İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile ... Turizm Oto.... Şi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/365 KARAR NO : 2025/1665 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2019/523 Esas - 2021/688 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile ... Turizm Oto.... Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını davalı ...'in bu sözleşmede borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borçluların yükümlülüklerini yerine getirme için Gebze 3. Noterliği'nin 18.07.2019 tarih ve ... yevmiye ve Beyoğlu 20. Noterliği'nin 09.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile borcun ödenmesi için talepte bulunulduğunu, müvekkil bankanın davalı-borçlu aleyhine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1326 D.iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı-borçluya tebliğ edilen ödeme emrine itirazı sonrası takibin durduğunu, 2019/21855 başvuru nosu ile arabuluculuğa başvurulduğunu ve anlaşma sağlanamadığını beyan ve gerekçelerle sözleşmeden kalan alacağın 146.273,00 kısmınına itirazın iptali ile bu miktar üzerinden devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkilinin ortak olmadığı döneme ilişkin tutarı müvekkilinde talep etmesi, ortak olduğu dönem için kullanılan kredinin taşınmaz satın alma için kullanılması, icra takibi ve dava tarihi itibariyle müvekkilem şirket ortağı olmadığından ve ortaklık devri sonrası kullandırılan yeni krediler için kendisiyle yeniden kefalet sözleşmesi imzalanmaması v.s. Sebeplerinden dolayı görev yönünden İstanbul Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkil şirkete ortak olduğu döneme ilişkin olarak kefilliğini kabul ettiğini, daire satıldığı takdirde imzaladığı ve kefil olduğu krediye ilişkin bir borcu kalmayacağını, şirkete ortak olmadığı döneme ilişkin olarak borcu kabul etmediğini beyan ettiğini, davacı tarafından İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1326 değişik sayılı dosyasından 342.331,87TL. üzerinden ihtiyati haciz kararı alınmış, karar İstanbul 36.İcra müdürlüğü'nün... e. sayılı dosyasından icra işlemleri başlatılmıştır, müvekkillerinin adına kayıtlı taşınmazlarına 342.331,87 TL üzerinden haciz işlemi yapılmıştır, müvekkil, kredi kullanıldığı tarihte ... Tur. Otomotiv ... Emlak Gıda San.Tic.Ltd.Şti nin ortağı olduğu, söz konusu şirkete ortaklığı devam ederken, taşınmaz satın aldığını, ...'ne eşi ... adına kayıtlı taşınmaz banka tarafından ipotek tesis edilmiş, müvekkilinin kredinin kullanılmasından 6 ay sonra şirketteki hisselerini devrettiğini, müvekkilinin yeni ticari kredilerden ve kredi kartlarından haberi olmadığını, hissenin devri sonrası açılan yeni ticari krediler ve verilen yeni kredi kartlarına kefillik için müvekkilemden onay, rıza alınmadığı gibi kendisiyle yeni krediler için kefalet sözleşmesi de imzalanmadığını beyan ve gerekçelerle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini, icra dosyasında taşınmaz satışının bekletici mesele yapılmasını, satış yapıldıktan sonra borcumuz kalmayacağından, veya cüzi bir miktar kalacağından davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile reddolunan tutar üzerinden ücreti vekaletin davacı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı bankanın Göztepe/İstanbul Şubesi ile dava dışı asıl borçlusu ... Turizm Otomotiv Telek. Emlak Gıda San ve Tic. Ltd.Şti. Arasında 19/11/2015 tarihinde 400.000,00 TL Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmesi davalı ...'in 19/11/2015 tarihinde 400.000,00 TL limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları görülmüştür. Davacı banka tarafından davalı kefil ...'e Beyoğlu 20. Noterliğinin 09/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarını keşide ettiği, Muhatapların 11.09.2019 tarihinde adreste olmamaları nedeniyle iade edildiği, ancak sözleşmenin, “Tebligat Adresi" başlıklı 6.3. Maddesin de, özetle; “Müşteri ve Kefiller, Sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi ve Banka'ca gerekli tebligatın yapılabilmesi için aşağıdaki yazılı yerin kanuni ikametgahı kabul edildiğini, belirtilen yerde adres yazılmaması halinde ticaret sicili dosyasındaki son adreslerinin kanuni ikametgah kabul edilerek bu adrese yapılacak tebligatların şahıslarına yapılmış sayılacağını, ikametgahlarını değiştirseler bile yeni ikametgahlarını ticaret