T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1705 KARAR NO:2026/444 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/56 KARAR NO:2025/583 DAVA TARİHİ :24/01/2023 KARAR TARİHİ:10/07/2025 DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ:01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1705 KARAR NO:2026/444 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/56 KARAR NO:2025/583 DAVA TARİHİ :24/01/2023 KARAR TARİHİ:10/07/2025 DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ:01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında... isimli proje için yapı ve mobilizasyon mekanik-tesisat doğalgaz tesisat olmak üzere 3 ayrı sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşmelerden kaynaklanan alacakları için İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile iflas yolu ile icra takibi başlattığını ve davalı yanca takibe itiraz edilmediğini, ardından İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/173 E. sayılı iflas davası ikame edildiğini, davanın derdest olduğunu, borcun depo edilmesi yönünde ara karara hükmedildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 30.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile "1.860.000,00-TL'lik 20/01/2022 vade tarihli sözleşme alacağı (asıl alacak) mukayeseli keşif farkı alacağı ve sözleşmenin ifasından kaynaklanan munzam zararından kaynaklanan alacak için iflas yolu ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 29/01/2022 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalı şirket tarafından tebliğden önce 25/01/2021 tarihli dilekçesiyle haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, henüz ödeme emri tebliğ edilmeden yapılmış olan itirazın geçersiz olduğunu, bu nedenle iflas takibinin kesinleştiğini, ayrıca davalı tarafın itirazlarının yerinde olmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan çalışma neticesinde hazırlanan "..." 21/12/2020 tarihinde ... ile ...'a iletildiğini, ayrıca iletilen mailde "eksik görülebilecek ve başka noktalarda mukayese istenecek olursa o hususlarda da çalışma yapılabileceği hususu" da ifade edilmesine rağmen müvekkili tarafından iletilen iş bu mukayese tablosuna davalı şirket tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığından KDV dahil 360.402,02 TL mukayese farkı alacağının bulunduğunu, müvekkili şirketin alacağının mukayese farkı alacağı ile de sınırlı olmadığını, davalı şirketten ayrıca munzam zarar kalemi altında son hakediş ve kesin hesabın yapılıp ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararlar, nakit sıkışıklığını gidermek ve şirketin işleyişini sağlamak adına değerinden düşük bedellere satmak zorunda kaldığı dairelerin rayiç bedel farkları, kesin hesabın yapılmamış olması nedeniyle uygun teklif verip alamadığı başkaca projelerden kaynaklı iş kaybı tazminatı vs. alacaklarının da söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeler gereği yapmış olduğu işlerin bedelini halihazırda alamadığını, bu alacaklarını faiziyle alacağı kabul edilse bile faiz alacağının yüksek seyreden enflasyon, kur artışları, inşaat yapımında kullanılan her türlü materyaldeki değer artışları karşısında çok düşük kaldığını, faiz alacağının uğranılan zararı karşılamayacağını, taraflar arasında mekanik tesisat işlerine ilişkin akdedilen 04/05/2018 Tarihli ... Konut,... Sözleşmesinin Hakedişler Ve Ödeme Esasları başlıklı 22. Maddesi usulüne uygun olarak pursantajlı yani anahtar teslim götürü bedel usulüne göre tüm hak edişler %100 bitmiş olarak müvekkili şirket tarafından düzenlenerek verildiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirketin hak edişinin hiçbir gerekçe sunulmadan onaylanmadığını ancak 2020 yılı Mayıs ayı içinde dairelerin son kullanıcıya teslim edilmeye başlandığını, Mekanik tesisat sözleşmesinin imzalanmasından itibaren yaklaşık 3-4 ay sonra ülke genelinde yaşanan ağır ekonomik kriz döneminin etkileri devam ederken davalı şirket tarafından haksız bir şekilde hakedişleri onaylanmadığından ve ödeme yapılmadığından müvekkili şirketin yaşanan bu sıkıntıların bertaraf edilmesi için mekanik tesisat sözleşmesinin ödeme esasları başlıklı maddesi uyarınca barter olarak iş karşılığı devralacağı dairelerden iki tanesini borçlarını kapatabilmek için değerinin çok altında bir değere satmak durumunda kaldığını, bu sebeple taraflar arasında 04/05/2021 tarihinde 04/05/2018 tarihli sözleşmeye istinaden bir mutabakat metni tanzim edilerek sözleşmenin 37. Maddesinin; "Değişik Madde 1:Yüklenici 4.05.2018 tarihli ... Konut +...Sözleşmesinden kaynaklanan alacağından; .."te bulunan bağımsız bölümleri aşağıda kimlik bilgileri belirtilen kişilere temlik edebilecektir..." şeklinde değiştirildiğini, müvekkil şirket tarafından dava dışı ... ile akdedilen temlik sözleşmesi kapsamında İstanbul Bağcılar 3445 ada 2 parselde bulunan ...Numaralı bağımsız bölümün, dava dışı ... ile akdedilen temlik sözleşmesi kapsamında İstanbul Bağcılar 3445 ada 2 parselde bulunan ... Numaralı bağımsız bölümün bu kişilere temlik edildiğini, davalı tarafından haksız şekilde ödemelerin yapılmaması nedeniyle müvekkilinin anılan daireleri bedellerinin çok altında bir değere temlik etmek zorunda kalarak zarara uğradığını, müvekkili şirketin davalı şirketten hem 04/05/2018 Tarihli ... Konut, ... Sözleşmesinden kaynaklanan 5 adet bağımsız bölüm olarak ödenecek barter dairelerin tescili şeklinde ifa edilmesi gereken alacak hakkı hem de taraflar arasında akdedilen 21/11/2017 Tarihli ... Konut, ... Sözleşmesi, 04/05/2018 Tarihli ... Konut, ... Sözleşmesi ve 29/01/2019 Tarihli ... Konut, ... Sözleşmelerinden kaynaklanan 2.937.270,48 TL tutarında nakit alacak hakkı bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından yukarıda anılan sözleşmeler kapsamında yükümlendikleri işler bitirilip teslim edilmesine, hakedişleri düzenlenmesine, projenin sona ermesine ve site içerisinde fiili olarak yaşam başlamasına, işin tesliminin üzerinden neredeyse 2 yıl geçmiş olmasına rağmen hak edişlerin ödenmemesi ve 5 adet bağımsız bölümün hala devredilmemiş olması sebebiyle zararlarının olduğunu beyan ederek; mukayeseli keşif farkı alacağı ve sözleşmenin ifasından kaynaklanan munzam zarar sebebiyle oluşan alacağın tahsili için davalı şirket aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasından başlatılan iflas yoluyla adi takibe itirazın kaldırılmasını ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece ilk celse takip talebinde yer alan ilave iş bedeli ve munzam zarar talebini açıklamak ve ayrıştırmak üzere verilen süreye istinaden davacı vekili sunmuş olduğu 19/10/2023 tarihli dilekçesinde; Müvekkil şirket tarafından 04/05/2018 ve 29/01/2019 tarihli sözleşmeler ile üstlenilen iş bitirilip teslim edilmesine rağmen sözleşmelerden kaynaklanan 2.937.270,48 TL nakit alacağı ödenmediği gibi barter alacağı olan 5 adet dairenin devrinin yapılmadığını ayrıca KDV dahil 360.402,02 TL mukayese farkı alacağının ödenmediğini, munzam zarar talebinin ise 1.499.597,98 TL olduğunu, munzam zarar sebebinin ilkinin 2.937.270,48 TL'nin halen ödenmemesi, tapu iptal davasına konu 5 adet dairenin tapularının halen devredilmemesi ve mukayese farkı alacağının halen ödenmemesinden kaynaklandığını, munzam zararın sebeplerinden ikincisinin müvekkili şirketin nakit alacaklarının zamanında ödenmemesi nedeni ile nakit sıkışıklığını gidermek ve şirketin işleyişini sağlamak adına sözleşme gereği devredilecek barter dairelerden 2'sinin rayiç bedelinin altında bedellere 3.kişilere temlik edilip satılmak zorunda kaldığı 2 adet dairenin rayiç bedel farkından kaynaklandığını, munzam zararın sebeplerinden üçüncüsünün müvekkil şirketin alacağının zamanında ödenmemesi nedeniyle gerekli yatırımları yapamaması, ekonomik dengesinin bozulması nedeniyle uygun teklif verip alamadığı başkaca projelerden kaynaklı iş ve kar kaybına uğramasından kaynaklandığını, dilekçe içeriğinde belirtilen üç ayrı ihaleyi bu nedenle alamadığını 06/11/2020 tarihli ... İnş. - ... (...) projesinde hedeflenen karın döviz cinsinden değeri 296.062 USD olup munzam zararın hedeflenen karın güncel değerinin = 296.062 TL x 28,0583 TL/USD = 8.306.996,41 TL olduğu, 20/09/2021 ... Holding - ... (...) projesinde hedeflenen karın döviz cinsinden değeri 118.165 USD olup munzam zararın hedeflenen karın güncel değerinin = 118.165 TL x 28,0583 TL/USD = 3.315.520 TL olduğu, 26/10/2022 ... İnşaat - 90 Adet ... (...) projesinde hedeflenen karın döviz cinsinden değeri 167.818 USD olup munzam zararın hedeflenen karın güncel değerinin = 167.818 TL x 28,0583 TL/USD = 4.708.688 TL olduğu, bunun dışında ayrıca müvekkilinin taşeron olarak iş yaptırdığı bir gruba olan borçları nedeniyle .... plakalı 2001 model ... aracı 31/03/2020 tarihinde piyasa değeri 35.000 TL iken 10.000 TL'ye satmak zorunda kaldığını 25.000 TL zararın 18/10/2023 dolar kuru üzerinden 25.000 TL X 28,0583 TL/USD = 106.419 TL olduğunu açıklamıştır. CEVAP:Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde; Dava konusu İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasında ödeme emrinin 24/01/2022 tarihinde tebliği üzerine süresi içerisinde25/01/2022 tarihinde itiraz edildiğinden aksi yöndeki davacı iddiasının yersiz olduğunu, davacı tarafça 21/11/2017, 04/05/2018 ve 29/01/2019 tarihli sözleşmelerden kaynaklandığı iddia ettiği alacak için İstanbul 30. İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosya ile takibe geçilmiş olduğundan işbu davaya dayanak icra takibinin mükerrer olarak açıldığını, takip talebinde ve ödeme emrinde borcun sebebi 20/01/2022 tarihli vade tarihli sözleşme alacağı (asıl alacak), mukayeseli keşif farkı alacağı ve sözleşmenin ifasından kaynaklanan munzam zarar olarak gösterilmiş ise de taraflar arasından imzalanmış 20/01/2022 tarihli bir sözleşme bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla böyle bir sözleşmenin varlığı kabul edilse alacağın icra takibinin başlatıldığı tarihte muaccel olmadığını taraflar arasında yapılan sözleşmeler birim fiyat üzerinden kararlaştırıldığından mukayeseli keşif farkından söz edilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından İstanbul ... Noterliği 10/12/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacı tarafın ''...'' davet edildiğini ve kesin kabulden sonra sözleşmede barter daire olarak kararlaştırılan ayrıca fiilen teslimi yapılan 5 adet bağımsız bölümün tapu devir işlemlerinin yapılacağının bildirildiğini, davacı tarafın bu ihtara olumlu karşılık vermemesi üzerine Bakırköy ... Noterliği'nin 30/12/2021 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle tekrar kesin kabule davet edilerek kesin kabul yapılmadan taşınmazların devri için gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 14/12/2021 tarih ... yevmiye ve 21/12/2021 tarih ... yevmiye no.lu talebinin kabul edilmediğinin bildirildiğini, davacı tarafın yapılan ihtarlara rağmen hiçbir bir şekilde kesin kabule yanaşmadığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/120 E. Sayılı dosyası ile yapılan tüm işler için kesin kabulün yapılmasının sağlanması ve kesin kabulün şartlarının oluşması halinde 5 adet bağımsız bölümün davacı tarafa devrinini sağlanması için dava ikame edildiğini ancak davacı tarafça davanın kabul edilmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından yüksek miktarda harç ödenmemesi için davadan feragat edildiğini, davacı tarafın 27/11/2022 tarihli sözleşmenin 13/4. maddesinde yer alan düzenlemenin aksine müvekkil-şirketten herhangi bir onay almadan metraj ve kullanılan malzemelerin kalitesinde değişikliğe giderek fiyat farkı oluşturup haksız kazanç elde etme girişiminde bulunduğunu, davacı tarafça yapılan iş ile yapılması gereken işin farklı olduğu, işlerin sözleşmeye aykırı ve eksik yapıldığı hususunun müvekkili şirket tarafından yaptırılan ... projesinden tespit edildiğini ve bu tespit raporunun ekte ibraz edildiğini ayrıca ... Yönetimi'nin Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye ve 21/02/2023 tarihli ihtarnamesinde de davacı şirketin yapmış olduğu yangın önleme ve söndürme tedbirleri ile kaçış güvenliğinin ilgili mevzuata uygun yapılmadığının müvekkiline ihtar edildiğini, bu kapsamda mahkemece tüm eksik ve ayıplı işlerin belirlenmesi için gerekirse keşif yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini, yapması gereken işleri yapmayan davacının ek iş yaptığı iddiasıyla mukayese keşif farkı talebinin kötü niyetli olduğunu, bilirkişi incelemesiyle davacının yapmış olduğu işlere ilişkin tüm hak edişlerinin ödendiğinin tespit edileceğini, davacı taraf 05/04/2021 tarihli mutabakat sözleşmesi ile bağımsız bölümleri üçüncü kişilere temlik edebilme hakkı elde ederek satışını gerçekleştirdiğinden bu hususta müvekkili şirketin herhangi bir eylemi ve kusuru bulunmadığı gibi illiyet bağı da bulunmadığını, ilgili 2 adet barter dairenin talep edildiği anda müvekkili tarafından devrinin sağlandığını, davacı tarafından kendi rızasıyla üçüncü kişilere temlik ettiğini, yine davacı şirket kesin kabul talebine olumlu yanıt vermediğinden munzam zarar koşullarının oluşmadığını, kesin kabul yapılmamış olduğundan munzam zarar bulunmamakla beraber var olduğu iddia edilse dahi muaccel olmadığını,Yüksek Mahkeme uygulaması dikkate alındığında ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzlukların davacıyı munzam zararın ispatı yükümlülüğünden kurtaramayacağını, davacının munzam zararını ispatlaması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "...Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan iflas yolu ile takibe yapılan itirazın (İİK m.156.) kaldırılması ve davalı şirketin iflası istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedildiği belirtilen 21/11/2017, 04/05/2018 ve 29/01/2019 tarihli eser sözleşmeleri kapsamında davacının ilave işlerden kaynaklı hakediş alacağının bulunup bulunmadığı, davacının hakediş alacağının ödenmemesi sebebiyle davacının munzam zararının oluşup oluşmadığı, varsa munzam zararının ve hakediş alacağının miktarı ile davalının iflası için gereken koşulların oluşup oluşmadığı konularında toplanmıştır. .....Davacının ilave işlerden kaynaklı alacağının olup olmadığı, ...- ...-yağmur tesisatı, ...- Mukayese- Daire içi montaj, m-03- Mukayese- A-B-C Blok itfaiye su alma hatları, m-04- Mukayese- Mutfak PVC Kolon hattı (malzeme niteliği değişikliği), m-05- Mukayese- Mutfak daire içi alt toplama (malzeme niteliği d.), m-06- Mukayese- ... (malzeme niteliği değişikliği), m-07-Mukayese- A-B-C Blok ısıtma kolon hatları, m-08- Mukayese- İdare iş emri - kat koridoru ısıtma hattı ... İmalatlar, m-09- Mukayese- Sığınak duman kanalı, m-10-Mukayese- ... ve itfaiye su verme alma hattı, m-11- Mukayese- Yangın dolapları (zemin altı), m-12- Mukayese- Havuz havalandırma kanalları, m-13- Mukayese- 1. Bodrum ..., m-14- Mukayese- İski şebeke hattı, m-15- Mukayese- A-B-C Blok sprinkler başlıkları altında belirtilen ilave işlerin mevcut olup olmadığı, bu işlerin sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı, ilave işlerin miktarı, yapıldığı tarihteki rayiç değeri (sözleşmede ilave işlerle ilgili hesaplama yöntemi varsa sözleşmeye göre ilave iş bedeli) belirlenip davalının varsa munzam zararının (hakediş alacağının ödenmemesinden kaynaklanan) hesaplanması, ilave işler bedelinin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, taraf defterlerinde varsa mutabakatsızlık sebepleri konusunda rapor düzenlenmesi için dosya 1 mali müşavir, 1 inşaat mühendisi ve 1 nitelikli hesaplama/eser sözleşmesinde uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, inşaat mühendisi bilirkişi ..., mali müşavir bilirkişi ... ve borçlar hukuku -nitelikli hesaplama alanında ehil bilirkişi ... tarafından sunulan 15.05.2024 havale tarihli raporda özetle; ''... Taraflar arasında yapılan sözleşmede olmayıp idarenin talimatlarıyla yaptırılmış işler toplamının 491.904,89 TL + KDV olduğunu, Tekline firması tarafından flaş bellek içerisinde sunulan çalışmada 3. Nolu dosyada idare iş emri ile yaptırılan ..., ..., ..... Nolu tüm imalatların keşif mahalinde yapılan incelemede görüldüğünü, tüm bu işlere ait imalatların autocad ve excel ortamında yapılan çalışmada incelendiğini, hesaplamaların doğru yapıldığının görüldüğünü, Tekline firmasının bu işlerden kaynaklanan alacağının 491.904,89 TL+ KDV olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmede mevcut olup idarenin isteğiyle yaptırılmış işlerin toplamının 109.199,06 TL + KDV olduğunu,Tekline firması tarafından flaş bellek içerisinde sunulan çalışmada 3. Nolu dosyada idare iş emri ile yaptırılan ..., ..., ... Nolu tüm imalatların yapımından vazgeçildiğini, bu işlere ait imalatların teklif metninde belirtilen tutarlarının yüklenici kârı düşülerek ... inşaat lehine yazıldığını, hesaplamaların doğru yapıldığını,... firmasının bu işlerden kaynaklanan alacağının 109.199,06 TL + KDV olduğunu, İlave işlerin miktarı Tekline lehine : 491.904,89 TL- 109.199,06 TL = 382.705,83 TL + KDV olarak hesaplandığını, Taraflar arasında sözleşmenin anahtar teslim götürü bedel olarak kurulmuş olup, artan ve azalan işlerin tespiti ve mukayesede hesaplama yaparken kullanılmak üzere her bir ürün ve işçilik için birim fiyatların imza altına alındığını, Taraflar arasında imza altına alınan Teknik şartname (zeyilname) sayfa 3'te “Proje ve şartnamede yönetmelik harici işler onaylı proje değişikliklerinde artan ve azalan imalatlar karşılıklı değerlendirilecektir. Fiyatlandırmada taşeron sözleşme ekindeki teklif birim fiyatı esas alınacaktır.