturulduğunu, müvekkili şirketin basiretli tacir olmadığı yönündeki tespitin dosya içeriği ile uygun olmayan subjektif bir yorum olduğunu, müvekkilinin ... Şirketi ile yapmış olduğu ticaret sonucu teslim aldığı dava konusu çekleri kendisinden bekleneceği şekilde gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadan almış olduğu iddia edilerek müvekkilinin basiretli tacir olmadığı ileri sürülmüşse de söz konusu tespitin gerçeği yansıtmadığını, söz konusu çeklerle ilgili banka yetkilisi ile müvekkilinin yapmış olduğu görüşme sonucunda herhangi bir problem olmadığı hususunun bildirilmesi neticesinde çekleri teslim aldığını, söz konusu çekler üzerindeki yapılmış olan tahribatın çıplak gözle tespit edilemeyeceğinin dosyaya delil olarak sunulan İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/375 Esas, 2018/383 Esas vb dosyalarından alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, asıl basiretli tacir gibi davranmayan tarafın davalı banka olduğunu, mahkeme tarafından davalı bankanın üzerine düşen güven sorumluluğunu yerine getirmemesi yani kendisinin açık hizmet kusuru sonucu kendi kasasında bulunan çeklerin çalınması sebebiyle müvekkili davacı nezdinde doğan zarara rağmen basiretli tacir olarak nitelendirilmesinin açıkça hayatın olağan akışına aykırı ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarına ilişkin yapılan itiraza rağmen bu itirazlarının değerlendirilmediğini, davalı bankanın çeklerin çalınması sonrasında savcılığa suç duyurusunda bulunması nedeniyle bütün hukuki sorumluluğunun ortadan kalktığı, illiyet bağının koptuğuna dair tespit yapılmış ise de tespitte çelişki ve dayanak olmadığını, kusur kabul edilmesi durumunda davalı bankanın %25, davacının %75 oranında kusurlu olacağının belirtildiğini, oysa davalının kendi uhtesinde bulunan çeklerin kasasından çalınması sonucunda sadece savcılığa suç duyurusunda bulunmuş olmasının iptal kararı dahi çıkartmamış olmasının açıkça hizmet kusurunun bulunduğunu gösterdiğini müvekkilinin alacağına ulaşmak için tüketilmesi gereken yolları tüketmediğini, açılan davanın erken açıldığına dair tespitin hatalı olduğunu, icra dosyalarının hiç incelenmediğinin ortada olduğunu, müvekkili şirketin alacağını tahsil için elindeki tüm kıymetli evrakları icraya koyduğunu, itirazlar sonucu takiplerin iptali ile karşı karşıya kaldığı gerçeğinin ortaya çıktığını, taraflarınca başlatılan icra takiplerinde müvekkilinin iş yapmış olduğu şirkete ödeme emirlerinin tebliğ edilmiş olmasından dolayı takip kesinleşmiş ise de icra dairesince yapılan sorguda herhangi bir taşınır taşınmaz kaydının olmadığı, mevduatının bulunmadığı, söz konusu şirketin müflis olduğunun tespit edilmiş olması hususlarının göz önünde bulundurularak, bilirkişi tarafından dava dışı şirket aleyhine tüketilmesi gereken hukuki yolların tüketilmediği ve bu yönü ile davanın erken açılan bir dava olduğu şeklindeki iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bankanın görev ve hizmet kusuru nedeniyle tahsil edilemeyen dört adet çek bedeli ile muhtemel yargılama giderlerinden oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin, dava dışı ...Ltd. Şirketi ile gerçekleştirmiş olduğu ticari ilişki kapsamında dava konusu çekleri aldığı, alınan çeklerin, davalı bankanın arşiv merkezinde muhtelif yıllara ait tahsil olunan ve işlemleri tamamlanmış çekler olduğu ve söz konusu çeklerin çalınarak kullanıldığı hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı banka tarafından, tahsil edilen ve işlemleri tamamlanan çeklerin muhafaza edildiği arşiv merkezinden kaybolması neticesinde, söz konusu çeklerin kullanılarak davacıya ticari ilişki kapsamında verilmesinde ve davacı tarafından çek bedellerinin tahsil edilememesinde davalı bankanın kusur ve ihmalinin olup olmadığı, zarardan sorumlu olup olmayacağı, mahkemece bilirkişi raporuna göre verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından dava dışı ...... Ltd. Şirketi adına ticari satıma konu faturalar düzenlemiş olduğu, faturalar karşılığı ödeme amaçlı olarak dava dışı ...... Şirketi tarafından davacı şirkete dava dışı ..... ... Ltd. Şirketi'nin .....'ın ..... .....