İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı/karşı davalı ile Davalı/karşı davacı ... İnşaat Turizm Ve Tekstil A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVADA DAVA : Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin yıllardır birlikte ticaret yap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/228 KARAR NO : 2025/1215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2021 NUMARASI : 2019/633 Esas - 2021/1044 Karar DAVA: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı/karşı davalı ile Davalı/karşı davacı ... İnşaat Turizm Ve Tekstil A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVADA DAVA : Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin yıllardır birlikte ticaret yapan iki firma olduğunu, müvekkili ile davalının son yaptıkları ticari işte 06.07.2018 tarihli bir "Sipariş Sözleşmesi" adlı akit imzalamış, karşılıklı olarak tüm maddeleri hüküm altına almış olduklarını, özellikle sözleşmenin 2. Maddesinde açıkça yazıldığı üzere, karşı tarafın müvekkiline vereceği siparişlerde vadesini aşan herhangi bir ödeme alması halinde, bu ödemeye 962 vade farkı uygulanacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, davalı tarafın bu maddeye aykırı şekilde yapması gereken ödemeleri vadesinde yapmamış, bu sebeple müvekkilince kendilerine 59.307,55 TL'lik vade farkı faturası kesilerek tebliğ edilmiş, karşı tarafça işbu faturaya yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda da bulunulmamış olduğunu, bu tebliğe rağmen ödenmeyen fatura icraya konulmuş, karşı tarafın bu takibe de itiraz ederek takibi kötüniyetli şekilde durdurmuş olduğunu, arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; itirazın iptaliyle, takibe devam edilmesine, ayrıca %40 (%20'den aşağı olmamak üzere) oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır "..." markasıyla erkek perakende giyim sektöründe faaliyet gösteren ülkemizin köklü firmalarından olduğunu, davacı ile akdedilen 12.12.2017 tarih 20171212 nolu ve 09.07.2018 tarih 20180709 nolu Kumaş Satın Alma Formları ile davacıdan kumaş siparişi verilmiş olduğunu, 12.12.2017 tarihli sipariş formundaki kumaşlar için 29.01.2018 ve 31.01.2018 tarihleri, 09.07.2018 tarihli sipariş formundaki kumaşlar için ise 29.08.2018 tarihi teslim tarihi olarak belirlenmiş olduğunu, davacının Kumaş Satın Alma Formunda yer alan terminlere riayet etmeyerek kumaşları geç teslim etmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş bulunan kumaş satın alma formlarında vade olarak 8 aylık TL çeki belirlenmiş olduğunu, iş bu 8 aylık vade termin olarak belirlenen davacının kumaşları teslim edeceği tarihlerden itibaren başlayacak olup müvekkili şirketin taraflar arasında kararlaştırılan vadeye uygun şekilde ödeme yapmış olduğunu, öncelikle davacının vade farkı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının talep etmiş olduğu vade farkı faturalarına dayalı icra takibine yapmış olduklarını itirazın yerinde olduğunu, faturaya süresine itiraz edilmediği iddiasını kabul etmemekle birlikte taraflar arasında kararlaştırılmamış bir hususun salt fatura tebliğiyle kesinleşmesinin mümkün olmadığını, davacının icra takibine dayanak yaptığı 25.01.2019 tarihli ... nolu faturaya taraflarınca 07.02.2019 tarihli ihtarname ile itiraz edilmiş ve fatura aslının davacıya iade edilmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan sipariş formlarında yer almayan vade farkı hususunun salt fatura tebliği ile kesinleştiği ve buna dayanılarak talep edilmesi hukuka uygun olmadığını, somut olayda taraflar arasında akdedilmiş olan sipariş formlarında vade farkına ilişkin bir düzenleme yer almadığını, davacı tarafından alacağın likit ve muayyen olduğu iddiasıyla icra inkar tazminatı telep edilmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın likit ve muayyen olduğu iddiası yerinde olmadığını, faturalara noter kanalıyla itiraz edilmiş olması nedeniyle kesinleşmeyen alacağın belirlenebilir olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmayıp yargılamayı gerektirdiğini beyanla; davanın reddine, davacının reddolunacak miktarın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına; taraflar arasında akdedilmiş olan kumaşın satın alma formlarında yer alan hükme göre gününde teslim edilmeyen kumaşlara ilişkin 10 günlük ve 15 günü geçen gecikmelere sırasıyla %5 ve %10 oranında reklemasyon kesilecek olduğunu, davacı/karşı davalının geç teslim ettiği kumaşlara ilişkin Kumaş Satın Alma Formu'nun 16. Maddesi uyarınca; 12.12.2017 tarihli kumaş satın alma formunda yer alan kumaşların geç teslimine ilişkin 24.800,76 TL bedelli ... nolu, 09.07.2018 tarihli kumaş satın alma formunda yer alan kumaşların geç teslimine ilişkin 41.530,40 TL bedelli ... nolu e-Arşiv fatrularının elektronik ortamda davacı/karşı davalıya iletilmiş olduğunu, davacı/karşı davalının Kartal 9. Noterliği'nin 12.02.