siciline tescil ettirip ayrıca Bankaya noter aracılığı ile yazılı olarak bildirmedikleri takdirde, yukarıda kanuni ikametgah olduğu kabul edilen adrese yapılacak veya bu adresteki muhtarlığa tebligat evrakı bırakılmak suretiyle yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağını... kabul eder." Hükmü gereği tebligatın yapıldığı ve 3 gün sonrası olan 15.09.2019 tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki imzalanan kredi sözleşmenin, “Gecikme ve Temerrüt Faizi” başlıklı 2.7. Maddesin de, özetle; "Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren borcun tamamen tasfiye edildiği tarihe kadar, Banka'nın Müşteri'ye kullandırdığı nakdi kredi türlerine kredinin kullandırdığı tarih ile temerrüt tarihi arasındaki süre içinde Banka'ca uygulanan en yüksek kredi faiz oranının 2 katı tutarında, temerrüt tarihi itibariyle temerrüt faizi hesaplanmasına... bu faiz oranı esas alınarak hakkında dava ve takip açabileceğini kabul eder...” şeklinde olduğu, Davacı bankanın; TCMB bildirdiği 13.07.2018 tarih ve PK;879-1219647 numaralı yazı ekinde bulunan "kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları" formunda, “Diğer Krediler” faiz oranının yıllık %36 olduğu ve sözleşme maddesine göre 2 katı olan (2x36=72) yıllık %72 temerrüt faizi istenebileceği, ancak davacı bankanın takipte yıllık %55,20 temerrüt faizi talep ettiği, Dava konusu olan ve Davalı ...” in 400.000,00 TL'lik kefaleti bulunan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında 00916114 numaralı hesabından, 19.11.2015 tarihinde 300.000,00 TL tutarlı 60 ay vadeli yıllık %13,8 faiz oranından kullandırılan Taksitli Ticari Kredinin 19.11.2018 tarihli kredi riskinin 146.273,42 TL'nin bakiyesinin 152.268,26 TL olması konusunda mutabakat sağlandığı,Üç krediden kaynaklanan 293.500,00 TL anapara ve toplam 398.672,07 TL'lik, yıllık %23 faiz oranından 21 ay eşit 17.983,06 TL aylık ödemeli taksitli ticari kredi konusunda mutabık kalınarak kredilerin yeniden yapılandırıldığı,Kredinin yapılandırıldığı 25.09.2019 tarihinden itibaren herhangi bir ödeme yapılmadığı, kredi sözleşme tarihi itibarıyla geçerli kefalet sözleşmesi uyarınca davalının şirket ortaklığından ayrılması borcu sona erdirmeyeceği ve davalının şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra şirket ortağı olduğu dönemde müteselsil kefil olduğu borçlardan dolayı yapılandırma yapıldığı ve bu yönüyle sorumluluğunun devam edeceği, davalının eşinin dava dışı şirketin kredi borçlarına karşılık ipotek verdiği ve borcun ödenmemesi nedeniyle ipoteğin paraya çevrildiği ve 242.000,00 TL yönüyle rehin açığı belgesi düzenlendiği ve böylelikle kredi borcunun karşılanmadığı ve müteselsil kefaletin sınırları kapsamında takip başlatıldığı anlaşılmakla; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu olan 146.273,00 TL kredi riskinin, Davalı ... 'in kefalet ile 19.11.2015 tarihinde kullandırılan 300.000,00 TL tutarı 60 ay vadeli Taksitli Kredinin, yeniden yapılandırılan toplam 295.163,85 TL'lik üç kredi içerisinde bulunan ve dava dışı asıl borçlu tarafından ödenemeyen 25.02.2019 tarihi itibariyle 146.273,00 TL kredi riskinden sorumlu olduğu, kanaatine varılmıştır.HUAK 18/A-(14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2019/119553 sayılı dosyasından arabulucuya 1320 TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapldığı taraflar aleyhine haksız çıktığı oran üzerinden arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 146.273,00 TL asıl alacaktan sorumlu olmak kaydıyla takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %52,20 temerrüt faizi üzerinden devamına, asıl alacağın % 20 oranında (29.254,60 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,icra takibine vaki itirazın bu şekilde iptali ile icranın devamına " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ..., dava dışı asıl borçlu ... Turizm...Ltd.Şti.nin ortağı iken 21.06.2016 tarihinde şirketteki tüm hisse ve haklarını ...'e devrettiğini, müvekkili şirket ortağı olduğu dönemde Genel Kredi Sözleşmesi ile davacı bankadan ana para 268.000 TLsı olan kredi kullandığını, bu kredi ile müvekkilinin eşi ... adına bir ev alındığını , ev kredisi karşılığı davacı bankaya rehin verildiğini, müvekkilinin de kefil olduğu bu kredi borcunun 36 taksitinin ödendiğini , bakiye borcun ödenmemesi üzerine rehin verilen evin davacı banka tarafından icra yolu ile 358.000TL'sine satıldığını, bu paranın davacı bankanın hesaplarına geçtiğini, davacı bankanın, şirketin devrinden sonra şirket yetkilisi ... tarafından (....Ltd.