T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/989 KARAR NO : 2025/1826 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24.02.2022 NUMARASI : 2021/24 Esas - 2022/184 Karar DAVA: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/989 KARAR NO : 2025/1826 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24.02.2022 NUMARASI : 2021/24 Esas - 2022/184 Karar DAVA: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 16.11.2016 tarihinde Büyükçekmece 6. Noterliğininden verdiği süreli vekaletle, vekil tarafından müvekkiline ait taşınmazın davalı banka lehine ...'nun 15.01.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında vekaletten önce doğmuş ve doğacak olan borçlarına karşılık 17.11.2016 tarihinde ipotek edildiğini, ...'nun banka borcunu ödememesi üzerine banka tarafından Beyoğlu 48. Noterliğinin 27.09.2019 ve 08.10.2019 tarihli ihtarlarının gönderildiğini, müvekkilinin bu ihtara cevap olarak gönderdiği Büyükçekmece 6. Noterliğinin 01.11.2019 tarihli ihtarı ile borca itiraz edildiğini, bankaca gönderilen 19.11.2019 tarihli ihtarda ise, müvekkilinin kefaleti bulunmadığı ve sadece ipotek borçlusu olduğunun bildirildiğini, bankanın ihtarlardan sonra Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, müvekkilinin Çorlu İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/713 Esas sayılı davası ile itiraz ettiğini, mahkemece davanın kabul edilerek takibin iptal edildiğini ve kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleştiğini, bunun üzerine davalının Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yeniden takip başlatarak 216.430,31 TL tutarında icra emri gönderdiğini, müvekkilinin vermiş olduğu vekaletnamenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin bu vekaletnameyi özellikle Malkara ilçesinde bulunan taşınmazının ipotek olarak verilebilmesi için verdiğini, vekilin başkaca herhangi bir hukuki tasarrufta bulunamayacağını, fakat vekil olan...'ın vekaletnameyi alır almaz Malkara Hacıevhat Mahallesi ... ada 1 parsel için vekaletnamenin sınırlarını aşmak suretiyle davalı banka lehine ipotek verdiğini ve kefalet sözleşmesi imzaladığını, akit tablosunda kefaleten borçlardan söz edilmesi nedeniyle vekilde bulunmayan kefil olma yetkisinin kullanıldığını, bundan dolayı borç doğmadığını, akit tablosunun 2. maddesinde ...'nun kefaleten doğan borçları için de ipotek tesis etmesi nedeniyle vekile verilmeyen kefalet yetkisinin kullanılarak sözleşme yapılması nedeniyle vekaletin sınırlarının aşıldığını, akit tablosunun 2. maddesindeki belirsizlik nedeniyle sadece ...'nun değil Malkara'da yaşayan herkesin borcu için ipotek tesis edildiği anlamı çıktığını, sözleşmenin 1. maddesindeki %60 faiz oranı ile 5. maddesindeki faizin hesaplama şeklinin gabin niteliğinde olduğunu, müvekkiline karşı takip başlatılmadan önce kat ihtarı gönderilmediğini, gönderilen Beyoğlu 48.Noterliğinin 08.10.2019 tarihli ihtarının muacceliyet ihtarı olup bu ihtarda İİK'nın 68/b maddesindeki unsurların bulunmadığını, davalı ve vekilin kötü niyetli olduklarını ve vekalette kefalete ilişkin yetkilerin bulunmadığını dikkate alarak işlem yapmaları gerektiğini, kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirilmediğini, müvekkiline karşı başlatılan takipten önce kesinlikle hesap katı ihtarnamesi gönderilmediğini ileri sürerek, borcun doğmadığının ve davacının borçlu olmadığının tespitine, takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmeleri kapsamında krediler kullandırıldığını, ...'nun kullandığı veya kullanacağı kredilerden dolayı doğmuş veya doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere davacının maliki olduğu Malkara İlçesi Hacıevhat Mahallesi ... ada 1 parselde kayıtlı tarlanın birinci dereceden 300.000,00 TL bedelle ipotek edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı ve borçluya ihtar gönderilerek icra takibi yapıldığını, ilk takibe karşı açılan davada Çorlu İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/713 Esas