T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1835 - 2025/1980 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1835 KARAR NO : 2025/1980 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2023 NUMARASI : 2021/331 E. - 2023/286 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1835 - 2025/1980 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1835 KARAR NO : 2025/1980 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2023 NUMARASI : 2021/331 E. - 2023/286 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/06/2023 tarih ve 2021/331 E. - 2023/286 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019/124592 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusuna davalı Şirket tarafından 2007/36254 sayılı şekil markasına dayalı olarak gerçekleştirilen itirazın davalı Kurum tarafından dava konusu YİDK kararı ile kabul edilerek başvurunun reddedildiğini ancak karşılaştırılan markaların birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, tarafların tamamen ayrı iştigal konularında faaliyet gösterdiğini, davalının otomobil üreten bir şirket olduğunu, müvekkilinin ise cafe ve restaurant işletmeciliği yaptığını, markaların farklı ürünlerde kullanıldığını, taraf markalarının yalnızca 30 ve 35.sınıflar dışında tümüyle farklı mal ve hizmet sınıflarından oluştuğunu, 30 ve 35.sınıflardaki tescil içeriklerinin alt sınıflarında da tamamen farklı olduğunu, ... olarak anılan ... modelin on yıllardır üretilmediğini, davalıya ait markanın, ne müvekkili markasının mal hizmet sınıflarında ne de kendi tescilinin bulunduğu mal hizmetlerde kullanılmadığını, söz konusu modelin günümüzde hiçbir bilinirliğinin kalmadığını, itiraza konu şekil markasının özgülenmek istendiği ... olarak bilinen ... modelinin 1950’li yıllarda Almanya’da üretilmeye başlandığını ve 1970 yılıyla birlikte üretiminin durdurulduğunu, söz konusu aracın Türkiye’de hiçbir zaman üretilmediğini, markanın promosyon veya sembolik/nostaljik olarak kullanılmasının o markanın kullanıldığı anlamına gelemeyeceğini ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen 18.10.2021 tarihli, E29822383-000-210577176 sayılı, 2021-M-8266 sayılı YİDK kararının iptaline, müvekkiline ait markanın tüm mal ve hizmet sınıfları için tescil işlemlerinin devamına ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacı markasında yer alan minibüs şeklinin, alelade bir minibüs olmadığını, davalı ...’in klasikleşmiş/efsane minibüs şeklinin nerdeyse tıpatıp aynısı olduğunu, davacı markasının esas unsuru olan şekil unsuru ile davalı markasının esas unsuru olan şekil unsurunun birbirinin aynısı olduğunu, söz konusu şeklin son derece ayırt edici nitelik taşıdığını, anılan sınıftaki emtiaları/hizmetleri satın almak isteyen tüketicilerin kolaylıkla markalar arasında bağlantı/ilişkilendirme kuracağını, YİDK tarafından alınan dava konusu kararın usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, 1950 yılında müvekkilinin yine kendisine ait “...” markalı modelinden esinlenerek üretilmeye başlanan ve pazarda ulaştığı büyük ticari başarı nedeniyle üretimi çok uzun yıllardır devam eden “...” olarak da anılan ... ... kodlu efsanevi minibüs modelinin 1960’lı yıllardaki karşıt kültür hareketi döneminde oldukça popüler olması nedeniyle yaygın olarak “...” olarak anıldığını ve ... koduyla üretildiğini, bu denli ayırt edici bir biçime sahip müvekkiline ait minibüs şeklinin tesadüfen davacı yanın aklına geldiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve işaretlerin ayniyete varacak şekilde birbirine benzediğini, buradan hareketle davaya konu marka ile davacının müvekkili tarafından yaratılmış olan olumlu algıdan haksız bir şekilde faydalanması ve tüketici nezdinde iltibas yaratmasının kaçınılmaz olduğunu, 6769 sayılı SMK m.19/2 gereği itiraz sahibinin müvekkili şirketten kullanım delili sunmasını talep etmediğini, huzurdaki davada bu beyanların dikkate alınmaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı markasında yer alan karavan figürünün ... firmasının 1958 yılında ürettiği ... model ve bir çok amaca uygun tiplerden oluşan (Caravan, Minibüs, Açık Kasa Kabinli Kamyonet gibi versiyonları bulunan) Caravan aracının, sağ yandan görünümlü pozisyonundan ziyade; üzerinde sörf taşıyan yuvarlak hatlı bir yolcu minibüsü görünümünde olduğu, kaldı ki davalının aynı yıllarda ürettiği araç ile Orta Avrupa’da bir akım