T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/472 - 2026/572 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/472 KARAR NO : 2026/572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/10/2023 NUMARASI : 2023/208 E. - 2023/634 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinc…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/472 - 2026/572 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/472 KARAR NO : 2026/572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/10/2023 NUMARASI : 2023/208 E. - 2023/634 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/10/2023 tarih ve 2023/208 E. - 2023/634 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. arasında panel alım satımına ilişkin bir sözleşme yapıldığını, sözleşme kapsamındaki panellerin taşınması hususunda nakliyeci davalı ... ile anlaşıldığını, davalının Afyonkarahisar ili civarında yolda uyuduğu için tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası geçirdiğini, kazada davacının malzemelerini zayi etmesi üzerine bedelinin tahsili için davalıya Ankara 3.İcra Dairesi 2022/18919 esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu, davalı tarafından Afyonkarahisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/152 sayılı D.İş dosyası üzerinden panellerin sağlam olup olmadığının tespitinin istediğini, davalı tarafından sağlam panellerin teslimi ve borçtan düşülmesi, akabinde zayi olan panellerin bedelinin iadesinin teklif edildiğini, davalı tarafından sağlam panellerin iadesi yapılarak, bedelinin borçtan düşüldüğünü, sağlam olan panellerin değerinin 119.631,718 TL olduğunu, kaza sonucu kullanılamaz olan panellerin değerinin yani davalının bakiye borcunun ise 35.440,2535 TL olduğunu, davalı tarafından sadece 22.000,00TL + 3.215,00TL (Tahsil Harcı) ödeme yapıldığını, bakiye 13.440,2535 TL ve fer'ileriyle beraber icra dosyasının bakiye borcunun ödenmediğini, ödenmeyen toplam borcun 48.193,63 TL olduğunu, tüm bu hususların davacı ile davalı arasında imzalanan protokol ile kabul edilerek kayıt altına alındığını ileri sürerek Ankara 3.İcra Dairesi 2022/18919 esas sayılı dosyasına davalı tarafından gerçekleştirilen itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının meydana gelen trafik kazasında %100 kusuru olduğu değerlendirmesinin kabul edilmediğini, davacı tarafın uyuşmazlığa ilişkin taşıma sözleşmesi sunmadığı gibi iddialarını ispatlayamadığını, temin edildiğinde sunulacak faturalara göre davacı tarafın alacağının faturadaki ve irsaliye makbuzundaki panel malzemelerin fiyatlarıyla uyuşmadığını, davacı tarafın fatura alacağı 13.000,00 civarında göründüğü halde haksız olarak 48.000,00 civarında alacak isteminde bulunduğunu, taraflar arasında protokol yapılmış ise de davalının rızası hilafına borcun bitmediği borcun devam edeceği şeklinde davalının tamamen iradesi fesada uğratılarak davalı vekilinin imzası ile düzenlendiğini, davalının aleyhe iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte borcun tamamının bittiği düşüncesiyle vekiline imza atması konusunda yetki verdiğini, söz konusu protokoldeki ödemeyi ikrar olarak kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın gerçek alacağından fazla miktar istediğinden protokolle yapılan ödemeyle de davacının alacağının sona erdiğinin Değerlendirildiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini, protokol baskıyla, kötüniyetle ve rıza hilafına imzalatıldığından davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin TTK 850 vd. düzenlenen taşıma işinden kaynaklanması nedeniyle mahkemenin görevli, HMK 10. ve TBK 89/I gereğince alacaklı ikametgahı olan Ankara mahkemelerinin yetkili bulunduğu, taraflar arasında taşıma sözleşmesi yapıldığı, davacıya ait emtianın davalı tarafından taşınması esnasında 12/11/2022 tarihinde davalının tek taraflı olarak trafik kazası geçirmesi nedeniyle emtianın zarar gördüğü, devamında davacı tarafından yapılan takip sonrasında tarafların dava dilekçesinde ekli olan 27/02/2023 tarihli protokolü akdettikleri, davalı tarafından iş bu protokolün iradesi fesada uğratılarak imzalatıldığı iddia edilse de, bu protokolün akdedilmesi için yetki verildiğinin kabul edildiği, yine iş bu protokolün irade fesadı hallerinden birisine uygun olarak akdedildiğinin de ispat edilemediği, takipten sonra ve davadan önce taraflar arasındaki protokolde kabul edilen ödeme tutarları asıl alacak miktarından TBK 100. madde gereğince mahsup edilerek asıl alacak miktarının belirlendiği, alacağının likit olması ve davalı tarafından haksız itiraz edilmesi nedeniyle davalı aleyhine inkar tazminatı takdir edildiği, takibin kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2022/18909 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın bakiye alacak, icra harç ve giderleri icra vekalet ücreti toplamı ve faiz toplamı 55.854,35 TL üzerinden devamına, 31.400,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, işi müvekkili değil ... Şirketi yaptığından husumetin bu şirkete yöneltilmesinin gerektiğini, bilirkişi raporlarında hukuka aykırı ve çelişkili değerlendirmeler yapıldığını, raporların hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, müvekkilinin işbu taşıma sözleşmesinde illiyet bağı yönünden haksız fiilden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taşıma sözleşmesinin müvekkili ile değil taşımacılık firmasının kendisiyle yapıldığını, müvekkili taşıma şirketinin çalışanı olduğundan husumetin şirkete yöneltilmesinin ve davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının nakliye ücretini de ödemediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 875/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Şayet ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, bu durumda taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır. Yine aynı Kanun’un 878. maddesinde düzenlenen "gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama" gibi koşullar nedeniyle ziya, hasar ya da gecikme meydana gelmişse taşıyıcının sorumluluğuna gidilemeyecektir. 6102 sayılı TTK'nın 882. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olup, aynı Kanunun 886. maddesinde ise zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı düzenlenmiştir. Kanun'un 886. maddesinde düzenlenen kast, hukuka aykırı bir sonucun elde edilmesi için bilerek, isteyerek yapılan hareketi ifade etmekte olup taşıyıcının kasten zarara neden olması halinde sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağı açıktır. Maddede geçen pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalden neyin anlaşılması gerektiği ise açık değildir. Bilindiği üzere pervasız sözcüğü, çekinmeden, sakınmadan, korkmadan anlamlarına gelmektedir. Kanun’un gerekçesinde de bu ibarenin kasta eşit kusuru ifade ettiği açıklanmıştır. TTK’nın 886. maddesine kaynak teşkil eden CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde de yer alan kasta eş değer kusur ifadesinden dolaylı kastın anlaşılması gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır (Doç.Dr.Hakan Karan, CMR Şerhi, Ankara,2011, s:735 vd.). Buna karşılık Özel Daire, CMR’nin 29. maddesinde yer alan kasta eş değer kusur ifadesinin, 6762 sayılı TTK’nın 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü gerektiği görüşündedir(11.HD. 14.06.2012 tarih, 2011/3636 E.,2012/10599K). Özel Daire, 6102 sayılı TTK yürürlüğe girdikten sonra verilen bir başka kararda da aynı uygulamayı sürdürmüş ve taşıyıcının ağır kusurlu olması halinde TTK’nın 886. maddesinde düzenlenen sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı açıklanmıştır (01.10.2014 tarih, 2014/7269-15022 E.K.). Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, taşıyıcının, davranışı sonucunda zararın meydana gelmesi ihtimalini öngörebilecek durumda olmasına rağmen yine de sakınmadan, çekinmeden böyle bir davranışta bulunması halinde TTK’nın 886. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağı kanaatine varılmıştır. Somut olayda da zararı doğuran olayın, taşıyıcının taşıma sırasında direksiyon başında uyuması nedeniyle meydana geldiği sabit olduğuna göre, davalının, uykusunun geldiğini ve bu nedenle kazanın gerçekleşme ihtimalini öngörebilecek durumda olduğu halde yine de sakınmadan, seyre ara vermek yerine araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle, TTK'nın 886.maddesi uyarınca sorumluluk sınırlamalarından faydalanamayacağı kanaatine varılmıştır. Bu durumda davacının dolaylı zararları dahil, uğradığı tüm gerçek zararlarını davalıdan talep edebileceğinin kabul edilmesi gerekir. TTK'nın 880. maddesinde, taşıyıcının, eşyanın tamamen veya kısmen zıyanından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminatın, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağı düzenlenmiştir. Davacının dava dışı ... A.Ş.'den satın aldığı panellerin davalı tarafından taşınması sırasında hasarlanması üzerine, taşınan emtia için 157.000,00 TL "telef bedeli" açıklamasıyla davalı aleyhine Ankara 3.İcra Dairesi 2022/18919 esas sayılı icra takibini başlattığı, davalının itirazı sonucu duran takibin devamı için işbu davanın açıldığı, davalı tarafından, davacı da taraf gösterilmek suretiyle Afyonkarahisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/152 sayılı D.İş dosyası üzerinden hasar tespiti yaptırılmışsa da bu tespitin davacının gerçek zararını belirlemekten uzak olduğu, dava konusu icra takibinden sonra 27/02/2023 tarihinde taraflar arasında protokol düzenlenerek davalı tarafından, borcun 141.631,718 TL'lik kısmı ile 3215 TL'lik tahsil harcı davacıya ödenmiştir. Ancak protokolde toplam borç miktarı belirlenmediği gibi, yapılan ödemeden sonra alacaklının icra dosyasına ilişkin bakiye alacağının devam ettiği, borçlunun ise bakiye borç yönünden itirazının devam ettiği ve kalan borcu kabul etmediği açıkça belirtilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının, TTK'nın 880.maddesi uyarınca eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması, davalı tarafından protokol kapsamında yapılan ödemenin bu miktardan düşülmesi, bundan sonra toplam zarar miktarı bakımından her halükarda takipte talep edilen asıl alacak miktarının üzerine çıkılamayacağının gözetilmesi, davacının bakiye alacağının bulunması halinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Öte yandan, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse -veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa- bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu sebeple icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2004 gün, 2004/9-508 E., 2004/562 K, 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E., 2005/210 K; 08.06.2005 gün, 2005/19-270 E., 2005/365 K, 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E., 2007/220 K., 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E.,2007/453 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 2011/56 K sayılı, 2.11.2003 gün ve 2003/19-589 E., 2003/645 K, 19.10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K. sayılı kararları) Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/06/2022 tarih, 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararında, "... icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir." biçiminde vurgulandığı halde, somut olayda faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam dosya borcu belirlenip, davacı tarafından yapılan ödemeler toplamı bu miktardan düşülerek bakiye 55854,35 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi de doğru olmamıştır. Son olarak, dava konusu olay tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve tazmini gerekecek bedel taraflar arasında açıkça kararlaştırılmadığından, tazminat alacağı önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığından ve bağlamda da İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hatalıdır. Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde, davacının davalıdan TTK'nın 880.maddesi uyarınca talep edebileceği zararının belirlenmesinden sonra, (her halükarda takipte talep edilen asıl alacak miktarının üzerine çıkılamayacağı gözetilerek) takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığının dikkate alınması, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/10/2023 gün ve 2023/208 E. - 2023/634 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 953,86-TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.