T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2148 Esas KARAR NO: 2025/1427 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/281 Esas- 2022/384 Karar TARİH: 08/06/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2148 Esas KARAR NO: 2025/1427 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/281 Esas- 2022/384 Karar TARİH: 08/06/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının İstanbul Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı ... Tic. Ltd. Şti.'nde eşit paya sahip ortak olduklarını ve şirkette her bir ortağın münferiden temsile yetkisinin bulunduğunu, ... Ltd. Şti.'ne 2005, 2006, 2007 yılları arasında ticari faaliyetlerinden ötürü ilgili vergi dairesi tarafından vergi tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen vergilerin bir bölümünün ... Ltd. Şti. tarafından ödenmediğini, yeniden yapılandırma uyarınca ... Ltd. Şti'nin borcunun yaklaşık 1.800.000 TL olarak yapılandırıldığını ve taksite bağlandığını, takibe konu olan alacağın davacı ... tarafından ... Ltd. Şti. adına %50 hissesine düşen vergi borcu dahil yapılan ödemelere ilişkin olduğunu, vergi ödemelerine ilişkin alındı makbuzları toplamının 46.654.94.TL olduğunu ve bunun %50' si 23.327.47 TL' nin davalı adına ödenen kısım olduğunu, şirket içi sorumluluğunu aşan vergi borcu ödemesini yapan ortağın diğer ortaklar adına ödediği vergiler için de ilgili ortağa rücu hakkına sahip olduğunu, limited şirkette pay oranında sorumluluk ilkesi uyarınca davalının dava konusu vergi borçlarının %50'sinden sorumlu olduğunu, TTK 20. maddesi uyarınca basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü altında vergi borcunu bilmesi ve payına düşen ödemeleri yapması talep edilmesine rağmen ödemeleri gerçekleştirmediğini, alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, ... Esas sayılı dosyasına yapılmış itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu borcun ... Ltd. Şti' nin 2005, 2006 ve 2007 yıllarındaki faaliyetlerine ilişkin vergi borçları olduğunu, VUK 114/1 maddesinde yer alan taraf ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler yıllık zaman aşımına uğrar hükmüne göre zaman aşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, borcun varlığını ispatla yükümlü tarafın davacı olduğunu, davacı vekilinin müvekkilinin vergi borcuna ilişkin sorumluluğunu ikrar ettiği iddiasının tamamiyle mesnetsiz bir iddia olduğunu, davacı tarafından başlatılan takiplerin mükerrer olduğunu, davacının işbu dava ve diğer mükerrer takiplere ilişkin görülmekte olan davalardaki beyanlarında ... Ltd. Şti.''nin toplam borcunun 1.800.000 TL olarak yapılandırıldığını belirtildiğini, bu güne kadar müvekkili aleyhine vergi borçları sebebiyle başlatılan takiplerin toplam tutarının 2.572.881TL'yi bulduğunu, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan borç denilerek davacının kardeşi olan ... na temlik edildiğini, bu borçlara karşı açılan menfi tespit davalarında ise davacı tarafın fikir değiştirerek borcun ... Ltd. Şti.'nin yapılandırılmış borcu olduğunu iddia ettiğini, davacının tahsilini talep ettiği vergi borcu diğer dosyalarla mükerrer olup, davacının işbu dava ile kötü niyetli olarak ileri sürdüğü talebinin reddi gerektiğini beyanla davacının itirazın iptali davasının reddine, dosyaya sunulu icra dosyalarının incelenmek üzere celbine, yargılama harç ve masrafları ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih 2020/281 Esas- 2022/384 Karar sayılı kararında; "Dava, tarafların %50 ortak ve münferit temsile yetkili oldukları İstanbul Ticaret Siciline 264413 Sicil kayıtlı dava dışı ... Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ödenen vergi borcunun davalı hissesine düşen miktarının rucüen tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. ...Tarafların %50 ortak oldukları dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kaydından 09.02.2007 tarihindeki ortaklar kurulu toplantısında ... ve ...'nun on yıl için şirket müdürlüğüne atanmalarına ve münferit imzaları ile şirketin temsil ve ilzama yetkili kılınmalarına karar verildiği; İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/511 Esas 2013/107 Karar sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalıların ... ve ... Araçlar Dış Ticaret Ltd.