Şti.nin asıl borçlu olduğu) Genel Kredi Sözleşmesiyle kullanılan ticari kredi borçlarından da müvekkilini sorumlu tuttuğunu, oysa müvekkilinin şirket ortağı olduğu dönemde kullanılanı kredi borcunun tamamının evin satılması ile ödendiğini, hiç bir borcu kalmadığını, yine müvekkilinin şirketi devrettikten sonra, şirketin yetkilisi ve tek ortağı ... ile davacı banka arasında 07.09.2016 ve 25.02.2019 tarihlerinde iki kez yapılandırmaya gidildiğini, her iki yapılandırmanın davacı banka ile şirket yetkilisi ... arasında yapıldığını, müvekkilinin yapılandırma da yer almadığını, yapılandırma sonrası eski kredi borcuna bağlı kefalet ve ipotek gibi teminatların da kendiliğinden sona ermesinin yasal zorunluluk olduğunu, kefilliğin devam etmesi için eski borca kefil olanların yenilenen kredi borcuna da ayrıca kefil olarak yazılı beyanda bulunmaları ve imza atmaları gerektiğini, aksi halde önceki krediye kefil olanların, yapılandırılmış yeni kredi sözleşmelerinden kefil olarak sorumlu tutulmalarının mümkün olmayacağını, oysa davacı banka, çekilen kredi ile alınan eve ipotek koyduğu gibi ayrıca müvekkilinin Malatya'da bulunan taşınmazlarına da haciz işlemi uyguladığını, halen haczin devam ettiğini, belirtilen sebeplerle, müvekkilinin yenilenen kredilerden sorumlu tutulması yasaya aykırı olup aksine hüküm veren mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin haksız ve yasaya aykırı 2019/523 Esas ve 2021/688 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafında istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının icra takibine konu edilen alacak nedeniyle sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyasında "genel kredi sözleşmeleri, kredi sözleşmeler, ihtarname" sebebine dayanılarak tahsilde mükerrerlik olmamak kaydıyla 295.163,85 TL asıl alacak, 46.773,03 TL kat öncesi işlemiş faiz, 6.439,33 TL kat sonrası işlemiş faiz, 321,96 TL BSMV, 394,99 TL ihtarname masrafı, 600,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 349.699,16 TL alacağın tahsili istemiyle 25.09.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 146.273 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dava dışı ... Tur. Otomotiv ... Emlak Gıda San.Tic.Ltd.Şti ile davacı arasında 19.11.2015 tarihli 400.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının ve dava dışı ...'in sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları , ...'in kredi sözleşmelerine istinaden açılmış ve açılacak olan kredilerin teminatı olmak üzere kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete taksitli ticari kredi, işletme kredisi, ticari kredili mevduat hesabı kredisi kullandırıldığı anlaşılmaktadır.Davaya konu kredi ve kefalet sözleşmelerinin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583. maddesinin birinci fıkrası; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." hükmünü içerir. Anılan yasal düzenlemede, öngörülen bu şekil kuralı, bir geçerlilik (sıhhat) şartı olup, her zaman ileri sürülebilir. Davaya konu genel kredi sözleşmesinde kefalete ilişkin bölümde; kefilin adı soyadı, müteselsil kefil sözcüğü, kefalet miktarı ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazılmış olduğu görülmekle kefaletin TBK'nın 583. maddesindeki şekil şartlarını sağladığı anlaşılmaktadır. TBK'nın 598.maddesinde kefaletin sona erme halleri sayılmış olup, somut olayda davalının 21.06.2016 tarihinde dava dışı kredi borçlusu şirket ortaklığından ayrılmış olması, kefaleti sona erdiren hallerden değildir. Davacı tarafından dava dışı kredi borçlusu Tasfiye Halinde ... Tur. Otomotiv ... Emlak Gıda San.Tic.Ltd.