haline gelen Caravan tatilciliğinde kullanılan ve İngiltere’de ..., İtalya’da ... markaları ile piyasaya sürülen rakip firma ürünlerinin genel karoseri yapılarının %10 +- davalı firma modelleri ile benzeşir özelliklere sahip olduğu, davacı markasında kullanılan, “... markasız” fotoğrafik olmayan karavan figürünün davalının kroki/eskiz çizim markası ile görsel açıdan benzer olmadığı, davacı markasındaki şeklin nostaljik bir karavan temsilinden ibaret olduğu, davalı markasını telmih etmediği, 40 yaş altı tüketici kitlesinin ürünü neredeyse hiç tanımadığı hususları dikkate alındığında, davacı ve davalı markaları arasındaki görsel farklılıkların ortalama tüketici tarafından kolaylıkla fark edileceği, davacı markasının ayırt edici esaslı unsurunun TDK Güncel Sözlük uyarınca “Bir otomobilin arkasına takılan, hem taşıt hem konut olarak kullanılan üstü kapalı araç” anlamına gelen “karavan” kelimesinin İngilizcesi olan CARAVAN kelimesi olduğu, davacı markasındaki şekil unsurunun, kelime unsurunun önünde geçmediği gibi şeklin genel görsel kompozisyonunun da davalı markasından farklılık içerdiği, markaların görsel ve işitsel farklılıkları uyarınca bütünsel açıdan benzer olmadıkları ve aralarında ortalama tüketici kesimini yanılgıya düşürecek şekilde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalının sunduğu delillerin redde mesnet markanın tanınmışlığını ispata yeterli ve elverişli olmadığı, öte yandan davalı markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi, somut olayda taraf markaları arasında işaret benzerliği bulunmadığından, SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinde sayılan koşulların gerçekleşmediği, davacının kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2021-M-8266 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının başvuru markasının esas unsuru ile davalı markasının esas unsuru olan şeklin birbirinin aynısı olduğunu, ilgili tüketici yönünden ayırt edici niteliğinin son derece yüksek olduğunu, tüketici yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvurunun tescilinin davalı markasının tescilinden haksız yarar sağlanmasına, davalı markasının ayırt edici karakterine ve itibarına zarar vereceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında mal/hizmet sınıflarına ilişkin benzerlik şartının gerçekleştiğini, başvuru markasındaki sörf tahtasının zorlukla seçildiğini, aracın da minibüs değil karavan olduğunu, şekil unsurunun müvekkilinin onyıllardır tescilli, 70 yılı aşkın süredir ... adıyla kullanılan modelden oluştuğunu, markalar arasında, karavan şekli yönünden benzerlik bulunduğunun tartışılamayacağını, başvuru markasının açıkça müvekkilinin markasını çağrıştırdığını, SMK'nın 6/5.maddesi kapsamında davacı markasının, müvekkilinin tanınmış markasından haksız yarar sağlanmasına, markanın sulandırılmasına sebep olacağını, davalının müvekkilinin tanınmış markasından habersiz olarak dava konusu başvuruyu yapmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığını, tesadüfen seçilmiş olamayacağından başvurunun açıkça kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2007/36254 sayılı şekil markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira içerisinde "Motorlu Taşıtlar, Otomotiv ve Oto Yedek Parça Uzmanı" bilirkişinin bulunduğu heyet tarafından düzenlenen raporda, taraf markalarındaki şekil unsurunun benzer olmadığının, davacı markasındaki şeklin nostaljik bir karavan temsilinden ibaret olduğunun, davacı markasını telmih etmediğinin, ayrıca davalının belirttiği aracının üretim yılı itibariyle, Avrupa şartlarında sadece birkaç koleksiyonerin elinde bulunduğunun, ülkemiz de ise oto hurdacılarında dahi rastlanamayacağının, yine 40 yaş altı tüketici kitlesinin ürünü neredeyse hiç tanımadığının, davacı ve davalı markaları arasındaki görsel farklılıkların ortalama tüketici tarafından kolaylıkla fark edileceğinin, davacı markasında şekil unsuruna ek kelime unsurlarının ve genel görsel kompozisyonun markanın bütünsel algısına etkisinin, davalı markasından oldukça farklı olduğunun açıklandığı, mahkemece bu doğrultuda yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, dosya kapsamında davacının mesnet markasının tanınmışlığını kabule elverişli delil bulunmadığı gibi marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığına dayalı tescil engelinin gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.