11. Hukuk Dairesi 2024/673 E. , 2025/576 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/899 Esas, 2023/1557 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/261 Esas, 2022/125 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten v…
**11. Hukuk Dairesi 2024/673 E. , 2025/576 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/899 Esas, 2023/1557 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/261 Esas, 2022/125 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, 15.11.2005 ile 05.12.2009 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, şirketin 05.05.2011 tarihinde almış olduğu sermaye artırımının iptali için Isparta 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/161 E. sayılı dosyada dava açtığını ve tedbir talep ettiğini, Mahkemece tensip tutanağı ile 27 Mayıs 2011 gününde sermaye artışının tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, tedbirin ancak 14.04.2015 tarihli celsede kaldırıldığını, haksız ihtiyati tedbirden ötürü şirketin zararı uğradığını belirterek şimdilik 500.000,00 TL tazminatın zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10.09.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 551.056,85 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin ortağı olduğunu, davacı, müvekkilinin kötü niyetli olduğundan bahsetmiş olsa da burada bir hakkın hukuka uygun şekilde kullanımının söz konusu olduğunu, alınan “sermaye arttırımı kararının” hukuka aykırı bir şekilde alındığını, ek olarak bu kararın verilmesinin amacının da bir kısım ortaklarının paylarına zarar verme çabası olduğunu, olayda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 451. maddesinde belirtilen kötü niyet şartının oluşmadığını, aksine verilen sermaye artırımı kararının kötü niyetli bir karar olduğunu, sermaye artırımına ilişkin kararın şirketin mali durumunun gerektirmediği halde şirketin iç kaynaklarından sermaye artırımının yapılması mümkünken dış kaynaklardan karşılanmak suretiyle yapılmaya çalışılmasının şirketin küçük ortaklarının şirketten tasfiyesi amacına yönelik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI