İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin gıda toptancılığı üzerine faaliyet gösteren bir firma olduğunu, takip borçlusu davalı şirkete gıda ürünlerinin satışını sağladığını, tica…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/374 KARAR NO : 2025/1190 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/12/2021 NUMARASI : 2020/750 Esas - 2021/1157 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin gıda toptancılığı üzerine faaliyet gösteren bir firma olduğunu, takip borçlusu davalı şirkete gıda ürünlerinin satışını sağladığını, ticari faaliyet içerisine girdiğini, bu ticari ilişki neticesinde çok sayıda fatura düzenlediğini, müvekkilinin takip borçlusu davalı şirketle arasındaki ticari ilişkiye ilişkin faturalar düzenlediğini, davalı şirketin, bu faturaları teslim aldığını, faturalara ilişkin bir iade veya itirazda bulunmadığını, müvekkili şirketin, alacağın tahsilini teminen Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini ve borçlu şirketin ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirketin tamamen kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ettiğini, amacının yalnızca zaman kazanmak olduğunu, Arabuluculuk Bürosuna başvurulsa da, karşı taraf toplantıya katılmadığı için anlaşmaya varılmadığını, davalı şirketin, itiraz dilekçesinde, müvekkiline borcu olmadığını belirtmiş olsa da hiçbir sebep belirtmediğini, zira borçlunun yalnızca takibin tahsilini geciktirmek, ertelemek amacıyla itirazda bulunduğunu, cari döküm, faturalar ve sevk irsaliyeleri, tarafların ticari defterleri ve ticari ilişkisi incelendiğinde davalının müvekkile takip tarihi itibariyle 22.008,79 TL borcu olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin incelenmesini, itirazın iptalini ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmesinde; Dava cari hesabın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali talepli dava olup davalı şirket usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup bu durumda ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine kati delil teşkil ettiği, böylelikle icra takibine konu edilen cari hesaptan kaynaklı alacağın davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığıdavalının irsaliye faturaları ürünlerin tesilimine ilişkin imzasının yeri aldığı davalı tarafça bu imzalara herhangi bir itirazının olmadığı bu şekli ilie davacının cari hesabındaki kayıtlı faturaların davalının kabulünde olduğu , bu durumda takip konusu cari hesap alacağına konu malların davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, ancak davalı tarafça ödeme yapıldığının iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla icra takibine konu alacağın davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı, her ne kadar takip talebinde işlemiş faiz talep edilmiş ise de, davalı tarafın takip öncesi mütemerrit olduğunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile ;Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 21.386,25-TL'lik kısmına yönelik yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin asıl alacak 21.386,25-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinini kabulü ile asıl alacağın %20'si oranına tekabül eden 4.277,25-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Arabuluculuk kanunu'nun 18/a-11 maddesi uyarınca; arabuluculuk toplantılarına katılmayan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından bu hususlara aykırı karar verildiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kararın ve davacının sorumlu olduğu yargılama giderlerine ilişkin kararın ortadan kaldırılmasın talep edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından davacı şirketin takip öncesi faize tekabül eden kısmının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, hukuka aykırı şekilde verilen bu kararın ortadan kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtayın müstekar kararlarında faturanın tek başına bir alacağı ispatlamaya yetecek güce sahip bir belge sayılamayacağını, dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin kapanış onayının bulunmadığının bilirkişice tespit edildiğini, bu durumda mahkemece davacı tarafın defter ve belgelerinin lehine delil sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafça icra takibine dayanak olarak bir fatura sunulmadığını, yapılan bilirkişi incelmesinde davacı şirket tarafından düzenlenen bazı irsaliyeli faturalarda imza bulunmadığının tespit edildiğini, bilirkişi incelemesinde bir takım irsaliyeli faturalarının bedeli ödenen kapalı faturalar olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın takibe dayanak yapmadığı faturaların incelemeye konu edilmesine ilişkin itirazların saklı tutularak kapalı kesilen irsaliyeli faturaları ile imzasız irsaliyeli faturalarının inceleme konusu yapılmaktan çıkartılarak diğer faturalar yönünden inceleme yapılması ve davacı tarafça varlığı kabul edilen ödemelerin mahsubu ile çıkacak sonuca göre alacağın tespiti yönüne gidilmesi gerektiğini, mahkemece bu durum nazara alınmayarak takibe konu alacağın tümü yönünden itirazın iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinde davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının takibe konu açık hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır. Davacı tarafça davalı hakkında Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında '' 28.05.2019 tarihli 21.386,25 TL tutarlı cari hesap '' sebebine dayalı olarak 21.386,25 TL asıl alacak, 622,54 TL İşlemiş faiz olmak üzere toplam 22.008,79 TL'nin tahsili istemiyle 22.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Davalı tarafın ticari defterlerini sunmaktan kaçınmış olması karşısında HMK 222/2 ve 3. maddeleri dikkate alınarak davacının kanuna göre eksiksiz tuttuğu ticari defter ve kayıtlarının lehine delil teşkil ettiğinin kabulü gerekir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup,davalı defterlerinin ibraz etmemeiş, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, bilirkişi tarafından yapılan incelemede, açık hesaba konu bedeli ödenmemiş açık faturalar, kapalı faturalar ve yapılan ödemeler mahsup edilerek yapılan hesaplamada davacının takip tarihinde davalıdan 21.386,25 TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden davalının bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.Davaya konusu sözleşmenin ifasına ilişkindir. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmemiş olup, ayrıca icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, davanın işlemiş faiz istemi yönünden reddine asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağına göre davalı taraf usulünce bildirim yapılmasına rağmen arabuluculuk toplantısına katılmadığı, bu nedenle arabuluculuk faaliyetlerinin sonlandırıldığı kayıt altına alınmıştır.6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 11. Fıkrası; "(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." düzenlemesini içermekle birlikte Anayasa Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve E: 2023/160, K: 2024/77 sayılı Kararı ile fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi ile aynı fıkranın ikinci cümlesi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (18/1/2025) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.nayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası, 14 Kasım 2024 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25. Maddesi yönünden yayını tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile "6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin onbirinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.” şeklinde ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.” hükmü getirilmiştir.Somut olayda Anayasa mahkemesinin iptal kararı ve yeni yasal düzenleme birlikte nazara alındığında harçlandırılmış dava değeri üzerinden davalı yararına hesaplanacak vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi ve davalının yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu duruma reddedilen tutar 622,54 TL olup, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği davalı yararına hükmedilmesi gereken 622,54 TL vekalet ücretinin 6325 sayılı yasanın 18/A-11 maddesi gereği ise yarısı olan 311,27 TL vekalet ücreti hükmedilmelidir.Davacı tarafından yapılan ve haksız çıktığı kısım yönünden katlanmak zorunda kaldığı 25,60 TL yargılama giderinin yarısı olan 12,80 TL yargılama giderinden ve 1.320,00TL arabuluculuk ücretinden, davacının tarafın ödemekle yükümlü olduğu 37,34 TL'nin yarısı olan 18,67 TL'den de davalının sorumlu tutulması gerektiğinden davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı yerindedir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında Mahkemece verilen karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 21.386,25-TL'lik kısmına yönelik yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin asıl alacak 21.386,25-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinini kabulü ile asıl alacağın %20'si oranına tekabül eden 4.277,25-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 1.460,89 TL harçtan davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 265,23 TL harcın, mahsubu ile eksik 1.195,66 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 320,22 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak toplam 905,00 TL'den 6325 sayılı yasanın 18/A-11 maddesi gereğince hesaplanan 892,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince tespit olunan 5.100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince tespit olunan 311,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden, 1.301,33 TL'sinin davalıdan, 18,67 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,10-Artan gider avansının karar kesin olduğundan HMK 333. Madde ve Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 13-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 365,23 TL harcın, alınması gerekli olan 1.460,89 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.095,66 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 441,40 TL, posta ve tebligat gideri 43,30 TL olmak üzere toplam 484,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025