İşin yapımı esnasında proje, mahal listesi ve yönetmelik arasında bir uyuşmazlık olursa taşeron, idarenin ve iş sahibinin istediği imalatı yapmakla yükümlüdür. Fiyat belirlemede imza altına alınmamış malzeme ve işçilikler için yaygın olarak kullanılan nitelik olarak benzer ürünler ve/veya anma çapları itibariyle ürünlerin enterperasyon yöntemiyle belirlenmesi, proforma fatura ile belirlenmesi ve/veya piyasadan alınacak tekliflerden belirlenmesi yöntemleri kullanılabilmektedir." hususlarının yer aldığını, davacı ... firma Tekline ilave işler ve mukayesedeki hesaplamalarda yaklaşık %90 oranında imza altına alınmış malzeme ve işçilik fiyatlarını kullanmış olduğu, yaklaşık %10 oranında da enterperasyon uygulayarak malzeme ve işçilik fiyatlarını belirlediği, İlave işler bedelinin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, taraf defterlerinde varsa mutabakatsızlık sebepleri hususunda değerlendirme yapıldığında incelemeye sunulan davacı şirket defterlerine göre, davacı şirketin 2021 yılında basılı defter kullanmakta olduğu 01.01.2021 tarihinden itibaren 1 numaralı Elektronik Defter Tebliği kapsamında e-defter kullanıcısı olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre yapılması gereken açılış ve kapanış tasdikleri ile açılış onayı yerine geçen Ocak ayı ve kapanış onayı yerine geçen Aralık ayı elektronik defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğunun tespit edildiği, Davacı şirket ticari defterlerine göre taraflar arasında 2018 yılında başlayan 120.01.008 Cari Hesap Kodu ile devan eden ticari ilişki mevcut olduğu, cari hesap bilgilerine göre davacı şirketin davalı şirketten alacağının aşağıda tablo halinde gösterildiği üzere 24.01.2023 dava tarihi itibari ile 4.537.909,56 TL olduğunun tespit edildiği, 2022 ve 2023 yıllarında her hangi bir cari hesap hareketi olmadığı, Davalı şirketin 1 numaralı Elektronik Defter Tebliği kapsamında e-defter kullanıcısı olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre yapılması gereken açılış ve kapanış tasdikleri ile açılış onayı yerine geçen Ocak ayı ve kapanış onayı yerine geçen Aralık ayı elektronik defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğunun tespit edildiği, Davalı şirket ticari defterlerine göre taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin genel cari hesap takibinin 320.04.199 kodlu Satıcılar hesabı olduğu ancak yapılan her bir iş içini, barter ve kesintiler için de ayrı hesaplarda cari hesapların takip edildiği, şirketin davacı şirkete tüm cari hesap hareketlerinin bakiye bilgilerine göre 2.111.593,43 cari hesap alacak bakiyesi ile borçlu olduğunun görüldüğü, Davacı şirket ticari defterlerinde davalı şirketten alacağı 4.537.909,56 TL olarak görünmesine karşın davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirkete borç tutarı 2.111.593,45 TL olduğu, 2.426.316,11 TL fark bulunduğu, cari hesap farkının nedeninin davacı şirket cari hesap kayıtlarında barter daire kesintilerinin mevcut olmamasından kaynaklı olduğunun tespit edildiği, sunulan ticari defterlerde ilave işler bedellerinin ayrı bir hesap olarak takip edilmediğinden toplam iş maliyetlerinin içerisinde maliyetlendirilerek kayıt altına alınmış olduğunun tespit edildiği'' yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında akdedilen 21/11/2017, 04/05/2018 ve 29/01/2019 tarihli eser sözleşmeleri kapsamında davacının ilave işlerden kaynaklı hakediş alacağının 382.705,83 TL olduğu bilirkişi raporundan anlaşılmakla davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... sayılı iflas takibine vaki itirazının ilave işler bedeli 382.705,83 TL yönünden kaldırılmasına, İİK 158/1 ve İİK 166. maddeleri uyarınca davalı hakkında iflas davası açıldığının ilan edilmesine,İstanbul 30. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 382.705,83 TL asıl alacak yönünden bir sonraki duruşma tarihi itibari ile (depo emrine esas) toplam borç miktarını gösteren kapak hesabının gönderilmesi istenilmesine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.Davacı kesin hakediş alacaklarının ödenmemesi sebebiyle aşkın zararının oluştuğunu, bu nedenle munzam zarar miktarı yönünden de itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir. ... açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından hakedişlerin zamanında ödenmemesi sebebi ile davacının aşkın zararının oluştuğu iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/432 Esas 2023/3734 K.sayılı emsal kararında belirtildiği üzere temerrüt oluşmadığından temerrüt faizi ve munzam zarar talebinin reddi gerekmektedir. Davacının kesin hesap alacağının miktarını belirtmek suretiyle takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünün iddia ve ispat edilemediği bu nedenle davacının takip ve dava tarihi itibari ile munzam zarar talebinde bulunamayacağı kanatine varılmakla davacının munzam zarar talebi yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi talebi yerinde görülmemiştir.“Adi iflas yolu ile takibe vaki itirazın kaldırılması ve iflas davası sonucunda verilen hüküm, belli bir alacağı hüküm altına alan ve maddi hukuk bakımından bu alacağın tahsili sonucunu doğurmayan; sadece yenilik doğurucu sonuç ortaya çıkartan bir hükümdür. Bu itibarla, iflas davaları kural olarak davacının alacağının miktarı bakımından kesin hüküm teşkil etmez.“ (Yargıtay (Kapatılan) 23. HD'nin 09/04/2014 tarih ve 2013/9009 Esas, 2014/2727 Karar sayılı kararı) Yargıtay kararında da belirtildiği üzere alacaklının, İİK 155.,156 ve devamında düzenlenen takipli iflas yolunu, uygulamadaki ismi ile itirazın kaldırılması ve iflas davasını tercih etmekteki amacı borçlunun iflasına karar verilmesini sağlamaktır.06.03.2025 tarihi itibari ile İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibine konu; 382.705,83 TL asıl alacak, 17.413,12 TL tahsil harcı, 80,70 TL başvuru harcı, 61.232,93 TL vekalet ücreti, 329.074,59 TL işlemiş faiz miktarı ve 5,50 TL masraf olmak üzere toplam 790.512,67 TL'nin yedi gün içinde icra dosyasına ödenmesi veya mahkememiz veznesine depo edilmesi gerektiği, aksi halde ilk duruşmada davalının iflasına karar verilebileceği hususu duruşmada davalı vekiline ihtar edilmiş, davalı taraf süresinde toplam 790.512,67 TL borcu 10.03.2025 tarihinde mahkememiz veznesine depo ettiğinden iflas talepli davanın konusuz kaldığı, esas hakkında karar verilemeyeceği anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, mahkememiz veznesine depo edilen borcun icra dosyasına gönderilmesine..." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında tacir olan alacaklının borçludan para borcunu zamanında tahsil etmesi halinde ticari işlerinde veya başkaca yatırım araçlarında kullanacağı karine olarak kabul edilerek munzam zararın ayrıca ispat şartının aramadığını, yaşanan enflasyon dolayısıyla paranın değerinin düşmesi ve alım gücünün azalması olgularının alacaklının zararını ispat yönünden kanıt getirmesini gerektirmeyen fiili karineler olarak kabul edildiğini, ülkemizde yaşanan ve herkesçe bilinen enflasyon oranı nedeni ile alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından munzam (aşkın) zararın hesabında mahkemece her yıl itibariyle gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranı, döviz kurları ile ilgili resmi belgeler getirtilerek olayın özelliğine göre uzman bilirkişilerden yararlanılarak gerçek zararın hesap ettirilmesi gerektiğinin vurgulandığını, mahkemece bu çerçevede inceleme yapılması gerektiğini,Taraflar arasında üç ayrı sözleşme akdedildiğini, sözleşmelerde ödemelerin kesin vadeye bağlandığını, Sözleşmeler kapsamında yapılan işlere ilişkin aşamalarda düzenlenen ve onaylanan hakedişlere istinaden faturaların düzenlenip davalı şirkete teslim edildiğini, en son olarak 20/04/2020 tarihi itibariyle bahsedilen sözleşmeler ile üstlenilen bütün işlerin tamamlandığını, Projeye ilişkin iskan ruhsatı alındığını ve 2020 yılı Mayıs ayı içinde daireler son kullanıcıya teslim edildiğini, buna rağmen davalı tarafın iş karşılığı devrini üstlendiği 7 adet barter daireden 5 tanesi müvekkili şirkete devretmediği gibi para alacakları da ödemediğini, müvekkil şirket tarafından Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 14/12/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile 04/05/2018 tarihli sözleşmeye konu 5 adet bağımsız bölümün tapu devrilerinin gerçekleştirilmesinin talep edildiğini, davalının kesin kabul daveti hususunda göndermiş olduğu ihtarnameye karşı Bakırköy ... Noterliğinden gönderilen 21/12/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede ise anılan bağımsız bölümlerin devir işlemleri için ilgili tapu müdürlüğünden randevu işlemlerin yapılması, randevu süreci hakkında bilgi verilmesi ve devir işlemlerin derhal gerçekleştirilmesi, munzam zararlar, başkaca alacak ve haklar saklı kalmak kaydı ile hem kesin hesapla ilgili hem de mukayese farkı ile ortaya çıkan bedellerin defaten ve derhal ödenmesi hususların talep ve ihtar olunduğunu, ihtarlara rağmen alacakları ödenmediği gibi devirlerin de gerçekleştirilmediğini, bağımsız bölümler yönünden açılan tapu iptal ve tescil davasının halen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/701 Esas sırasında kayıtlı ve derdest olduğunu yani tapu devirlerinin yapılmadığını, ayrıca daha önce alacaklarının tahsili için başlatılan ve itirazsız kesinleşen iflas yoluyla takibe dair açılan iflas davasında depo edilen bedelin müvekkil şirkete ancak 27/10/2023 tarihinde ödendiğini, icra müdürlüğünden 2.937.270,48 TL ana para ve 534.442,40 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplamda 3.471.712,88 TL ödeme yapıldığını, icra takibinin başlatılmasından paranın ödendiği tarihe kadar olan süre bile 22 ay olup işin bitirildiği 20/04/2020 tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürenin ise 42 ay olduğunu, ödemedeki gecikmeye karşın müvekkilinin 534.442,40 TL ilave temerrüt faizi ile yetinmek zorunda kaldığını, yine sözleşmelere konu 360.402,02 TL mukayese farkı (ilave iş) alacağı