İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 24/06/2025 tarihinde yapıldığını, 6 no’lu genel kurul kararı ile …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1707 KARAR NO : 2025/1841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/757 Esas (Derdest) TALEP TÜRÜ: İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 24/06/2025 tarihinde yapıldığını, 6 no’lu genel kurul kararı ile şirketin 2021, 2022, 2023 , 2024 yıllarına ilişkin elde edilen karların % 5’inin dağıtılmasına karar verildiğini, şirketin uzun yıllardır kar payı dağıtmadığını, mahkeme kararı ile kar payı dağıtmama kararının iptal edilmesi üzerine göstermelik olarak kar payı dağıtıldığını, olağanüstü kar eden şirketin dağıttığı karın yeterli olmadığını, 7 numaralı gündem maddesi ile sermaye artışı yapıldığını, yıllardır kar payı dağıtmayan şirketin % 6,755 oranında sermaye artışının 8 abes olduğunu, ile yönetim kurulu başkan ve üyelerine 334 ve 335.maddelerinde yazılı muameleleri yapabilmesi için izin verilmesi konusunun görüşülmesi için toplanılacağının kararlaştırıldığını, ancak bu karar ile ilgili olarak görüşme yapılmadığını ve karar alınmadığını, anılan kararın iptalinin gerektiğini belirterek davanın kabulüne karar verilerek toplantının 6,7 ve 8 no’lu kararlarının iptalini, 7 ve 8 numaralı kararların yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Somut olayda, genel kurul kararının iptali istemiyle açılan davada kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir isteminde bulunulmuş olup, HMK'nın 390/1. maddesinde öngörülen yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmemiş olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıların davalı şirkette oldukça yüksek bir pay oranına sahip olduklarını bu sebeple şirketin işleyişi, denetimi ve ticari faaliyetleri kendilerini ilgilendirmekte olup ancak davalı şirketin hakim ortaklarının yöneticileri müvekkillerimizin haklarını yok sayacak şekilde hareket etmekte, adeta kendi çıkarları doğrultusunda kararlar aldıklarını, nitekim alınan bu kararlar tek tek mahkemelerde iptal edilmekte ancak buna rağmen davalı şirket hukuka aykırı kararlar almaya devam ettiğini, davalı şirket tarafından 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında elde edilen kârlar dağıtılmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu ve hali hazırdaki hakim ortakları tarafından sürekli olarak kâr dağıtmama kararı alınmış ancak bu kararlar mahkemelerce iptal edildiğini, bu husus sadece davalı şirketle de sınırlı olmadığını, davalı şirket dışında hemen hemen aynı hissedarlık yapısına sahip pek çok aile şirketinde davalı şirketin hakim ortakları tarafından kâr dağıtmama kararı alınmış ancak bu kararlar mahkemelerce hukuka aykırı görülmüş Mahkemelerin bu yöndeki kararlarından sonra yıllarca kâr dağıtmayan şirket bu defa geçmiş yıl kârlarını dağıtma yoluna gitmiş ne var ki davalı şirket bu defa kârın tamamını değil sadece %5'lik kısmını dağıtmış, geri kalanını da sermayeye aktarmış ve sermaye artırımı yoluna gittiğini, yıllarca kâr dağıtmayan ve sermaye artırımına gitmeyen bir şirketin kâr dağıtacağı zaman ciddi manada bir sermaye artırımına gitmesi abesle iştigal olduğunu, zira davalının tek amacı şirketten kâr dağıtmamak ve davacıların haklarını gasp ettiğini, bu uğurda yıllarca kâr dağıtmayan bir şirket kâr dağıtacağı zaman da sermaye artırımına gitmiş ve buna ilişkin hiçbir gerekçe de göstermediğini, gerçekten de dava dilekçemizde ayrıntısı ile izah ettiğimiz üzere davalı şirketin hiçbir gerekçe göstermeksizin sermaye artırımı yoluna gitmesinin tek amacı davacıların haklarından yoksun bıraktığını, bu uğurda davalı şirket sermayesi ile hukuka aykırı olarak para transferleri gerçekleştirecek, sermaye olarak şirket hesabında tuttuğu paraları yönetim kurulu üyeleri kendi nam ve hesabına değerlendireceklerini, davalı şirket yönetim kurulu İsmail ... aleyhine İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/960 Esas sayılı dosyasında dava ikame edilmiş, davanın açılmasından hemen sonra davalı şirket yöneticisi kendi hesabından 80.000.000.-TL kızı Büşra ...'nin hesabına aktardığını, esasen bu durum dahi davalı şirketi yöneten kişilerin kötü niyetlerini ve dava açıldığı takdirde derhal gerekli aksiyonları aldığın gösterdiğini, şirket sermayesinin davanın esası neticelenene ve karar kesinleşene kadar yok olması, şirketin mahfına sebebiyet vereceğini, dolayısıyla sermeyenin artırılmasına ve bunun neticesinde kullanılmasına ilişkin kararın dava neticelenene kadar yürütmesinin durdurulması gerektiğini, zira talebinin HMK'nın 390 ve devamı maddelerinde yer alan tüm şartları taşıdığı, diğer yandan ilk derece mahkemesinin rekabet yasağı bakımından yaklaşık ispat kuralı sağlanamadığı, şeklinde gerekçesi ise tam bir hukuk garabeti olduğunu, davalı şirket yöneticileri kendi adlarına, kendi aile bireyleri adlarına şirketler kurduklarını, bu şirketlerin Ticaret Sicil Gazetelerinde yayınlanan amaçları davalı şirket ile birebir aynı olduğunu, bu şirketler davalı şirketle aynı merkezde olup nitekim ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 24.01.2023 tarih ve 10754 Sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilanında dahi, dava dışı şirketin Edirne Şubesinin "... İleri Kimya Sitesinde" faaliyet gösterdiği yazdığını, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin kurucusu, ortağı, temsilcisi olduğu şirketlerin mevcudiyeti ve bu şirketlerin faaliyet alanlarının davalı şirketle aynı olduğu gerçeği göz önünde alındığında HMK'nın 390 ve devamı maddelerinde yer alan şartların sağlanmadığını değerlendirmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin müşterilerinin dava dilekçesinde bahsi geçen şirketlere aktarılması ve bunun yönetim kurulu üyeleri eliyle gerçekleştirilmesi esasen talebimizin ne kadar haklı olduğunu tereddütsüz bir şekilde ortaya koyduğunu, mahkemenin hiçbir talebini değerlendirmeye alınmadığını ve hatta incelemediğini, beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Talep, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemli açılan davada genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ilgili genel kurulda alınan davaya konu kararların yürütmesinin durdurulmasına ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, karı dağıtmak yerine karın %95'ini kullanarak sermaye artırımı yapılmasının dürüstlük kuralına uygun olmadığı, gündemde olmayan konuların görüşüldüğü, yönetim kurulu üyelerinin yetkilerini kötüye kullandıkları iddiasıyla açtığı davada 7 ve 8 nolu genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. TTK'nın 449. Maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davalı ... İleri Kimya Sanayi Anonim Şirketinin 24/06/2025 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun, 7. nolu maddesi sermayenin artırılmasına; 8. nolu maddesi yönetim kuruluna TTK'nın 395 ve 396.(eski Türk Ticaret Kanunu 334 ve 335.) maddelerinde sayılan hususlarda yetkiler verilmesine ilişkindir.Somut olayda, ihtiyati tedbir isteyen davacı taraf, davalı şirket sermaye artırımını gerektirecek bir proje, alım veya ticari iş yapmamasına rağmen sadece ortakların haklarını yok saymak amacıyla sermaye artırımı yoluna gidildiği, gündeme bağlılık ilkesi gereğince gündemde yer almayan bir madde için görüşme yapılmasının gündeme bağlılık ilkesini ihlal ettiği, T.T.K. 395 ve 396. Maddeleri uyarınca karar alınabilmesi için her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapılmasının gerektiği gibi sebeplere dayanılmıştır. Bu kapsamda davacı tarafça anılan genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması ileride telafisi güç ve imkansız zararların doğmasını önlemek gerekçesi ileri sürülmüştür. Ancak, davacının ihtiyati tedbir talebine dayanak olarak ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden bu haliyle yaklaşık ispat olgusunun dosyanın bulunduğu aşama itibariyle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bunun yanı sıra HMK'nın 389. Maddesinde düzenlenen "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi" sebeplerinin varlığı da yaklaşık olarak ispatlanamamıştır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince 7 ve 8 nolu genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025