Şti., davanın şirketin fesih ve tasfiyesi davası olup, 19.12.2011 tarihinde açıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde; yüksek fiyatla alınan gemiler nedeniyle şirketin zarara uğradığı, şirket kaynaklarının haksız ve kötü niyetli olarak harcandığı belirtilerek, davalı şirkete kayyım atanarak infisahına karar verilmesinin talep ve dava edildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, şirket öz varlığının 1.201.890,63 TL olduğu, 4.000.000,00 TL tutarlı esas sermayenin özvarlık içerisindeki oranının %30 olduğu, böylece sermayenin %70' inin yani 2/3'sinden fazlasının yitirilmiş olduğu, şirket satışlarının giderek düştüğü, fon yaratma kapasitesinin bulunmadığı, vadesi geçmiş ve ertelenmiş vergi borçlarının 1.346.277,74 TL olduğunun tespit edildiği, mahkemece; davalı şirketin sermayesinin 2/3'sinden fazlasını yitirdiği, ekonomik olarak geleceğe dönük fon yaratma kapasitesinin bulunmadığı, sürekli zarar ettiği, ticari defter ve belgelerin düzenli tutulmadığı, böylece şirketin fesih ve tasfiyesi gerektiği sonucuna ulaşılarak, "Davalı şirket hakkında açılan davanın kabulü ile, ... Araçlar Ve Dış Ticaret Ltd.Şti'nin fesih ve tasfiyesine, Davalı şirkete İlişkin mevcut yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, Mali müşavir ....'un davalı şirkete kayyım olarak atanmasına karar verildiği, mahkemece verilen kararın süresi içerisinde temyiz edilmemesi nedeniyle 12.10.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İstanbul Vergi Dairesi Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi'nin yazı cevabında ... Vergi Kimlik numarasında Kayıtlı Mükellefi ... Ticaret Ltd Şti hakkında 2005-2006-2007 dönemleri için ... – ... Ana Takip dosya numaralarında kayıtlı Takiplerin yapıldığı, ayrıca, bahsi geçen mükellefin 2005-2006-2007 yıllarına ait vergi borçları için 6111 sayılı Kanun ve 6552 Sayılı Kanunan göre tecil ve taksitlendirme talebinde bulunuldupu, söz konusu şirket borçlarının şirket adına ödendiği, 07.07.2020 tarihi itibariyle şirketin borç kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı yanca zamanaşımı def'inde bulunulmuşsa da alacak talebinin dayanağını oluşturan dava dışı şirketin 2005, 2006 ve 2007 dönemli vergi borçlarına ilişkin olarak idari takipler yapılmış olması, İstanbul 7. Vergi Mahkemesi nezdinde davalar açılmış olması, 6111 ve 6552 sayılı Kanunlar kapsamında tecil ve taksitlendirme işlemleri yapılmış olması nedeniyle vergi borçları bakımından zamanaşımı sürelerinin durduğu, 2011 yılı içerisinde yapılan taksitlendirme tarihinde zamanaşımı sürelerinin tamamlanmadığı, rücuen tahsil istemine konu ödemelerin de davacı yanca 2015 yılı içerisinde yapıldığı anlaşılmakla bu bakımdan da zamanaşımı sürelerinin henüz tamamlanmadığı, bu minvalde davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin dava dosyasına ilişkin olarak verdiği kaldırma kararı ile yine dosyaya sonradan yansıyan bilgi ve belgeler kapsamında irdeleme ve değerlendirme yapılması suretiyle tanzim olunan 16/05/2021 tarihli ek raporda, bilirkişi; davacı ... ile davalı ...’ın %50 hissedarı ve aynı zamanda her iki ortağın da Şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu dava dışı ... Motorluı Araçlar ve Dış Ticaret Ltd Şti ‘nin ödenmemiş vergi borçları ile ilgili olarak, dava dışı şirket hakkında vergi dairesi tarafından idari takip dosyaları açıldığını, şirket yetkilileri tarafından tahakkuk eden ve ödenmemiş vergi borçları için yapılandırma taleplerinin kabul edildiğini ve yapılandırma ile belirlenen ödeme vadelerinde vergi borçlarının, şirket ortak ve yöneticilerinden ...’na ait kredi kartı ile internet üzerinden şirket adına vergi dairesine ödendiğini, idari takip dosyalarının işlemden kaldırıldığını, vergi dairesi tarafından gönderilen belgelerden, dava dışı şirket hakkında her ne kadar idari takip dosyası açıldığı beyan edilmiş ise de, dava dışı şirket hakkında veya şirket ortakları aleyhine İİK hükümleri çerçevesinde başlatılan yasal takip olup olmadığı hususunda bir tespit yapılamadığını, mevcut belge ve bilgiler çerçevesinde bu yönde bir takip yapılmadığının kabulü gerektiğini, ilgili vergi dairesi tarafından sistem üzerinden 07.07.2020 tarihinde yapılan borç sorgulamasında dava dışı şirketin her hangi bir vergi borcunun bulunmadığını, vergi dairesi tarafından gönderilen belgelerden ve 07.07.2020 tarihli borç sorgulama belgesinden dava dışı şirketin vergi mükellefiyet kaydınında devam ettiğinin anlaşıldığını, ticaret sicil kayıtları ile ilgili olarak da dava dışı şirketin en son ticaret sicil işlem kaydının 27.09.2007 tarihinde yapıldığını, şirketin tasfiyesine ilişkin olarak ticaret sicil kayıtlarında her hangi bir işlem kaydının olmadığını, dava dışı şirket ortağı ... tarafından, şirketin vergi borçları için yapmış olduğu ödemelerin öncelikle dava dışı şirketten talebinin yerinde olacağını, davacı tarafından dava dışı şirketin vergi borçları için vergi dairesine yaptığı ödemelerin, dava dışı şirketten tahsilinin imkansız hale geldiğinin davacı tarafından ispatlanması halinde, İstanbul 1.