T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:19/06/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAV…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:19/06/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde akdedilen sözleşmeler uyarınca müvekkili şirketin davalı şirket çalışanlarına iş güvenliği eğitimi hizmeti ve iş yeri hekimi hizmeti sağladığını, davalı şirket taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesinleşen 31/12/2023 düzenlenme, 10/01/2024 vade tarihli 35.727,60 TL bedelli fatura, 29/01/2024 düzenlenme, 08/02/2024 vade tarihli 24.611,85 TL bedelli fatura, 31/01/2024 düzenlenme,15/02/2024 vade tarihli 27.406,50 TL bedelli fatura, 18/04/2024 düzenlenme, 28/04/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 18/04/2024 düzenlenme, 28/04/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 18/04/2024 düzenlenme, 28/04/2024 vade tarihli 37.400,00 TL bedelli fatura, 25/04/2024 düzenlenme, 05/05/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 25/04/2024 düzenlenme, 05/05/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 27/04/2024 düzenlenme, 07/05/2024 vade tarihli 47.600,00 TL bedelli fatura,25/05/2024 düzenlenme,04/06/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura, 25/05/2024 düzenlenme, 04/06/2024 vade tarihli 32.300,00 TL bedelli fatura, 25/05/2024 düzenlenme, 04/06/2024 vade tarihli 25.500,00 TL bedelli fatura, 25/06/2024 düzenlenme, 05/07/2024 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli fatura ile muaccel hale gelen toplam 590.545,95 TL borcunun yalnızca 100.000,00 TL kısmını 14/06/2024 tarihinde ödediğini, taraflar arasında alacak borç ilişkisi olduğunu, kalan bakiye olan 490.545,95 TL müvekkil şirkete, ilk fatura üzerinden aylar geçmesine rağmen ödenmediğini, müvekkil şirketin ekonomik olarak zor durumda kalmasına sebep olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı/borçlu şirket aleyhine kesinleşen fatura bedellerinin işlemiş ve işleyecek faiziyle tahsili için için Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, anılan takibe yönelik davalı şirket tarafından ödeme emrine, borcun tamamına, borcun kaynağına, takibe, takip dayanağı belgelere, faize ve faiz oranına, işlemiş faize ve borcun tüm ferilerine haksız ve mesnetsiz olarak müvekkil şirketin alacağını sürümcemede bırakmak amacıyla itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş. Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verilmesi talebiyle başvurulduğunu, mahkemece kabul edildiğini belirterek, Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında verilecek iş sağlığı ve güvenliği hizmetinin sağlanmasına ilişkin 01/01/2023 tarihli ortak sağlık güvenlik birimi hizmet sözleşmesi (Ek-1) ve 22/03/2024 tarihli ortak sağlık güvenlik birimi hizmet sözleşmesi (Ek-2) imzalandığını, sözkonusu sözleşme kapsamında, davacı taraf, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında verilecek iş sağlığı ve güvenliği hizmetini sağlamayı, müvekkili de söz konusu hizmet karşılığında ücret ödemeyi üstlendiğini, davacı taraf, sözleşmeye aykırı davranarak sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, onaylı defter içerisinde son olarak 12/03/2024 tarihinde beş tespit yapılmış ise de son üç aylık dönemde tespit ve öneride bulunulmadığını, 12/03/2024, 24/01/2024, 22/06/2023 tarihli tespit ve önerilerde iş güvenliği uzmanı kaşe ve imzası bulunmadığını, Şubat 2024 döneminde olduğu tahmin edilen tespit ve önerilerin bulunduğu sayfada işyeri hekimi kaşe ve imzası bulunmadığını, Şubat ayı içerisindeki yazıldığı tahmin edilen tespit ve önerilerin bulunduğu sayfaya tarih konulmadığını, 06/10/2023, 13/07/2023 tarihli tespit ve önerilerde işyeri hekimi kaşe ve imzası bulunmadığının görüldüğünü, dava konusu alacağın muaccel olmadığından ve alacaklının henüz muaccel olmayan bir alacak için icra takibi başlatmakta ve dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddi ile icra takibinin haksız ve kötü niyetli başlatılması sebebiyle, müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; ".. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;davacı şirketin davalı şirkete hizmet verilmesi karşılığında düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağının Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip konusu yapıldığı, davalı tarafın takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, mahkememizce taraf ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla mali müşavir bilirkişilerden rapor alındığı, aldırılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, tarafların inceleme konusu ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların davalı şirkete teslim edildiği ve faturaların davalı tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, her iki taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, davalı tarafından yasal sürede faturaya itiraz edilerek iade edilmediği, bu nedenle davalının faturaların içeriğini kabul etmiş sayıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacının davalı adına düzenlediği takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacının bakiye 490.545,95 TL alacağının kayıtlı olduğu, davacı şirketin bakiye alacağı üzerinden takip tarihinden önceki 21 gün süre ile faiz talep etmesinin yerinde olduğu ve işlemiş faiz tutarının 14.605,50 TL olduğu, bu itibarla davacının faturalardan kaynaklı olarak bakiye 490.545,95TL asıl alacak ve 14.605,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 505.151,45 TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, alacak likit (belirlenebilir) olup haksız itiraz edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin verdiği ara karardan, hiçbir gerekçe göstermeksizin dönmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden, ücrete hak kazanamayacağını ve fatura bedellerini müvekkilden talep edemeyeceğini, delillerinin eksik incelendiğini, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmalarına rağmen haklarının kullandırılmadığını, tutulması zorunlu olan deftere, davacının bulundurmak zorunlu olduğu iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekiminin imza dâhi atmadığını, taraflar arasındaki imzalanan sözleşmelerde, ücretin ödenebilmesinin, sözleşme kapsamındaki hizmetin, davacı tarafça tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi şartına bağlı olduğunu, dava konusu alacağın muaccel olmadığını, bir kimsenin kendi borcunu ifa etmedikçe karşı taraftan ediminin ifasını isteyemeyeceğini, faturanın sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin bir belge olduğunu, inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı taraf, ilk derece mahkemesinin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin verdiği ara karardan, hiçbir gerekçe göstermeksizin dönmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164). Mahkemece, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden heyet raporu aldırılmasına karar verildiği, mali müşavir bilirkişinin raporunu sunduğu, 19/06/2025 tarihli celsede dosyadaki mevcut rapor dikkate alınarak iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor aldırılması ara kararından dönülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya arasında mevcut mali müşavir bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, takip konusu alacağın dayanağı olan faturaların davalı şirkete teslim edildiği, tarafların ticari defterlerine göre, takip konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacının bakiye 490.545,95 TL alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Davacı ticari defterlerinde görülen davalı borcu ve davalı ticari defterlerinde görülen davacı alacağı miktarı birbirini teyit etmektedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında ise fatura; "Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmaktadır (Kumkale, R.:Hukuki ve Mali Yönleriyle Fatura, Ankara 2007, s:73). Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay, İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Ayrıca, Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (19 HD'nin 2009/8074 E 2010/5025 K sayılı içtihadı). Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, faturaların, sadece davacı ticari defterlerinde değil, taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Davalı defterindeki kayıt, davalının ticaret şirketi olmakla tacir sıfatına haiz olması, basiretli iş adamı ilkesi gereği hareket ettiği düşünüldüğünde, hiç bir tacir ticari defterine aleyhine kayıt düşmeyeceğinden(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14/05/2019 Tarih, 2017/19-823 E. 2019/553 K.), hizmetin davalıya verildiği yönünde karine mevcuttur. Faturalara itiraz edildiğine dair belirleme de yoktur. Önemli bir kural olarak söylemek gerekir ki, mahkemece alınan raporlar birbiriyle çelişse dahi hakim bunlardan birine dayanarak karar verebileceği gibi hiçbirini hüküm kurmaya yeterli bulmaz ise yeniden bilirkişi raporu alabilir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., E. 2010/19-27 K: 2010/50 T. 03/02/2010). Esas olan bilirkişi raporunun hükme ve yargı denetimine elverişli olması, dosya kapsamına uygun ve uyuşmazlığı çözer nitelikte olmasıdır. Somut uyuşmazlık bakımından, mahkemenin bilirkişi seçimi ara kararından kısmen dönmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Yine, yukarıdaki kabul doğrultusunda, taleple bağlılık ilkesi de göz önüne alınarak, temerrüte ilişkin bilirkişi raporundaki hesaplama ve mahkeme kabulü de yerinde olmakla, bu yöne ilişkin davalı tarafın istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Ancak, uyuşmazlık konusu dosyada, davalının cevap dilekçesinde, davalının "yemin" deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03/03/2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) Mahkemece, davalı tarafa "yemin teklifinde bulunma" hakkını hatırlatması, sonucuna göre kaar vermesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/06/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 14/07/2025 tarihli ve ... numaralı ... Bank A.Ş./...Şubesi'ne ait 1.300.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatırana İADESİNE, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...