T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 17/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 14/10/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VELİ : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av.....…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 17/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 14/10/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VELİ : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... Av..... DAVALILAR : 1- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... : 2- ........ VEKİLİ : Av..... 3- ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 17/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 08.07.2016 tarihinde Konya Polatlı–Kadınhanı istikametinde meydana gelen trafik kazasında, davacı ........’ın içinde bulunduğu ........ plakalı araç, davalı ........’in sevk ve idaresindeki ........ plakalı traktöre arkadan çarpmış, kazada davacının annesi ........ ve kız kardeşi ........ vefat etmiş, davacı ise yaralanmıştır. Traktörün üç römorklu, yeterli ışıklandırma ve donanıma sahip olmaması sebebiyle kazanın meydana geldiği, ceza yargılamasında ........’in asli, ........’ın tali kusurlu bulunduğu ve ........ hakkında Konya .... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında mahkûmiyet kararı verildiği belirtilmiştir. Müteveffa ........’ın Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalıştığı ve aylık 2.000–2.500 TL gelir elde ettiği, bu gelirden davacının destekten yoksun kaldığı, ayrıca küçük yaşta annesini kaybetmesi sebebiyle ciddi manevi yıkım yaşadığı, daha önce ........’ya karşı açılan Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında 8.201,55 TL tazminata hükmedilmiş olsa da bu miktarın zararı karşılamaya yeterli olmadığı ifade edilmiştir. Kaza tarihinde traktörün sigortasız olduğu, arabuluculuk sürecinin 26.06.2020 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığı, bu nedenle müvekkil lehine belirsiz alacak niteliğinde şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, kazanın gerçekleştiği 08.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. ........ Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının müvekkil ........’na usulüne uygun başvuru yapmadığı, bu nedenle dava şartının gerçekleşmediği ve davanın usulden reddi gerektiği savunulmuştur. Ayrıca davacının talebinin zamanaşımına uğradığı, ........’nın sorumluluğunun sadece kusur oranı ve kaza tarihindeki teminat limitleriyle sınırlı olduğu, kazaya karışan ........ plakalı aracın sürücüsü ........’ın tam kusurlu olduğu, kazada sigortasız olduğu iddia edilen ........ plakalı traktörün kusursuz olduğu, dolayısıyla müvekkil hesabın sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Müteveffa ........’ın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, ayrıca hatır taşıması bulunduğu gerekçesiyle tazminattan indirim yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. Davaya konu olay nedeniyle müvekkil ........ tarafından daha önce ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin dosyada dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Tazminat hesabında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve TRH 2010 mortalite tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiği, iskonto oranının %1,65 olması gerektiği vurgulanmıştır. Müvekkilin kusurlu halleri ve kusur oranını kabul etmediği, başvuru tarihinde temerrüde düşmediği, davacının avans faizi talebinin haksız olduğu, müvekkilin ticari şirket olmadığı belirtilerek; tüm bu gerekçelerle davanın öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalılar ........ Ve ........ Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının bakiye alacağı bulunmadığını, zira ........ tarafından davacı ........’a 22.07.2019 tarihinde 77.381 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, davacının bu ödemeye ilişkin ibraname imzalayarak haklarını devrettiğini ve müvekkillere başvurmayacağını beyan ettiğini, dolayısıyla davanın KTK m.111 uyarınca reddi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca aynı kazaya ilişkin Kadınhanı Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyada yapılan yargılamada adli tıp ve aktüerya raporlarının alındığını, kararın 14.02.2023 tarihli ... sayılı karar ile verildiğini ve istinaf aşamasında olduğunu bildirmiştir. Davacıya yapılan ödemelerin ödeme tarihi itibarıyla yeterli olduğunu, aksinin asgari ücret artışları nedeniyle haksız bir durum yaratacağını savunmuştur. Kaza tarihinde (08.07.2016) müvekkil ........’in sevk ve idaresindeki traktörün üç römorklu, reflektörlü ve görünür durumda olduğunu, arkadan çarpan ........’ın yönetimindeki aracın fren izi bulunmadığını, bu nedenle olayda asli kusurlunun ........ olduğunu, müvekkil ........’in ise tali veya %25 oranında kusurlu bulunduğunu gösteren 22.12.2016, 01.08.2019 ve 18.10.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarını dosyaya sunduğunu belirtmiştir. Ayrıca müteveffaların emniyet kemeri takmamaları nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması, hatır taşıması kapsamında tazminattan indirim uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. Hesaplamaların 7327 sayılı Kanun değişikliği ve KTK m.90 uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz esasına göre, aktüeryal yöntemle yapılması gerektiğini, önceki yöntemlerin hukuka ve mali dengeye aykırı olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Anlatılan somut olay ve diğer hususlar dikkate alındığında; müteveffanın davacının annesi olup kaza tarihinde Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalıştığı, davacının sıfatı gereği yapılan değerlendirmede müteveffanın destek konumunda bulunduğu, davacıya dava tarihinden önce dava dışı sigorta şirketi tarafından 8.201,55 TL davalı ........ tarafından ise 76.757,52 TL ödemenin yapıldığı, uzman bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre hem PMF1931 hem de TRH2010 yaşam tablosuna göre alacağının kalmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle davanın reddine karar vermek gerekmiş" şeklinde davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkilinin yaşanan kazadan sonraki süreçte ........ başvurduğunu, yapılan başvuruda müteveffanın maaş bordroları ve SGK kayıtlarının da ibraz edildiğini, buna rağmen tazminat miktarlarının oldukça düşük hesaplanarak müvekkiline eksik ödeme yapıldığını, dosya kapsamında alınan 24/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda da ........ müvekkiline yaptığı ödemede fahiş bir eksiklik olduğunun ortada olduğunu, davalılar tarafından dosyaya sunulan ibranamenin makbuz hükmünde olduğunu, 2 yıl içinde iptalini gerektirecek bir durumun da söz konusu olmadığını, müvekkili ........'in 18 yaşına girdiği tarih itibariyle çalışma çağına geleceği ve desteklikten çıkacağı kabul edilerek değerlendirme yapıldığını ancak günümüzde çocukların 22-25 yaşına kadar eğitim gördüğünü, kararın kaldırılmasını, talepleri şeklinde davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir. - KTK 111. Madde kapsamında süre yönünden yapılan itirazın incelemesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Somut olaya bakıldığında; davaya konu kaza nedeniyle davalı ........ yapılan başvuru sonucu 12/07/2019 tarihinde ibraname düzenlendiği ve buna binaen 22/07/2019'da kazada ölen ........ 'ın hak sahibi olan davacıya ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafından hak düşürücü süre içerisinde 15/06/2020 tarihli arabuluculuk kapsamında ........ başvuruda bulunulduğu görülmektedir. Bu itibarla mahkemece davanın 2 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle de reddedilmediği görülmekle buna ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. -Davacının yetersiz ödeme yapıldığına ilişkin itirazlarının incelenmesinde: HMK’nun 280.maddesinde; "Bilirkişi, raporunu varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak Mahkemeye verir, verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir" düzenlemesinin, 281/1 maddesinde; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususları, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler" düzenlemesinin mevcut olduğu, buradaki amacın tarafların raporu okuyup değerlendirmeleri ve varsa itirazlarını bildirebilmeleri olduğu, bu durumda, yani taraflara raporun tebliğ edilmesi ve sonrasında taraflarca rapora itiraz edilmemesi halinde raporun itiraz etmeyen bakımından kesinleşeceği, artık rapora itiraz etme imkanının ortadan kalkacağı, bu hususun kesin sürelerle ilgili düzenlemelerin bir sonucu olduğu,Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı izahtan varestedir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/3253 Esas, 2017/9419 Karar; aynı daire 2015/10058 Esas, 2018/4639 Karar sayılı,2017/157 Esas 2018/11631 Karar sayılı ilamları) Bu kapsamda hükme esas alınan 15/09/2025 tarihli bilirkişi raporunun 17/06/2025 tarihli yetki belgesi ile vekaletnamedeki tüm hususlar ile yetkilendirilen davacı vekiline 22/09/2025 tarihinde ihtaratlı olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen, bilirkişi raporuna itirazda bulunulmadığı, bu durumun davalılar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilerek, bu nedenle davacı vekilinin istinafı reddedilmiştir. Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılması gereken 732,00 TL maktu karar harcından istinaf aşamasında yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.17/04/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.