T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/333 - 2026/383 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/333 KARAR NO : 2026/383 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/07/2023 NUMARASI : 2022/455 E. - 2023/295 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/333 - 2026/383 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/333 KARAR NO : 2026/383 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/07/2023 NUMARASI : 2022/455 E. - 2023/295 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/07/2023 tarih ve 2022/455 E. - 2023/295 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanın 2021/04353 sayılı başvurusuna karşı 2018/80730 ve 2018/47277 sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiklerini, itirazlarının 25. Sınıf yönünden kısmi kabul edildiğini ancak 35. Sınıf yönünden reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, başvurunun 35. Sınıf yönünden de reddi gerektiğini, markaların benzer olduğunu, markaların ortak olarak “...” esas unsurunu taşıdıklarını ileri sürerek YİDK’nın 2022/M-12013 sayılı kararının iptaline, 2021/04353 sayı ve "... ..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. 05 alt grubundaki satış hizmetlerinin davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında yer almadığı, ancak uygulamada da kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut e-ticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceğinin kabul edildiği, aynı/aynı tür ya da benzer ürünlere ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu gösterdiğini, davacı yanın 25. Sınıf tekstil/moda giyim ürünlerindeki tescili ile dava konusu marka kapsamında 35.05 alt grubunda yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından taraf markalarının benzerlik gösterdiği, dava konusu başvurunun "... ..." şeklinde iki ayrı sözcükten oluşan bir marka olduğu, markanın üst kısmında “...” alt kısmında ise “...” kelimelerinin yer aldığı, “...” kelimesinin doğrudan sözlük anlamı bulunmamakla birlikte ülkemiz tüketicisinin de aşina olduğu, temel olarak “ünlü kişilerin fotoğraflarını çeken fotoğrafçıların genel adı” olarak tanımlanan, başka bir ifadeyle esasen magazin/sanat dünyası ile ilişkili bir kelime olduğu, anılan ibarenin uyuşmazlık konusu emtialar yönünden kavramsal bir ilişki içerisinde olmadığı, “...” kelimesinin ise “moda” anlamına gelen İngilizce bir sözcük olduğu, bu anlamı nedeniyle uyuşmazlık konusu emtialar bakımından kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan ve ayırt ediciliği de bulunmayan bir ibare olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle dava konusu markanın tek ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğu, davacı yanın dayanak markasının ise "... ..." şeklinde olup anılan markanın da “...” ön harfleri ile birlikte dava konusu marka ile birebir aynı şekilde “...” sözcüğünü taşıdığı, tüketici algısında “...” harflerinin, konumlandırmasına rağmen, “...” sözcüğüne göre tali nitelikte kalacağı, zira ortalama bir tüketicinin karşılaştığı markalarda harf kısaltmaları ile birlikte sözcük unsurları olduğunda, öncelikli olarak sözcük unsuruna algısını yönlendirecek olduğu, aynı esas unsuru taşıyan taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yüksek düzeyli bir benzerliğin var olduğu, taraf markalarını oluşturan işaretlerin her birinde tek ayırt edici ve ön plana çıkan unsurun “...” ibaresi olduğu, bu nedenle işaretler arasında ilgili tüketiciyi işaretlerin iktisadi kaynağında yanılgıya düşürebilecek düzeyde bir benzerliğin bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2022/M-12013 sayılı kararının 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış içdış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar bakımından taraf markaları arasında kısmen kabule konu mal ve hizmetler bakımından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacı markalarından sadece 2018/80730 ve 2018/47277 sayılı ve 25 Sınıfta tescilli “... ...” markaları arasında Kurum kararında belirtilen mal ve hizmetler yönünden bir benzerlik bulunduğunu, bunun dışında benzerlik olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "... ..." ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yandan mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut e-ticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceğinin kabul edildiği, buna göre davacı yanın 25. Sınıfta bulunan tescili ile dava konusu marka kapsamında 35.05 alt grubunda yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından taraf markalarının benzerlik gösterdiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.