Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4534 E. , 2024/1076 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/4534 Karar No:2024/1076 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Petrol Ürünleri Nakliyat İnşaat Sanayive Ticaret Limited Şirketi (Eski Ünvanı: ...Petrol ÜrünleriNakliyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4534 E. , 2024/1076 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/4534 Karar No:2024/1076 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Petrol Ürünleri Nakliyat İnşaat Sanayive Ticaret Limited Şirketi (Eski Ünvanı: ...Petrol ÜrünleriNakliyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 27/05/2016 tarihinde yapılan denetimde, istasyonda kurulu otomasyon sistemine yansımayan akaryakıt hareketlerinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 84.575,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin...tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu Kurul kararının ... tarihinde davacı şirkete kayıtlı elektronik posta (KEP) vasıtasıyla tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin 4. fıkrası uyarınca elektronik yolla yapılan tebligatın 13/06/2018 tarihinde yapılmış sayılması gerektiği, 5015 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca kararın tebliğ edildiği 13/06/2018 tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde (12/08/2018 tarihi ara verme zamanına rastladığından dava açma süresinin son günü 07/09/2018 tarihidir.) dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 12/11/2021 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacı şirket tarafından, avukat ile takip edilen işlerde tebligatların avukata yapılması kanunen zorunlu olmasına rağmen kararın avukata değil doğrudan asile tebliğ edilmesinden dolayı dava konusu Kurul kararının tebliğinin geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de, avukata tebliğin zorunlu olduğu işlerden anlaşılması gerekenin hukuki bir uyuşmazlığın (dava, icra takibi vs.) vekil ile takip edilmesi durumunda yapılacak tebligatların vekile yapılması zorunluluğu olduğu, ancak böyle bir durumda asile yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dava konusu olayda ise idari bir işlemin tebliğinin söz konusu olduğu, bu işlemin muhatabı olan şirkete tebliğ edilmesinin anılan tebliğin geçersiz sayılmasına yol açmayacağı anlaşıldığından, davacı şirketin bu iddiasına itibar edilmemiştir. Belirtilen gerekçelerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 7201 sayılı Kanun uyarınca vekil ile takip edilen tüm işlerde tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu, Kanun'un İdare Mahkemesi kararında belirtildiği gibi bir ayrım yapmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı şirkete ait "... Karayolu .... km .../..." adresinde bulunan akaryakıt istasyonunda 27/05/2016 tarihinde gerçekleştirilen denetimde 04/05/2016-10/05/2016 döneminde otomasyon sistemine yansımayan akaryakıt hareketlerinin tespit edilmesi üzerine 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 18. maddesinin birinci fıkrası ve 1240 sayılı Kurul kararının 5. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine aykırı davranıldığı iddiasıyla gerçekleştirilen soruşturmada, ... tarih ve ... sayılı işlem ile davacının savunması istenilmiş, davacı şirketin imza sirküleri dilekçeye eklenmek suretiyle davacı şirket yetkilisinin imzasıyla 28/04/2018 tarihinde savunma sunulmuş, sunulan savunma yerinde görülmeyerek Kurul tarafından ... tarih ve... sayılı kararla davacıya 84.575,00-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir. Anılan Kurul kararı 08/06/2018 tarihinde davacı şirketin KEP adresine tebliğ edilmiş, davacı şirket tarafından dava konusu Kurul kararının 25/10/2021 tarihinde öğrenildiği ileri sürülmüştür. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasında, "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır."; 32. maddesinde, "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yorum yöntemlerinin, genellikle lafzî, tarihî, sistematik ve amaçsal olmak üzere dört çeşidi bulunmaktadır. Bu yöntemlerinden biri olan sistematik yorum yöntemine göre, kanunun bir maddesinin anlamı, bu maddenin içinde bulunduğu bağlama, diğer maddeler karşısındaki durumuna, kanunun sistematiğine, planı içindeki konumuna bakılarak tespit edilir. Bu tür yorumda özellikle kanunun kısım ve bölüm başlıkları ile maddelerin kenar başlıkları önemli bir rol oynar. Sistematik yorum yöntemi, kanun maddelerinin tek tek ele alınarak yorumlanmasından ziyade, tüm maddelerin tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde yorumlanmasını önerir. Kanun maddelerini birbirleriyle tutarlı hâle getiren bağlantılar üzerinde durur. Sistematik yoruma göre, yorumlanacak hüküm, bu hükmün içinde bulunduğu sistemin üst normları dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Yorumlanacak hükmün anlamı, o hüküm ile ilgili bütün hükümler göz önüne alınarak tespit edilmelidir. (Kemal GÖZLER, Hukuka Giriş, Ekin Yayınevi, Bursa, 2016, s.264-270) 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesi sistematik yorum ilkesi uyarınca yorumlandığında; vekile ve kanuni mümessile tebligat matlabını taşıyan maddenin, Kanun'un birinci babı olan "Umumi Hükümler" altında ve bu babın içerisinde ikinci fasıl "Tebligat Esasları" kısmında düzenlendiği, bu nedenle, anılan Kanun'un 1. maddesinde sayılan yargı makamları ile idareler tarafından gerçekleştirilecek tebligatlarda uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu çıkarıma uygun olarak kanun koyucununun, maddenin lafzında yargıya ilişkin işlemlerden ziyade ve idareye ilişkin süreci de kapsayacak şekilde, vekil vasıtasıyla takip edilen "iş" kavramına yer verdiği görülmektedir. Vekille takip edilen işler, Kanun'da tanımlanmamış olup, yorumu yargı yerlerine bırakılmıştır. Bu kapsamda Yargıtay, vekil ile takip edilen iş tanımını yorumlamakta ve işin bir bütün oluşturup oluşturmadığı dikkate alınarak, şikâyetin icra takibinin parçası olduğu sonucuna vararak kıymet takdirine itiraz eden davacı vekiline satış ilanının tebliğ edilmemesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24/09/2019 tarih, E:2017/12-348, K:2019/946; Timuçin MUŞUL, Tebligat Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s. 261) İdare Mahkemesi kararında, davacı şirketin avukat ile takip edilen işlerde tebligatların avukata yapılması kanunen zorunlu olmasına rağmen kararın avukata değil doğrudan asile tebliğ edilmesinden dolayı dava konusu Kurul kararının tebliğinin geçersiz olduğu iddiasına, avukata tebliğin zorunlu olduğu işlerden anlaşılması gerekenin hukuki bir uyuşmazlığın (dava, icra takibi vs.) vekil ile takip edilmesi durumunda yapılacak tebligatların vekile yapılması zorunluluğu olduğu gerekçesiyle itibar edilmemiş ise de, yukarıda yer verilen açıklamalar göz önüne alındığında 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen vekil vasıtasıyla takip edilen işlerden anlaşılması gerekenin sadece dava, icra takibi gibi kazaî işleri değil idareler tarafından tesis edilen işlemleri de kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu Kurul kararının davacı şirketin vekiline tebliğinin gerekip gerekmediği noktasında ise dava konusu Kurul kararı tesis edilmeden önceki aşamada şirket vekilini gösterir bir vekâletnamenin davalı idareye sunulup sunulmadığı önem arz etmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin otomasyon sistemine yansımayan akaryakıt hareketlerinin tespit edilmesi üzerine... tarih ve ... sayılı işlemle savunmasının istenildiği, davacı şirketin imza sirküleri dilekçeye eklenmek suretiyle davacı şirket yetkilisinin imzasıyla 28/04/2018 tarihinde savunmanın sunulduğu görülmektedir. Dolayısıyla her ne kadar dava konusu Kurul kararı vekil vasıtasıyla takip edilebilecek işler kapsamında yer alsa da somut olayda bu işlemden önceki aşamada işin vekil vasıtasıyla takip edildiğini gösterir bir vekâletnamenin davalı idareye sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu Kurul kararının 08/06/2018 tarihinde davacı şirketin KEP adresine tebliğinin usulüne uygun olarak yapılmış bir tebliğ olduğu anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın ve sehven yatırılan...-TL istinaf başvuru harcının davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 01/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.