TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2022 NUMARASI : 2020/432 Esas 2022/297 Karar DAVA : Yönetim Kurulu Kararının İptali DAVA TARİHİ : 24/10/2020 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl dava ile yönetim kurulu kararlarının iptali istemine ilişkin birleşen davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekç…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1155 Esas 2025/1038 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1155 KARAR NO : 2025/1038 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2022 NUMARASI : 2020/432 Esas 2022/297 Karar DAVA : Yönetim Kurulu Kararının İptali DAVA TARİHİ : 24/10/2020 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl dava ile yönetim kurulu kararlarının iptali istemine ilişkin birleşen davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/490 Esas sayılı davanın iptal yönünden kabulüne, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısının alınan tüm kararların oy kullanımında usulsüzlükler yapılması, hukuka, kanuna, esas sözleşmeye, iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini, genel kurul toplantısında vekaleten kullanılan oyların dayanağı vekaletname ve imza beyannamelerinin kanun ve yönetmeliğe aykırı bulunduğunu, belgelerdeki imzaların birbiriyle aynı olmadığı gibi eksik vekaletname olmasına rağmen oy kullanımının yapıldığını, geçersiz oylarla sağlanan fark neticesinde oy çokluğu sağlanarak karar alındığını, faaliyet raporları, bağımsız denetim raporu, bilanço, kar zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığını, mali durum hakkında açıklayıcı olmadığını, şirketin mali hareketlerini kapsamadığını, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edilmediğini, oylamanın kül halinde yapıldığını, oylama ayrı ayrı yapılmadığından oydan yasaklılık halinin değerlendirilmesinin yapılamadığını, şirket yönetim kurulu üye sayısının fazla olduğunu, kararlaştırılan huzur hakkının davalı şirkete ciddi bir maddi külfet oluşturduğunu, huzur hakkının makul bir ücret olmadığını, şirketin finansal durumunda yapılan usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması ile şirketin 2019 yılında kar elde etmediği bilgisinin de değişeceğini, kar dağıtımına ilişkin maddenin de iptali gerektiğini, yönetim kurulu üye seçiminin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, bağımsız denetim firması ibra edilmeden yeniden aynı göreve seçildiğini, 11 no'lu karar ile hiçbir bilgi ihtiva etmeyecek şekilde göstermelik olarak yazıldığını, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmiş olmasının iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğunu, sınırları genel kurulda belirlendiği şekilde ihraç yetkisinin yönetim kurulu tarafından kullanılacağını, şirket ana sözleşmesine aykırı olacak şekilde geçersiz oylarla izin kapsamının genişletildiğini, şirketin önemli bir mal varlığı satışına ilişkin genel kurul yetkisinin yönetim kuruluna devredildiğini, yönetim kuruluna verilen leasing işlemi yapma yetkisinin şirketi taahhüt altına sokacak uzun süreli işlemlerden olduğunu, hiçbir sınırlama olmadan geniş yetki tanınmasının hukuka aykırı bulunduğunu belirterek davalı şirketin 10/08/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi kanaat halinde butlan ile batıl olduğuna, aksi kanaat halinde ise iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket bünyesinde bulunan taşınmazın dava dışı ... Yayıncılık Kağıtçılık Matbaa Kırtasiye Dağ. A.Ş.’ye satılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu kararı ile davalı şirketin taşınmazının düşük bedel ile satılmak istenildiğini, dava konusu kararı alan yönetim kurulunun seçimine ilişkin 10.08.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın esas sözleşmenin emredici nitelikteki hükümlerine aykırı ve yok hükmünde olduğunu, kararın konusunun satış ve kiralama olup, bu hususlarda yönetim kuruluna tüm mal varlığı bakımından yetki verilmesine ilişkin 10.08.