TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2023/658 Esas 2024/140 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekill…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1063 Esas 2025/1712 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1063 KARAR NO : 2025/1712 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2023/658 Esas 2024/140 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde trafo ve enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi ile açılan tazminat davasının kabulüne, taşınmazların davalı adına tesciline karar verildiğini, kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin ödeme yaptığını, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 84.712,30 TL'nin ödeme tarihi olan 09/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın davacı tarafından talep edilmesinin mümkün bulunmadığını, dayanak davada dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescil edilip edilmediğinin incelenmesi gerektiğini, davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, müvekkilinin icra masraf ve giderlerinden, vekalet ücretinden karara ilişkin yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, dayanak davada davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu miktarın tenzili gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kamulaştırmasız el atma davasının ...'ın faaliyet gösterdiği dönemde açılmış olup, bu dava dosyası incelendiğinde davanın davacıya karşı açıldığı ve davalıya ihbar edilmediğinin anlaşıldığı, mahkemece 27/12/2016 tarihinde, 42.297,28 TL kamulaştırma bedelinin 12/10/2010 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, 2.889,20 TL harç, 1.399,20 TL yargılama gideri, 5.002,78 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bu kararın 03/05/2018 tarihinde kesinleştiği, mahkeme ilamının icra takibine konulduğu, davacının 09/05/2018 tarihinde icra dosyasına 84.712,30 TL ödediği, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği, kendi kusurundan dolayı hak talep edemeyeceği, mahkeme ilamında hükmolunan tutar yani 42.297,28 TL kamulaştırma bedeline 12/10/2010 tarihinden karar tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte, 2.889,20 TL harç, 1.399,20TL yargılama gideri, 5.002,78 TL vekalet ücreti talep edebileceği, icra masraflarının davalıya yüklenemeyeceği, kamulaştırma bedelinin işleyecek faizi basit matematik işlemi olup yargılamanın gereksiz uzamaması için bu alacak kaleminin mahkemece hesaplandığı, buna göre 42.297,28 TL'ye, mahkemece belirlenen 12/10/2010 tarihinden karar tarihi olan 27/12/2016 tarihine kadar 6 yıl, 2 ay, 15 gün yıllık %9 oranında yasal faiz işletilirse 23.654,03 TL olarak hesaplandığı, anapara + işlemiş yasal faizin 65.951,31 TL olduğu, bu tutara harç ve yargılama giderleri eklendiğinde rücuya esas tutarın 75.242,49 TL olarak hesaplandığı, davacının bu tutara ödeme tarihi olan 09/05/2018 tarihinden itibaren faiz talep edebileceği, taraflar tacir olup davacının avans faizine yönelik talebinin haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 75.242,49 TL'nin 09/05/2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu rücuen tazminat istemine dayanak Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/228 Esas 2016/452 Karar sayılı kararında kamulaştırılan alanın ... Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilmiş olup, el atmanın sözleşmenin imzalanmasından önce gerçekleştiğini, işletme hakkı devir sözleşmesinin yukarıda anılan maddeleri uyarınca mali yükümlülüğün davalı ...'da olduğunu, davanın davalı ...'a ihbar edilmiş olunsa dahi ilamlı icra takibinin söz konusu olacağını, nihayetinde müvekkili tarafınca davalının ödemesi gereken tutarların üçüncü kişilere ödendiğini, mahkeme kararında, icra masraflarından davalının sorumlu olmayacağı yönünde varılan kanaate ilişkin yeterli gerekçeye yer verilmediğini, bu kararın gerekçeden yoksun olduğunu, taşınmaza el atma işlemine ve davanın ihbarına ilişkin ve sair tüm deliller toplanılmaksızın ve bilirkişi raporu alınmaksızın karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın ihds kapsamında davacı şirket tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığını, tescil yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde tescile hükmedilmesine rağmen söz konusu ilamda genel müdürlük taraf olmadığı gibi, davanın kendilerine ihbar edilmediğini, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu kaydı incelenip tapu kaydında tescilin kimin adına yapıldığını veya irtifak hakkının kimin adına tescil edildiğinin tetkik edilmesi gerektiğini, güncel tapu kaydında ... adına tescil olmaması durumunda dağıtım şirketlerinin açtığı davaların reddine karar verildiğini, devre esas mizan düzenlendiğini, bu mizan kayıtları esas alınarak devre esas bilançonun belirlendiğini, bu işlemler neticesinde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden davacının geçmiş yıllara ilişkin olarak müvekkilinden herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde talep edilmemesine ve davacı tarafça ödendiğine ilişkin dekont sunulmamasına rağmen rücuya dayanak kararda hükmedilen 2.889,20 TL harcın tahsili yönünde hüküm kurulduğunu, bu durumun taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, rücuya dayanak davada gerekçeli karardan görüleceği