T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/990 Esas KARAR NO : 2025/2211 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE ... MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/161 Esas - 2022/1200 Karar TARİH: 28/12/2022 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/990 Esas KARAR NO : 2025/2211 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE ... MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/161 Esas - 2022/1200 Karar TARİH: 28/12/2022 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın; 2019 Model ... marka "..." Şasi Numaralı elektrikli aracı davalı firmanın ...Şubesinden 163.042,17 TL bedelle satın aldığını ve aracı 28.03.2019 tarihinde trafiğe tescil ettirdiğini; aracın alındıktan beş ay sonra, 29 Ağustos 2019 tarihinde, "Aküyü durdurun" arızası ve "el kitapçığına bakın" uyarısı vermesi üzerine servise götürüldüğünü, yetkili servis tarafından aküsünün değiştirildiğini; daha sonra, 2021 yılı içerisinde, araç çalıştırıldığında "şarj olmuyor" ve "fren çalışmıyor, arabayı durdurun" uyarısı verdiğini, arızanın yetkili servis temsilcisine derhal bildirildiğini ve aracın 18.05.2021 tarihinde çekici ile çekilerek davalı firmanın yetkili servisine götürülebildiğini, yetkili servis tarafından 25.05.2021 tarihinde arıza bakım maliyeti olarak 1.345,20 TL tutarında fatura çıkarılarak müvekkili firmadan tahsil edildiğini ve aracın 17 Haziran 2021 tarihinde müvekkili firmaya teslim edildiğini; teslimin ardından henüz bir ay geçmemişken; dava konusu araçta yine aynı arızanın ortaya çıktığını, araç çalıştırıldığında "araç şarj etmiyor" ve "fren çalışmıyor, arabayı durdurun" uyarısı verdiğini, arızanın yetkili servis temsilcisine derhal bildirildiğini, aracın 13.07.2021 çekici ile çekilerek davalı firmanın yetkili servisine götürüldüğünü, yetkili servis tarafından arızanın tamir edildiği belirtilerek 03.08.2021 tarihinde aracın müvekkiline teslim edildiğini ve çekici ücreti olarak da 134,99 TL tutarında fatura çıkarılarak müvekkili firmadan tahsil edildiğini; aracın müvekkiline tesliminin ardından henüz 1 ay geçmemişken araçta yine aynı arızanın ortaya çıktığını, araç çalıştırıldığında ekranda "araç şarj olmuyor" ve "fren sistemi çalışmıyor" uyarısı çıktığını, aracın 01.09.2021 tarihinde çekici ile çekilerek davalı firmanın yetkili servisine götürüldüğü, yetkili servis tarafından arızanın tamir edildiği belirtilerek 08.10.2021 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, arıza bakım maliyeti olarak da 18.330.88 TL tutarında fatura çıkarılarak müvekkili firmadan tahsil edildiği; anılan arızanın tamiri ve aracın 08.10.2021 tarihinde müvekkile tesliminin ardından aracın yine aynı arıza nedeniyle uyarı verdiğini, araç çalıştırıldığında "araç şarj olmuyor" ve "fren sistemi çalışmıyor" uyarısıyla karşılaşılıldığını ve 08.11.2021 tarihinde aracın çekici ile yetkili servise götürüldüğünü, aracın dört aydan fazla süredir yetkili serviste beklediğini, halen arızanın giderilemediğini, 18.05.2021 tarihinden işbu davanın açıldığı 10.03.2022 tarihine kadarki 10 ay kadarlık zaman diliminin 7 ayı boyunca aracın arıza tamiri nedeniyle serviste kaldığını ve kullanılamadığını, bunun üzerine müvekkili tarfaından ayıplı olduğu ve davalının satışında ağır kusurlu olduğu aşikar olan aracın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi ve ayıptan kaynaklı müvekkili firma zararının tazmini için Kocaeli 6. Noterliği ... Yevmiye No'lu 19.01.2022 tarihli ihtarnamesi ile davalı firmaya ihtar çekildiğini, fakat davalı tarafından ihtarnameye olumlu bir dönüş yapılmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, dava konusu aracın gizli ayıplı olduğunu ve davalının ağır kusurlu olduğunu; henüz iki yıllık bir elektrikli araçta, aracın hareketini sağlayan en temel unsuru olan şarj ve elektrik aksamı ile ilgili düzenli olarak arıza yaşanması ve bu arızanın aracın hareket etmesini engellemesi ve aracın kullanılmak yerine sürekli olarak yetkili serviste tamir edilmesinin beklenmesi ve nitekim arızanın da bir türlü tamir edilememesinin; satın alınan araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını, satın alınan aracın ayıplı olduğunu gösterdiğini; ayıbın araç alındığında açıkça belli olmayan ve olağan gözden geçirmeyle de anlaşılamayacak olan zamanla kendini göstermiş bir arıza olduğundan fabrikasyon kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve bu ayıp, aracın hareketini sağlayan temel akşamıyla ilgili olup aracı kullanılamaz hale getirdiğinden, yetkili servis tarafından 4 kez "tamir edildi" diye müvekkiline teslim edilmesine rağmen halen araç aynı arızayı vermekte olduğundan; davalı firmanın, böylesi bir aracın müvekkili firmaya satılmasında ağır kusurlu olduğunu; araçtaki ayıbın giderilemediği ve ayıp nedeniyle kullanılamadığı göz önüne alındığında, davacı müvekkilinden TBK 227. maddede belirtilen, "satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" hakkı dışındaki diğer seçimlik haklarını kullanmasının beklenemeyeceğini belirterek, dava konusu 2019 Model ... marka "..." Şasi Numaralı ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu talebin yerinde görülmemesi ve bedel iadesine karar verilecek olması ihtimalinde ise, denkleştirici adalet ilkesi gereğince bedelin günümüz piyasa koşullarına göre güncellenerek (dava konusu araca emsal nitelikteki bir sıfır araç bedelince) iadesine, araçtaki ayıp nedeniyle çıkan arızaların onarım maliyeti olarak davalı tarafından müvekkilinden tahsil edilen ve müvekkili firmanın araçtaki ayıp nedeniyle uğradığı maddi zarar niteliğinde olan; 25.05.2021 tarihinde 1.345,20 TL, 20.08.2021 tarihinde 134,99 TL ve 07.10.2021 tarihinde 18.330,88 TL olmak üzere, toplamda 19.811,07 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Türk A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ayıp iddiasını kabul etmemekle birlikte, bir an için araçta ayıp olduğu kabul edilse dahi alıcının ayıbının niteliğine göre bu ayıbı 2 gün veya 8 gün içinde veya ayıbını bulunduğu sonradan anlaşılırsa derhal satıcıya bildirilmesi gerektiğini; hak düşürücü süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, dava konusu aracın 27.03.2019 tarihinde davacıya satıldığını, alıcının seçimlik haklarının 2 yıllık zaman aşımına tabi tutulduğunu, dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından seçimlik hakların terditli olarak talep edilebilmesine imkan olmadığını; davacının araç bedeli ve maddi tazminat talepleri toplamı üzerinden harç yatırdığını, ancak misli ile değişim talebini harçlandırmadığını, dava konusu araçta herhangi bir imalat hatası ve/veya ayıp bulunmadığını; davacının, 27.03.2019 tarihinde müvekkili şirketten satın aldığı araç ile ilgili müvekkili şirkete çeşitli tarihlerde başvurulduğunu, 18.05.2021 tarihinde araç çalıştırıldığında şarj olmuyor şikayeti ile yapılan servis girişi neticesinde yapılan kontrollerde aracın teste bağlandığını, yazılım güncellemeleri yapıldığını, müşterinin şarj etmiyor şikayetine istinaden, aracın şarj istasyonuna bağlandığını ve şarj aldığının görüldüğübü, araç ile yol testine çıkılmış olup herhangi bir soruna rastlanmadığını; 13.07.2021 tarihinde araç şarj olmuyor şikayetiyle yapılan başvuruda, davacının kendi şarj kablosunun, servisdeki şarj cihazına bağlandığını ve aracı %98 'e kadar şarj ettiğinin görüldüğünü, araç davacıya teslim edilmeden kısa test yapıldıüını ve daha sonra bulunan TIP'e göre işlemlerin kontrol edildiğini, herhangi soruna rastlanmadığından aracın müşteriye sorunsuz şekilde teslim edildiğini, 01.09.2021 tarihinde aracın çeşitli şikayetler ile müvekkili şirket servisine geldiğini, davacıya %80 oranında destek sunularak aracında parça değişimi sağlandığını ve aracın kusursuz bir biçimde davacıya iade edildiğini; 09.12.2021 tarihindeki servis girişinde ise aracın elektrik kablosunun değişmesi gerektiğinin görüldüğünü, ilgili yedek parça temin edilerek davacının aracı onarılarak teslime hazır hale getirildiğini; ancak davacı tarafından garanti kapsamında olmayan aracın garanti kapsamında onarımı talep edildiği için aracın iadesinin geciktiğini netice olarak aracın 25.02.2022 tarihinde ayıpsız ve sıkıntısız vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacının aracın 7 ay serviste kaldığına yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aracın hangi tarihlerde servise geldiğinin ve hangi tarihlerde davacıya teslim edildiğinin ekte sunulu servis kayıtları ile sabit olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen ve ayıp iddiasına rağmen, müvekkil şirket servisine getirilen araç üzerinde yapılan titiz inceleme ve çalışma neticesinde tespit edilen tüm arızaların eksiksiz şekilde giderildiğini ve aracın sorunsuz şekilde davacıya teslim edildiğini, bu hususların müvekkili şirket nezdinde tutulan iş emri ve sair tüm servis kayıtları ile sabit olduğunu; dava konusu araçta meydana gelen arızaların tek sebebinin davacı tarafından aracın bakımlarının yaptırılmamış olması olduğunu, aracın trafiğe çıkış tarihinin 28.03.2019 olduğunu, aracın ilk periyodik bakımının 1 yıl sonra yaptırılması gerektiğini ancak ilk periyodik bakımın 6 ay gecikmeli olarak 04.09.2020 günü yaptırıldığını, periyodik bakımı 6 ay geciktirilen bir araçta çeşitli arızaların ortaya çıkmasının gayet doğal olduğunu; ancak bu arızaların üretim kaynaklı değil kullanıcı hatasından ibaret olduğunu; aracın ayıplı olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, davacının aracında halihazırda hiçbir yakınma mevcut olmadığını bu sebeple, misli ile değişim veya sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebi ile ikame edilen huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacıya ait ... plakalı araç müvekkili şirket servisinde onarım görmüş olup, davacı tarafın talepleri doğrultusunda gerekli servis, bakım veya onarım hizmetleri sağlandıktan sonra aracın davacıya teslim edilmiş olması ve araçta hali hazırda bir yakınma kalmadığının açık olduğunu, bu nedenle misli ile değişim ya da sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını, davacı yan tarafından dava konusu aracın onarımına ilişkin bedellerin talep edildiğini, satıma konu malların ücretsiz onarımının yetkili servislerde ancak garanti süresi içerisinde gerçekleşeceğini, dava konusu aracın ise garanti süresi 2 yıl olup 27.03.2019 tarihinde satılan aracın garanti süresinin 27.03.2021 tarihinde sona erdiğini, bu sebeple garanti süresinin sona ermesinden sonra yapılacak onarımların ücretsiz olması