11. Hukuk Dairesi 2021/8974 E. , 2023/3257 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1411 Esas, 2021/1235 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/318 E., 2018/183 K. Taraflar arasındaki Limited Şirketin Feshi ve Tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından
**11. Hukuk Dairesi 2021/8974 E. , 2023/3257 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1411 Esas, 2021/1235 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/318 E., 2018/183 K. Taraflar arasındaki Limited Şirketin Feshi ve Tasfiyesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 12.11.2013 tarihinde hisse satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduklarını, davacı ...'ın %16, davacı ...'in %17 paya sahip olduğunu, şirket müdürlerinden...ve ... 'ın 12.11.2013 tarihinden 05.01.2015 tarihine kadar şirketin ortağı ve müdürü olup, müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, ...'ın 05.01.2015 tarihinden sonra tek başına münferiden şirketi temsile yetkili müdür olarak görev yaptığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun 'un (6102 sayılı Kanun) 394 üncü maddesine göre yöneticilere ya da müdürlere ödenecek ücret veya huzur haklarının temel şartının ana sözleşme veya genel kurul kararına bağlanmasına bağlı olduğunu, şirket müdürleri...ve ...'ın kanuna aykırı olarak herhangi bir genel kurul kararı olmaksızın ve ana sözleşmede hüküm bulunmaksızın tamamen keyfi olarak ve şirketi ciddi anlamda finansal sıkıntıya uğratacak kadar yüksek tutarlarda huzur hakkı aldıklarını, ayrıca şirket ortağı ... 'ın müdürlüğü süresince ve özellikle tek başına yetkili olduğu tarihten sonra daha sık olmak üzere şirket kasasındaki paraları üzerinde taşıdığını, şirketin banka hesaplarından şahsi hesabına veya şirketle ilgisi açıklanamayan kişi ya da hesaplara paralar gönderdiğini, şahsi dernek üyeliklerini ve şahsi bağışlarını, şahsi bağkur primlerini şirkete ödettirdiğini, şirket muhasebecisini de kullanarak bu para hareketlerini gizlemek için olması gerekenden farklı hesaplara kaydettirdiğini, sonrasında bu hesapları kapatabilmek ve üzerindeki paraları gizlemek için gerçek olmayan gider evrakları temin ederek şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmamasına sebep olduğunu, 2014 yılında faaliyete başlayan şirketin kâr ettiğini, 2015 yılında ise yıllık kârın düştüğünü, 2016 yılının ilk yarısında zarar ettiğini, şirketin kâr ettikçe içinin boşaltılmaya çalışıldığını, şirket müdürü ...'ın şirketin vergi ve diğer yasal ödeme yükümlülüklerini yerine getiremeyecek kadar finansal sıkıntıda olmasına rağmen sürekli bir şekilde ve yasaya aykırı olarak şirkete borçlanma yasağını çiğnediğini, şirketin alacak çeklerini vadesinden önce iskonto ettirerek şirket adına kredi çektiğini, şirket kredi kartlarını kontrolsüzce kullanıp borcunu ödemeyerek şirketi finansal açıdan zora sokan eylemlerde bulunduğunu, vergi ve SGK gibi prim ödemelerini zamanında yapmayarak yüksek miktarlarda indirim iptali ve gecikme zammı gibi maddi zarara yol açtığını, şirket müdürü ...'ın tek başına yetkili olduktan sonraki bir tarihte herhangi bir genel kurul ya da ortaklar kurulu kararı olmadan şirketin finansal sıkıntı içerisindeyken 61.900,00 TL'ye şirket adına lüks bir oto satın aldığını, aynı araca 10.000,00 TL'nin üzerinde çeşitli tamir masrafları yaparak, maliyetin aşmasına ve bir kaç ay sonunda aracı 46.000,00 TL'ye satarak 20.000,00 TL'nin üzerinde zarara sebebiyet verdiğini, şirketin maddi olanaksızlıklarını görmezden gelerek LCD TV, lüks mobilyalar ve en pahalısından mobil telefonlar gibi yersiz ve makul olmayan harcamalar yaptığını, şirket muhasebesini de alet ederek ortakları şirketin durumu ile ilgili zamanında ve doğru bilgi almasına engel olduğunu, şirket müdürü ...'