şubesindeki çek hesabından dava dışı şirkete 31.04.2018 tarihinde keşide edilen 25.000,00 TL bedelli çeki ciro ettiği, söz konusu çeke banka tarafından Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında 14.02.2018 tarihinde el konulduğu, ...... AŞ ..... Şubesindeki hesaptan dava dışı şirket tarafından düzenlenen 30.05.2018 keşide tarihli 6.920,00 TL bedelli çekin takas bankası olan ...... AŞ'ye 30.05.2013 tarihinde ibraz edildiği, banka aracılığıyla ödendiği ancak çek keşide tarihi ile basım tarihi değiştirmek suretiyle tahrif edildiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının Genel Soruşturma Bürosunun 2017/190010 Sayılı talimatları uyarınca çeklerin ibrazı hâlinde muhtelif dolandırıcılık ve sahtecilik suçları işlendiğinin hatırlatılarak herhangi bir işlem yapılmamasının rica edildiği, dava dışı ....... Ltd. Şirketi'nin Türkiye ...... ..... Şubesindeki çek hesabından dava dışı...... Ltd Şirketi emrine 30.07.2018 tarihinde 15.000,00 TL bedelli keşide edilen çekin dava dışı .......... Ltd. Şirketi tarafından davacı şirkete ciro edildiği, banka şubesi tarafından çekin daha önce kullanılmış olup ....... AŞ arşiv merkezinden kayıp/çalınmış olduğu için işlem yapılamadığına dair şerh düşüldüğü, suç duyurusunda bulunulduğunun belirtildiği, dava dışı ........... Ltd. Şirketi'nin......Bankası İstanbul.....Ticari Şubesindeki çek hesabından dava dışı ........ Ltd Şirketi adına 18.000,00 TL bedelli 30.06.2018 keşide tarihli çeki keşide ettiği, söz konusu çekin dava dışı ..... ... Ltd Şirketi tarafından davacı şirkete ciro edildiği, çekin aynı gerekçelerle kullanılamadığı ve şerh düşüldüğü, davacı şirket tarafından toplam 70.000,00 TL bedelli 4 adet çekle ilgili olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 18.000,00 TL çeke dair, ... Esas sayılı takip dosyasında 15.000,00 TL çeke dair, icra takipleri başlattığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosunun 2017/190010 Soruşturma nolu dosyasında, davalı banka vekili tarafından 19.09.2017 tarihinde yapılan şikayet ile daha önceden çeşitli bankalara ait ibraz edilen çeklerin ödendikleri, ödendikten sonra Tuzla ilçesi sınırları arşivde bulunan çeklerin çalındığına dair şikayetçi oldukları, arşivde çalışan şahıs hakkında hırsızlık suçundan soruşturmanın yürütüldüğü, çalınan çeklerden bazılarının üzerinde keşide tarihlerinde değişiklik yapılarak yeni çekmiş gibi tahsil için ibraz edildikleri, çekin ibrazı hâlinde ödenip ödenmediğinin özellikle araştırılması, CD içerisinde bulunan banka tarafından çeşitli müşterilere verilip de tahsil edilen çeklerin şüpheliler tarafından sahtecilik yapılarak tekrar tahsil edilmeye çalışıldığı, bu tür çeklerin tahsil için ibraz edildiğinde nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçları işlendiğinden öncelikle tahsil için gelen ve ibraz edilen kişilere hatırlatılması buna rağmen tahsil edilmek istendiğinde en yakın polis merkezine telefonla bildirilip sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlendiğinin bildirilmesi, çek aslının ibraz eden kişiden alınıp polis merkezine teslim edilmesi gerektiği, bu tür çeklerin tahsil edilmek istendiğinde ayrı bir suç konusu TCK'nın 158. maddesindeki nitelikli dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik oluşturduğu, soruşturma evrakı konusunun hırsızlık olduğunun banka genel müdürlüğüne soruşturma bürosunun göndermiş olduğu 06.02.2018 tarihli yazının içeriğinde belirtildiği, dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin söz konusu davalı bankanın şikayetinden sonra olduğu, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 15.000,00 TL çekle ilgili başlatmış olduğu icra takibine karşı borçlulardan .......Şirketi tarafından İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/410 Esas sayılı dosyasında itiraz edildiği, itirazında söz konusu çekin çalındığı, 2015 olan keşide tarihinin 2018 olarak değiştirilmesi suretiyle tedavüle sokulduğu belirtilerek dava açıldığı, mahkeme tarafından takip konusu çekin keşide tarihinde yapılan oynamada keşidecinin herhangi bir parafının yer alındığı, keşide tarihinin 30.07.2017 tarihi olduğu, yasal süre içerisinde ibraz edilmediği, çekin çek olma özelliğini yitirdiği gerekçesiyle takibin davacı yönünden iptaline karar verildiği, benzer dosyalarda da aynı nitelikte davaların açıldığı ve takibin iptaline dair karar verildiği, raporla tahribatın tespit edildiği, davacı tarafça davalı bankanın kusur ve