zaten mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın usulen reddinin şayet davanın esasına girilir ise, davanın yukarıda açıklanan nedenlerle esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... Türk A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın, diğer davalı şirketten satın aldığı "..." şasi numaralı ... markalı elektrikli aracın ayıplı olduğu iddiasıyla yenisi ile değiştirilmesini ve ayrıca tazminat ödenmesini talep ettiğini; davaya konu araç müvekkili şirket tarafından ithal edilmiş olup diğer davalı ... ... Türk AŞ tarafından 27/03/2019 tarihinde davalı şirkete satıldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının, ne aracı satın aldığı tarih olan 27/03/2019 tarihinden, ne de iddia ettiği motor arızasının oluştuğu 18/05/2021 tarihinden itibaren bir ayıp ihbarında bulunmadığını, bir an için alıcının iddia ettiği ayıbın gizli olduğu ve TTK 23/1-c maddesinde belirlenen 8 günlük hak düşürücü süre içinde muayene külfetini yerine getiremediği düşünülse dahi ilk servis başvurusunun satış tarihinden 26 ay sonra 18/05/2021 tarihinde, arabuluculuk başvurusunun ise 36 ay sonra 01/02/2022 tarihinde olduğunu; esas ilişkin olarak da, müvekkili şirket davaya konu araca herhangi bir servis işlemi uygulamadığından, varsa bile, araçta mevcut bir ayıptan haberdar olmadığını, dava konusu aracın 18/05/2021, 13/07/2021 ve 01/09/2021 tarihlerinde diğer davalı servise geldiği ve yapılan incelemede aracın şarj priz kilidi arızalandığı için kontak hatası bulunduğunun tespit edildiğini; her aracın trafiğe çıktıktan sonra belli kilometre ve sürelerde bakım görmesi gerektiğini, aracın ilk kullanımını takiben yapılacak ilk bakımın, trafik güvenliği ve aracın tüm parçalarının yeknesak çalıştığının tespiti ve varsa hatalı kullanımdan gelen hataların büyümeden giderilmesi için özellikle önem arz ettiğini, davacının ise davaya konu aracın ilk bakımını altı (6) ay geciktirdiğini, özellikle elektrikli araçlar gibi yeni ve yüksek teknoloji ürünü olan ve bu denli uzun süre ilk bakım görmeyen bir araçta şarj priz kilidi arızası da dahil olmak üzere farklı arızaların meydana gelmesinin kullanıcı hatası olduğunu ileri sürerek, aracın trafik tescil kayıtlarının trafik tescil müdürlüğünden müzekkere ile istenmesi, satış ve servis kayıtlarının satışı yapan bayiden ve servis hizmetlerini sunan yetkili servisten istenmesi, teknik ve kullanım detaylarını gösterir kullanma kılavuzu istenmesinin sonuç olarak, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden usulden, araçta bir üretim hatası bulunmadığından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/12/2022 tarih ve 2022/161 Esas - 2022/1200 Karar sayılı kararında; "Dava; ayıplı araç satışı iddiasına dayalı olarak açılan, aracın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde güncel bedel iadesi ve ayıp nedeniyle oluşan zararın tazmini işlemine ilişkindir. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 27/03/2019 tarihli satış faturasına konu ... plakalı aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın üretimden mi, kullanımdan mı kaynaklı olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi talebinin yerinde olup olmadığı, ayıp nedeniyle yapıldığı iddia olunan masrafların davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.6102 sayılı TTK'nin 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nin 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nin 223. maddesine göre alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Dava konusu aracın 27/03/2019 tarihinde davalı ... tarafından davacıya satışının yapıldığı, araçta süregelen aynı arıza nedeniyle aracın 29/08/2019, 18/05/2021 ve 13/07/2021 tarihlerinde yetkili servise götürüldüğü, onarım yapılarak aracın davacıya teslim edildiği, ancak son olarak 08/11/2021 tarihinde aracın yeniden aynı arızayı vermesi üzerine yeniden servise götürüldüğü ve arızanın giderilememiş olduğu görülmektedir. Bunun üzerine davacı vekilinin davalı ...'e keşide ettiği 19/01/2022 tarihli ihtarname ile arızanın giderilmemesi nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve ayıp nedeniyle servise ödenen bedellerin iadesini talep etmiştir.Gizli ayıbın ortaya çıkmasından sonra davacı tarafından aracın yetkili servise götürülmesi ayıp ihbar şartının gerçekleştiğine karine teşkil eder. Ayrıca davacı araçtaki arızanın giderilememesi nedeniyle davalı ...'e 19/01/2022 tarihli ihtarname ile bildirim de yapmıştır. Bu nedenlerle ayıp ihbarının süresinde olduğu kabul edilmelidir.Araçta meydana gelen arızanın nedeninin tespiti amacıyla refakate elektrik yüksek mühendisi ve makine yüksek mühendisi alınarak 21/09/2022 tarihinde araç üzerinde keşif yapılmıştır. Bilirkişiler 31/10/2022 tarihli ortak raporlarında özetle; aracın bulunduğu yerdeki şarj sisteminin Austin marka elektrikli başka bir araçta denendiği, şarj sisteminin Austin marka aracı sağlıklı bir şekilde şarj ettiğinin görüldüğü, ancak aynı şarj cihazının dava konusu aracın şarjına dahi başlayamadığı, bu durumun şarj cihazı ile araç arasında bulunan bir uyumsuzluğun işareti olarak değerlendirildiği, şarj cihazında herhangi bir sorun olmadığının açık olduğu halde bu cihazın dava konusu araca verdiği enerjinin kabul edilmediğini gösterdiğini, o halde bu olayın söz konusu aracın şarj aletine bağlandığı elektrik/elektronik devrelerde önemli bir problemin olduğunu ortaya koyduğunu, aracın defalarca servise gittiği halde, aynı şikayetlere maruz kalması, araç içindeki bir arızadan kaynaklanmakta ve bu servis tarafından arızanın tespit edilemediği, serviste kullanılan şarj cihazının aracı şarj ettiği, arızanın ise batarya sitemi ile bunu kontrol eden elektrik/elektronik teçhizatta olduğunun düşünüldüğü, mevcut durum kapsamında davalı tarafından davacıya satılmış olan aracın gizli ayıplı olduğu ve aracın bu koşullar altında kullanılamaz durumda olduğuna dair rapor sunmuşlardır. 