saylı dosyasında, davacının iddiaları dikkate alınmadan ihtarla verilen sürenin dolmasından önce başlatılan takibin iptaline karar verildiğini, kanunun aradığı tüm şartlar yerine getirilerek borçlunun hesaplarının kat edildiğini ve borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davacının ihtarnameyi 18.10.2019 tarihinde tebliğ alınmasına rağmen 8 günlük süreden sonra 01.11.2019 tarihinde cevabi ihtar gönderdiğini, davacının yalnızca ipotek veren olduğunu, davacı tarafından ...'nun risklerine binaen verilen bir kefalet bulunmadığını, davacının kefil sıfatının bulunmadığının bildirildiğinin davacı tarafından da kabul edildiğini, davacının bizzat verdiği vekalet ile bağlı olduğunu, vekalet sınırlarının aşıldığına dair vekile karşı açılmış bir dava veya şikayet bulunmadığını, müvekkilinin ...’nun asaleten borçlarının tahsili için takip başlattığını, bu kişinin kefaleten olan borçları hakkında bir işlem yapılmadığından kefalete ilişkin tüm itirazların yersiz olduğunu, davacının asaleten veya kefaleten borçlu olduğunun iddia edilmediğini, davacıdan ...'nun kefalet borcunun talep edilmediğini, temerrüt faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İİK md.150/ı uyarınca, ipotek veren üçüncü kişi hakkında takip yapılabilmesi için TMK md.887 uyarınca, muacceliyet ihtarının gönderilmesi gerekmekte olup, dosya kapsamında ihtarnamenin davacıya 18/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.Davacının vekalet ilişkisinin kötüye kullandığına dair itirazı dosyada vekaletname ile işlem yapan ... taraf olarak yer almadığından ve söz konusu husus dava dışı ... hakkında açılacak olan bir başka dava ile çözülecek bir husus olup, dava konumuz olmadığından bu hususta bir tespit yapılmamakla birlikte, verilen vekaletname içeriği mahkememizce incelendiğinde ipotekle ilgili yetkinin vekaletnamede yer aldığı anlaşılmakla davacının vekaletnamede sınırın aşıldığına dair itirazlarına itibar edilmemiştir.Davacının kefalet için yetki verilmediği, söz konusu durumda kefalet sözleşmesinin şartlarının oluşmadığına dair itirazı dikkate alındığında her ne kadar davacı asil genel kredi sözleşmesinde kefil olarak yer almamış ise de 17/11/2016 tarihli, ... yevmiye numaraları resmi senetin 2. Maddesi " iş bu ipotek aynı zamanda Serçin Şako'nun kefalet borçlarına da şamildir. Bu nedenle iş bu ipotek, anılan kefalete istinaden ... A.Ş. Merkez ve bilumum yurtiçi ve yurtdışı şubeleri tarafından diğer gerçek ve tüzel kişiler lehine açılmış ve açılacak olan her nevi kredilerin teminatını da teşkil eder" şeklinde düzenleme yer aldığından davalı banka vekalet verilen ile vekaletnamedeki yetkisi baz alınarak işlem yapan olduğundan söz konusu verilen ipoteğin mahkememizce geçerli olduğu..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dosyadaki dava ve cevaba cevap dilekçesi içeriğini tekrar ederek bu dilekçe içeriklerinin istinaf dilekçesi olarak kabulü gerektiğini, tekrarla mahkemece işin esasına girilip davalının müvekkiline gönderdiği ihtarnamelerin muacceliyet ihtarnamesi olduğu yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, bu hususların karara dahi yazılmadığını, esasen bu ihtarların değerlendirilmesinin takibin geçerliliği bakımından önemli olduğunu, icra hukuk mahkemesince ihtarların geçersizliğinin tespit edildiğini, ihtarların kesinlikle hesap katı ihtarnamesi olmadığı, borcun ödenmesi, ödenmediği takdirde diğer alacakların da muacceliyet kesbedeceğinin bildirildiği, doktrinde muacceliyet ihtarnamesi olarak adlandırılan ödeme ihtarnamesi olduğunu, Müvekkilinin esasında başkasının borcuna teminat olarak kendi taşınmazını ipotek ettiren olduğunu ve buna ilişkin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün güncel uygulamaları ve Yargıtay'ın bu hususu ayrı bir kategoride değerlendirdiği meselesinin göz ardı edildiğini, bu hususun yargılamada müzakere edilip araştırılmadığını, gerekçede de bu hususların değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesinin bu durumda dosya içeriğinden habersiz şekilde davanın salt ipotek borcuymuş gibi değerlendirerek karar verdiğini, Tapu ve kadastro Genel Müdürlüğünce taşra dairelerine gönderilen 08.10.2012 tarih ve B.09.1.TKG....349 sayılı talimatta üzerinde durulan konuların ipotek işlemi sırasında dikkate alınmadığını, müvekkilinin bir başkası lehine taşınmazını ipotek eden konumunda olduğunu, talimatın amacına uygun işlem yapılıp yapılmadığının değerlendirilmeden verilen kararın kaldırılması gerektiğini,Diğer yandan vekaletnamedeki yetkilerin aşıldığı konusun esas konuymuş gibi ele alındığını, oysa dava ve cevaba cevap dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere müvekkilinin kefil olmadığını, vekalette böyle bir irade bulunmadığını, öncelikle vekalet sözleşmesinde sadece ipotek vermek üzere yetkilendirilen...'ın kendisine verilen yetkiyi aştığı ve kefaletle ilgili hükümler barındıran ipotek sözleşmesini imzaladığını, mahkemece ipotek sözleşmesinin bu hükümlerinin incelenmesi gerektiğini, ikinci olarak da müvekkilinin doğrudan kredi kullanarak birinci derecede bankaya borçlu kişi olmadığını, üçüncü kişinin borcuna teminat olarak gayrımenkulünü ipotek veren kişi olduğunu, dava dilekçesinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün müdürlüklere gönderdiği pek çok genelgeden iki tanesine yer vererek üçüncü kişinin borcuna karşılık teminat olarak ipotek vermenin kefaletle eşdeğer olduğunu belirtmeye çalışıldığını, Tapu Kadastro Müdürlüklerinde bu konuda hassas davranılıp eşin de rızasının arandığını, bu nedenle kefaletle eşdeğer olan böyle bir hukuki işlemin şekil ve geçerlilik şartların da kefalet hükümlerine tabi olması gerektiğini, mahkemenin bu itiraz noktalarını ise hiç değerlendirmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince davacı hakkında Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı banka tarafından, davacı aleyhine Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmıştır. Davacının Çorlu İcra Mahkemesinin 2019/713 Esas sayılı dosyasından açtığı takibin iptali davasında mahkemece TMK'nın 887. maddesi gereğince gönderilen ihtarda verilen süre beklenmeden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı belirtilerek takibin iptaline karar verilmiştir. Bunun üzerine davalı tarafından genel kredi sözleşmesinin borçlusu olan ... ve davalı hakkında genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 231.810,31 TL alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmıştır. Takibin dayanağı ise 17.11.2016 tarih, 9780 yevmiye numaralı ipotek akit tablosudur. Davacıya ait taşınmaz üzerinde, davacı tarafından verilen vekalete istinaden... tarafından ipotek tesis edilmiştir. Bu nedenle vekalette verilen yetkilerin aşılıp aşılmadığı, ipotek sözleşmesinin usulüne uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediği, sözleşme düzenlenirken teminat altına alınan borcun vekalet kapsamında olup olmadığı, ipoteğin kurulması sırasında yasalara ve düzenleyici ikincil mevzuata uyulup uyulmadığı ile uyulmamışsa bunun sonucunun ipoteğin geçersizliği olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Büyükçekmece 6. Noterliğinin 16.11.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde davacının, "Maliki bulunduğum veya bulunacağım Tekirdağ ili, Malkara İlçesi, köyleri, kasabaları, mahalleleri ve mülhakatı hudutları dahilindeki hisseli hissesiz bilcümle taşınmazlarımı ... A.Ş'nin yurt içi ve yurt dışı şubeleri tarafından gerek lehime, gerekse üçüncü hakiki ve hükmü şahıslar lehine, açılmış ve açılacak her türlü krediler ile verilmiş ve verilecek teminat mektupları ile her ne sebepten olursa olsun asaleten ve /veya kefaleten doğmuş ve doğacak her türlü borçların teminatını teşkil etmek üzere ... A.