zamanında ödenmediğinden işbu dava dosyasındaki takibe konu edildiğini, depo edilen bedel müvekkil şirkete ancak 08/09/2025 tarihinde ödendiğini, icra müdürlüğünden 382.705,83 TL ana para ve 329.074,59 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplamda 711.780,42 ödeme yapıldığını, icra takibinden paranın ödendiği tarihe kadar olan süre bile 45 ay olup işin bitirildiği 20/04/2020 tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürenin ise 64 ay olduğunu ancak bu gecikmeye rağmen müvekkilinin 329.074,59 TL ilave temerrüt faizi ile yetinmek zorunda kaldığını,Sözleşmede belirlenen kesin vadede para borcunu ifa etmeyen davalı şirketin temerrüde düşmüş olması nedeniyle ayrıca temerrüt ihtarına lüzum bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile sözleşmedeki hüküm kesin vade kabul edilmese bile Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 21/12/2021 tarihli ihtarnamesiyle temerrüt oluştuğunu, yine ihtarnamenin para alacağı yönünden davalı şirketi temerrüde düşürmeye yeterli ve uygun içeriğe sahip olmadığı kabul edilse bile 2.937.270,48 TL para alacağının tahsili talebiyle İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile başlatılan iflas yolu adi takipte gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiğini, Yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK 122/2'de yer alan "Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." hükmü nazara alınmak suretiyle davalı borçlu şirket en geç para alacaklarının tahsili için başlatılan icra takiplerinden gönderilen ödeme emirlerinin tebliği ile temerrüde düşmüş olduğundan 2.937.270,48 TL para alacağı yönünden en geç ödeme emrinin tebliğ edildiği 28/12/2021 tarihinde temerrüde düştüğü alacağın 27/10/2023 tarihinde icra marifetiyle tahsil edildiği, 360.402,02 TL para alacağı yönünden en geç ödeme emrinin tebliğ edildiği 29/01/2022 tarihinde temerrüde düştüğü alacağın 08/09/2025 tarihinde icra marifetiyle tahsil edildiği, dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin TBK'nın 122/2 maddesine göre müvekkil şirketin temerrüt faizin aşan zararını iş bu görülmekte olan davada belirleyebileceği ve hüküm altına alabileceğini, bu nedenlerle munzam zarar yönünden kararın hatalı olduğunu beyan etmiş, dava dilekçesi ve açıklama dilekçesindeki anlatımlarını tekrar ederek, munzam zararının oluştuğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçeli kararda cevap dilekçesi verilmediği belirtilerek hükümde esas alınmamasının hatalı olduğunu, zira cevap dilekçesinin süresinde sunulduğunun mahkemece duruşmada tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmeler birim fiyat usulüne göre akdedilmesine rağmen bilirkişiler tarafından anahtar teslim götürü bedel usulüne göre akdedildiği yönünde hatalı değerlendirme yapıldığını ve mahkemenin de bu değerlendirmeyi esas alarak karar verildiğini,Taraflar arasında akdedilen bir zeyilname bulunmadığını, zeyilname olarak ifade edilen belge esas sözleşmelerde yer almayan hususları düzenleyen ve esas sözleşmenin eki niteliğinde olan teknik şartname olup teknik şartname ile taraflar arasında akdedilen üç adet sözleşmede de belirtilen ödeme usulünün değiştirilebilmesinin mümkün olmadığını, 04/05/2018 tarihli sözleşmede "Teknik şartnamenin sözleşmelerin eki" niteliğinde olduğunun açıkça belirtildiğini, teknik şartnamede de "sözleşmede yer verilmeyen hususların düzenlenmesi amacıyla akdedilmiştir." hükmünün yer aldığını, ayrıca tüm sözleşmelerin 30.maddesinde "teknik şartname, projeler, sözleşme ve ekleri ile diğer belgelerdeki hükümler arasında çelişki olması halinde, işveren lehine olacak hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenme bulunduğunu, teknik şartname ile esas sözleşmede kararlaştırılan yönteminin değiştirilebilemeyeceğini, işin yapılış usulü ana sözleşme ile belirlenmiş olmasına rağmen, Teknik Şartname'deki düzenlemeler arasına eklenen tüm işlerin götürü usul ile yapılacağı şeklindeki düzenleme taraf iradelerine ve ana sözleşmeye uygun olmadığından geçerliliği bulunmadığını, tanzim edilen keşif tablosunda da birim fiyat usulü esas alınmış olup bizzat davacı tarafça tanzim edilen bu keşif tablolarının müvekkili şirketçe onaylanmasıyla işin davacıya verildiğini, keşif tablolarında her iki tarafın da imzasının yer aldığını bu sebeple işin anahtar teslim götürü bedel olarak verildiği yönündeki tespitin kabul edilmeyeceğini,Sözleşmenin birim fiyat olarak düzenlendiğinin en büyük kanıtlarından biri olan daire sayılarının azaltıldığı hususunun dahi araştırılmadığını, yerel mahkemece eksik incelemeyle hatalı karar verildiğini, sözleşme konusu projenin yapım aşamasında 498 olan konut sayısının 412'ye düşürüldüğünü, bu durumun bazı mekanik imalat kalemlerinden vazgeçilmesi veya eklenmesine ve böylelikle keşif miktarında değişiklik olmasına sebebiyet verdiğini, daire sayıları proje yapım aşamasında azalmasına rağmen sözleşmenin birim fiyat üzerinden kararlaştırılmış olmasından mütevellit sözleşme uyarlamasına dahi gerek görülmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için sözleşmenin anahtar teslim usulüne göre düzenlendiği kabul edilse dahi metrajlardaki ve imalatlardaki değişiklikler nedeniyle yeniden keşif özeti hazırlanması gerektiğini ancak yeni bir keşif özeti hazırlanmamasının sözleşmenin birim fiyat üzerinden düzenlendiği, aksi durumda ise davalının hiçbir alacağının kalmadığını göstermekte olduğunu, Bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeye dayanarak düzenlendiğini, sözleşme hükümleri, yapılan işler, işlerin sözleşmede bulunup bulunmadığı, hangi işlerin fazla yapıldığı ve sözleşmede belirlenen hangi işlerin yapılmadığı vs. hususlarının eksik ve hatalı incelendiğini, bilirkişi heyetinin yapı ruhsatı, iskan belgesi, ... proje ve uygulama projelerini incelemediğini, bu hususlar incelenmeden ilave işlerin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise miktarının ne olduğunun tespit edilmeyeceğini, yine bilirkişilerin dava konusu yapının sözleşme hükümlerine uygun biçimde tamamlanıp tamamlanmadığına ilişkin değerlendirme yapmadıklarını, bu nedenle raporun ilmi ve teknik dayanaklardan yoksun olduğunu, ayrıca projede öngörülmüş olup yüklenici tarafından yapılmayan iş kalemlerinin "..." niteliğinde olmadığını aksine sözleşmenin asli unsurlarını teşkil ettiğini, yapılmamış işler yönünden sözleşme dışıymış gibi değerlendirme yapıldığını ayrıca bilirkişiler arasında mekanik işlerde uzman "Makine mühendisi bilirkişisi" mevcut olmadığından, nitelikli bir rapor hazırlanamadığını,Davacı tarafından kötüniyetli bir şekilde inşaat maliyetini düşürmek ve kar marjını arttırmak için müvekkilinin rıza ve onayını almaksızın proje üzerinde müvekkili aleyhine olacak şekilde değişikliğe gidildiğini, kabul etmemekle beraber bir an için artışın olabileceği hususu değerlendirilse dahi müvekkilinin onayı alınmaksızın yapılan değişikliklerin talep edilemeyeceğini,Bilirkişi Heyeti tarafından işin "Götürü Bedel Usulü"nce yapıldığı kabul edilmesi rağmen hesaplama yaapılırken "Birim Fiyat" usulü üzerinden artan-azalan hesabı yapmasının kabul edilebilir olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede kararlaştırıldığı üzere ''Birim Fiyat Usulü''nün dava konusu sözleşmeden kaynaklı tüm işlerde uygulanması gerektiğini, müvekkilinin uygulama projesinde kararlaştırılan işlerin yapılması dışında davacı taraftan herhangi bir talebi olmadığı gibi davacı tarafça fazla değil eksik iş yapıldığını,Bilirkişi heyetinin davacı tarafın sunmuş olduğu gerçeğe uygun olmayan mukayeseli keşif raporunu esas alarak varsayıma dayalı rapor tanzim ettiğini, tek taraflı ve eksik inceleme ile davacı tarafın belirtmiş olduğu 15 kalem üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından hazırlanan mukayeseli keşif özetinde yapılan işler,n "..." gibi sınıflandırıldığını ancak taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde her iki tarafın imzasını taşıyan keşif özeti ve davacı tarafından hazırlanan son hakkediş raporuna kadar öyle bir sınıflandırmanın olmadığını, davacı tarafından artış olarak gösterilen kalemlerin projeye ve her iki tarafın imzasını taşıyan keşif özetine uygun olarak hazırlaman keşif özetinde açıkça yansıtıldığını, davacı tarafça hazırlanan mukayeseli keşif özetinin ise gerçek metrajları ve bedelleri yansıtmadığını, her ne kadar bazı kalemlerde artış olduğu görülmekte ise de, yapılan işlerin tümü değerlendirildiğinde davacı tarafın yapması gereken işleri yapmadığı, müvekkil aleyhine malzeme değişikliğine gittiği, daire sayısının düşmesinden kaynaklı yapılacak işlerde eksilmeler olduğunun tespit edileceğini, Raporun mali inceleme yönünden de hatalı olduğunu, raporda müvekkilinin 2.111.593,45 borçlu görüldüğü hususunun davacı tarafın kesin kabule yanaşmamasından kaynaklı teslim edilmeyen barter dairelerden kaynaklandığını, davacı tarafın yapılan ödemeleri veya teslim edilen barter daireleri herhangi bir şekilde ticari defterlerine kaydetmediğini, teslim edilmeyen barter daireler mahsup edildiğinde, yapılan ödemeler ve kesintiler hesaplandığında müvekkilinin borçlu değil, aksine alacaklı olduğunun anlaşılacağını, Mahkemece davacının munzam zarara ilişkin alacak kısmına yönelik itirazın kaldırılması talebi reddedildiğinden, davacı tarafça kötü niyetle icra takibi başlatmış olması sebebiyle reddedilen munzam zarar talebi tutarı olan 1.499.597,98 TL üzerinden %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve ayrıca müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK'nın 154 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan, iflas yoluyla takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır.İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Davalı şirketin sicilde kayıtlı adresi itibariyle dava görevli ve yetkili mahkemede açılmıştır.İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 1.800.000,00 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talebiyle 20/01/2022 tarihinde iflas yoluyla adi takip başlatılmıştır. Borcun sebebi "1.800.000,00 TL'lik 20.01.2022 vade tarihli sözleşme alacağı (asıl alacak) mukayeseli keşif farkı alacağı ve sözleşmenin ifasından kaynaklanan munzam zarar" olarak belirtilmiştir. İflas ödeme emrinin e-tebligat olarak 24/01/2022 tarihinde gönderildiği ve 29/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçlunun 25/01/2022 tarihinde takibe, borca ve fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır. İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca, iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde iflasın istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, dava 24/01/2023 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır. İİK'nın 158.maddesinde "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.İflas yoluyla başlatılan takibe itiraz edildiği takdirde, alacaklı ticaret mahkemesinde açacağı dava ile borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi talep eder. Bu durumda mahkemenin öncelikle maddi hukuka göre bir yargılama yaparak, alacağın mevcut olup olmadığı ve muaccel hale gelip gelmediğini tespit etmesi, şayet alacağın varlığını ve muaccel hale geldiğini tespit ederse, bu halde iflas yargılamasına başlayarak bir ara kararla itirazın kaldırılmasına ve depo emrinin yerine getirilmesine karar vermesi gerekmektedir.Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Somut dosyada; itirazın kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri, edimler çerçevesinde değerlendirilmelidir.Taraflar arasında 21/11/2017 Tarihli ... + Ticaret Merkezi ... Sözleşmesi, 04/05/2018 Tarihli... + ...Sözleşmesi, 29/01/2019 Tarihli ... + ... Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmelerde davacı "Yüklenici", davalı "İşveren" olarak anılmaktadır.*21/11/2017 tarihli betonerme inşaat işlerine ilişkin sözleşmenin ilgili hükümleri aşağıdaki şekildedir;Sözleşmenin Konusu: İşveren’in şantiye sahasında “Birim Fiyat ve Keşif Tablosu”nda belirtilen ... İşleridir. Sözleşme’nin kapsamı: Burada ayrıca yazılmayıp, Sözleşme eki teknik dokümanda, teknik şartnamede yer alan ve Keşif içinde bulunan, işin gereği olan tüm imalat ve montaj işlerinin,(bodrum katlar, teknik hacimler, sosyal tesisler ve ticari alanlar) yine sözleşme ekinde verilmiş teknik dokümana uygun olarak yapımı Sözleşme kapsamını oluşturmaktadır. 3. Sözleşme Bedeli Sözleşme konusu işlerin ön keşif miktarlarına göre yapım bedeli aşağıda belirtilmiştir.Teklif edilen birim fiyatlar sabit olup işlerin yürütülmesindeki işçilik, malzeme, nakliye maliyetleri ile diğer maliyetlerin artış veya azalışı, vergilere zam yapılması, …vb. nedenler ile “Birim Fiyat ve Keşif Tablosu”nda yer alan birim fiyatlar iş bitimine kadar değiştirilemez, fazla veya eksik ödeme yapılmaz. Bu bedel mevcut ön projelerde herhangi bir değişiklik olmaması tavan bedel olup, Yükleniciye ödenecek bedel bu tutarı aşmayacaktır. Proje revizyonu ve/veya imalat sürecinde İşveren onayı ile gerekli görülen keşif artışları nedeniyle proje toplam bedeli değişiklik gösterebilir. (yukarıdaki ibareye rağmen Sözleşme metninde bedel yazılmamıştır.) 22. Hakedişler ve Ödeme Esasları; Yüklenici tarafından yapılan yapım ve hizmet işlerinin bedelleri birim fiyatlar üzerinden hesaplanarak ara hakedişler ile ödenir. Ara hakedişler aylık olarak yapılır. Aylık hakedişlerde %5 teminat kesintisi ve varsa vergi kesintisi yapılarak kalan tutarın ödemesi yapılır... Geri kalan meblağ %50 nakit - %50 si 120 gün vade ile ödenir … Ara hakkedişlerdeki miktarlar kesin değildir. İşin sonunda kesin hesap yapılarak kesin hakediş düzenlenecektir... Ödeme usulü: işveren tarafından düzenlenen hakediş formunun, tam ve eksiksiz doldurulup imzalanarak ilgili kontrolörün kontrol edip imzalanmasından ve muhasebeye tesliminden itibaren 15 gün içinde muhasebe fatura ile hakedişi kontrol ederek ödemeyi tahsilat makbuzu karşılığında çekle ya da ilgili yüklenicinin banka hesabına yapar...*04/05/2018 tarihli mekanik tesisat işlerine ilişkin sözleşmenin ilgili hükümleri aşağıdaki şekildedir; 2. Sözleşmenin Konusu ve Kapsamı:Sözleşmenin Konusu: İşveren’in şantiye sahasında “Birim Fiyat ve Keşif Tablosu”nda belirtilen...’nin ... tarafından Sözleşme ve eklerini teşkil eden şartnamelerde, projelerde ve proje eki olan detay ve teknik resimlerde tanımlana biçimde, işçilikli her türlü malzeme ve ekipman dahil malzemeli olarak birim fiyatla yapılmasıdır.Sözleşme’nin kapsamı: Burada ayrıca yazılmayıp, Sözleşme eki teknik dokümanda, teknik şartnamede yer alan ve Keşif içinde bulunan, işin gereği olan tüm imalat ve montaj işlerinin,(bodrum katlar, teknik hacimler, sosyal tesisler ve ticari alanlar) yine sözleşme ekinde verilmiş teknik dokümana uygun olarak yapımı Sözleşme kapsamını oluşturmaktadır. 3. Sözleşme Bedeli ve İş Miktarında Değişme:Sözleşme Bedeli: Sözleşme konusu işlerin ön keşif miktarlarına göre yapım bedeli 11.250.000 TL Teklif edilen birim fiyatlar sabit olup işlerin yürütülmesindeki işçilik, malzeme, nakliye maliyetleri ile diğer maliyetlerin artış veya azalışı, vergilere zam yapılması, …vb. nedenler ile “Birim Fiyat ve Keşif Tablosu”nda yer alan birim fiyatlar iş bitimine kadar değiştirilemez, fazla veya eksik ödeme yapılmaz.Bu bedel mevcut ön projelerde herhangi bir değişiklik olmaması tavan bedel olup, ... ödenecek bedel bu tutarı aşmayacaktır. Proje revizyonu ve/veya imalat sürecinde İşveren onayı ile gerekli görülen keşif artışları keşifteki birim fiyat üzerinden değerlendirilecektir.10.... Sorumlulukları 10.3.İşbu Sözleşme'nin karşılıklı olarak imzalanması ön projelerin ...'ye teslim edildiği anlamında olup, ...'nin hazırlayacağı uygulama projelerinin uygulaması sırasında çıkabilecek farklılıklar ve proje revizyonları ile ilgili olarak proje sorumluluğunun ...'de olduğu dikkate alınarak karşılıklı mutabakat yapmak şartı ile İşveren, her türlü değişikliği yapma hakkına sahiptir. Bu durumda..., İşveren'in yapacağı değikliklere ve revizyonlara uymak zorundadır. Bu değişiklik ve revizyonlar, ...'ye herhangi bir proje ve/veya revize proje ve hizmet bedeli ile fiyat farkı ya da artış hakkı doğurmaz. İşin yapımı sırasında ... tarafından öngörülen veya İşveren tarafından yapılması zorunlu görülen proje revizyon ve değişiklikleri, Taraflar'ın sağlayacakları mutabakata göre, ... tarafından yapılarak İşveren'in onayına sunulacak ve söz konusu onayın alınması koşulu ile uygulanacaktır.10.5...., İşveren tarafından gerekli görüldüğü takdirde, kendisinden istenilen herhangi bir ilave işi, sözleşmenin ekinde yer alan birim fiyatlar üzerinden ve gerektiği şekilde yerine getirecektir. İşveren sözleşme kapsamındaki gerekli gördüğü takdirde başka bir yükleniciye verebilir. Şayet bu ilave iş, Keşif Tablosunda yok ise, yeni birim fiyat oluşturularak yapılacaktır. 22. Hakedişler ve Ödeme Esasları; ... tarafından yapılan yapım ve hizmet işlerinin bedelleri ekteki pursantaja göre ara hakedişler ile ödenir. Ara hakedişler aylık olarak yapılır. Aylık hakedişlerde %5 teminat kesintisi hakedişin tamamından yapılıp kalandan %40 nakit - %40 barter - %20 çek (180 günlük) vade ile ödenir, varsa vergi kesintisi de yapılarak kalan tutarın ödemesi yapılır. … Ara hakkedişlerdeki miktarlar kesin değildir. İşin sonunda kesin hesap yapılarak kesin hakediş düzenlenecektir. Hakedişlerde yapılan %5 teminat kesintileri, geçici kabulde %2,5 u 180 günlük çek ile, kalan %2,5 u ise kesin kabulden sonra 180 günlük çek ile geri ödemesi yapılacaktır... Ödeme usulü: işveren tarafından düzenlenen hakediş formunun, tam ve eksiksiz doldurulup imzalanarak ilgili kontrolörün kontrol edip imzalanmasından ve muhasebeye tesliminden itibaren 15 gün içinde muhasebe fatura ile hakedişi kontrol ederek ödemeyi tahsilat makbuzu karşılığında çekle ya da ilgili yüklenicinin banka hesabına yapar...Taraflar arasında imzalanan mekanik işlerine dair sözleşmeye ilişkin "teknik şartname" imzalanmıştır. Başlık kısmında "...imzalanmış olan 09/05/2019 tarih ve 2 nolu sözleşmenin maktu olması nedeni ile sözleşmede yer verilemeyen hususların düzenlenmesi amacıyla bu zeyilname akdedilmiştir." ifadesine yer verilmiş, "1.Bölüm - Genel Hususlar" başlığı altında; "1-Verilen teklif tablosundaki metrajların tüm sorumluluğu Taşeron uhdesinde olup iş anahtar teslim götürü bedeldir... 