üzere dava tarihi 12/11/2010 olup, bu tarihten itibaren faize hükmedildiğini, mahkemece yapılan faiz hesabının hatalı olduğunu, dava konusu alacak talebinin dayanağı olan davada, alacağın yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini, davacı tarafından ödemelerin yasal faiz üzerinden yapıldığını, menşei dosyada yasal faiz ile birlikte ödeme olmasına rağmen işbu rücu davasında ancak ve ancak yasal faiz ile birlikte alacak talep edilebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2016 tarih 2016/228 Esas 2016/452 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısının ... olup, 2005 yılında trafo ve enerji hattı geçirilmesi nedeniyle kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile ... adına tapuya tesciline, kullanım hakkının davalı ...'a bırakılmasına karar verildiği, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince hükmün onanmasına karar verildiği görülmüştür. Van 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6766 sayılı takip dosyası ile, mahkeme kararına dayalı olarak alacaklı taşınmaz malikleri tarafından borçlu ... aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacının 09/05/2018 tarihinde 84.712,30 TL ödediği anlaşılmıştır. Dayanak davadaki taşınmaz tapu kaydından taşınmazın halen dayanak davadaki davacılar adına kayıtlı bulunduğu, beyanlar hanesinde tescile yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunun yazılı olduğu görülmüştür. Davacı tarafından davalıya gönderilen 05/03/2021 tarihli yazı ile, icra tehdidi altında ödenen 84.712,30 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, rücu talebine konu Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2016 tarih 2016/228 Esas 2016/452 Karar sayılı dosyasının davacısı ... vekili tarafından, ... aleyhine kamulaştırma kararı olmadan taşınmazında trafo yapılıp enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle uğradığı zararın tahsili istemine yönelik 12/11/2010 tarihinde dava açılmıştır. Davacı ile davalı ... arasındaki İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi 24/07/2006 tarihinde imzalanmıştır. Rücuya dayanak davaya konu olayın tarihi kararda 2005 yılı olarak belirtilmiş olup, işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanmasından önceki tarihtir. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlık kamulaştırma kararı olmadan üçüncü kişinin taşınmazında trafo binası yapılıp, enerji nakil hattı geçirilmesinden kaynaklanmakta olup, dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olduğundan, İHDS'nin 7.2 maddesi uyarınca davacının davalıya ihbar yükümlülüğü bulunmaktadır. Davacı yan ise, rücuya dayanak davada sözleşmede yer alan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu durumda davacının ihds'deki ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden rücu edebileceği alacağın karar tarihindeki borç miktarıyla sınırlı olduğu, sözleşmenin 7.2 maddesi kapsamına giren ve taşınmaz mülkiyetini ilgilendiren uyuşmazlıklarda davalıya ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının rücuya dayanak ilamda yer alan alacak, karar tarihine kadar işlemiş faiz, yargılama giderlerini ve vekalet ücretini talep edebileceği, davalının karar tarihinden sonraki giderler ve faizden sorumlu tutulamayacağının gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/04/2016 tarih ve 2016/2241 Esas 2016/4049 Karar sayılı ilamı). Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde; rücu talebine konu Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2016 tarih 2016/228 Esas 2016/452 Karar sayılı dosyasının davacısı ... tarafından, ... aleyhine maliki olduğu taşınmaza 2005 yılında kamulaştırmasız el atılarak trafo binası yapılıp, enerji nakil hattı geçirildiği iddiasıyla kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine yönelik dava açılmıştır. Davacı ... ile davalı ... arasındaki İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi 24/07/2006 tarihinde imzalanmıştır. Rücuya dayanak dava İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imzalanmasından sonra açılmış ise de, davaya konu kamulaştırmasız el atma 2005 yılında olup, İHDS'nin imzalandığı tarihten öncedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından icra takibi nedeniyle yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden kamulaştırmasız el atmaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan ilamın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği miktardan, dayanak davada yukarıda açıklandığı şekilde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden davacının rücuya dayanak ilamda yer alan alacak, karar tarihine kadar işlemiş faiz, yargılama giderlerini ve vekalet ücretini davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik savunmalarına Dairemizce itibar edilmemiştir. Rücuya dayanak davada kamulaştırmasız el atmaya konu taşınmazın tapu kayıtlarının iptaliyle ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Dayanak dava konusu olan taşınmaz tapu kaydından taşınmazın tescil kaydı davalı ... adına yapılmamış ise de, tapunun beyanlar hanesinde tescile yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunun yazılı olduğu görülmüştür. Rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Rücuya dayanak davada ... lehine 2.915,30 