ın şifahen defalarca uyarılmasına rağmen şirketin genel kurul toplantılarını yapmadığını, bunun üzerine müvekkili...'ın noter ihtarnamesi ile talebine istinaden 15.10.2016 tarihinde olağanüstü genel kurulun yapıldığını, bu genel kuruldan en az 15 gün önceden ortakların incelemesine sunulması gereken bilgi ve belgelerin zamanında ve tam olarak hazırlanmadığını, ayrıca bilanço ve gelirler hesaplarının oylanması sırasında müdürlerin oy kullanamayacak olmalarına rağmen şirket müdürü ... 'ın hem kendisi hem de kendisine vekalet veren ...adına yasaya aykırı olarak oy kullandığını, bilançonun oylanmış olmasının müdürlerin ibrası anlamına geldiğini, tüm bu hususların şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesi önünde bir engel teşkil ederek şirketin haklı nedenle feshine sebep oluşturduğunu ileri sürerek, davalı şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin 01.04.2014 tarih 2014/02 numaralı kararı ile şirket ortaklarından ...'ın iş güvenliği uzmanı, OSGB Sorumlu Müdürü ve Şirket Müdürü olarak çalışmasından dolayı, şirket ortağı ... 'ın işyeri hekimi olarak çalışmasından ve şirkette müdürler kurulu başkanı olmasından dolayı, şirket ortaklarından ...'ın ise işyeri hekimi olmasından dolayı taraflarına huzur hakkının ödenmesinin kararlaştırıldığını, ortaklara şirkete sunmuş oldukları hizmet ve faydaya göre ödenen huzur hakkının emsal değerler ile orantılı olup doktor olarak hizmet sunan bir ortağın doktor olarak çalışan bir sigortalı ile aynı ücrete huzur hakkı adı altında aldığını, şirketin nakit akışının kurucu ortak...üzerinde olup şirkete ait paraları yanında taşıması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, kurucu ortak ...'ın şirketin piyasada daha etkin olması ve daha çok firmaya ulaşılması anlamında katkı sağlayacağını düşündüğü için MUSİAD'a üye olduğunu, buna ilişkin genel kurul kararı mevcut olup üyeliğin şirket lehine yapıldığını, davacıların o dönemde herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, 3 sene sonra şirket ile yaşanan anlaşmazlık sonucunda bu durumu ileri sürmelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sorumlu müdür olması sebebiyle ortak ...'ın başka bir yerde sigortalı olması mümkün olmadığından prim ödeme konusunda ileri sürülen iddiaların yersiz olduğunu, davacı ... ...'in mali müşavir olup kendisine ait bir muhasebe programı olan ETA 7 isimli bir programı şirkette kullanılması yönünde ısrar ettiğini, sistem kurulduktan sonra zamanla mesai saatleri dışında dahi girdi çıktıları bizzat kendisinin yapmaya başladığını, yönetimin herhangi bir kararı olmadan kendi insiyatifi ile muhasebe kayıtları ile oynayarak ortaklar hakkında alacak borç ilişkisi doğurup, şirketi finansal olarak sıkıntıya soktuğunu, 2015 yılında şirketin tahsilat yapılmamasından dolayı alacak bakiyesi biriken firmalara iskonto uygulanması 2015 yılının personel maliyetlerinin artması, rakip firma sayısının artmasına paralel rekabetin artması, iş sağlığı güvenliği hizmetinin belirli bir ücret tarifesine tabi olmaması ve buna bağlı olarak hizmet bedelinin daha düşük yapılmış olması gibi sebeplerle şirketin finansal sıkıntı yaşadığını, yönetmelikte yapılan değişiklik nedeniyle artan personel maliyeti artışının müşterilere yansıtılamaması sebebiyle 2016 yılında zarar meydana geldiğini, son dönem tahsilatlarının ve finans durumunun iyi olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca vergi borcu bulunduğunu, SGK'ya yahut personele borcu bulunmadığını, şirket adına çekilen kredilerin şirket için zaruri olup kalan bakiye borçların gecikmeksizin ödendiğini, davalı şirketin zamanla faaliyetlerinin genişlemesi ile orantılı olarak iddia konusu aracı LCD Tv ve şirketin bünyesinde çalışanlar için iş telefon almasında bir sakınca olmadığını, bu durumların şirketin feshini haklı kılmak için yeterli olmadığını, şirket mobilyalarının piyasanın en uygun yerinden alındığını, genel kurulda görüşülecek hususların mail olarak davacı ... ...'e iletildiğini, iddia edilen genel kurulda müdürlerin kendi iddialarında oy kullanmadığını, oy birliği ile ibra edilmediğinin de açık olduğunu, genel kurul kararına karşı tespit ya da istem davası açılmadığını, davacı ortakların müdürleri 2013, 2014, 2015 ve 2016 Ağustos ayına kadar ibra etmediğini, ancak 05.01.2015 tarihli karar ile ...'ın tek başına şirketi temsil etme yetkisi verdiklerini, bu durumun çeliştiğini, davacı ortakların şirkete sermaye koymadıklarını, hisse devrinden gelen bir ödeme ve/veya elden bir ödeme yapmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin bu istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceğinin belirtildiği, davalı şirketin yasal defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli bilirkişi raporunda huzur hakkı ücretlerinin açıklandığı, araç satışı ve demirbaş alışlarına ilişkin ödemelerin gösterildiği, buna göre 31.12.2016 tarihi itibari ile şirketin toplam 602.310,61 TL borcunun bulunduğu, şirket müdürü ...'ın şirketten hep alacaklı olarak göründüğünün tespit edildiği, davalı şirket tarafından 26.03.2014, 01.04.2014, 01.07.2014, 01.10.2014, 05.02.2015, 26.02.2015, 27.03.2015, 10.10.2015, 10.11.2015, 30.03.2016, 23.06.2016 tarihlerinde genel kurul yapıldığı, bu toplantılara şirket müdürü...ve müdürler kurulu başkanı ...'ın katıldığı, diğer ortakların ise katılmadığı, şirket ana sözleşmesinin 7, 6102 sayılı Kanun'un 617nci maddesine istinaden çağrıların yapıldığına dair evraklara rastlanılamadığından bu genel kurulların geçersiz olduğu, 15.10.2016 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının ise tüm ortakların katılımı ile yapıldığından geçerli olduğu fakat usulüne uygun yapılan bu genel kurulda huzur hakkı ücretlerinin belirlenmediği, şirket ortaklarından ..., ... ve ...'a 01.04.2014, 05.02.2015, 27.03.2015, 02.01.2016 ve 30.03.2016 tarihli Genel kurul kararlarınca huzur hakkı ödenmesi kararları verildiği, alınan bu kararların yukarıda anlatılan sebeplerle iptali gerektiği, bu kararların yönetim kurulu kararları ile alınamayacağı, 6102 sayılı Kanun'un 616ncı maddesinde genel kurulun devredemeyeceği yetkilerden bir tanesinin de müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları olduğu, bu sebeple davalı şirketten 2014 -2015-2016 yıllarında ...'ın net 209.449,98 TL, ...'ın 207.200,00 TL ve ...'ın 36.334,30. TL ücreti 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesine aykırı olarak aldıkları, davalı şirket müdürünün...olduğu, ...'ın 12.11.2013 - 05.01.2015 tarihleri arasında müdürler kurulu başkanı sıfatı ile görev yaptığı, görevinin bitmesinden sonra da huzur hakkı ücretlerini almaya devam ettiği, şirket müdürü ...'ın genel kurul kararı olmadan, müdürler kurulu başkanı olan ...'ın hem genel kurul kararı olmadan hem de görevinin bitmesine rağmen yüksek miktarda huzur hakkı ücretleri aldığı, usulüne uygun yapılmayan genel kurullarca dernek ve spor kulüplerine yardım yapıldığı, yapılan işlemler ve alınan ücretler sonunda şirketin zararının oluştuğu, ortaklar arasında güvenin ortadan kalktığı, yasanın ilgili maddesinde belirtilen şirketin haklı sebeplerle feshine ilişkin yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin 1 inci maddesinin 3 üncü bendi gereğince davalı şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; deliller ve tanık anlatımlarının değerlendirmeye tabi tutulmadığını, mahkeme kararlarının gerekçeli olacağı hususunun Anayasanın 141 inci maddesinde düzenlendiğini, kararların gerekçeli olmasının adil yargılanma hakkının bir parçası olduğunu, mahkemece dosyaya sundukları belgelerin incelenmediğini, tanıkların beyanlarının niçin hükme esas