ihmalinin olduğu gerekçesiyle tahsil edilemeyen çek bedelleri ve muhtemel yargılama giderlerinin tahsili için iş bu davanın açılmış olduğu, davalı banka tarafından İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/836 Esas sayılı dosyasında çek iptali davasını açtığı, söz konusu davada 3.600 adet çekin müvekkili bankaya ibraz edildiğini, başka bankalara ait olup tahsil edilen çekler olduğu, bankanın arşiv müdürlüğüne gönderilerek muhafaza altına alındığı, arşiv müdürlüğünden çeklerin kaybolduğu, çalındığı ve tedavüle sokulduğu gerekçesiyle iptal davasını açmış olduğu, mahkemenin 21.09.2017 tarihli kararı ile bir kısım çekler yönünden iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2018/112 Esas, 2018/867 Karar sayılı kararı ile çeklerin ibraz edilerek tahsil edildikleri artık çek iptal kararı üzerine keşidecilere karşı ileri sürülebilecek bir hak olmadığı, TTK'nın 652. maddesi göre korunmaya değer hukuki bir yararın bulunmadığı gerekçesiyle mahkemenin ret kararına dair istinaf başvurusunun reddedilmiş olduğu, davalı banka tarafından ayrıca çeklerle ilgili ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, talebin reddedildiği, çalınan çek sayısının yaklaşık 35.000 civarında olduğu, çekleri çalan şüpheli şahısların keşide tarihlerini değiştirerek Türkiye genelinde piyasaya sürdükleri, üç şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 09.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı Bankanın çeklerin çalınması sonrasında, hırsızlığın sorumlusunun bulunması bakımından suç duyurusunda bulunduğu, Savcılığın takas veya başka bir yolla ... AŞ'ye ibraz edilip ödenmiş bu çeklerin keşide tarihlerinin değiştirilip yeniden tedavüle sokulup, bankalardan yeniden tahsil girişiminin engellenmesi amacıyla 35 banka genel müdürlüğüne 06.02.2018 tarihinde tezkere yazdığı, tezkerede, daha önceden çeşitli bankalara ibraz edilerek tahsil işlemleri sağlanmış çeklerin .. sınırlarında bulunan arşivde saklanırken çalındığı, arşivde çalışan .... hakkında hırsızlık suçunda soruşturmanın yürütüldüğü, çalınan çeklerin bazılarının keşide tarihlerinde değişiklik yapılarak yeni çekmiş gibi tahsil için ibraz edildikleri, çek ibraz edildiğinde önceden ödenip ödenmediğinin özellikle araştırılması, gönderilen CD içerisinde bulunan ve banka tarafından çeşitli müşterilere verilip tahsil edilmiş çeklerin şüpheliler tarafından sahtecilik yapılarak tekrar tahsil edilmeye çalışıldığı, bu tür çeklerin tahsil için ibraz edilmelerinin nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının işlendiğinden öncelikle bu hususların tahsil için gelen ibraz eden kişilere hatırlatılması, buna rağmen tahsil edilmek istendiğinde en yakın polis merkezine seri şekilde telefonla bildirilip ibraz eden kişi hakkında sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlenmesi nedeniyle bildirim yapılmasını, çek aslının ibraz eden kişiden alınıp polis merkezine teslim edilmesinin gerektiğinin bildirildiği, hukuka aykırı fiil ile zararlı sonuç arasındaki illiyet bağının kesilmesi halinde ilk hukuka aykırı fiili işleyen kişinin hukuki sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, davalı bankanın çeklerin çalınması sonrasında, takas veya başka bir yolla bankalarına ibraz edilip bedelleri ödenmiş bu çeklerin banka arşivinden çalınmasından sonra keşide tarihlerinin değiştirilip yeniden tedavüle sokulup, bankalardan yeniden tahsil girişiminin engellenmesi amacıyla, hırsızlığın sorumlusunun bulunması bakımından suç duyurusunda bulunduğu, savcılık kanalıyla banka genel müdürlüklerine müzekkere yazılarak, bu çeklerin ibrazı halinde suç unsuru olarak el konulması talimatının verilmesini sağladığı, bu aşamada takas veya başka bir yolla davalı bankaya ibraz edilip bedelleri ödenmiş böylelikle kambiyo işlevi son bulmuş bu çeklerin, banka arşivinden çalınması sonrasında, çalınan çekler üzerinde tahrifat yapılarak, hukuka aykırı şekilde yeni bir ciro silsilesi yaratılarak kapatılan ciro silsilesinin yeniden kurulmasıyla çeklerin yeniden dolaşıma sokulması sağlanarak çekin tahsil edilememesinden doğan zarar ile bankanın çeki çaldırması arasındaki illiyet bağının kesildiği, bu nedenle bankanın hukuki sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, davacı ...Şti.'nin, ticari ilişkide bulunduğu .......Ltd. Şti.'nden mal satışı karşılığı teslim aldığı çekler hakkında çekleri teslim almadan evvel basiretli bir tacirden beklenen gerekli araştırmayı yapmadığı, KKB Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. üyesi herhangi bir banka ya da finans kurumuna başvurarak, bu çeklerin seri numaralarından yapılacak soruşturmada çeklerin daha önceden ibraz edilerek bedellerinin tahsil edildiği, çek keşide tarihlerinin tahrif edilmiş olduğunun kolaylıkla öğrenilebileceği, bir zararın varlığından söz edilebilirse bu zararın doğmasında davacının da kusurunun bulunduğu, kusur oranlarının karşılaştırılmasında hakkaniyet gereği Bankanın %25 oranında, davacının %75 oranında kusurlu kabul edilmesinin gerekeceği, öte yandan, bir an için illiyet bağının kesilmediği düşünülse bile; davacı ...Şti.'nin, ticari ilişki bulunduğu ...Şti.'ne karşı bütün hukuki imkanları kullanarak yapacağı işlemlere rağmen alacağını alamadığını belgeledikten sonra davalı ...... AŞ'ne başvurabileceği, dosyaya bu nitelikte belge sunulmadığı, bu haliyle de davanın erken açılmış bir dava olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; davalı lehine tespitlerde bulunulduğunu, basiretli tacir olmadığına yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını, basiretli davranmayan tarafın davalı olduğunu, davanın erken açılmış olduğu tespitinin hatalı olduğunu, icra takibi sonucunda ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takipler kesinleşmiş ise de borçlu nezdinde herhangi bir mal varlığının bulunmadığını, iflas ettiğinin tespit edildiğini iddia ederek, yeniden rapor alınmasını veya davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek nedeniyle alacaklının çek bedelinin çek borçlularından tahsil edemediği hâlde davalı bankaya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına müracaat etmesi ve davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle, keşideci, lehtar ve cirantalar hakkında tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen alacağın tahsil edilememesi gerekir. Bu yolar tüketilmeden davacının zararı henüz doğmayacaktır ve açılan dava erken açılan bir dava olacaktır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 31.05.2016 tarihli ve 2014/19128 Esas, 2016/6001 Karar, 20.04.2018 tarih ve 20116/1117 Esas, 2018/2991 Karar, 15.01.2018 tarih ve 2016/5991 Esas 2018/250 Karar, 28.05.2010 tarih ve 2011/3075 Esas, 2012/9110 Karar sayılı kararları). Ancak böyle bir durumda dahi çek hamilinin bankadan tazminat talep edebilmesi için bankaya atfedilecek bir kusurun bulunması gerekir. Somut olayda, davalı bankaya ibraz edilen ve tahsil edilen dava konusu çeklerin de dâhil olduğu çok sayıda çekin bankanın arşivinden çalındığı, söz konusu çeklerin keşide tarihlerinin 2015 yılına ait olmasına rağmen 2018 şeklinde değiştirilerek piyasaya sürüldüğü, davacı banka tarafından söz konusu çeklerin çalındığının öğrenilmesi ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, bu konuda soruşturma başlatılarak ilgili bankalara müzekkerelerin yazıldığı, ayrıca çeklerin iptaline dair çek iptali davasının açılmış olduğu gibi ihtiyati tedbir talebinde de bulunduğu hussuları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının kabul ettiği bu çeklerin ibraz edildiği banka, bu çeklerin tahrif edilmiş çekler olduğu gerekçesiyle ödeme yapmamıştır. İlk derece kararında da belirtildiği üzere, tahrif edilmiş bu çekleri, hiç bir araştırma yapmadan kabul eden davacı, kendi kusurundan kaynaklanan bu zararı bankadan talep edemez. Zira çekleri davalı bankadan çalanlar, bunları tahrif ederek piyasaya sürmüş, davacı ise bu çekleri kabul ederken yeterli araştırma yapmamıştır. Basit bir araştırma ile çeklerin durumunu öğrenebilecek olan davacı, bu araştırmayı yapmadan çek kabul etmekle kendi zararına sebebiyet vermiştir. Davalı bankanın çeklerin çalınmasına sebebiyet verdiği düşünülebilir ise de çeklerin çalındıktan sonra tahrif edilmiş olması ve basit bir sorgulama ve araştırmayla bu tahrifatın öğrenilebilecek olması nedeniyle, bankanın eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle, davacı vekilinin buna dair aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı ekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 651,30 TL bakiye istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.