21/09/2022 tarihinde araç üzerinde icra edilen keşif sonrasında bilirkişilerden alınan 31/10/2022 tarihli ortak raporun, gerekçeli, denetlenebilir, alanında uzman makine ve elektrik yüksek mühendisleri tarafından, dosyamız kapsamı ile uyumlu ve gerekli araştırma/tetkik yapılarak hazırlanmış olması nedeniyle rapora itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.TBK'nin 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlenmiştir. Eldeki davada davacının asli talebi aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesidir.Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkereye verilen cevapta, aracın hasar kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.Bu açıklamalar ışığında davanın, ayıplı olduğu iddia edilen aracın, ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve arızanın giderilmesi için yapılan masrafın davacıya iadesi istemli olduğu, servis kayıtları ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporundan aracın elektronik aksamında arıza bulunduğunun tespit edildiği, işbu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve yukarıda açıklandığı üzere ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, davalı ...'in satıcının ayıba karşı tekeffülü, diğer davalı ...'in ise üretici olarak davacıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları,Araçta meydana gelen arızanın giderilemediği, bu koşullar altında aracın kullanılamaz durumda olduğu, aracın kilometresinin henüz 10.000'e ulaşmamış olması ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezince bildirildiği üzere aracın hasarsız olması nedenleriyle olağan kullanım dışında araçta değer kaybı yaratacak herhangi bir etkenin bulunması nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesi hakkının kullanılmasının da iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı kanaatine varılmakla; "gerekçesi ile, '' DAVANIN KABULÜ İLE;1-Davacı tarafından 27/03/2019 tarihli fatura ile satın alınan ... marka, 2019 model, ... şase numaralı, ... plakalı ayıplı aracın, davalılar tarafından aynı özelliklere sahip ayıpsız misli ile değiştirilerek davacıya verilmesine,-Dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün bulunmaması halinde (fatura bedeli olan 163.042,17 TL'den aşağı olmamak üzere) 2004 sayılı İİK'nin 24.maddesi gereğince işlem yapılmasına,-Dava konusu aracın davacı tarafından davalılara iadesine,2-19.811,07 TL maddi zararın 1.345,20 TL'sine 25/05/2021 tarihinden, 134,99 TL'sine, 20/08/2021 tarihinden ve 18.330,88 TL'sine 07/10/2021 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalı ... ... Türk A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... Türk A.Ş. ve davalı ... ... Türk A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Türk A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf taleplerine konu dava, ayıplı olduğu iddia edilen aracın misliyle değişimine ilişkin olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aracın yetkili servisteki şarj istasyonunda şarj edildiği halde davacının konutundaki şarj ünitesinde şarj edilemediğinin, halbuki başka marka bir aracın aynı ünitede şarj edilebildiğinin o halde aracın gizli ayıplı olduğunun belirtilmekte olduğunu, bilirkişi raporunda yer alan maddi tespit ile varılan kanaatin çelişkili olduğunu; bilirkişi raporunun 7. ve 8. sayfalarında, araç üzerinde yapılan incelemede, aracın şarj edilebildiğinin ve şarj edilen elektrik yükünü öngörülen süre (2 hafta) boyunca muhafaza edebildiği tespit edildiğini, bu tespit karşısında, "aracın şarj edilemediği"ne ve bu nedenle gizli ayıplı olduğuna ilişkin kanaatin maddi olayda mevcut bulunmadığını, bilirkişi heyetinin aracın ayıplı olduğuna dair görüşünü, aracın yetkili servisteki şarj ünitesinde şarj edilebilirken, davacı şirket yetkilisine ait konutta edilemediğine dayandırmakta olduğunu, bu durumun ise başlı başına araçta bir sorun (gizli ayıp) olduğunu göstermediğini; bu durumda yapılması gerekenin, sorunun araçtan, elektrik şebekesinden ya da davacıya ait şarj ünitesinden mi kaynaklandığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespiti olduğunu, mahkemece hüküm gerekçesine de alınan "serviste kullanılan şarj cihazının aracı şarj ettiği, arızanın ise batarya sitemi ile bunu kontrol eden elektrik/elektronik teçhizatta olduğunun düşünüldüğü" yönündeki bilirkişi görüşünün, aracın yetkili serviste şarj edilebildiği tespiti karşısında salt bir ihtimale dayalı tahminden ibaret olduğunu, tüm bu hususların bilirkişi raporunun, Yargıtay ilke kararlarında tespit edildiği üzere taraf iddia ve savunmalarının yanında maddi