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 14 numaralı kararın yok hükmünde olduğunu ve iptali gerektiğini, dava konusu yönetim kurulu kararının batıl olduğunu, önemli miktardaki mal varlığının satışının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğunu belirterek davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan 31.08.2020 tarihli 2020/21 sayılı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi kanaat halinde ise TTK'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine ve iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin esas sözleşmeye aykırı olarak seçilmiş yönetim kurulu tarafından 31/08/2020 tarih 2020/22 sayılı karar ile şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinin sermayeye ilişkin 6. Maddesinin tadil edildiğini, sermaye artırımının KAP’a da bildirildiğini, kararın batıl genel kurul kararıyla seçilen yönetim kurulu kararı olduğunu, kararın yok hükmünde bulunduğunu, eşit işlem ilkesine aykırı hareket edildiğini, sermayenin korunması ilkesinin gözetilmediğini belirterek davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan 31.08.2020 tarihli 2020/22 sayılı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi kanaat halinde ise TTK'nun 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurulda kullanılan bütün oyların geçerli olduğunu, alınan bütün kararların ana sözleşmeye, kanuna, iyiniyet kurallarına uygun bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının genel kurul kararının iptali için açtığı davanın sonucuna göre bu davaya konu yönetim kurulu kararı doğrudan etkileneceğinden davacının hukuki yararının bulunmadığını, yönetim kurulu kararına konu taşınmazın hali hazırda devrinin gerçekleştirilmediğini, taşınmazın müvekkilinin belirlediği bedelin ödenmesi anına kadar ilgili üçüncü kişiye kiraya verildiğini, bu işlemin şirketin menfaatine olduğunu, yönetim kurulunun ilgili satış ile şirketi zarara uğrattığı iddiasının yerinde olmadığını, taşınmazın şirketin önemli nitelikte bir mal varlığı olarak kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, asıl dava ile ilgili olarak davacının 10/08/2020 tarihli genel kurulun 9 nolu yönetim kurulu seçimine ilişkin, 14 nolu mal varlığının tümünün veya önemli bir bölümünün kiraya verilmesi veya satılması veya mal varlığının önemli bir bölümü üzerinde ayni hak tesis edilmesine yönelik yönetim kuruluna yetki devrine yönelik kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/490 esas sayılı dosyasındaki davada 31/08/2020 tarihli 2020/21 sayılı taşınmazların satışına, kiraya verilmesine ve ayni hak tesis edilmesine yönelik alınan kararın yoklukla malul olmadığı, batıl olmadığı fakat kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı, ayrıca dayanağı olan genel kurul kararının iptal edilmesi nedeniyle birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 esas sayılı dosyadaki davada 31/08/2020 tarihli ve 2020/22 sayılı yönetim kurulu kararının usulüne uygun olarak alındığından yoklukla malul olmadığı, batıl olmadığı gibi kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında 9 nolu yönetim kurulunun seçimine ilişkin kararın, 14 nolu mal varlığının tümünün veya önemli bir bölümünün kiraya verilmesi veya satılması veya mal varlığının önemli bir bölümü üzerinde ayni hak tesis edilmesine yönelik yönetim kuruluna yetki devrine yönelik kararların iptaline, fazlaya ilişkin iptal talebi ile butlana ilişkin taleplerin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/490 esas sayılı dosyada açılan davanın iptal yönünden kabulüne, taşınmazların satışına yönelik 31/08/2021 tarihli 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline, davacının butlana yönelik talebinin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 esas sayılı dosyada açılan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili şirketin esas sözleşmesinde imtiyazlı paylara yönetim kuruluna aday belirleme imtiyazı tanınmışsa da ilgili esas sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren işbu imtiyazların dava konusu genel kurula kadar hiçbir yıl uygulanmadığını, taraflarınca bu hususun vurgulanmasının nedeni müvekkili Şirket A grubu pay sahiplerinin sahip olduğu oy imtiyazı ve yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazının dava konusu genel kurula kadar 7 senedir yürürlükte olan imtiyazlar olduğunu, ancak 2020 tarihli dava konusu genel kurul da dahil hiçbir suretle bu imtiyazın kullanılmadığını, buna ilişkin imtiyazlı pay sahipleri davacı ve ... tarafından bu imtiyazın kullanılması iradesi gösterilmediğini, yapılan tüm yönetim kurulu seçimlerinin de her iki imtiyazlı pay sahibinin ayrı ayrı gösterdiği adaylar arasından genel kurul tarafından seçildiğini, pay sahiplerinin sahip olduğu imtiyazların, kullanılması zorunlu olan haklardan