11. Hukuk Dairesi 2025/2033 E. , 2025/3196 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/250 Esas, 2021/154 Karar HÜKÜM :Davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 44.020,00 TL'nin altında bulunduğu…
11. Hukuk Dairesi 2025/2033 E. , 2025/3196 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/250 Esas, 2021/154 Karar HÜKÜM :Davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 44.020,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı ... tarafından iki adet bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu bonoların müvekkili ile davalılardan ...'in birlikte dava dışı ...'in kullanmış olduğu üretici kredi sözleşmesine kefalet nedeniyle düzenlendiğini, dava dışı asıl borçlunun borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı ...'in borcu ödeyerek bonoları bir tutanakla dava dışı bankadan teslim aldığını, babası olan davalı takip alacaklısı ...’e ciro ettiğini, bonolarda müvekkili ile davalı ...'in hukuken aval veren durumunda olduklarını, bu nedenle müvekkilinin borcun 1/3'ünden sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takibine konu borcun 2/3 oranına isabet eden 3.455.000.000,00 TL’lik (3.455,00 TL) kısmından borçlu olmadığının tespitine ve davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının hakkında yapılan icra takibine itiraz ettiğini, Kumluca İcra Hukuk Mahkemesinin 07.09.1999 tarihli ve 1999/56 E., 1999/50 K. sayılı kararı ile itirazın iptaline ve icra takibinin devamına karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının üretici kredisi sözleşmesinden kaynaklı borcunu kefil olarak ödeyerek alacaklı durumuna geçtiğini, diğer davalıya alacağı temlik ettiğini, davacı talebinin hukuki dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kambiyo senedine dayanılarak başlatılan icra takibinde menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin olduğu, dava dışı Türkiye Emlakbank A.Ş.'nin lehtar konumunda olduğu, söz konusu icra takibinin sadece ... tarafından yapıldığı, ... tarafından yapılmış bir icra takibinin bulunmadığı; davalı ...'e karşı açılan davanın ise alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı ...'e yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'e yönelik menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasının kabulü ile; 36.318,42 TL fazla ödemenin 1.833,33 TL’lik kısmının ödeme tarihi olan 12.07.2000 tarihinden itibaren, bakiye 34.485,09 TL’lik bölümünün ise ödeme tarihi olan 24.05.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte adı geçen davalıdan tahsiline, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ 1.Hukuk Genel Kuruluna Gönderme Kararı HMK'nın 373/6 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede, davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine mahkemece verilen kararın temyiz incelemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna ait olduğu gerekçesiyle dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 2.Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 2023/11-800 E., 2025/65 K. sayılı ilâmı ile eldeki davada, Özel Dairece verilen ikinci bozma kararı "...davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken..." şeklinde olup kesin bozma niteliği taşıyor olsa da üçüncü bozma kararı "...istirdat davasının kabulünün sadece davalı ... yönünden verilmesi gerekirken her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş,..." şeklinde olup, hükmü bölmek suretiyle farklı uygulama yapılması mümkün olmadığından birbirleriyle çelişen iki ayrı bozma kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği, HUMK'un 429/4. maddesinde düzenlenen koşullar gerçekleşmediğinden, mahkemece Özel Dairenin üçüncü bozma kararına uyularak verilen son kararın temyiz incelemesini yapma görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. 3.Hukuk Genel Kurulu Sonrası İnceleme A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin (2) numaralı ve davalı ... vekilinin (3) numaralı aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, Mahkemece, davalı ...'e yönelik menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasının kabulüne karar verilmesine rağmen kendini vekille temsil ettiren davacı lehine kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (A.A.Ü.T.) 13. maddesinde düzenlenen “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmü uyarınca davada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine kabul edilen dava değeri olan 24.212,27 TL üzerinden hükmedilecek vekalet ücreti maktu ücretlerin altında kaldığından 4.080,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla HUMK'un 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının hüküm fıkrasının 7 numaralı bendine “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmek suretiyle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3.Davalı ...'in temyizine gelince, mahkemece her ne kadar dosyadaki 21.12.2020 tarihli bilirkişi raporu içerisinde de görüldüğü üzere davacının dava dilekçesindeki talebi de dikkate alınarak 2.750,00 TL'lık ödemenin 2/3'ü belirlenerek talep gibi hüküm kurulmuş olmasına rağmen bakiye kalan 33.568,42 TL ödemenin 2/3'ü alınarak hüküm kurulması gerekirken yanlış hesaplama ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin 2. paragrafına 34.485,09 TL'nin yazıldığı görülmekle bunun yerine 33.568,42 TL'nin 2/3 oranı olan 22.378,94 TL'nin yazılmamış olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla HUMK'un 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin 2. paragrafından "34.485,09 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "22.378,94 TL" ibaresi yazılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (7) numaralı bendine “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (3) numaralı bent uyarınca davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin 2. paragrafından "34.485,09 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "22.378,94 TL" ibaresi yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, tarafların yatırdığı peşin harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.