Ş lehine, dilediği bedel derece ve şartlarla ipotek etmesine, serbest derecede istifade hakkı tanımaya, mevcut ipoteklerinin limitinin dilediği bedel ve şartlarla artırılmasına, ipotekle ilgili olarak gerek banka nezdinde gerekse Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde imzalanması gerekli tüm evrakı adıma imzalamaya 16.11.2017 Perşembe günü mesai bitimine kadar münferiden yetkili olmak üzere baba adı Abduş doğum tarihi 7.7.1976 olan ... TC kimlik numaralı... tarafımdan vekil tayin edildi" şeklinde vekalet verdiği görülmüştür. Görüldüğü gibi verilen vekalette gerek davacının, gerekse üçüncü kişilerin davalı bankadan kullandıkları veya kullanacakları asaleten veya kefaleten her türlü kredinin teminatı olmak üzere davacıya ait taşınmazların ipotek ettirilebileceği belirtilmiştir. Bu itibarla, vekilin davalı bankayla dava dışı ... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı kredilerin teminatını oluşturmak üzere 17.11.2016 tarihli ipoteğin tesis etmesi vekalet sözleşmesi kapsamındadır. Kredinin daha önce kullanılmış olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Vekalette açıkça asaleten veya kefaleten bankaya olan borçlar için ipotek tesis edilebileceği belirtildiğinden, ipotek akit sözleşmesinin 1. maddesindeki ...'nun asaleten veya kefaleten borçları yönünden ipotek verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki takip konusu borç lehine ipotek verilen ...'nun bankaya olan genel kredi sözleşmesi borçlarından kaynaklanmış olup, bu borçlar kefaleten borçlar değildir. İpotek akit tablosunun 5. maddesinde düzenlenen faiz oranı ve şartlarının aşırı yararlanma oluşturduğuna ilişkin hiç bir kanıt sunulmamıştır. Dava dilekçesinde soyut olarak faiz oranı ve hesaplama şeklinin aşırı yararlanma olduğuna ilişkin iddianın kanıtlanmaması nedeniyle itibar edilmemiştir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi üzerine bankaca İİK'nın 68.maddesi uyarınca asıl borçluya kat ihtarı tebliğ edilerek muacceliyet şartı sağlandığı gibi TMK'nın 887. maddesi uyarınca takip öncesi borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek borçlusuna ihtarlar gönderilerek borcun ödenmesinin istendiği, borçtan sorumlu olmayan ipotek borçlusunun İİK'nın 68/b maddesine göre ihtar gönderilmesi gerekmediği, TMK'nın 887. maddesine göre gönderilen ihtarın yeterli olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından çeşitli tarihlerde gönderilen yazılarla, tapu sicil müdürlüklerinin, ipotek işlemlerinde kefalet sözleşmesi şartlarını yerine getirilmesinin istendiğini, ancak mahkemece bu hususlarda bir araştırma yapılmadığını ileri sürmüştür. Dava konusu uyuşmazlık TBK'nın 502 vd.maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Anılan hüküm uyarınca vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Yasanın 504.maddesinde, vekaletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Ancak düzenlenen vekalette açıkça vekile vekalet verenin veya herhangi bir üçüncü kişinin gerek asaleten gerek kefaleten doğan borçlarının teminatını oluşturmak üzere davacının taşınmazlarının ipotek edilebilmesi için yetki verilmiştir. Yapılan ipotek tesis işlemi yasa ve vekalet sözleşmesinde verilen yetkiye uygundur. Davacıyı yükümlülük altına sokan bir kefalet sözleşmesi imzalanmadığı ve talep edilen borcun davacının bankaya kefil sıfatıyla sorumlu olduğu bir borç olmadığı açıktır. Mahkemece HMK'nın 297.maddesine uygun olarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek uygulanması gereken teknik kurallar tespit edilmiş ve adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkının sağlanması bakımından yeterli gerekçe yazılmıştır. Vekalet sözleşmesine ilişkin yasa hükümleri ile sözleşme hükümlerinin yanı sıra idarenin bir işlemin yapılması için yapmış olduğu ve çalışanlara hitaben gönderilen ikincil düzenlemelerin vekalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınması mümkün değildir. Mahkemece tarafların gösterdiği tüm delillerin toplandığı, taraflara hukuki dinlenilme hakkının sağlandığı, iddia ve savunmaların hukuki ve yeterli gerekçe ile değerlendirildiği ve vekaleten düzenlenen ipotek sözleşmesinin geçerli olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.