3-Tüm işler anahtar teslim götürü fiyat olup herhangi bir fark verilmeyecektir." hükümlerine yer verilmiş, "..." başlığı altında da işin anahtar teslimi götürü bedel olarak yapılacağı ifade edilmiştir. Yine bu kısımda "Proje ve şartnamede yönetmelik harici işle onaylı proje değişikliklerinde artan ve azalan imalatlar karşılıklı değerlendirilecektir. Fiyatlandırmada taşeronun sözleşme ekinde teklif birim fiyatları esas alınacaktır (... Şefliği uygun gördüğü takdirde)", "Tüm sistemlerin çalışması için (sıhhi tesisat, ısıtma tesisatı, yangın tesisatı, havalandırma tesisatı, doğalgaz tesisatı, müşterek tesisat) projelerde yapılacak zaruri değişikliklerde taşerona ilave bir bedel ödenmeyecektir. Ancak söz konusu değişikliğin bedeli 5.000,00 TL'yi geçerse karşılıklı görüşülecektir." düzenlemeleri yer almaktadır. *29/01/2019 tarihli doğalgaz tesisat işlerine ilişkin sözleşmenin ilgili hükümleri aşağıdaki şekildedir; 2. Sözleşmenin Konusu ve Kapsamı:Sözleşmenin Konusu: İşveren’in şantiye sahasında “Birim Fiyat ve Keşif Tablosu”nda belirtilen ... İşleri’nin ... tarafından Sözleşme ve eklerini teşkil eden şartnamelerde,projelerde ve proje eki olan detay ve teknik resimlerde tanımlana biçimde, işçilikli her türlü malzeme ve ekipman dahil malzemeli olarak birim fiyatla yapılmasıdır. Sözleşme’nin kapsamı: Burada ayrıca yazılmayıp, Sözleşme eki teknik dokümanda, teknik şartnamede yer alan ve Keşif içinde bulunan, işin gereği olan tüm imalat ve montaj işlerinin, (A-B-C bloklar, bodrum katlar, teknik hacimler, sosyal tesisler ve ticari alanlar) yine sözleşme ekinde verilmiş teknik dokümana uygun olarak yapımı Sözleşme kapsamını oluşturmaktadır. 3. Sözleşme Bedeli ve İş Miktarında Değişme:Sözleşme Bedeli: Sözleşme konusu işlerin ön keşif miktarlarına göre yapım bedeli 1.725.000 TL + KDV dir. Teklif edilen birim fiyatlar sabit olup işlerin yürütülmesindeki işçilik, malzeme, nakliye maliyetleri ile diğer maliyetlerin artış veya azalışı, vergilere zam yapılması, …vb. nedenler ile “Birim Fiyat ve Keşif Tablosu”nda yer alan birim fiyatlar iş bitimine kadar değiştirilemez, fazla veya eksik ödeme yapılmaz...22. Hakedişler ve Ödeme Esasları Yüklenici tarafından yapılan yapım ve hizmet işlerinin bedelleri ekteki pursantaja göre ara hakedişler ile ödenir. Ara hakedişler aylık olarak yapılır. Aylık hakedişlerde %5 teminat kesintisi hakedişin tamamından yapılıp kalandan %40 nakit - %60 çek (180 günlük) vade ile ödenir, varsa vergi kesintisi de yapılarak kalan tutarın ödemesi yapılır. … Ara hakkedişlerdeki miktarlar kesin değildir. İşin sonunda kesin hesap yapılarak kesin hakediş düzenlenecektir. Hakedişlerde yapılan %5 teminat kesintileri, geçici kabulde %2,5 u 180 günlük çek ile, kalan %2,5 u ise kesin kabulden sonra 180 günlük çek ile geri ödemesi yapılacaktır... Ödeme usulü: işveren tarafından düzenlenen hakediş formunun, tam ve eksiksiz doldurulup imzalanarak ilgili kontrolörün kontrol edip imzalanmasından ve muhasebeye tesliminden itibaren 15 gün içinde muhasebe fatura ile hakedişi kontrol ederek ödemeyi tahsilat makbuzu karşılığında çekle ya da ilgili yüklenicinin banka hesabına yapar...Mahkemece inşaat mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda; davacının talebine konu mukayese farkı alacağının 2 no.lu mekanik tesisat işlerine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, sözleşmede her ne kadar birim fiyat üzerinden olduğu yazılı ise de taraflar arasında daha sonra imza altına alınan teknik şartname (zeyilname) ile sözleşme bedelinin anahtar teslimi şeklinde belirlendiği ve kararlaştırıldığı belirtilmiş, Bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "6.1. Davacının ilave işlerden kaynaklı alacağının olup olmadığı hususu;Davacı tarafından yapılan 15 ana başlıkta toplanan mukayeseler sahada tek tek incelenmiştir.Bu mukayeselerden 3 adet (m-03, m-04, m05) taraflar arasında kurulan sözleşmede dikkate alınarak ... lehinde, 12 adet mukayese ise (m-O1, m-02, m-06, m-O7, m-08, m-09, m-10, m-11, m-12, m-13, m-14, m-15) taraflar arasında kurulan sözleşmede dikkate alınarak Tekline lehinde olduğu anlaşılmıştır. ... lehine olan mukayeseler: m-03- Mukayese- A-B-C Blok itfaiye su alma hatları 21.508,38 TL, m-04- Mukayese-Mutfak PVC Kolon hattı (malzeme niteliği değişikliği) 68.025,83 TL, m-05- Mukayese-Mutfak daire içi alt toplama (malzeme niteliği d.) 12.890,36 TL, ... lehine olan mukayeseler toplamı 102.424,57 TL Tekline lehine olan mukayeseler: m-01-Mukayese- Süzgeçler-yağmur tesisatı 62.444,14 TL, m-02- Mukayese- Daire içi montaj 24.695,18 TL, m-06- Mukayese- ... (malzeme niteliği değişikliği) 77.940,77 TL, m-07- Mukayese- A-B-C Blok ısıtma kolon hatları 24.236,04 TL, M-08- Mukayese- İdare iş emri - kat koridoru ısıtma hattı ... 138.933,25 TL, m-09- Mukayese- Sığınak duman kanalı 23.098,16 TL, m-10-Mukayese- ... ve itfaiye su verme alma hattı 20.473,63 TL, m-11- Mukayese- Yangın dolapları (zemin altı) 7.760,18 TL, m-12- Mukayese- Havuz havalandırma kanalları 39.135,62 TL, m-13- Mukayese- 1. Bodrum HVL 9.012,50 TL, m-14- Mukayese- ... şebeke hattı 11.374,10 TL, m-15- Mukayese- A-B-C Blok sprinkler 23.725,39 TL, Tekline lehine olan mukayeseler toplamı 462.828,95 TL Tekline firmasının mukayeseden kaynaklanan alacağı = 462.828,95-102.424,57 = 360.404,38 TL'dir. 6.2. m-01-Mukayese- Süzgeçler-yağmur tesisatı, ...m-15- Mukayese- A-B-C Blok sprinkler başlıkları altında belirtilen ilave işlerin mevcut olup olmadığı hususu;Sahada yapılan keşif çalışmasında yukarıda bahsi geçen mukayeseler tek tek incelenmiş ve mevcut oldukları görülmüştür.6.3. Bu işlerin sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı hususu;Yukarıda bahsi geçen mukayeseye konu edilen işlerin, heyetimiz inşaat yüksek mühendisince benimsenen yaklaşıma göre, taraflar arasında yapılan sözleşmeye ilave edilmesi gerekmektedir. Mukayeseler taraflar arasında yapılan sözleşmede sözleşmenin kurulduğu esnada ihaleye çıkılan projeye ilave işler ve/veya malzeme niteliği açısından ve/veya inşaat firmasının mimari düzenlemesi sonucunda yükleniciye iş yükü getirmesi ve/veya ihaleye çıkılan mekanik tesisat projesinin teknik açıdan sıkıntılı ve uygun olmayan kısımlarının yeniden düzenlenmesi sonucunda ortaya çıkan işlerdir.Belirtmek gerekir ki, ilave işlerin yapılma sebebi yükleniciye atfedilemiyorsa; diğer bir deyişle iş sahibine atfedilebiliyorsa, bu işlerden dolayı yüklenicinin bedel alacağının doğacağı noktasında bir değerlendirme yapılabilecektir.6.4. İlave işlerin miktarı, yapıldığı tarihteki rayiç değeri (sözleşmede ilave işlerle ilgili hesaplama yöntemi varsa sözleşmeye göre ilave iş bedeli) belirlenip davalının varsa munzam zararının (davacı tarafından 2 nolu ara karar gereği açıklanacak hususlar ile hakediş alacağının ödenmemesinden kaynaklanan) hesaplanması;Taraflar arasında yapılan sözleşmede olmayıp idarenin talimatlarıyla yaptırılmış işlerin toplamı: 491.904,89 TL + KDVTekline firması tarafından flaş bellek içerisinde sunulan çalışmada 3. Nolu dosyada idere iş emri ile yaptırılan ..., ..., ..... Nolu tüm imalatlar keşif mahalinde yapılan incelemede görülmüştür. Tüm bu işlere ait imalatların autocad ve excel ortamında yapılan çalışma incelenmiş olup hesaplamaların doğru yapıldığı görülmüştür. Tekline firmasının bu işlerden kaynaklanan alacağı 491.904,89 TL + KDV 'dir.Taraflar arasında yapılan sözleşmede olup idarenin isteğiyle yaptırılmamış işlerin toplamı: 109.199,06 TL + KDV Tekline firması tarafından flaş bellek içerisinde sunulan çalışmada 3. Nolu dosyada idere iş emri ile yaptırılan ..., ..., .... Nolu tüm imalatların yapımından vazgeçilmiştir. Tüm bu işlere ait imalatların teklif metninde belirtilen tutarları yüklenici karı düşülerek ... inşaat lehine yazılmıştır. Çalışma incelenmiş olup hesaplamaların doğru yapıldığı görülmüştür. ... firmasının bu işlerden kaynaklanan alacağı 109.199,06 TL + KDV 'dir.