İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 17/09/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/244 Esas 2025/439 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ettiklerini, Münih I Eyalet Mahkemes…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1337 KARAR NO: 2025/1539 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2025 NUMARASI: 2025/244Esas- 2025/439Karar DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 17/09/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/244 Esas 2025/439 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ettiklerini, Münih I Eyalet Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi 32 O 3586/22 Esas ve 27.11.2023 tarihli kararı ile müvekkili Bankanın münakid kredi sözleşmesinden doğan alacağı bir ilama bağlanmış olduğunu, alacağın tahsili açısından davalı ...'nun Türkiyede bulunan malvarlıkları icra işlemleri başlatılarak müvekkili bankanın uğradığı zararın tazmin edileceğini, ancak aradan geçen zamanda borcun ifası gerçekleşmediğini, davalının yine borçlarını ifa etmemek amacıyla mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu, uygun görülecek teminat karşılığı, borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için İcra İflas Kanununun 257. Maddesi uyarınca tedbiren ihtiyati haciz talep ettiklerini, davalı aleyhine verilen Münih I Eyalet Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi 32 O 3586/22 Esas ve 27.11.2023 tarihli kararı ve devamı hükmündeki masraf kararının tenfizine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tanıma ve tenfiz davalarında yetkili mahkemenin, davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesi, Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri olduğunu, davacı yabancı bir tüzel kişi olarak Türkiyede dava açarken teminat yatırması gerektiğini, davacı yabancı şirketin işbu davayı açmada hukuki yararının olmadığını, dayanak yapılan yabancı mahkeme kararında da görüleceği üzere müvekkilinin ilamdaki adresinin Almanya olduğunu, davacı da Almanya merkezli bir şirket olduğunu, davacı tarafından müvekkili aleyhinde Almanya da herhangi bir icra takibi yapılmamış fakat Türkiyede yabancı mahkeme kararının tenfizi istemli işbu davanın açılmış olduğunu, müvekkilinin Almanya'da malvarlığı olmasına rağmen orada hukuki yollar tüketilmeden burada müvekkilinin malvarlığına yönelmekte hiçbir iyiniyet olmadığı gibi dava şartlarından olan hukuki yararının da olmadığını, davacı şirketin ayrıca dava açmada aktif husumetinin de olmadığını, yabancı mahkeme kararında görüleceği üzere karar müvekkilinin gıyabında verilmiş olduğunu, savunma hakkına riayet edilmemiş olması, kararın tenfizine engel teşkil ettiğini, izah edilen nedenlerle öncelikle ihtiyati haciz kararına itirazlarımızın kabulüyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, yetki itirazlarının kabulüyle dosyanın yetkili Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, esas bakımından haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ederek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;"Tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça Münih I Eyalet Mahkemesi 32. Dairesi 32 O 3586/22 Esas ve 27.11.2023 tarihli kararının tenfizinin talep edildiği, anılan kararın kredi sözleşmesinden doğan alacak ve mahkeme masrafları hakkında hüküm ihtiva eden bir karar olduğu, bu yönüyle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma uyduğu, anılan kararın kesinleştiğine ilişkin şerhi de içerdiği, davacı vekilince tenfizi istenen kararın Almanca apostil şerhli aslı ve noter onaylı Türkçe tercümesi ile anılan kararın kesinleştiğini gösteren ve Alman makamlarınca usulen onanmış yazı ve tercümesi sunularak 5718 sayılı Kanun'un 53 üncü maddeye ilişkin gerekliliğin yerine getirildiği, Almanya ile ilamların tenfizini mümkün kılan karşılıklılık esasının bulunduğu, tenfizi istenen kararın kredi alacağına ilişkin olması itibariyle Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya ilişkin olmadığı, içerik itibariyle de kamu düzenine aykırı bir husus ihtiva etmediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarih 2017/19-930 Esas, 2019/812 Karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davalar maktu harca tabi olduğu gözetilerek maktu harç ve maktu vekalet ücreti takdir edilmiş " gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile Münih I Eyalet Mahkemesi 32. Dairesi 32 O 3586/22 Esas ve 27.11.2023 tarihli kararının aynen TENFİZİNE şeklinde karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı yabancı şirketin işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını, dayanak yapılan yabancı mahkeme kararında da görüleceği üzere müvekkilin ilamdaki adresi Almanya olduğunu, davacı da Almanya merkezli bir şirket olduğunu, davacı tarafından müvekkil aleyhinde Almanya da herhangi bir icra takibi yapılmamış fakat Türkiyede yabancı mahkeme kararının tenfizi istemli işbu dava açıldığını, müvekkilin Almanya'da malvarlığı olmasına rağmen orada hukuki yollar tüketilmeden burada müvekkilin malvarlığına yönelmekte hiçbir iyiniyet olmadığı gibi dava şartlarından olan hukuki yararda olmadığını, davacı yabancı bir tüzel kişi olarak Türkiyede dava açarken teminat yatırması gerekmekteyken teminatsız şekilde açtığı davada esasa geçildiğini, teminat yatırması sağlanmadığını ve davası kabul edildiğini, 5718 Sayılı Kanun'un Teminat başlıklı 48. maddesine göre ''Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.'' Teminat yatırılması dava şartı olup davanın dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerekirken aksine verilen karar hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin ayrıca dava açmada aktif husumeti de olmadığını, müvekkil yabancı mahkeme ilamında kefalet sorumluluğu nedeniyle davalı durumunda olduğunu, şahsi kefalet ve limit oranına göre kefil olarak sorumlu olduğu miktar kısmi olduğunu, yerel mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmadan, bilirkişi raporu alınmadan sadece dosyaya sunulan yabancı mahkeme ilamı ve apostilin şekli şartları gözönüne alınarak karar verme yoluna gidildiğini, cevap dilekçesi ve işbu dilekçesinde belirttiği ve kamu düzenini ilgilendiren savunmalar dikkate alınmadığını, yabancı mahkeme kararında görüleceği üzere karar müvekkilin gıyabında verildiğini, savunma hakkına riayet edilmemiş olması, kararın tenfizine engel teşkil ettiğini, davalının savunma hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti kararın verildiği ülkenin kanunlarına göre belirleneceğini, davalının itirazı halinde tenfiz hakimi; kararın verildiği yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağırılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut o yer kanunlarına aykırı bir şekilde gıyabında hüküm verilmiş olduğunu tespit ederse, tanıma ve tenfiz talebini reddedeceğini, müvekkil çağrılmadan gıyabında karar verilmesi bakımından Türk usul hukukunun kapsamına giren bir savunma hakkının ağır bir şekilde ihlali de olduğunu, hakim herhangi bir itiraza gerek olmadan re’sen Türk kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle tenfiz talebini reddedebileceğini, davalının, savunma hakkının ihlal edildiği yönündeki itirazının olması halinde, aksinin ispatı tenfiz talebinde bulunan davacıda olacağını, nitekim davalıdan olumsuz bir durumu ispatlaması beklenemeyeceği gibi, tenfiz talebinin kabul edilmesinde hukuki yarar sahibi de davacı olduğunu, dolayısıyla savunma hakkına uyulmuş olduğunu ispat edecek taraf davacı olduğunu, tüm bu hususlara rağmen yerel mahkeme tarafından yabancı mahkeme kararının tenfizi şeklinde hüküm kurulması açıkça hukuka aykırı olduğunu, izah edilen ve resen nazara alınabilecek sair nedenlerle hukuka aykırı yerel mahkemenin tenfiz kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkil bankanın teminat şartından muaf olduğu her türlü izahtan vareste olduğunu, davalının teminata dair iddiaları Sayın Yerel Mahkeme tarafından hukuka uygun şekilde aydınlatılmışsa da davalı tarafından ısrarla işbu hukuktan uzak hiçbir açıklama ve hukuki delil içermeyen iddialar istinaf başvurusuna konu edildiğini, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davalının tanıma ve tenfizi talep edilen ilamın kamu düzenine aykırı olduğu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkil ... tarafından ikame edilen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/441 E. sayılı davada Münih I Eyalet Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi 32 O 358622 Esas ve 27.11.2023 tarihli kararının ve masraf tespit kararının tenfizi talep edildiğini, yerel mahkeme tarafından her ne kadar yetki kuralları gereğince davanın reddine karar verilmişse de yargılamanın esası için dosyanın Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesine tevdiine karar verildiğini, davalı istinaf başvuru dilekçesinde cevap dilekçesinde ileri sürdüğü haksız ve kötüniyetli iddialar dışında hiçbir iddia ve delil ileri sürmediğini, istinaf başvuru dilekçesi, cevap dilekçesinin tekrarından ibaret olduğunu, davaya konu ilamdan da görüleceği üzere davalının savunulma hakkını kullanamadığı iddiası mesnetsiz olduğunu, mahkeme ilamında açıkça davalının vekil ile temsil olduğu, vekilinin uyuşmazlık hakkında bazı itirazlarının bulunduğu, davada yapılan itirazlar ile ilamda kısmen kabul kısmen ret kararı verildiği hatta davalının 23.10.2023 tarihli duruşmaya katıldığı görüldüğünü, buna göre verilen karar tüm ilgililere tebliğ edilerek de kesinleştiğini, davalının dinlenmediği ve savunma hakkını kullanmadığı iddiası yalnızca Sayın Dairenizi yanıltma gayesi ile yapıldığını, davalının tenfizi istenen Münih I Eyalet Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi 32 O 3586/22 Esas ve 27.11.2023 tarihli kararına dair yargılamada usulüne uygun çağrılmadığı, savunma hakkının ihlal edildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığı mahkemeye sunulan ilam asılları incelendiğinde tespit edileceğini, tenfizi istenen kararın Türk Kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği gibi MÖHUK'ta aranan kriterlere de uygun olup bu nedenle tenfizine engel bir durum olmadığı sabit olduğunu, huzurdaki davada tenfiz şartlarının oluştuğuna dair hiçbir şüphe bulunmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah olunan gerekçelerle, davalının haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Eldeki dava, Alman Mahkemesi'nce verilmiş olan kararın tanıma ve tenfizinin yapılması istemine ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 50. maddesine göre; "(1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir." 51. maddesinde; "(1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. (2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir." 52. maddesinde; "(1) Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede aşağıdaki hususlar yer alır: a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri. b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti. c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu." 53. maddesinde,"(1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir: a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi. b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi." 54. maddesinde; "(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması." 55. maddesinde; "(1) Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi de aynı hükme tâbidir. Hasımsız ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. (2) Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir." 58. maddesinde; "(1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır." hükümleri bulunmaktadır. Somut olay incelendiğinde; MÖHUK. 54. Mad. Belirtilen şartlar gerçekleştiğinden, davalının yargılamada vekilinin bulunduğu, yargılama sonucu verilen karara davalının itiraz ettiği, ardından kararın kesinleştiği, bu suretle davalının yargılamaya katıldığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/244 Esas 2025/439 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davalıdan peşin olarak alındığından harçlarla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , 5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 17/09/2025