olmayıp, kullanılmadığında yapılan işlemin geçersizliğine sebep olacak nitelikte bulunmadığını, müvekkil nezdinde davacının ve yönetim kurulu başkanı ...'in oyda imtiyaz ve yönetim kuruluna üye belirleme imtiyazlarının mevcut bulunduğunu, bir imtiyazın kullanılmasının zorunlu olduğu varsayılır ise imtiyazlı pay sahiplerinden birinin genel kurula gelmediği bir senaryoda, kanunda aranan genel kurul toplanma nisabı sağlanmış olsa dahi, gelmeyen imtiyazlı pay sahibi tarafından oy ve yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazı kullanılamayacağı için, genel kurulun yapılamayacağı anlamına geleceğini, bunun kabulünün de mümkün olmadığını, imtiyazın kullanılmasına yönelik bir irade gösterilmediğini, mahkeme tarafından iptal edilmiş yönetim kurulu kararına konu taşınmaza ilişkin herhangi bir inceleme yapılmaksızın, doğrudan ilgili taşınmazın önemli nitelikte olduğuna karar verildiğini, bu konu hakkında gerek TTK gerekse SPK ve SPK'nun 11-23.3 Sayılı tebliğinde belirli kıstaslar belirlendiğini, mahkemece öncelikle karara konu bu taşınmazın bu kıstaslara uyumlu olup olmadığı, buna göre ilgili işlemin önemli nitelikte olup olmadığı hakkında değerlendirme yapması gerektiğini, somut olayda herhangi bir satış işleminin söz konusu olmadığını, müvekkilinin mevcut taşınmaz boş halde, yalnızca vergi yükümlülüğü yükleyen bir taşınmaz halinde iken yönetim tarafından kiralanması gerçekleştirilerek şirkete gelir kaynağı haline getirildiğini, yönetim tarafından tamamen şirket menfaatine olan bu işlemin hiçbir araştırma yapılmaksızın doğrudan iptal edilmesinin, on binlerce ortağı olan halka açık şirket için kabul edilemez olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl dava, davalı şirketin 10/08/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde batıl olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde iptali istemine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyada davalı şirket yönetim kurulunun 31/08/2021 tarih 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde batıl olduğunun tespiti ve iptali istemine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 esas sayılı dosyada davalı şirket yönetim kurulunun 31/08/2021 tarih 2021/22 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde batıl olduğunun tespiti ve iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu 10/08/2020 tarihli davalı şirket genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, davalı şirket ana sözleşmesi, davalı şirketin 31/12/2017- 30/06/2020 tarihleri arası şirket mali verileri analizine ilişkin mali müşavir tarafından hazırlanan bila tarihli rapor, banka dekontları, ... Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. tarafından hazırlanan 30/09/2020 tarihli gayrimenkul değerleme raporu, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, SPK'nun 06/01/2021 tarihli inceleme raporu, yargılama aşamasında hukukçu, bankacı, hesap uzmanı, matbaa uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 07/09/2021 tarihli kök, 18/02/2022 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır. ... Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. tarafından hazırlanan 30/09/2020 tarihli gayrimenkul değerleme raporunda, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 Esas sayılı dosyasında iptali istenen davalı şirketin 31/08/2021 tarih 2021/21 sayılı yönetim kararına konu taşınmazın kdv dahil yasal piyasa peşin satış değerinin 9.552.100,00 TL olduğu, mevcut piyasa peşin satış değerinin kdv dahil 9.888.400,00 TL olduğu belirtilmiştir. SPK'nun 06/01/2021 tarihli inceleme raporunda, pay piyasasında yüksek bir talebin var olduğu izlenimini yaratmak amacıyla işlemler yapıldığı, mülkiyette değişiklik yaratmayan karşılıklı işlemler gerçekleştirdikleri, yüksek oranlarda fiyat yükseltici işlemler gerçekleştirdikleri belirtilerek davalı şirketin 4 yönetim kurulu üyesi dahil olmak üzere listedeki kişiler hakkında 07/01/2021 tarihli işlemden başlamak üzere 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına karar verilmiştir. Yargılama aşamasında bilirkişi heyeti kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, dava konusu genel kurulun 9. Maddesinin yönetim kurulu seçimine ilişkin olduğu, şirket ana sözleşmesi uyarınca yönetim kurulu 6 üyeden oluşuyorsa en az 3 yönetim kurulu üyesinin A Grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun gösterdiği adaylar arasından seçilmesi gerektiği, davalı şirkette A Grubu pay sahibinin davacı ve dava dışı ... olduğu, ayrı ayrı 1.500.000 adet A Grubu pay sahibi oldukları, payların eşit bulunduğu, ikisinin de ayrı ayrı tek başına A Grubu paylarda çoğunluğu sağlayamadığı, A Grubu paylara eşit oranda sahip olmalarına rağmen ...'in aday gösterdiği 6 kişinin yönetim kuruluna seçildiği, davacının gösterdiği 1 kişinin ise seçilmediği, her iki A Grubu eşit paya sahip olduğu için ikisinin ayrı ayrı gösterdiği aday listelerinin oylanamayacağı, çoğunluğu sağlayarak gösterilen adaylar arasından seçim yapılması gerektiği, ana sözleşmeye aykırı olarak yapılan yönetim kurulu seçiminin geçerli olup olmadığının mahkemenin takdirinde bulunduğunu, ana sözleşmenin emredici düzenlemesine rağmen A Grubu pay sahiplerinin çoğunluğu sağlamadan aday göstermeleri ve bunların oylanarak seçilmesi halinde yönetim kurulu seçiminin geçerli olmayacağı, gündemin 14. maddesi ile mal varlığının tümünün ve önemli bir bölümünü kiraya vermesi veya satması veya mal varlığının önemli bir bölümü üzerinde ayni hak tesis etmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verildiği, borsaya açık bir şirkette yapılacak işlemlere konu olacak mal varlığı değerleri spesifik olarak ferdileştirilip açıkça belirtilmeden genel bir yetkinin verilmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olacağı, birleşen davalarda geçerli olmayan bir genel kurulun verdiği yetkiye dayanan yönetim kurulu kararlarının geçerli olamayacağı düşünülmekle birlikte takdirin mahkemede olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı vekili 10/11/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, taraflarınca vekaletnamede sahteciliğe ilişkin bir şikayette bulunulmadığını bildirmiş, davalı vekili bila tarihli yazılı beyan dilekçesi ile dava konusu genel kurul kapsamında kullanılan vekaletnameler hakkında davalıya ulaşmış bir başvuru olmadığını, bu konuda yapılmış bir şikayette bulunmadığını bildirmiştir. Davacı yan asıl davada davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ana sözleşmeye, kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, yoklukla malul olduğunu iddia etmiş, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyada davalı şirket yönetim kurulunun taşınmaz satışına ilişkin 31/08/2021 tarih 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunu iddia etmiş, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 esas sayılı dosyada davalı şirket yönetim kurulunun sermaye artırışına ilişkin 31/08/2021 tarih 2021/22 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu seçimine ilişkin 9 no'lu kararı ile yönetim kuruluna genel yetki verilmesine ilişkin 14 no'lu kararların iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyada davanın iptal yönünden kabulüne, davalı şirket yönetim kurulunun 31/08/2021 tarih 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline, davacının butlana yönelik talebin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 esas sayılı dosyada davanın reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazları kapsamında asıl davada uyuşmazlık, davalı şirketin 10/08/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesiyle alınan yönetim kurulu seçimi kararı ile 14. maddesiyle alınan yönetim kuruluna genel yetki verilmesi kararının iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyasında uyuşmazlık, davalı şirket yönetim kurulunun taşınmaz satışına ilişkin 31/08/2021 tarih ve 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davada verilen karara yönelik istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesi ile, yönetim kurulu üye seçiminin yapıldığı, ...'in önerisi olan 6 kişinin 33.541.288 adet oy ile yönetim kurulu üyeliklerine seçildiği, ...'nun yönetim kuruluna aday gösterdiği, 1 kişinin 31.877.539 adet oy aldığı, yönetim kurulu üyeliğine seçilemediği, ... ve ...'un imza beyansız görevi kabul ettiğine dair yazılı muvafakatini divana sunduğu, üyelerden Halil ...ve ...'ın bağımsız üye olarak yönetim kuruluna seçilmesine karar verildiği, ...'nun söz alarak vekaletname ve imza beyanlarındaki usulsüzlüğün bu maddedeki oylama sonucuna olumsuz etki ettiğini iddia ettiği tutanağa geçirilmiş, gündemin 14. maddesi ile önemli nitelikteki işlemlere ilişkin ortak esaslar ve ayrılma hakkı tebliğinin önemli nitelikteki işlemler başlıklı 5/b maddesi gereğince mal varlığının tümünü veya önemli bir bölümünü kiraya vermesi veya satması veya mal varlığının önemli bir bölümü üzerinde ayni hak tesis etmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin genel kurulun onayına sunulduğu, 31.877.509 ret oyuna karşılık 33.541.288 adet oy ile karar verildiği, ...'nun söz alarak vekaletname ve imza beyanlarındaki usulsüzlüğün bu maddedeki oylama sonucuna olumsuz etki ettiğini iddia ettiği, bu maddenin tebliğe aykırı olduğu ve maddenin açık ve net olmaması nedeniyle gündemde yer almaması gerektiğini söylediği tutanağa geçirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 9. Maddesi ve 14. maddesi ile alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Davacı, davalı şirketin ortağı olup, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yapılan oylamasında kararlara karşı olumsuz oy kullanarak oylamadan sonra muhalefeti toplantı tutanağına geçirilmiştir. Davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında şirketin 36.600.000 payının 10.360.529 adet payının asaleten, 13.058.298 adet payının diğer temsilciler tarafından temsil edilmek suretiyle hazır bulunduğu, toplantı nisabının 23.418.822 adet pay olduğu, görüleceği üzere sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahipleri/temsilcilerinin katılımıyla dava konusu genel kurul toplandığı gibi, alınan kararlar karar yeter sayılarına da uygundur. Davacı yan dava dilekçesinde, dava konusu genel kurul toplantısında vekaleten kullanılan oyların dayanağı vekaletname ve imza beyannamelerinin kanun ve yönetmeliğe aykırı bulunduğunu, belgelerdeki imzaların birbiriyle aynı olmadığı gibi eksik vekaletname olmasına rağmen oy kullanımının yapıldığını ileri sürmüş ise de, yargılama aşamasında taraf vekillerince sunulan yazılı beyan dilekçeleri ile vekaletnamelerdeki sahteliğe ilişkin herhangi bir şikayet yapılmadığı, bu konuda başlatılmış bir ceza soruşturması olmadığı anlaşıldığı gibi, mahkemece bu yöndeki iddialara itibar edilmemesine ilişkin karar gerekçesine karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmadığından toplantıya katılanların toplantıda usulüne uygun olarak temsil edildiklerinin kabulü gerekmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi yapılan davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 9. ve 14. maddeleriyle alınan kararlara ilişkin iptal koşullarının incelenmesi gerekecektir. İşbu asıl dava, genel kurul toplantısına katılan, alınan kararlara muhalefet şerhini usulüne uygun olarak tutanağa geçiren davacı tarafından genel kurul karar tarihinden sonra 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirketin işleri ve idaresinin genel kurul tarafından seçilen en az 5, en çok 9 üyeden oluşan yönetim kurulu tarafından yürütüleceği, yönetim kurulu 5 üyeden oluşursa iki üyesi, 6 veya 7 üyeden oluşursa üç üyesi, 8 veya 9 üyeden oluşursa dört üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçileceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 9. maddesiyle yönetim kurulu seçimi yapılmış, A grubu pay sahibi ...'in önerisi olan 6 kişi oy çokluğu ile yönetim kurulu üyeliklerine seçilmiş, davacı A grubu pay sahibi tarafından yönetim kuruluna aday gösterilen 1 kişi ise oy çokluğu ile yönetim kurulu üyeliğine seçilmemiştir. Dosya kapsamından davacı ve dava dışı ...'in davalı şirketteki A grubu paylarının eşit miktarda olduğu anlaşılmıştır. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyesinin en az 5, en çok 9 üyeden oluşabilmesi mümkündür. Her ne kadar dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesi ile 6 üye seçilmiş, seçilen üye sayısı ana sözleşmedeki en az 5 üye en çok 9 üye olma koşulunu sağlamakta ise de, gündemin 9. maddesinde yönetim kurulunun 6 üyesinin de A grubu pay sahibi ... tarafından gösterilen adaylar olduğu, bu adayların tümünün yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, A grubu pay sahibi davacı tarafından gösterilen bir adayın ise yönetim kurulu üyesi olarak seçilmediği anlaşılmıştır. Oysa şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde yönetim kurulunun 6 üyeden oluşması halinde 3 üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçileceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu genel kurulun 9. maddesi ile seçilen 6 yönetim kurulu üyesinin tamamı A grubu eşit pay sahibi 2 kişi ise