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile tebliğ edilen faturalara itiraz edildiğini ve iade edildiğini bildirmiş olduğunu, davacı/karşı davalının taraflar arasında akdedilen Kumaş Satın Alma FOrmları uyarınca kesilen faturaları haksız şekilde ticari defterlerine işlememesi ve iade etmesi üzerine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyadan faturalara dayalı ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davacı/karşı davalının, ödeme emrinin tebliği üzerine, borca, faize ve tüm fer'ilere itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, somut olayda 29.01.2018 ve 31.01.2018 tarihleri termin olarak belirlenen 12.12.2017 tarihli sipariş formundaki kumaşların 02.02.2018, 08.02.2018 ve 16.02.2018 tarihlerinde, 29.08.2018 tarihi termin olarak belirlenen 09.07.2018 tarihli sipariş formundaki kumaşların 04.09.2018, 11.09.2018 ve 14.09.2018 tarihlerinde teslim edilmiş olduğunu, görüleceği üzere taraflar arasında akdedilen sipariş formunda belirlenen terminden 10 günlük ve 15 günü aşan gecikmeler meydana gelmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen kumaş satın alma formları ve davacı/karşı davalı tarafından tanzim edilen sevk irsaliyeleri birlikte değerlendirildiğinde davacı/karşı davalının sipariş edilen kumaşları belirlenen terminden sonra teslim ettiğinin ortada olduğunu, davaya konu icra dosyasına vaki itiraz nedeniyle müvekkili şirketin alacağına kavuşmasının geciktirilmiş olduğunu, somut olayda taraflar arasında akdedilen kumaş satın alma formlarında termin tarilerinin ve kumaş fiyatlarının açıkça yer almakta olduğunu, davacı/karşı davalının teslim tarihleri de davacı/karşı davalı tarafından tanzim edilen sevk irsaliyelerinden anlaşılmakta olduğunu, kumaş satım alma formundaki hüküm nedeniyle gecikme sürelerine göre uygulanacak oranlar belli olduğundan davacı/karşı davalıya yükletilen reklamasyon faturalarının yargılamayı gerektirmekte olduğunu beyanla; karşı davanın kabulülüyle, davacı/karşı davalının İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya vaki itirazının iptaline, itirazında haksız çıkan davacı/karşı davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı/karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve karşı dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Karşı dava yönünden ise ( davalı-karşı davacı davacı, davacı-karşı davalı, davalı olarak anılacaktır ); talep süresinde teslim edilmeyen ürünler nedeni ile reklemasyon faturası kesilmesinden kaynaklı itirazın iptaline ilişkindir. Her ne kadar davalı taraf, cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itirazlarının bulunduğunu ve henüz değerlendirilmediğini belirtmiş ise de icra dosyasının incelenmesinde icra dairesinin yetkisine itirazlarının bulunmadığı görüldüğünden ayrıca değerlendirilmemiştir. Karşı dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı şirket kaşe ve imzasını taşıyan kumaş satın alma formunun incelenmesinde gününde teslim edilmeyen ürünler için reklemasyon faturası kesileceğinin belirtildiği görülmüştür. Yapılan defter incelemesi ile davacı tarafın defterlerinde yer alan iki ayrı reklemasyon faturasının davalı defterlerinde yer almadığı görülmüştür. İki ayrı sipariş formuna dayalı sipariş teslim tarihlerinin kararlaştırıldığı görülmüş ise de, sunulan mail yazışmalarının incelenmesinde teslim tarihlerinden birinin davalı şirket tarafından değiştirilmiş olduğu ve davacı şirketin herhangi bir itirazının bulunmadığı görülmekle davalı şirket tarafından bildirilen tarih, teslim tarihi olarak kabul edilmiştir. Diğer teslim tarihleri yönünden ise, bilirkişi tarafından yapılan hesabın gerekçeli ve dosya kapsamına uyumlu olduğu kabul edilerek davacının talep edebileceği reklemasyon bedelinin 40.889,46 TL olduğu görülmüştür. Açıklanan bu nedenlerle karşı dava yönünden açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile belirlenebilir olmayan alacak yönünden icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve karşı tarafın yapmış olduğu sözleşmede görüleceği üzere, vadesini aşan herhangi bir ödeme alınması halinde bu ödemeye %2 vade farkı uygulanacağının açıkça belirtilmiş olduğundan, alacaklı