Şti'ne izafeten tasfiye memuru olarak aynı zamanda ipotek veren-kefil ... hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında 295.163,85 TL asıl alacak, 46.773,03 TL kat öncesi işlemiş faiz, 6.439,33 TL kat sonrası işlemiş faiz, 321,96 TL BSMV, 394,99 TL ihtarname masrafı, 600,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 349.699,16 TL'nin ipotek limitini aşmamak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 20.09.2019 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, ... adına kayıtlı İstanbul ili Maltepe ilçesi Yenikariye mah. 15209 ada 31 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 18 nolu bağımsız bölüm üzerinde davacı banka lehine asaleten ve kefaleten imzalanan ve imzalanacak olan taahhütname ve sözleşmeler için 23.11.2015 tarihinde 600.000 TL tutarında ikinci dereceden tesis edilen ipotek nedeniyle icra takibi sonunda taşınmazın satıldığı, 17.12.2020 tarihinde 242.000 TL üzerinden davacı banka adına rehin açığı belgesi düzenlendiği görülmüştür.TBK'nun 586/1. Maddesinde, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklının, borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması kaydıyla borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği düzenlenmiştir.İİK.'nın 45. maddesine göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Ancak rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse, müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır. Somut olayda; dava dışı kefil tarafından davacı banka lehine sözleşme ile kurulan ipoteğin, davalı kefilin kefaletini kapsadığına dair bir düzenleme bulunmamakta olup, bu durumda rehnin paraya çevrilmiş olması davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki davacı banka adına rehin açığı belgesi de düzenlenmiş olup, dava dışı asıl borçlu şirketin borcu dahi sona ermemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, dava dışı borçlu şirkete 23.09.2014 tarihinde artı para kredisi, 19.11.2015 tarihinde 300.000 TL tutarlı ticari kredi, 27.11.2017 tarihinde ticari kredi, 11.06.2018 tarihinde kredi kartı kullandırıldığı, 19.11.2015 tarihinde kullandırılan kredinin 19.11.2018 tarihine kadar taksitlerinin ödendiği ve kredi riskinin 146.273,42 TL olduğu, 25.02.2019 tarihli talebi ile üç kredi borcunun yeniden yapılandırıldığı, 23.09.2014 tarihinde kullandırılan işletme kredisinin (artı para kredisi) 25.02.2019 tarihindeki kredi riskinin 10.315,62 TL olduğu, 27.11.2017 tarihinde kullandırılan ticari kredili mevduat hesabı kredisinin 25.02.2019 tarihindeki kredi riskinin 82.764,39 TL olduğu, 2015 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan 300.000 TL tutarlı taksitli ticari kredinin 25.02.2019 tarihi itibariyle 152.268,26 TL, artı para kredisinin 10.512,50 TL, ticari kredi mevduat hesabı kredisinin 87.680,70 TL olması konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığı, üç krediden kaynaklanan 293.500 TL anapara ve toplam 398.672,07 TL'lik taksitli ticari kredi konusunda mutabık kalınarak kredilerin yeniden yapılandırıldığı, davalının, 19.11.2015 tarihinde kullandırılan taksitli kredi nedeniyle yeniden yapılandırılan toplam 295.163,85 TL'lik üç kredi içerisinde bulunan ve asıl borçlu tarafından ödenmeyen 25.02.2019 tarihi itibariyle 146.273 TL kredi riskinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça 07.09.2016 tarihinde davacı banka ile kredi borçlusu şirket arasında yapılandırma yapıldığı ve bu nedenle yapılandırma sonrası eski kredi borcuna bağlı kefalet ve ipotek gibi teminatların kendiliğinden sona erdiği ileri sürülmüş ise de dosyaya sunulan ve İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip dosyasında da yer alan 07.09.2016 tarihli 625.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi, dava dışı asıl borçlu şirketin ve kefil olarak ...'in imzaladığı yeni bir kredi sözleşmesidir. Davaya konu icra takibine dayanak taksitli ticari kredi ise yeniden yapılandırma üzerine kullandırılan bir kredidir.Davalı vekilinin iddia ve istinaf sebebinin aksine yeniden yapılandırma ile kullandırılan kredi, TBK'nın 133. maddesi kapsamında borcun yenilenmesi veya yeni bir sözleşme olmayıp, borçluya borcunu ödemesi için tanınan bir ödeme kolaylığıdır. Somut olayda dava ve takibe konu 25.02.2019 tarihinde dava dışı şirkete kullandırılan yapılandırma kredisi içerisinde davalının kefil olarak imzası bulunan 19.11.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine ait 146.273 TL kredi riskinin bulunduğu gözetildiğinde borç daha ileri tarihte yapılandırılmış olsa da 19.11.2015 kredi kullandırım tarihinde davalının kefaletin geçerli olması nedeniyle davalı, 146.273 TL tutarındaki kredi borcundan sorumludur. Buna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.498,00 TL harcın, alınması gerekli olan 9.991,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.493,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025