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/05/2015 tarih 2013/2065 Esas 2015/1291 sayılı kararı uyarınca da vekalet ücreti davacının rücuya esas davadaki borcu sebebiyle takas ve mahsup edilemeyecektir. Rücuya esas davada davacı lehine hüküm altına alınan vekalet ücreti davacı tarafından icra dosyalarına ödenen bedel olarak nitelendirilemeyecektir. İşbu davada davacı yan icra dosyasına ödediği bedelin tahsilini talep etmiş, ödeme yapıldığı sırada rücuya esas davada lehine hükmedilen vekalet ücretinin mahsubu yoluna gidilmemiştir. Hal böyle olunca. davacının lehine hükmedilen vekalet ücretini ödeme yaptığı sırada mahsup ederek işbu davada tazminat olarak talep etmediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazına itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin mahkemece yapılan işlemiş faiz hesabının hatalı olduğuna yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, mahkemece davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle karar tarihinden sonraki giderler ve faizden davalının sorumlu olmadığı kabul edildikten sonra davacının davalıdan rücuen talep edebileceği alacak miktarı hesaplanmıştır. Anılan hesaplama matematiksel bir hesaplamayı gerektirdiğinden hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporu alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, hesaplamaya esas alınan dayanak dava tarihi 12/11/2010 iken mahkemece hatalı olarak dayanak dava tarihi 12/10/2010 olarak esas alınmak suretiyle dava tarihi ile dayanak davadaki karar tarihi olan 27/12/2016 arasında işlemiş faiz hesabı yapılmıştır. Yapılan hesaplama dava tarihi hatalı olarak esas alındığından hatalı bulunmuştur. Rücuen alacak kalemleri dayanak davada hüküm altına alınan 42.297,28 TL kamulaştırma bedeli, 2.889,20 TL harç, 1.399,20 TL yargılama gideri, 5.002,78 TL vekalet ücreti ile 42.297,28 TL'ye dava tarihinden karar tarihine kadar işlemiş faiz alacağı toplamıdır. Dairemizce dayanak dava tarihinin 12/11/2010 olduğu gözetilmek suretiyle dava tarihinden 27/12/2016 olan karar tarihine kadar hüküm altına alınan 42.297,28 TL kamulaştırma bedeline işlemiş yasal faiz hesabı yapıldığında; -42.297,28 TL x %9 / 365 x (12/11/2010-27/12/2016 arasında) 6 yıl 1 ay 15 gün = 23.309,85 TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının davacıya rücu edebileceği alacak kalemleri doğru olarak tespit edildikten sonra dayanak dava tarihi ile karar tarihi arasında işlemiş faiz kalemi hesaplanırken dava tarihinin hatalı olarak esas alınıp işlemiş faiz alacağının fazla hesaplanmasında isabet görülmemiştir. Dairemizce yapılan hesaplama sonunda davacının davalıdan 42.297,28 TL hüküm altına alınan kamulaştırma bedeli, 23.309,85 TL işlemiş faiz, 2.889,20 TL harç, 1.399,20 TL yargılama gideri, 5.002,78 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 74.898,31 TL'nin rücuen tahsilini talep edebileceği tespit edilmiştir. Öte yandan, davacı tarafından işbu davada dayanak icra takip dosyasına ödenen bedelin rücuen tahsili talep edilmiştir. Dayanak icra takip dosyasında takibe konu alacak kalemleri yukarıda davacının davalıdan rücuen tahsilini talep edebileceği alacak kalemlerini de içermektedir. Bir başka anlatımla, davacının icra dosyasına konu alacak kalemleri dışında ayrıca ödediği bir harcın bulunduğunu ileri sürerek harç miktarının da rücuen tahsili gerektiğine ilişkin bir iddiası bulunmadığı gibi, mahkemece de icra dosyasına ödenen kalemlerin dışında başkaca bir alacak kaleminin değerlendirilmesi yoluna gidilmemiştir. Davacının rücu edebileceği alacak kalemleri içerisinde yer alan 2.889,20 TL harç dayanak icra takibinde alacaklıların alacak kalemi olarak gösterdiği bir miktardır. Bu nedenle davalı vekilinin davacının talebiyle bağlılık ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna yönelik istinaf itirazı dosya içeriğine uygun görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2024 tarih 2023/658 Esas 2024/140 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 74.898,31 TL'nin ödeme tarihi olan 09/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Alınması gereken 5.116,30 TL harçtan peşin alınan 1.446,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.669,62 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına hükmedilmesi gerekmekte ise de anılan bakiye harcın 3.098,77 TL'si davalı tarafından istinaf aşamasında yatırıldığından bu bedelin mahsubu ile bakiye 570,85 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.446,68 TL peşin harç ile 269,85 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından tebligat ve posta masrafı olarak yapılan 68,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 60,56 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 9.469,81 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 1.167,08 TL'sinden davalı sorumlu ise de, davalı tarafından anılan miktar istinaf aşamasında ödendiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, bakiye 152,92 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, C)1-Davalı tarafından yatırılan 863,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalının istinaf aşamasında yaptığı 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurmanın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 18/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -