7. Hukuk Dairesi 2012/7903 E. , 2013/2398 K. Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 26.02.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... vd. vekili Av.... geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiy…
**7. Hukuk Dairesi 2012/7903 E. , 2013/2398 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 26.02.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... vd. vekili Av.... geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyeti ve iyileştirme giderlerinin tespiti istemine ilişkindir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; HMK’nun 294. maddesi hükmüne göre mahkemece verilecek kararların açık olarak ve yüze karşı okunmak suretiyle tefhim edilmesi gerekir. Kural olarak tefhim gününde hükmün gerekçesi ile birlikte açıklanması gerekmekte ise de, gerekçeli kararın hemen yazılması her zaman mümkün olamayacağından mahkemenin önce vereceği kısa kararı yargılama oturumunda tefhim etmesi daha sonra bir ay içerisinde gerekçeli kararı yazarak bu yasal zorunluluğun tamamlanması mümkün bulunmaktadır. Ne var ki, asıl olan kısa karardır. Sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olarak yazılması gerekir. 10.4.1992 gün ve 7/4 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da bu hususa değinilmiş, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının başlı başına bozma nedeni olacağı, yerel mahkemenin çelişkiyi gidermek kaydı ile bozma kararından sonra önceki kararı ile bağlı olmaksızın vicdani kanaatine göre yeni bir hüküm oluşturması gerektiği kabul edilmiştir. Somut olaya gelince, mahkemece kısa kararda davanın tamamen kabulü, gerekçeli karar da ise kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Şu halde kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olduğu kuşkusuzdur. Gerekçeli kararın yazımından önce bir kısım tarafların bu yöne ilişkin taleplerinin bulunması da açıklanan usul yanlışlığını ortadan kaldırmaz. Nitekim gerekçeli karar da temyiz edilmiştir. .../... 2012/7903-2013/2398 S.2 Hal böyle olunca; verilen hüküm usul hükümlerine ve anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na açıkça aykırı olduğundan, davalı Mehmet Çiloğlu mirasçıları ... ve arkadaşlarının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı ... ve arkadaşlarına iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına takdir ve tespit olunan 990,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 07.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.