olduğunu, ayrıca HMK m. 267 gereği sadece tek sayıda bilirkişi görevlendirilmesi gerekirken 2 bilirkişi görevlendirilerek bu amir hükmün ihlal edilmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, dosyaya sunulan taraflar arasındaki sözleşme esas alındığında davacı karşı davalının lehine sözleşmede ödemelerle alakalı açıkça vade tarihleri belirtilmesine rağmen ödemeye ilişkin verilen çekler sözleşmede beliriltilen vadelerle açıkça uyuşmadığını, böyle bir durumda ve mevcut ekonomik ortamda vade farkı oluştuğunu ancak bilirkişiler işbu durumu hiçbir şekilde göz önünde bulundurmadan keyfi bir hesaplamaya gittiğini, keza Mahkemece de bilirkişi raporuna itirazlarımız göz önünde bulundurulmamış, usul ve esasa aykırı şekilde tanzim edilen rapor uyarınca karşı taraf lehine karar verilmiş, haklı davamız ise tümden reddedildiğini, 18/02/2020 tarihli celsede tanık ... beyanında süresinde teslim edilmediği öne sürülen malların bir kısmının teslim edildiğini, diğer kısmının da davalı/karşı davacının deposunu taşımasından kaynaklı teslimin sağlanamama durumu olduğu beyan etmiş, buna rağmen ne Sayın Bilirkişiler ne de Mahkeme bu hususu göz önünde bulundurmamış, her iki tarafça herhangi bir hakkaniyet-makul indirim dahi uygulanmadan hüküm kurulduğunu, Bilirkişiler düzenledikleri raporla ve Mahkeme verdiği kararla taraflarca düzenlenen sözleşmeyi göz önüne alarak her nasılsa ürünlerin geç tesliminden kaynaklı olarak terminden kaynaklanan geç teslim ile ilgili düzenlenen faturayı haklı görmüş ve fakat aynı şekilde düzenlenen sözleşmede belirtilen vade farkına binaen kesilen faturayı yok saymış itirazlarının dikkate alınmadığını, ayrıca ticari teamüllerin ve yerleşik uygulamanın da Mahkemece araştırılması gerekmekteyken bu hususa da aykırı davranıldığını, bu eksikliğin de giderilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı/karşı davacı ... İnşaat Turizm Ve Tekstil A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının sözleşmede kararlaştırılan vadede kumaşları teslim etmemiş olmasına rağmen vade farkı talep etmesi açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olup taraflar arasında davacı- karşı davalının vade farkı talep edebileceği bir sözleşme de bulunmadığını, bu hususun tüm dosya kapsamında da sübuta ermiş olup asıl davanın reddinin hukuka uygun olduğunu, geç teslimat müvekkilden değil bizzat davacı- karşı davalının kumaş satın alma formlarındaki termine riayet etmeksizin kumaşları geç teslim etmiş olması nedeni ile meydana gelmiş olup öncelikle bu sebeple davacının vade farkı faturası kesmesinin hukuka aykırı olduğunu, öte yandan kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davalı/karşı davacıdan kaynaklandığı düşünülse dahi taraflar arasında vade farkı faturası düzenlenmesini haklı kılacak bir sözleşme yahut bir dayanak da bulunmadığını, nitekim bu hususlar tüm dosya kapsamında ve dahi yapılan bilirkişi incelemeleri ile de sübuta erdiğini, TBK 97.maddeye aykırı olduğu apaçık olan işbu vade farkı faturasının hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, keza davacı- karşı davalı kendi kusuru ile ürünleri kararlaştırılan vadede teslim etmediğini, taraflar arasında vade farkı faturasına ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi teamül haline gelmiş fiili bir uygulama da mevcut olmayıp bu ahvalde davacının vade farkı talebinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği de hukuka aykırı olduğunun kanıtlandığını, davacı-karşı davalı tarafın imzasını taşıyan kumaş satın alma formları üzerinde geç teslim halinde reklamasyon kesileceği açıkça düzenlenmiş olup davacı- karşı davalının geç teslimden dolayı reklamasyon ücreti ödemesi gerektiği bilirkişi raporu ile de sübuta erdiğini ancak bilirkişi tarafından sözleşme hükmü yanlış yorumlanmış ve bu nedenle eksik hesaplama yapılmış bu hususa itiraz edilmişse de yerel mahkemece itirazlarının görmezden gelinmiş ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda da davacı-karşı davalının geç teslimi nedeniyle reklamasyon faturası kesilebileceği sübuta ermekle hükme esas alınan bilirkişi raporu bu yönüyle yerindedir ancak bununla birlikte bilirkişi, reklamasyon tutarını hesaplarken sözleşme maddesini yanlış yorumladığını, taraflarınca her ne kadar bilirkişi raporunun bu yönüyle hatalı olduğu ve itirazların doğrultusunda yeniden hesaplama yapılması gerektiği gerek yazılı gerekse de sözlü olarak beyan edilmişse de mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini ve reklamasyon tutarı yönünden hatalı olan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, kumaş satın alma formlarının 16. Maddesinde açıkça "gününde teslim edilmeyen 10 günlük gecikmelerde %5, 15 günü geçen gecikmelerde %10 reklamasyon kesilir" hükmü yer aldığını, bilirkişi tarafından da işbu husus tespit edilmiş ve bu hususa raporda yer verildiğini ancak teknik bilirkişi tarafından reklamasyon tutarı hesaplanırken 10 günden az olan gecikmelere %5 reklamasyon uygulanmayarak 10 günden az olan gecikmeler bakımından hesaplama yapılmadığını oysa sözleşme maddesinden açıkça anlaşılacağı üzere 15 güne kadar gecikmelerde %5, 15 gün ve daha fazla olan gecikmelerde ise %10 reklamasyon uygulanması gerektiğini, bu husus bilirkişi tarafından yanlış yorumlanmış ve bu sebeple davalı karşı davacı tarafından davacı- kaşı davalıya kesilebilecek reklamasyon ücreti (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) talebinin 66.206,24-TL olması gerekirken 40.889,46-TL olarak eksik hesaplandığını, bu sebeple bilirkişi raporuna itiraz edilerek tekrardan hesaplama yapılması talep edilmiş ancak mahkemece işbu itirazları kabul görmemiş ve hatalı hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, karşı dava bakımın; alacak likit ve muayyen olduğundan takibe haksız olarak itiraz eden davacı- karşı davalının hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından alacağın yargılamayı gerektirdiği ve bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği yönündeki kararına iştirak etmek mümkün olmayıp nitekim reklamasyon faturaları yargılamayı gerektirmediğini, taraflar arasında akdedilen kumaşın satın alma formlarında termin tarihleri ve fiyatları yer almakta olup kumaşların teslim tarihi de sevk irsaliyelerinden anlaşıldığını, bilindiği üzere kumaş satın alma formlarındaki 16.maddeden de gecikme sürelerine uygulanacak oranlar açıkça görülmekte olup bu ahvalde söz konusu alacağın yargılamayı gerektirdiği şeklindeki hüküm hatalı olup kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, mahkemece karşı davanın -kabul anlamına gelmemekle birlikte- kısmen kabulüne karar verilmiş olduğu halde lehe vekalet ücretine hükmedilmemiş olup yerel mahkeme kararı bu yönüyle de hatalı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Asıl dava, ticari satım sözleşmesine dayalı vade farkı faturasından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali; karşı dava ise, ticari satım sözleşmesine dayalı reklamasyon faturasından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, vade farkı ve geç teslim nedeniyle reklamasyon faturası düzenlenmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Taraflar arasında muhtelif tarihlerde sipariş sözleşmesi akdedilmiş ve kumaş satın alma formları düzenlenmiştir.Davacı-karşı davalı takip alacaklısı tarafından, davalı-karşı davacı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "59.307,55 TL tutarlı asıl alacak" sebebine dayalı olarak 59.307,55 TL asıl alacağın 1.657,36 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 01/04/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davalı-karşı davacı takip alacaklısı tarafından, davacı-karışı davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklı bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 66.331,16 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 20/02/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki asıl ve karşı dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı-karşı davalı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalı-karşı davacıdan 59.432,45 TL alacaklı durumdadır. Davalı-karşı davacı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacı-karşı davalı 66.206.24 TL alacaklı görünmektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacı-karşı davalının düzenlediği 59.307,55 TL tutarlı vade farkı faturasının davalı-karşı davacının ticari defterinde kayıtlı olmamasından ve aynı şekilde davalı-karşı davacının düzenlediği toplam 66.206,24 TL tutarlı reklamasyon faturalarının davacı-karşı davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmaz. Bu durumda TTK'nın 64/2. Düzenlenen kaydın belgeye dayanması ilkesi gereğince kayda ilişkin belgenin düzenlenme sebebinin de ispat edilmesi gerekir.Taraflar arasındaki sipariş sözleşmelerinde ödeme 8 ay TL ödeme olarak belirlenmiş ve vadeyi aşan ödemelerde %2 vade farkı uygulanacağı düzenlenmiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde tespit edildiği üzere davacı-karşı davalı çekle ödemeyi kabul etmiş olup, kural olarak çek bir ödeme aracı olduğundan çek bedelinin tahsili ile borcu sona erdirir. Davacı-karşı davalının, çeki vade farkına göre düzenlettirmeden kabul etmesi, çekle ödemede vade farkına ilişkin çekince koymaması ve sözleşmede çekle ödeme halinde vade farkı isteneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmaması karşısında takibe konu vade farkı faturasınin düzenlemesi yerinde değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacı-karşı davalının imzası bulunan ve davalı-karşı davacının düzenlediği faturalarda geçen 09/07/2018 ve 12/12/2017 tarihli kumaş satın alma formlarında gününde teslim edilmeyen 10 günlük gecikmelerde %5, 15 günü geçen gecikmelerde %10 reklamasyon kesileceği düzenlenmiştir. Davalı-karşı davacı tarafça 15 güne kadar olan gecikmelerde de %5 reklamasyon uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, anılan kumaş satın alma formlarında açıkça 10 günlük gecikme ve 15 günü geçen gecikmeler düzenlenmiş olup, 10 güne kadar olan gecikmelere ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yerinde olup, mahkemece rapora itibar edilmesinde dolayısıyla karşı davanın 40.889,46 TL üzerinden kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı-karşı davalı tarafça, karşı tarafın depo taşıması nedeniyle yaşanan gecikmelerle ilgili indirim yapılmadığı ileri sürülmüş ise de, dinlenen davacı tanığı depo taşınmasından dolayı 2-3 günlük bir gecikme yaşandığını beyan etmiş olup, 10 günün altındaki gecikmeler zaten hesaplanmadığından davacı-karşı davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki karşı davada, dava konusu fatura alacağı, kumaş satın alma formu ve faturalara dayalı olduğundan bu haliyle likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince karşı dava yönünden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bunun yanı sıra, ilk derece mahkemesince, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen yargılamada kendisini vekille temsil ettiren karşı davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; asıl dava yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilen karşı dava yönünden alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,A)Asıl dava yönünden;Açılan davanın reddine,B)Karşı dava yönünden;Açılan davanın kısmen kabulü ile;1-Davacı- karşı Davalı tarafın İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 40.889,46 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,2-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 8.177,89 TL icra inkar tazminatının davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, ASIL DAVA YÖNÜNDEN;3-Alınması gereken 59,30 TL harcın peşin alınan 708,01 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 648,71 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 8.509,98 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana İADESİNE, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;8-Alınması gereken 2.793,16 TL harçtan peşin alınan 1.132,77 TL karşı dava harcının mahsubu ile bakiye 1.660,39 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 9-Davacı tarafça sarf edilen 1.132,77 TL karşı dava harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden 813,65.-TL'sinin davalıdan 506,35.-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 11-Davalı tarafça sarf edilen keşif harcı, bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 1.892,60 TL yargılama giderinin kabul oranı (%61,64) ret oranı (%38,36) dikkate alınarak hesaplanan 726,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 12-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,13-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 4.080,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,14-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana İADESİNE, 15-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;Asıl dava yönünden;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Karşı dava yönünden;a-Davacı ....AŞ. vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı ....AŞ. tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 53,10 TL olmak üzere toplam 215,20 TL yargılama masrafının davalı ....Gıda Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı ....Gıda Tic. Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 698,30 TL harcın, alınması gerekli olan 2.793,16 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.094,86 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı ....Gıda Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,16-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025