İcra Md. 06.11.2015 Tarih ... E Sayılı dosyasından 23.327.47 TL rücuen talebi ile %9 faiz talebinin yerinde olacağını, dosya kapsamı ve taraf beyanları nazara alınarak zamanaşımı yönünden hukuki değerlendirme mahkemenin takdirinde olduğunu, dava dışı ... Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ile ilgli olarak İstanbul(Kapatılan) 49 ATM 2011/511 E Sayılı dosyasından şirket hakkında fesih ve tasfiye kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, şirketin ticari faaliyetinin devam edip etmediği hususnun bağlı olunan vergi dairesinden müzekkere ile istenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir.TTK'nın 602. maddesine göre şirket borçlarından dolayı şirket mal varlığı ile sorumludur. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Uyap ortamından yapılan incelemeden; dava dışı Sermin Selimoğlu (Temlik eden: ...) ve davalı arasında, işbu davaya da konu olan vergi borcunun ... tarafından ödenen bir kısmının tahsili için davalı aleyhine İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/572 Esas 2018/501 Karar sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3881 Esas 2020/3481 Karar sayılı ilamında; "Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davadışı limited şirketin ortağı ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir. Kamu idaresinin 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi çerçevesinde söz konusu alacağın kamu borçlusundan tahsil edilemeyeceğini değerlendirerek ...'na yönelmiş olduğu dosya kapsamı ile belirgindir. Bu durumda, davalı yanca, şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasının kanıtlanamaması halinde, davacının hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın, teselsül hükümleri gereğince, davalıya hisse oranı dairesinde rücu edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Mahkemece, ispat yükü dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davalı yanca, vergi borcunun ortaklardan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliğine karşı başlatılan takibin semeresiz kalması gerektiği, şirketin aktif olduğu, malvarlığı bulunduğu, takibin mükerrer olduğu ileri sürülmüştür. Ancak, davalı tarafça açılan davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/511 Esas 2013/107 Karar sayılı ilamı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, kararın 12.10.2014 tarihinde kesinleştiği, işbu davanın ise 17/02/2016 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davalı yanca ileri sürülen şirketin aktif olduğu ve mal varlığı bulunduğu savunmasının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3881 Esas 2020/3481 Karar sayılı ilamındaki tespitler de dikkate alındığında yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Ayrıca, taraflar arasındaki diğer takip dosyaları da irdelenerek hazırlanan 20/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda mükerrer takip ve tahsilat bulunmadığı tespit edildiğinden davalının mükerrerlik iddiası da yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle, davacının, takip/ dava konusu alacağın dayanağını oluşturan, dava dışı şirketin vergi borçlarına istinaden hissesine düşen miktardan fazla yaptığı 02/11/2015 tarihindeki 36.813,61 TL, 9.312,51 TL ve 528,88 TL toplamı 46.655,00 TL ödemeyi, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından teselsül hükümleri gereğince sorumlu olan davalıya %50 hissesi oranında rücu edebileceği, bu bağlamda, davacının 23.327,47 TL alacağa ilişkin olarak açmış olduğu itirazın iptali davasının haklı ve yerinde olduğu, öte yandan alacağın likit ve itirazın haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonucuna varılmış, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır..."gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ ile, davalının İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının İPTALİNE, takibin takip talepnamesindeki kayıt ve koşullarla kaldığı yerden DEVAMINA,Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde 4.665,49 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini, ancak verilen işbu kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, davacı tarafça ödendiği iddia olunan vergi döneminde şirketin aktif olduğunu ve öncelikle şirkete başvurulması gerektiğini, davaya konu vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliğine karşı başlatılan takibin semeresiz kalması gerektiğini, 