İlave işlerin miktarı Tekline lehine : 491.904,89 TL - 109.199,06 TL = 382.705,83 TL + KDV 'dir.Rayiç değerleri :Taraflar arasında sözleşme anahtar teslim götürü bedel olarak kurulmuş olup, artan ve azalan işlerin tespiti ve mukayesede hesaplama yaparken kullanılmak üzere her bir ürün ve işçilik için birim fiyatları imza altına alınmıştır.Taraflar arasında imza altına alınan Teknik şartname (zeyilname) sayfa 3 de ki ifade "Proje ve şartnamede yönetmelik harici işler onaylı proje değişikliklerinde artan ve azalan imalatlar karşılıklı değerlendirilecektir. Fiyatlandırmada taşeron sözleşme ekindeki teklif birim fiyatı esas alınacaktır. İşin yapımı esnasında proje, mahal listesi ve yönetmelik arasında bir uyuşmazlık olursa taşeron, idarenin ve iş sahibinin istediği imalatı yapmakla yükümlüdür."Fiyat belirlemede imza altına alınmamış malzeme ve işçilikler için yaygın olarak kullanılan nitelik olarak benzer ürünler ve/veya anma çapları itibariyle ürünlerin enterperasyon yöntemiyle belirlenmesi, proforma fatura ile belirlenmesi ve/veya piyasadan alınacak tekliflerden belirlenmesi yöntemleri kullanılabilmektedir.Davacı ... firma Tekline ilave işler ve mukayesedeki hesaplamalarda yaklaşık %90 oranında imza altına alınmış malzeme ve işçilik fiyatlarını kullanmış olduğu, yaklaşık %10 oranında da enterperasyon uygulayarak malzeme ve işçilik fiyatlarını belirlediği görülmüştür..." tespit ve kanaatlerine yer verilmiştir. Davalı tarafın istinaf talebi incelendiğinde;Gerekçeli kararda davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı belirtilmiş ise de, davalı tarafından cevap dilekçesinin süresi içerisinde ancak sehven taraflar arasında görülen diğer bir dava olan İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/173 Esas bir dosyasına sunulduğu, ilgili mahkemeden kayıtların getirtildiği ve mahkemece 10/10/2023 tarihli ara kararıyla cevap dilekçesinin süresi içerisinde sunulduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmakla bu yöndeki itirazlarının haklı olduğu anlaşılmış olup cevap dilekçesine Dairemiz işbu kararında yer verilmiştir.Bilirkişi raporunda davacı tarafından yapıldığı belirtilen ve yerinde görülerek mevcudiyeti tespit edilen ilave işlerin, 04/05/2018 tarihli mekanik tesisat işlerine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı ve sözleşme bedelinin zeyilname ile anahtar teslimi şeklinde belirlendiği, ilave işlerin bedelinin ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı tarafından bilirkişi raporuna karşı istinaf dilekçesinde de ileri sürülen hususlar tekrarlanarak itiraz edilmiştir. Ancak bu itirazları karşılanmamıştır. Bilirkişi heyetine makine mühendisi bir bilirkişi de eklenmek suretiyle davalı tarafın itirazları incelenerek davacı tarafça sözleşme dışı yapıldığı ileri sürülen işler yönünden sözleşme ve şartname hükümleri ve eki niteliğinde belgelerin de incelenip değerlendirilmesi, şayet sözleşme dışı işler varsa yapılmış ise bu işlerin davalı tarafın isteği ile mi yapıldığı, yoksa projenin yapımı için zorunlu işler mi olduğu hususları değerlendirilip, davalının sözleşme ve şartnameye konu işler yönünden daire sayısının düşürülmesine karar verildiği bir kısım imalat kalemlerin vazgeçildiği hususlarındaki itirazları da ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli, tarafların itirazları karşılayan rapor alınıp değerlendirme yapılması gerekmektedir.6100 sayılı HMK'nın 26/1.maddesine göre hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Davacının ilave işler alacağı bilirkişi raporunda 382.705,83 TL + KDV olarak belirlenmiştir. Mahkemece 19/12/2024 tarihli celsede "ilave işler bedeli 382.705,83 TL yönünden davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının kaldırılmasına" karara verilip ayrıca icra müdürlüğünden 382.705,83 TL asıl alacak esas alınarak kapak hesabı yapılması talep edilerek, 06/03/2025 tarihli celsede toplam 790.512,67 TL üzerinden depo kararı verilmiş ise de davacı bu alacak kalemi yönünden talebini gerek dava dilekçesinde gerekse 19/10/2023 tarihli açıklama dilekçesinde KDV dahil 360.404,38 TL olarak beyan etmiştir. Bu durumda talep 360.404,38 TL olmasına rağmen mahkemece talebi aşar şekilde 382.705,83 TL üzerinden itirazın kaldırılması ve bu tutar üzerinden hesaplama yaptırılarak depo kararı verilmesi hatalıdır. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29/09/2021 tarihli 2021/571 E. 2021/491 K sayılı kararında; "...Somut olayda davacı şirket takip talebinde sözleşmesel akdi faiz olarak 76.144,21 USD talep etmiştir. Mahkemece davacı şirketin akdi faiz alacağı 219.022,42 USD olarak kabul edilerek davacı şirketin takip talebinde istemiş olduğu akdi faiz miktarı bakımından talep aşılmıştır. İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca gönderilen depo emrinin de bu aşılmış talebe göre hazırlandığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda usulüne uygun düzenlenmeyen depo kararına dayanılarak iflas kararı verilemeyeceğinden mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde yeni bir rapor veya ek rapor alınarak tespit edilecek borç ve fer’ilerini içeren depo kararının, davalı şirkete Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun tebliği neticesinde oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır..." yönünde karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Davacı tarafın istinaf talebi incelendiğinde;Munzam zarar 6098 sayılı TBK'nın 122.madddesinde düzenlenmiş olup borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindedir. TBK'nın 122.maddesinde; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir. Munzam zarar; borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasındaki farkı ifade etmektedir.Munzam zararın şartları; 1-Munzam zarar talebine konu borcun bir para borcu olması, 2- Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmesi, 3-Temerrüt faizi aşan bir zararın bulunması, 4-Alacaklının temerrüt faizini aşan zararı ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağı bulunması, 5-Borçlunun kusurlu olması şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2025 tarihli 2024/3534 E. 2025/15 K. sayılı ilamında da yukarıda açıklanan ilkelere yer verilerek, devamında; "...Munzam zararın hesaplanmasında somut ve soyut yöntemler dikkate alınır.Somut yöntemde; davacı alacaklının munzam zarar kaleminin oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerekir. Örneğin borcunu zamanında tahsil edememesi nedeniyle kredi borçlanması yaptığını veya 3. kişilere borcunu zamanında ödeyememesi nedeniyle temerrüd faizi ödediğini, cezai şart gibi ödemelerde bulunduğunu, yine dövizle yapmış olduğu borçlanmadan dolayı borcunu zamanında ödeyememiş olması nedeniyle kur farkından kaynaklanan zararı olduğunu, ödemekle yükümlü olduğu vergi, sosyal sigorta prim ödemeleri gibi ödemeleri zamanında ifa edememesi nedeniyle gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını iddia ederek bu zararını ispatlayabilir.Soyut yöntemde; yaşayan hayatın gerçekleri ve deneyimlerinin zorunlu kıldığı herkesçe bilinen normal durumlar ile fiili karineler başka bir deyişle Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde belirtilen genel kuralın istisnaları şeklinde ispat yükünü ortadan kaldıran olgular, ispat hukuku açısından alacaklı lehine değerlendirilir. Ülkemizde seyreden hiper enflasyon nedeniyle bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için çaba ve girişimlerde bulunmak, örneğin en azından vadeli mevduat, altın, devlet tahvili, döviz gibi yatırımlarda değerlendirmesi olayların normal akışına, hayat tecrübesine uygun bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Enflasyonist ortamda yaşayan normal makul bir insanın parasını atıl bir biçimde tutmayacağı, gelir getirecek bir yatırıma yatıracağı bilinen bir gerçektir. 818 sayılı Borçlar Kanun’un 232 (TBK 187, madde de belirtildiği üzere herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz). Yasal deyimle bu maruf ve meşhur vakıaların ispatına gerek yoktur. Yüksek Enflasyon Dönemlerinde; Sürekli ve yüksek enflasyonun görüldüğü ülke ekonomilerinde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesi, borcun ifasının uzun süre alması nedeniyle alacaklı her zaman zarara uğrar. Bu zararın bazı ispat kolaylıkları ile de olsa ispat edilmesi gerekir. Paranın değer kaybetmesi alacaklının mal varlığında bir eksilmeye yol açması halinde alacaklının zararının bulunduğu kabul edilmelidir.Normal Enflasyon Döneminde; Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermez. Enflasyon ülke ekonomisinde süreklilik ve yükseklik arzetmiyorsa bu durumda alacaklının somut olaylarla zararını ispatlaması gerekir. 20.10.1989 gün ve 1988/4 esas 1989/3 karar sayılı İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “para her zaman kullanılması mümkün ve temettü meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın varlığı kesindir.” denilerek para borcunu ödemekte geciken borçlunun bu eyleminden dolayı alacaklının zararının doğacağı kabul edilmiştir.Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve ... sayılı başvuru no.lu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.Yine Anayasa Mahkemesi'nin ... başvuru numaralı 27.11. 2019 tarihli kararında da aynı ilkelere temas edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ... başvuru no.lu .../Türkiye hakkında verilen kararda da munzam zararın talep edilebileceği belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen kararlar uyarınca kişinin mal varlığında meydana gelen azalmanın mülkiyet hakkının ihlâli niteliğinde olduğu munzam zarar ispatı konusunda katı ispat kurallarına bağlı kalındığında ihlâl kararları verildiği ve tazminata hükmedildiği yine yüksek enflasyonist dönemlerde borçlunun borcunu ödemeyerek düşük temerrüt faizinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği ve borçlunun borcunu ödememesi, direngen durumda olması nedeniyle mahkemelerdeki dava sayısının hızla arttığı görülmektedir. Bu nedenle yüksek enflasyonist dönemde soyut yöntemin dikkate alınması tüm bu sakıncaları ortadan kaldıracak, adaletin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her somut olayın özelliği de dikkate alınarak bulunulacak zarar miktarının TBK'nun 50 ve 51. maddeleri (mülga BK'nın 42 ve 43 md) kapsamında değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.Munzam zararın hesap yönteminde dikkate alınacak ekonomik veriler; 1 . Her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE, oranı 2. Bankaların 3 aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları, 3. Devlet tahvillerine verilen faiz oranları 4. Döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları 5. Asgari ücret artışı 6. Altın fiyatlarındaki artış Sepetteki bu verilerin ortalamasının mahkemece zararın hesaplanmasında dikkate alınması gerekir..." şeklinde açıklanmıştır.Munzam zarar iddiasının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi öncelikle munzam zararın şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi munzam zararın şartlardan biri de Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca davalı borçlunun usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesidir. TBK'nın 117.