de, sadece A grubu pay sahibi bir kişi tarafından gösterilen adaylar seçilmiş, A grubu pay sahibi diğer kişi olan davacı tarafından gösterilen bir aday seçilmemiş olup, seçilen 6 üyenin 3'ünün A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçildiğinden söz edilemeyecektir. Hal böyle olunca mahkemece, davacı ve dava dışı ...'in davalı şirkette A grubu eşit pay sahibi oldukları, yönetim kurulunun 6 üyeden oluşması halinde 3 üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçilmesi gerekirken tümünün dava dışı A grubu pay sahibi ...'in gösterdiği adayların seçildiği, davacının gösterdiği tek adayın seçilmediği, yapılan yönetim kurulu seçiminin ana sözleşmenin 7. maddesine aykırılık teşkil ettiği, ana sözleşmeye aykırılığın iptal yaptırımına tabi olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, dava konusu 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 14. maddesinde, önemli nitelikteki işlemlere ilişkin ortak esaslar ve ayrılma hakkı tebliğinin önemli nitelikteki işlemler başlıklı 5/b maddesi gereğince mal varlığının tümünü veya önemli bir bölümünü kiraya vermesi veya satması veya mal varlığının önemli bir bölümü üzerinde ayni hak tesis etmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin genel kurulun onayına sunulması sonucu oy çokluğuyla kabul edildiği görülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, anılan madde ile alınan kararda yapılacak işlemlere konu olacak mal varlığı değerlerinin açıkça belirtilmeden yönetim kuruluna genel bir yetkinin verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu gündemin 14. maddesiyle alınan kararda davalı şirketin mal varlığının tümünün veya önemli bir bölümünü kiraya vermesi veya satması veya ayni hak tesis etmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmiş ise de, TTK'nun 408/2. maddesi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunduğu hükme bağlandığı gibi, hiçbir sınırlama içermeden ve genel kurulun devredilemez yetkilerinin yönetim kuruluna devrini sağlayan anılan kararın kanuna aykırı olduğu ve iptal yaptırımına tabi bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 14. maddesi ile alınan kararın kanuna aykırı olduğu, iptal yaptırımına tabi bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyada verilen karara yönelik istinaf itirazı incelendiğinde ise, mahkemece yapılan yargılama sonunda anılan birleşen davada davanın iptal yönünden kabulüne, davalı şirket yönetim kurulunun 31/08/2021 tarih 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline, davacının butlanına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dava konusu yönetim kurulu kararı ile davalı şirketin taşınmazının satışına karar verilmiştir. Anılan karar davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 14. maddesi ile yönetim kuruluna verilen genel yetki kapsamında verilen yetki çerçevesinde yönetim kurulu tarafından alınan karar niteliğindedir. Anılan gündem maddesi ile alınan kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davada yapılan yargılama sonunda iptaline karar verilmiş olup, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda da anılan maddeye ilişkin verilen kararın isabetli olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı şirket yönetim kurulunun taşınmaz satışına ilişkin 31/08/2021 tarih 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararına dayanak davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 14. maddesi ile alınan ve yönetim kuruluna sınırları belirtilmeyen genel yetki verilmesine ilişkin karar iptal edildiğinden, bu karara dayalı olarak alınan yönetim kurulu kararının da iptali gerektiği gözetilerek birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 esas sayılı dosyasında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın kısmen kabulü, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/490 Esas sayılı davanın iptal yönünden kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcının peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/490 Esas sayılı dava yönünden davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcın peşin alınan (80,70x2=) 161,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 454,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl ve birleşen davada davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/10/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi