4. Ceza Dairesi 2011/867 E. , 2011/5088 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Basın yoluyla hakaret HÜKÜM : Hükümlülük Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenl eri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede , 1- Sanığa yükletilen 22.02.2005 tarihli bas…
**4. Ceza Dairesi 2011/867 E. , 2011/5088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Basın yoluyla hakaret HÜKÜM : Hükümlülük Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenl eri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede , 1- Sanığa yükletilen 22.02.2005 tarihli basın yoluyla hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, 5560 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Yasanın 5/2, 5237 sayılı Yasanın 7/2 maddeleri gereğince suç tarihine göre adli para cezasının alt sınırının 450 TL'den fazla olamayacağı gözetilmeden, 489 TL olarak fazla ceza tayini, Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ve katılan ... vekilinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/1.madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CYY.nın 322.maddesi uyarınca, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, "489 TL olan adli para cezasının 450 TL, artırım ve indirimler bu miktar üzerinden hesaplanarak toplam sonuç para cezasının 1481 TL" biçiminde CYY'nın 322. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- "Günaydın Aliağa" gazetesinin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olan sanığın milletvekili olan katılan hakkında 07.12.2004, 01.02.2005 ve 15.02.2005 tarihlerinde basın yoluyla işlediği iddia olunan hakaret eylemlerine gelince; a- İlk olarak sözkonusu gazetenin 07.12.2005 tarihli sayısının 4. sayfasında verilen " Ulkü'nün adını anan yok" başlıklı haberde "görüşlerine başvurduğumuz bir çok Aliağalı biz vekilimizin medya maymunu olmasını istemiyoruz" şeklinde görüş belirttiklerine dair ifadenin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı irdelendiğinde, haberin konusunun ...'de milletvekillerinin tanınırlığı hakkında yapılan bir araştırma olduğu ve anket sonuçlarına göre katılanın en az tanınan milletvekillerinden birisi bulunduğu açıklandıktan sonra, bu konuda görüşlerine başvurulan Aliağalıların " buradan oy verip gönderdiğimiz vekilin hiç tanınmıyor olmasına üzüldük, sayın ...'nün davul çalacak hali yok, meclis çalışmalarına katılıp elinden geleni yapıyor, daha ne yapacak, biz vekilimizin medya maymunu olmasını istemiyoruz, ama dönem sonunda bakılır, bölgemize ne gibi hizmetlere imza attığı değerlendirilir" biçiminde görüş bildirdiklerinin belirtildiği, haberin bütününde katılanın ...'de tanınırlığı konusunda halkın olumlu ya da olumsuz görüşlerinin tarafsız olarak yansıtıldığı, görüşlerine başvurulduğu açıklanan kişilerin "katılanın milletvekili olarak tanınır olmasa da görevini yaptığı, sürekli medya da yer almasının gerekmediği" anlamındaki olumlu sözlerinin, "medya maymunu" olması gerekmediği biçimindeki benzetme ile de dile getirildiği, ancak sürekli ve gerekli gereksiz medyada yer alanlar için kullanılan "medya maymunu" sözünün katılana atfedilmiş bir nitelendirme olmadığı, b- İkinci olarak gazetenin 01.02.2005 tarihli sayısında 3-4-5-6. sayfalarında verilen haberde Aliağa Belediyesi'nin bir şirketinde yapılan yolsuzluğa ilişkin ayrıntılı bilgi verildiği, haberde "dönemin belediye başkanı Ülkü seçim meydanlarında milletvekili olabilmek için dolaşırken, aynı tarihlerde belediye şirketinin hayali hesaplarla zarara uğratıldığı ortaya çıktı" ifadesinin yer aldığı, bütünü incelendiğinde haberin verildiği tarih itibarı ile mevcut bilgi ve belgelere göre, yargıya aksettiği biçimiyle yolsuzluk iddiasının haberleştirildiği, yolsuzluk iddiasının belediyenin bir şirketinde olması nedeniyle, dönemin belediye başkanı olan katılanın olaydaki siyasi sorumluluğuna dikkat çekmenin ötesinde, katılanı küçültücü ve suçlu gösteren ifadelerin bulunmadığı, c- Son olarak da gazetenin 15.02.2005 tarihli sayısında "söğüt gölgesi" başlıklı köşede "habere verilen tepki herhalde 60 yaşını aşmış, lise mezunu bir vekilin anlama kapasitesi bu olsa gerek....doğduğu köye muhtar olamayacak bir insan..." biçiminde katılan hakkında yer alan ifadelerin, katılanın toplumdaki konumu, yapılan değerlendirmenin amaç ve nedeni, yazının bir bütün olarak içeriği dikkate alındığında, siyasi bir kişilik olan katılanı sert, ağır ve çarpıcı biçimde eleştirmeye yönelik olduğu, katılanı görevinden dolayı aşağılama ve küçültme boyutuna ulaşmadığı, Buna göre sanığın anılan eylemlerinin hakaret suçunu oluşturmadığı gözetilmeden, beraat kararı verilmesi yerine yerinde olmayan gerekçelerle hükümlülük kararı verilmesi, Kabule göre de, 5560 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Yasanın 5/2, 5237 sayılı Yasanın 7/2 maddeleri gereğince suç tarihine göre adli para cezasının alt sınırının 450 TL'den fazla olamayacağı gözetilmeden, 489 TL olarak fazla ceza tayini, Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.