durumu tüm açıklığıyla ortaya koyma ve denetime elverişli olma koşulunu taşımadığını gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin ise maddi vakıaya ait bu hususta ek rapor alınması taleplerini kabul etmeksizin, eksik incelemeye dayalı olarak aracın misliyle değişimine karar verdiğini, İlk Derece Mahkemesinin hak düşürücü süreye yönelik gerekçesinin de yerinde olmadığını; tacirler arası satımda TTK 23/1-c maddesi hükmü uygulanacağını; davacının, aracı 27/03/2019 tarihinde diğer davalıdan satın aldığını, fakat aracı servise yasada öngörülen hak düşürücü süreler geçtikten sonra, 29/08/2019 tarihinde götürdüğünü, İleri sürerek; açıklanan nedenlerle eksik incelemeye dayalı ve maddi vakıalar ile hukuka aykırı bulunan ilk derece mahkemesi kararının geri çevrilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Türk A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin; davacının süresi içerisinde ihbarda bulunduğuna dair kararının hatalı olduğunu, davacının ayıp iddiasını kabul etmemekle birlikte, bir an için araçta ayıp olduğu kabul edilse dahi alıcının ayıbının niteliğine göre bu ayıbı 2 gün veya 8 gün içinde veya ayıbını bulunduğu sonradan anlaşılırsa derhal satıcıya bildirilmesi gerektiğini (Yargıtay 19. HD - 2016/9774 E. - 2018/70 K. - 17.01.2018 T. Kararı, Yargıtay 19. HD - 2017/1600 E. - 2017/6792 K. - 10.10.2017 T. Kararı), bir an için davacı tarafın ayıp iddiasının yerinde olduğu kabul edilse dahi, davacı yanın aracı satın almasından ilk arıza iddiası ile müvekkile başvuru tarihi arasında 5 ay bulunduğunu, eğer araç iddia konusu ayıba sahipse, bu iddiaya rağmen davacı yanın müvekkili şirkete 5 ay gibi uzun bir süre sonra başvurması ihbar süresini kaçırdığı anlamına gelmekte olduğunu, Dava konusu aracın 27.03.2019 tarihinde davacıya satıldığını; ilgili mevzuatta alıcının seçimlik haklarının 2 yıllık zaman aşımına tabi tutulduğunu; görülen davanın reddi gerekirken ilk derece mahkemesince zaman aşımı definin de göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yine usul ve yasaya aykırılığı gündeme getirdiğini ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07.11.2013 tarihli ve 2013/15574 E., 2013/27664 K.), İlk derece mahkemesince verilen misliyle değişim kararı, somut olayın gerçeklerinden ve hakkaniyetten uzak olduğunu, davacının ayıp iddiasına konu arızanın aracın evinde şarj olmadığı yönünde olduğunu; dosyada mevcut bilirkişi raporu ile, aracın serviste de diğer istasyonlarda şarj olduğunun, şarj tutma ile ilgili de bir sorunu olmadığının açıkça tespit edildiğini, buna rağmen raporda aracın davacının evinde şarj olmadığı tespiti üzerinden aracın ayıplı olduğuna kanaat getirildiğini, burada sorgulanması gerekenin Sarıyer'deki şarj istasyonunun yeterliliği olduğunu; dava konusu aracın satın alındığı tarihten itibaren 5 ay ve sonrasında da neredeyse 3 yıl boyunca şarj olduğunu, sorunsuz kullanıldığını; dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemeleri sırasında da aracın şarj olduğunun, şarj tuttuğunun ve kullanılabildiğinin bilirkişilerce tespit edildiğini; evdeki şarj istasyonunda şarj olmuyor ise, burada sorgulanması yada onarılması gerekenin evdeki şarj istasyonunn yeterliliği olduğunu, bu hususun da müvkekili şirket sorumluluğunda olmadığını, bilirkişiler ya da mahkeme, aracın serviste ve diğer şarj istasyonlarında şarj olduğunu ve şarj tuttuğunu açıkça tespit etmişken, " bu şarj istasyonunda şarj olmadı" tespiti üzerine varılması gereken sonucun aracın ayıplı olduğu değil, davacının evindeki şarj istasyonunun arızalı ya da ayıplı olması olduğunu; hal böyle iken eksik değerlendirme ve tespitler üzerinden aracın ayıplı olduğu kabulü dosya kapsamı ile bağdaşmadığı gibi abesle iştigal etmekte olduğunu, Dava konusu araçta herhangi bir imalat hatası ve/veya ayıp bulunmadığını; davacının, 27.03.2019 tarihinde müvekkili şirketten satın aldığı araç ile ilgili müvekkili şirkete çeşitli tarihlerde başvurulduğunu, 18.05.2021 tarihinde araç çalıştırıldığında şarj olmuyor şikayeti ile yapılan servis girişi neticesinde yapılan kontrollerde aracın teste bağlandığını, yazılım güncellemeleri yapıldığını, müşterinin şarj etmiyor şikayetine istinaden, aracın şarj istasyonuna bağlandığını ve şarj aldığının görüldüğübü, araç ile yol testine çıkılmış olup herhangi bir soruna rastlanmadığını; 13.07.2021 tarihinde araç şarj olmuyor şikayetiyle yapılan başvuruda, davacının kendi şarj kablosunun, servisdeki şarj cihazına bağlandığını ve aracı %98 'e kadar şarj ettiğinin görüldüğünü, araç davacıya teslim edilmeden kısa test yapıldıüını ve daha sonra bulunan TIP'e göre işlemlerin kontrol edildiğini, herhangi soruna rastlanmadığından aracın müşteriye sorunsuz şekilde teslim edildiğini, 01.09.2021 tarihinde aracın çeşitli şikayetler ile müvekkili şirket servisine geldiğini, davacıya %80 oranında destek sunularak aracında parça değişimi sağlandığını ve aracın kusursuz bir biçimde davacıya iade edildiğini; 09.12.2021 tarihindeki servis girişinde ise aracın elektrik kablosunun değişmesi gerektiğinin görüldüğünü, ilgili yedek parça temin edilerek davacının aracı onarılarak teslime hazır hale getirildiğini; ancak davacı tarafından garanti kapsamında olmayan aracın garanti kapsamında onarımı talep edildiği için aracın iadesinin geciktiğini netice olarak aracın 25.02.2022 tarihinde ayıpsız ve sıkıntısız vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacının aracın 7 ay serviste kaldığına yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, Dava dilekçesinde bahsi geçen ve ayıp iddiasına rağmen, müvekkil şirket servisine getirilen araç üzerinde yapılan titiz inceleme ve çalışma neticesinde tespit edilen tüm arızaların eksiksiz şekilde giderildiğini ve aracın sorunsuz şekilde davacıya teslim edildiğini, bu hususların müvekkili şirket nezdinde tutulan iş emri ve sair tüm servis kayıtları ile sabit olduğunu; dava konusu araçta meydana gelen arızaların tek sebebinin davacı tarafından aracın bakımlarının yaptırılmamış olması olduğunu, aracın trafiğe çıkış tarihinin 28.03.2019 olduğunu, aracın ilk periyodik bakımının 1 yıl sonra yaptırılması gerektiğini ancak ilk periyodik bakımın 6 ay gecikmeli olarak 04.09.2020 günü yaptırıldığını, periyodik bakımı 6 ay geciktirilen bir araçta çeşitli arızaların ortaya çıkmasının gayet doğal olduğunu; ancak bu arızaların üretim kaynaklı değil kullanıcı hatasından ibaret olduğunu; ilk derece mahkemesince aracın gizli ayıplı olduğuna yönelik verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını da belirtmek istediklerini, İlk derece mahkemesince verilen karara dayanak bilirkişi raporunun; eksik inceleme sonucu ikame edildiğini ve araçtaki iddia edilen arızaya yönelik net bir gerekçe ortaya koyamadığı için hüküm kurmaya da elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda, aracın yetkili servis olan müvekkili şirketin Davutpaşa adresinde yapılan testlerinde, şarj aldığı ve dahi test sürüşlerinde sorun olmadığının görüldüğünü; müvekkili şirket servisinde aracın öncelikle yaklaşık 30 dakika şarj edildiğinin ve bataryasının %48' e ulaştığının, menzilinin de 56 km olduğunun; ardından araçla bilirkişilerce test sürüşü yapıldığının ve aracın sorunsuz bir şekilde kullanıldığın taraf vekilleri ve bilirkişilerin huzurunda görüldüğünü; sonrasında aracın; ikinci kez şarj istasyonuna bağlandığını ve bu kez de 15 dakikalık bir sürede şarjının %70' e menzilinin de 81 km' ye yükseldiğini; yapılan ikinci test sürüşünün de sorunsuz bir şekilde gerçekleştiğini, neticede davacı yanın iddiasına konu aracın şarj edilemediğine yönelik bir problemin olmadığının görüldüğünü; bu tespitin bilirkişilerce yapıldığını ve bilirkişi raporlarında da açıkça yer aldığını, araç bataryasında elektrik kaçağının veya şarj olma ile ilgili herhangi bir problemin olmadığı ilk derece mahkemesi kararına dayanak bilirkişi raporunda tespit edilmişken, yerel mahkemenin buna rağmen aracı ayıplı olarak nitelemesinin kabul edilemeyeceğini, davaya konu aracın müvekkili şirket yetkili servisinde sorunsuz bir şekilde şarj edilebildiği ve kusursuz bir şekilde de kullanıldığı tespit edildikten sonra; aracın bataryasının enerji eksiltip eksiltilmediğinin gözlemlenmesi amacıyla 3. kez test yapıldığını; bu son test neticesinde yerel mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunun 10. sayfasında; aradan 2 hafta geçmesine rağmen aracın bataryasında enerji kaçağı olmadığının, menzilinin 81 km' den 74 km' ye düştüğünün, bunun da aracın 2 hafta boyunca hiç çalıştırılmamasından ötürü normal olduğunun hatta bu durumun içten yanmalı motorlarda ilk hareketi veren akü sisteminde de karşılaşılabilen bir durum olduğunun belirtildiğini, davaya konu araç hakkında davacı yanın iddiasının aracın şarj almama problemi olduğunu; oysa ki yapılan 3 farklı test sonucunda da aracın şarj aldığının ve aldığı bu şarjı muhafaza da edebildiğinin görüldüğünü; buna rağmen bilirkişi raporlarını dayanak aldığını belirten ilk derece mahkemesinin, raporun müvekkili lehine kısımlarını hiç değerlendirmediğini ve tamamen aleyhe bir yaklaşımla hatalı olarak hükmünü kurduğunu,İlk derece mahkemesi ve kararına dayanak raporun sahibi bilirkişilerin yüzeysel ve yanılgılı bir yorumla, aracın davacının adresindeki şarj ünitesinde şarj almamasının nedeni olarak, batarya sistemi ve bunu kontrol eden elektrik/ elektronik teçhizattaki arıza olarak gösterdiğini ancak yine bilirkişilerin tanzim ettikleri raporda aynı aracın müvekkili şirket servisinde sorunsuz bir şekilde şarj olduğunun ve dahi bataryasında enerji kaçağının da olmamasından ötürü sorunsuz bir şekilde kullanıldığının bilirkişilerce de yapılan testlerde görüldüğünü ve raporda belirtildiğini, buna rağmen sırf aracın davacının adresindeki şarj ünitesinde şarj edilememesinden kaynaklı arızalı olduğunun ileri sürülmesinin, neticeden de ilk derece mahkemesinin hatalı bu tespiti kabul edip hüküm kurmasının hakkaniyete aykırı olduğunu; çünkü ayıplı olduğundan bahisle misli ile değişim kararı verilen aracın şarj almakta olduğunu; burada sorgulanması ve irdelenmesi gerekenin, davacının adresindeki istasyonun yeterliliği olduğunu; bununla ilgili de herhangi bir inceleme yapılmadığını; ilk derece mahkemesinin bu izahları tamamen göz ardı edip, itirazları üzerine giderek ek rapor dahi aldırmamasının adeta dosyanın "bir an evvel elden çıkması" amacıyla hareket edildiğini gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin tabiri caizse apar topar yaptığı yargılama sonucu vermiş olduğu bu kararın, kabulünün mümkün olmadığını, Her araç birbirinden bağımsız ve nevi şahsına münhasır olmakla birlikte, şarj ünitesinin bulunduğu bölgedeki alt yapının niteliği, üniteye giren akım, çıkan akım gibi bir çok özelliği vb. gibi hususların araçların kimisinin şarj alabilmesine kimisinin ise alamamasına neden olabileceğini; bu durumun araçları ayıplı kılamayacağını, bilakis o bölgenin ya da istasyonun alt yapısal sorunlarını gündeme getireceğini fakat aracın şarj almadığını göstermeyeceğini; aracın, raporda da teknik detayları verildiği üzere şarj almakta olduğunu, sorulması gereken sorunun davacı yan adresindeki ünite veya şebekede bir arıza olup olmadığı hususu olduğunu, bilirkişilerin, serviste şarj olan ancak davacı adresinde şarj olmayan araçla ilgili, sorun nerede olduğuna cevap bulamadıkları için en kolay yolu seçip sorunun arabada olduğuna karar verdiklerini; bunun başlı başına yüzeysel ve bilimsel gerçeklikten uzak bir tespit olduğunu, davacı yan adresi olan ...' daki şarj istasyonunun arızalı olduğu varsayımında bunun tespiti ve onarımının servisten beklenemeyeceğini; tüm bunlarla birlikte istasyon arızasının malda ya da hizmette ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini; tüm bu hususlar gerektiği gibi irdelenmeden salt yüzeysel bir rapora dayanarak karar verilmesinin kabulü mümkün olmadığını; İlk derece mahkemesince kurulan hükümde; aracın misliyle değişimine karar verildiğini ancak bu kararda "her türlü takyidattan ari olacak şekilde" hüküm kurulması gerekirken bu hususun göz ardı edilmesinin, kararın eksik ve hukuka aykırı olmasına neden olduğunu, ayıba karşı tefekkül durumunda; alıcının seçimlik haklarını kullanması durumunda, hakimin TBK m.227 uyarınca durumun şartları alıcının dönme hakkını veya misliyle değişim hakkını kullanmasını haklı göstermiyor ise satılanın onarılmasına veya bedelde indirime hükmedebileceğini, somut uyuşmazlığın odağında; şarj almadığı iddia edilen oysa ki şarj aldığı bilirkişi raporuyla da tespit edilen bir araç olduğunu; esasen davaya konu iddianın da aracın şarj almadığı noktasında toplanmakta olduğunu; aracın yetkili serviste şarj aldığının görüldüğü ve tespit edildiği anda bu iddianın boşa çıktığını; bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, velev ki aksi kanaatte olunsa dahi, aracın misliyle değişimi gibi ağır ve taraflar arasındaki menfaat dengesini zedeleyen bir karar yerine, ilk derece mahkemesinin TBK m.227 gereği satılanın onarılması veya ayıp oranında bedelde indirime hükmetmesinin daha yerinde ve hakkaniyetli olacağını; oysa ki mahkemenin bunun yerine hali hazırda şarj alan ve hiçbir problemi olmayan bir aracın misliyle değişimine karar vererek sonuçları ağır ve hakkaniyetten uzak bir hüküm kurduğunu;Bilirkişilerin istasyon için herhangi bir inceleme yapmadığını, bunun yerine aracın ayıplı olduğu tespitinde bulunduklarını; arızanın nereden kaynaklandığını tespit edemeyen bilirkişilerin; arızayı, şarj problemi olmayan ve sorunsuz şekilde kullanıma uygun olduğu tespit edilen davaya konu araca bağlamaları, ne denli yanılgılı ve yüzeysel bir rapor tanzim ettiklerinin en büyük göstergesiyken, ilk derece mahkemesinin bu yüzeysel raporu dayanak almasının da bir o kadar abesle iştigal olduğunu; tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesinin kararının kabulü mümkün olmayıp, kaldırılması ve haksız davanın reddedilmesi gerektiğini, İleri sürerek, izah edilen ve re'sen değerlendirilecek sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davaya konu aracın şarj alıyor ve tutuyor olduğu dosyada mevcut bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğundan ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı ... firmasının ithalatçısı olduğu, davacı ile davalı ... Şirketi arasındaki araç satış sözleşmesine konu elektrikli otomobilin gizli ayıplı olduğundan bahisle, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve aracın onarımı için ödenen servis ücretlerinin davalılardan tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, araç satış faturası, yetkili servis kayıtları, aracın tramer kayıtları dosya arasına alınmış, iki makine mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle araç üzerinde keşfen inceleme yaptırılmış ve yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, servis onarım ücretlerinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; zamanaşımı def'ilerinin değerlendirilmediği, ihbar sürelerine uyulduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğu, araçta ayıp olmadığı, aracın davalı şirket servisinde şarj olmasına rağmen, davacının evindeki şarj ünitesinde şarj olmadığı bilirkişi raporunda tespit edilmesine ve araçta ne türden bir arıza olduğuna dair net bir tespit yapılamamasına rağmen, davalı evindeki şarj istasyonunun yeterliliğine ilişkin itirazları hususunda ek rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediği, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla araçta halihazırda hiçbir sorun olmamasına rağmen misli ile değişim talebinin kabul edilmesinin de hatalı olduğu yönündedir. Davalı ... vekili tarfaından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafından ihbar sürelerine uyulmadığı, araçta herhangi bir ayıp mevcut olmadığı, bilirkişi raporu ile aracın şarj olma sorunu olmadığı tespit edilmesine rağmen, sırf davacı evindeki şarj istasyonunda aracın şarj olmadığı gerekçesi ile araçta gizli ayıp bulunduğunun kabulünün hukuka aykırı olduğu, bu konudaki itirazları hususunda ek rapor alınması gerektiği yönündedir. HMK'nun 297/1-c ve 297/2. maddesi uyarınca mahkemece taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması zorunludur. Aksi halde istinaf denetimine uygun bir kararın varlığından da bahsedilemez. 6098 Sayılı TBK'nun 231/1 fıkrası uyarınca; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca; satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Somut olayda; davalı ... firması tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile davacı tarafından ileri sürülen talepler bakımından zamanaşımı defi ileri sürülmüş olup, ilk derece mahkemesi tarafından zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı hususunda ne ara karar ile ne de gerekçeli kararda olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmış olup, davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda teknik bilirkişiler tarafından; farklı tarihlerde yapılan şarj ölçümleri neticesinde; dava konusu aracın ... yetkili servisi şarj ünitesinde yapılan şarj işlemlerinde sorunsuz şarj olduğunun, herhangi bir kaçak bulunmadığının, ancak davacının evinin bulunduğu ...'daki şarj cihazında yapılan üçüncü ve son keşifte, cihazın aracı şarj etmediğinin tespit edildiğinin, öte yandan bu cihazın aynı yerde bulunan Austin marka elektrikli aracı şarj ettiğinin, buna göre ...'daki şarj cihazında herhangi bir sorun olmadığı halde bu cihazın dava konusu aracın şarjına dahi başlayamamış olmasının, şarj cihazı ile araç arasında bulunan bir uyumsuzluğa işaret ettiğinin, dava konusu aracın şarj aletine bağlandığı elektrik/elektronik devrelerde önemli bir problemin olduğunu ortaya koyduğunun, bu durumun servise gittiği halde, aynı şikayetlere maruz kalan araç içindeki bir arızadan kaynaklandığının ve bunun servis tarafından tespit edilemediğinin, zira serviste kullanılan şarj cihazının layıkıyla görevini yaptığının ve araç düzeneği ile uyum içinde çalıştığının, o halde söz konusu arızanın ve problemin giderilebilmesi için ...’daki şarj cihazı ile birlikte dava konusu aracın birlikte serviste muayene edilmesi gerektiğinin, davalı tarafından davacıya satılmış olan aracın gizli ayıplı olduğunun, arızanın ise batarya sitemi ile bunu kontroledenelektrik/elektronik teçhizatta olduğunun düşünüldüğünün belirtildiği anlaşılmıştır. Davalılar tarafından bilirkişi raporuna karşı istinaf sebebi olarak da ileri sürülen hususlarda itiraz edilmiş ve ek rapor alınması talep edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından dava dosyasına sunulu servis kayıtlarının rapora dercedilmekle yetinildiği ve bu servis kayıtları ile dayanağı faturalara konu işlemlerin davacının ayıp iddiası bakımından hiç değerlendirilmediği, yine dava konusu aracın yalnızca ... yetkili servisindeki şarj ünitesi ile ...'da bulunan şarj ünitesinde şarj edilmeye çalışıldığı, yetkili serviste sorunsuz şarj edilen aracın, ...'da bulunan şarj cihazında şarj olmaya başlamadığı, her ne kadar bu şarj ünitesinde keşif sırasında orada bulunan bir başka elektrikli aracın şarj olduğundan bahisle sorunun şarj ünitesinden değil, dava konusu araçtan kaynaklandığının düşünüldüğü belirtilmiş ise de; davalıların şarj ünitelerinin alt yapılarındaki kimi eksiklikler nedeniyle yeterliliklerinin farklı araçlarda farklı sonuçlar doğurabileceğine, varsayıma dayalı ayıp tespitinde bulunulamayacağına, şarj cihazı üzerinde inceleme yapılması gerektiğine yönelik ciddi itirazlarının ve ek rapor taleplerinin mahkemece karşılanmadığı anlaşılmış, davalılar tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davalı ... şirketi tarafından ileri sürülen zamanaşımı defi'nin TBK'nun 231 maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi, araca ilişkin garanti belgesi ve kullanım klavuzu da dosya arasında alınarak, dava konusu araç ve ...'da bulunan şarj ünitesi üzerinde gerekli görülmesi halinde laboratuar ortamında inceleme yaptırılması, dava konusu aracın yalnızca yetkili servis şarj ünitesinde ve davacı evi yakınındaki şarj ünitesinde değil, farklı şarj ünitelerinde şarj edilmesinin sağlanması, tüm servis kayıtları da değerlendirilmek suretiyle, araçta tekrar eden "şarj etmiyor" arızasının imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp mahiyetinde mi, yoksa kullanıcı hatasından veya davacı evi yakınındaki şarj ünitesinden kaynaklanan arıza niteliğinde mi olduğunun tespiti amacıyla, taraf itirazlarını karşılar nitelikte, bilimsel verilere dayalı, teknik açıdan yeterli ve denetime açık ek rapor veya yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle; davalı ... ... ...Şirketi ile davalı ... ...Şirketi'nin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... ... ...Şirketi ile davalı ... ...Şirketi'nin istinaf başvurularının KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye ... Mahkemesi'nin 28/12/2022 tarih ve 2022/161 Esas ve 2022/1200 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar haçlarının talep halinde davalılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.