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." hükmüne yer verilmiştir. Borçlu temerrüde düşürülmemişse borçlu hakkında yapılan icra takip tarihinde veya dava açılmışsa dava tarihinde borçlunun temerrüdü oluşur.Somut dosyada davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yer alan ödemeye dair hükümlerin kesin vade tarihi olduğunu bu nedenle ayrıca davalının temerrüde düşürülmesine gerek olmadığını ileri sürmekte ise de sözleşme hükümleri kesin vade niteliğinde değildir. Zira sözleşme konusu işin yapılması ve hakedişlerin onaylanma süreci nazara alındığında alacağın muaccel hale geldiği tarihin belirlenmesine yönelik getirilen hükümler olup kesin vade teşkil etmemektedir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/2572 E. 2025/2592 K., 2022/4815 E. 2024/2005 K. sayılı kararları da bu yöndedir. Davacı tarafça Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 14/12/2021 tarih ve ... no.lu ihtarnamede; 5 adet bağımsız bölümün tapuda devri için gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir.Davacı tarafça Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 21/12/2021 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamenin ise, davalı tarafça İstanbul .. Noterliğinden keşide edilen 10/12/2021 tarih ve ... yevmiye no.lu "kesin kabul işleminin yapılmasına davet, kesin kabul işleminin yapılması akabinde teminatların mahsubu ve beş adet bağımsız bölümün tapuda devir işleminin gerçekleştirilmesi" konulu ihtarnameye cevap olarak "...Bahse konu ihtarnamenizi kabul etmediğimizi beyan ile şirketler arasında akdedilen sözleşmenin "hakedişler ve ödeme esasları" maddesinde belirtilen ve halen devri yapılmayıp uhdenizde bulunan ... numaralı dairelerin devir işlemleri için ilgili tapu müdürlüğünden randevu işlemlerin yapılmasını, randevu sürecinden tarafımıza bilgi verilmesini ve devir işlemlerinin derhal gerçekleştirilmesini, munzam zararlarımız, başkaca nam altındaki alacak ve haklar saklı kalmak kaydı ile hem kesin hesapla ilgili hem de mukayese farkı ile ortaya çıkan ödeme yükümlülüklerini defaten ve derhal ödemenizi ve aksi durumda yasal haklarımızı kullanacağımızı cevaben ve tekraren ihtar ederiz..." şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.TBK'nın 117.maddesine göre temerrüt alacağın muaccel hale gelmesiyle değil kural olarak alacaklının ihtarıyla gerçekleşir. İhtar, ifa isteğini içeren tek taraflı bir irade açıklamasıdır. İhtarda, alacağı talep iradesinin kesin olarak beyan edilmesi ve zamanında yerine getirilmemesi halinde temerrüdün sonuçlarına dair borçlunun uyarılması gerekmektedir.İhtarın hangi alacak için yapıldığı, ihtar beyanında açık olarak gösterilmelidir. İhtar, içeriği itibariyle borcu karşılamalı, ona uygun düşmelidir. Başka bir alacak için yapılan ihtar istenilen sonucu doğurmaz. Alacaklının ihtarda ifasını talep ettiği edim, borçlanılan edime miktar ve nitelik yönünden uygun olmalıdır. Alacaklı, ihtarda borçludan borçlanılan edimden miktar itibariyle daha fazla bir şey istemiş ve filen borçlanılan edimin ifasını kabul etmeyeceğini bildirmişse, ihtar geçersiz sayılmalıdır. İhtarda, borçlanılan edimin belirtilen zaman ve yerde, miktar ve nitelikte yerine getirilmemesi hâlinde borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmiş olacağı uyarısı da yer almalıdır. Herhangi bir davranışın, söz ve yazının, ihtar niteliğinde olup olmadığı, her özel olayda yorum yoluyla belirlenir. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2357).Davacı taraf yukarıda yer verilen Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 21/12/2021 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile temerrüdün oluştuğunu ileri sürmekte ise de, söz konusu ihtarnamede alacak kalemleri ve miktarları net olarak ifade edilmediğinden, davalının anılan ihtarname ile temerrüde düştüğünün kabulü mümkün değildir.Davacı tarafça işbu davadan önce İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/173 Esas sayılı iflas davasına konu, İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında 2.937.270,48 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili için 22/12/2021 tarihinde iflas yolu ile icra takibi başlatmıştır. Takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine 07/03/2022 tarihinde iflas davası açılmıştır. Mahkemece 16/01/2023 tarihinde toplam 3.831.573,80 TL yönünden depo kararı oluşturulmuş, davalı tarafça 27/01/2023 tarihinde 3.831.573,80 TL mahkeme veznesine depo edilmiş, 10/03/2023 tarihli celsede ise bilirkişiden rapor alınarak depo kararının verildiği gün itibariyle hesap olunan toplam 3.844.550,10 TL yönünden depo kararı verilmiş, ara karara istinaden davalı taraf daha önce depo etmiş olduğu 3.831.573,80 TL'yi düşerek 16/03/2023 tarihinde 12.976,30 TL mahkeme veznesine depo edilmiştir.İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2023 tarihli 2022/173 E. 2023/284 K. sayılı sayılı kararı ile; "1-Takipli iflas davasında takibe konu alacağın davalı tarafça depo edilmesi sebebiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,Depo emri uyarınca mahkeme veznesine yatırılan 3.844.550,10-TL paranın davacı tarafa ödenmesine; ancak hükmün verildiği 27/03/2023 tarihi ile kanun yollarına başvuru süresinin bitimine kadar olan süreç içinde adı geçen bedel üzerine mahkememizce talep çerçevesinde ihtiyati tedbir konulmasına ve bu aradaki süreç içinde herhangi bir ödemenin yapılmamasına,Depo emrine konu bedelin, tehir-i icra talepli olarak kanun yollarına başvuru olmadığı taktirde tüm feriler ile birlikte davacı alacaklıya ödenmesi için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,Depo emrine konu bedelin, tehir-i icra talepli olarak kanun yollarına başvurulması durumunda ise depo emrine konu bu miktarın, hükmün kesinleşmesi sonrası ve tüm ferileri ile birlikte davacı tarafa ödenmesi için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,Bu aşamada taraflar yönünden mülkiyet hakkının ihlaline yol açılmaması açısından, davalı tarafından depo emri uyarınca mahkememiz veznesine yatırılan 3.844.550,10-TL bedelin, ... Bankası T.A.O... Şubesinde açılacak üçer aylık vadeli bir hesaba aktarılması için bankaya derhal müzekkere yazılmasına" karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2023 tarihli 2023/825 E., 2023/970 K. Sayılı kararıyla tarafların istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2024 tarihli 2023/4318 E. 2024/861 K. sayılı kararıyla; "...itiraz edilmeden kesinleşen iflas yoluyla takipten sonra açılan menfi tespit davasının bekletici sorun yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, depo emrine konu borç miktarını tespit eden bilirkişi raporunun denetimi elverişliği olmasına ve karar tehiri icra talepli olarak temyiz edilmediğinden, depo edilen tutarın davacı tarafa ödenmesinin yasaya uygun olmasına göre, tarafların temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle taraf vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.Mahkemece "Davacının kesin hesap alacağının miktarını belirtmek suretiyle takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünün iddia ve ispat edilemediği bu nedenle davacının takip ve dava tarihi itibari ile munzam zarar talebinde bulunamayacağı" gerekçesiyle bu istem reddedilmiş ise de yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında talep edilen 2.937.270,48 TL alacak yönünden takip tarihi olan 22/12/2021 tarihinde temerrüt oluşmuştur. Bu durumda anılan tutar yönünden temerrüt oluştuğu nazara alınarak munzam zarar talebi yönünden sair koşulların oluşup oluşmadığının somut olayın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerektiğinden davacı tarafın istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.Ayrıca İİK'nın 166/2.maddesinde; "...Daire, ayrıca kararı, bir internet haber sitesinde veya ilan talep tarihinde, tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan eder..." hükmü uyarınca yasal ilanların yapılması gerekmektedir. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 31/12/2024 tarihinde ilan yapıldığı (....) adresinden tespit edilmiş ise de Basın İlan Kurumunda yapılan ilan dosya kapsamında olmadığından bu eksiklik de ikmal edilmelidir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda 6100 sayılıHMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın ve davalı tarafın istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/56 E. 2025/583 K. Sayılı 10/07/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/04/2026