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.'nın 35. maddesinde de vergi borçlarından asıl ve birincil sorumluluğun doğrudan şirket tüzel kişiliğine ait olduğu ve ödenmeyen vergi borçları için öncelikle şirket tüzel kişiliğine karşı takip yapılması gerektiğine dair hüküm bulunduğunu, şirket hakkında başlatılan takibin semeresiz kalması halinde ancak ortakların malvarlığına sermaye hisseleri oranında başvurulabileceğini;Söz konusu ilgili şirkete karşı vergi borçlarının tahsili için takip yapılıp yapılmadığının, takibin semeresiz kalıp kalmadığının ve buna binaen de davacı tarafça vergi borçlarının ilgili vergi dairesine ödendiği hususunun ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı tarafın bu hususu hiçbir şekilde ispat edemediğini, buna rağmen İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu;Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda dava dışı şirketin malvarlığının bulunduğunun açıkça tespit edildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat bölümünün; dava dışı şirket ortağı ... tarafından, şirketin vergi borçları için yapmış olduğu ödemelerin öncelikle dava dışı şirketten talebinin yerinde olacağı kanaatine varıldığı, nitekim; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10'uncu maddesine göre "...mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır." şeklinde olduğunu, yani vergi borcundan dolayı şirket ortaklarının malvarlığına başvurulabilmesinin ilk şartının, bu borcun tüzel kişiliğin malvarlığından karşılanamaması olduğunu;6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesi ile ise "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen ve ya kısmen tahsil edilemeyen ve ya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar" hükmünün getirildiğini, bunun için öncelikle ortağa başvurulduğunda, asıl vergi mükellefi limited şirketten talep edilebilecek bir kamu alacağının mevcut olması gerektiğini, aksi takdirde, ortağın da sorumluluğunun söz konusu olmadığını, görüldüğü üzere her iki kanunda da birbirine paralel bir düzenlemenin söz konusu olduğunu, kısacası davaya konu vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliğine karşı başlatılan takibin semeresiz kalması gerektiğini, dolayısıyla bilirkişi raporunda belirtilen "öncelikle dava dışı şirketten talep edilebileceği"ne yönelik kanaatin yerinde olduğunu;Dosya kapsamı incelendiğinde dava dışı şirketin ödeme imkanının bulunduğu ve bu nedenle öncelikle şirkete başvurulması gerektiği, nitekim dava dışı şirketin kredi kullanabilirliğinin bulunduğu, dolayısıyla malvarlığının bulunduğunun sabit olduğunu, yine aynı şekilde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından dava dışı şirketin vergi borçları için vergi dairesine yaptığı ödemelerin, dava dışı şirketten tahsilinin imkansız hale geldiğinin davacı tarafından ispatlanması halinde icra takibine devam edilmesinin uygun olduğu kanaatine varıldığını, lakin vergi borcunun ödendiği dönemde bu vergi borcunun şirketten tahsil imkanı bulunduğunu;Yine dava dışı ... Ltd. Şti.'nin vergi borcu ödemesine ilişkin açılan İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/140 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda "Şirketin 6111 sayılı yasa gereği limited şirketin vergi borçlarının yapılandırılması ve ödenmesi konusunda Tüzel kişşiliğin ödeme acziyesi içinde bulunduğuna dair dava dosyasında herhangi bir bulguya rastlanamamıştır. ... Araçlar Ltd. Şti.'nin 30/04/2012 tarihinde 150.000,00 USD (262.725,00 TL) 12 ay taksitli kredi kullanabilme yeteneği olduğu dava dosyasına dercedilen ... Fon Kullandırım Ödeme Planı çizelgesinde görülmiştir." tespitinde bulunulduğunu, anılan dosya işbu dosya ile bire bir aynı olup, dava dışı şirketin ödeme kabiliyetinin olduğunun açıkça tespit edildiğini;Mahkemece yapılan yargılamada kararı kaldıran BAM kararında yer alan tüm eksikliklerin giderilmediğini, nitekim vergi borcunun neden şirket tarafından değil de davacı tarafından ödendiğinin açıklattırılmadığını, vergi borcunun ödendiği iddia edilen dönemde şirketin faaliyetine devam ettiğini ve borçlarını ödeyebilecek durumda olduğunu, bunun yanında hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ödemesi yapılan vergi borçlarının 2005-2007 arası döneme ilişkin olduğu, ödemelerin 2011 yılında yapıldığı, şirket hakkında verilen tasfiye kararının ise 2014 yılında kesinleştiği, tasfiye kararının kesinleştiği 2013 yılından bu yana başkaca herhangi bir işlem yapılmadığı, şirketin vergi mükellefiyetinin halen devam ettiğinin tespit edildiğini, yani dava konusu ödemelerin yapıldığı tarihte vergi borcunun öncelikli mükellefi olan dava şirketin ayakta ve henüz tasfiye edilmediğinin açık olduğunu, şirketin 2012 tarihinde kredi kullanabilme yeteneği olduğuna ilişkin hususun da dikkate alınarak İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini;İşbu dosyada daha önce verilen BAM kararı uyarınca İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak dava dışı ... Ld. Şti. hakkında vergi borçlarına istinadan bir icra takibi başlatılıp başlatılmadığına ilişkin bilgi talep edildiğini, vergi dairesi tarafından verilen cevabi yazıda herhangi bir icra takibi yapılmamış olduğu, dolayısıyla icra tehdidinin olmadığının açıkça ortaya koyulduğunu, tanzim edilen bilirkişi ek raporunda dosyaya celp edilen Vergi Dairesi kayıtlarının incelendiğini, mevcut belge ve bilgiler çerçevesinde İİK anlamında davacıyı ödemeye zorlayacak bir icra takibinin olmadığı, davacının icra tehdidi altında olmadığına kanaat getirildiğini, zira dosyanın geldiği aşama göz önüne alındığında dava dışı şirket hakkında vergi borçlarından dolayı bir icra takibi başlatıldığına ilişkin davacı tarafından da dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup bu hususu hiçbir şekilde ispat edemediğini, buna rağmen ilk derece mahkemesince işbu veriler dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini;Ayrıca zamanaşımına uğramış bulunan alacağı ödediğini iddia eden tarafın bu alacağını müvekkilinden talep edebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bununla birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili aleyhine hesaplama yapılan borç da zamanaşımına uğramış olup, müvekkilinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, davacı tarafından talep edilen vergi borçları kanunen zamanaşımına uğramış olup davacının kendi rızası ile ödendiğini, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığınıi aksi düşünülse dahi söz konusu borcun zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, limited şirket ortağı tarafından ödenen şirkete ait vergi borcundan, davalı ortağın sorumlu olduğu kısmın rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; şirketin borçlarından dolayı ortağa başvurulabilmesi için öncelikle şirkete karşı takip yapılması ve bu takibin semeresiz kalması gerektiği, davacı tarafından ödendiği iddia edilen borçlar yönünden şirkete takip yapıldığı ve bu takibin sonuçsuz kaldığının davacı tarafça ispat edilemediği, dava konusu edilen vergi borçlarının ödendiği tarihte, dava dışı şirketin faal ve borçlarını ödeyecek durumda olduğu, mal varlığının bulunduğu, bu hususların bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, talep edilen alacağın zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesinden kaynaklandığı, bu nedenle talep edilemeyeceği ve ayrıca da zamanaşımına uğradığına ilişkindir.Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde, ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Ancak ortaklara getirilen bu sınırlı sorumluluğun istisnaları mevcut olup, bu istisnalardan biri de kamu borçlarından dolayı sorumluluk halidir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.Somut olayda, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; tarafların dava dışı ... Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, davacının, şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresine 2015 yılında ödediği toplam 46,654,94 TL'den, davalının sermaye payı oranında sorumlu olduğu miktarı talep ettiği, İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/05/2013 tarih ve 2011/511 Esas-2013/107 Karar sayılı kararı ile, dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, dolayısı ile davacının ödeme yaptığı tarih itibariyle söz konusu vergi borcunun dava dışı şirketten tahsili imkanının kalmadığı, aynı davalı hakkında, farklı tarihlerde ödenen vergi borçları ile ilgili olarak başlatılmış icra takipleri nedeniyle açılan davada verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarihli, 2022/4447 Esas ve 2023/4342 Karar sayılı kararı ile de bu hususun kabul edildiği, Mahkemece zamanaşımı itirazının usul ve yasaya uygun şekilde değerlendirildiği, zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesinden doğan bir alacak söz konusu olmadığı gibi, dava tarihi itibariyle talep edilen alacağın da zamanaşımına uğramadığı, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.593,50 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 398,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.195,15 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.