alınmadığının belirtilmediğini, salt bu sebeple dahi mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, ortaklara ödenen huzur hakkının şirketteki çalışmaları karşılığı ödenen bir ücret olup, huzur hakkına dair alınan genel kurul kararlarının geçerli olduğunu, huzur hakkı alan ortakların belirtilen alanlarda görevlendirilmelerine ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu ancak mahkemece değerlendirilmeye alınmadığını, şirket ortaklarının şirkete sunmuş oldukları hizmet ve faydaya göre huzur hakkı aldıklarını, hukuksuz bir durumun söz konusu olmadığını, şirket müdürü ... 'ın şirketten hep alacaklı olarak göründüğü iddiasının sadece davacı beyanları esas alınarak nitelendirildiğini, şirketin nakit akışının kurucu ortak...üzerinde olup, buna ilişkin kayıtların bilirkişi marifetiyle incelendiğini, dernek ve spor kulüplerine üye olunmasının şirketi geliştirme yönünde yapılan bir eylem olup, hukuken şirketin haklı sebeple feshini gerektirecek bir sebep olmadığını, üyeliğin tamamen şirket lehine yapılmış olup, o dönemde davacıların herhangi bir itirazı bulunmadığını, üç sene sonra şirketle yaşanan anlaşmazlık sonucunda bu durumu ileri sürmelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, başka bir yerde sigortalı olmadığından prim ödeme iddialarının yersiz olduğunu, mali müşavir olan ortak ...'in kendisine ait programı kullanarak, zamanla girdi çıktıları kendisinin yapmaya başladığını, muhasebe kayıtları ile oynayarak adeta keyfi olarak ortakları borca soktuğunu, işçilerin primlerinde yapılan indirimlerin ortaklardan biri tarafından kaçırılması üzerine kaçırılan miktarı ortak adına borç olarak işlediğini, şirketi finansal olarak sıkıntıya soktuğunu, bu husustaki tanık beyanının değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişi raporunda tanık beyanlarının incelenmediğini, müvekkili şirketin sadece borçlarının gözönüne alınıp alacaklarının hesaba dahil edilmediğini, 2014 yılında OSGB'lerde oluşan rekabet artışının şirketin tahsil ettiği miktarların düşmesine sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporunda piyasaya ilişkin hiçbir araştırma ve değerlendirmenin mevcut olmadığını, müvekkili şirketin yalnızca vergi borcu bulunmasına rağmen bilirkişi raporunda yanlış tespitler yer aldığını, şirketin SGK'ya ya da işçilere herhangi bir borcu bulunmadığını, çekilen kredilerle ilgili ödemenin gecikmeksizin ve eksiksiz gerçekleştirildiğini, davalı şirketin zamanla faaliyetlerinin genişlemesi ile orantılı olarak iddia konusu aracı LCD TV ve şirketin bünyesinde çalışanlar için iş telefon almasında bir sakınca olmadığını, bu durumların şirketin feshini haklı kılmak için yeterli olmadığını, şirket mobilyalarının piyasanın en uygun yerinden alındığını, genel kurulda görüşülecek hususların mail olarak davacı ... ... 'e iletildiğini, iddia edilen genel kurulda müdürlerin kendi iddialarında oy kullanmadığını, oy birliği ile ibra edilmediğinin de açık olduğunu, genel kurul kararına karşı tespit ya da istem davası açılmadığını, davacı ortakların müdürleri 2013, 2014, 2015 ve 2016 Ağustos ayına kadar ibra etmediğini ancak 05.01.2015 tarihli karar ile ...'a tek başına şirketi temsil etme yetkisi verdiklerini, bu durumun çeliştiğini, davacı ortakların şirkete sermaye koymadıklarını, hisse devrinden gelen bir ödeme ve ya elden herhangi bir ödeme yapmadıklarını, huzur hakkı ödenmesine dair genel kurul kararlarının geçersiz olduğu ve davacı ... ...'a yapılan ödemelerde eşitsizlik yapıldığına dair tespitin kabul edilemeyeceğini, tüm ortakların çalışmalarının, çalışma saatlerine göre ücretlendirildiğini, davacı ... ...'in de çalıştığı süre ile orantılı olarak huzur hakkı aldığını, davacı ... ... 'e mail ortamında genel kurullara ilişkin gündem maddelerinin gönderildiğini, buna ilişkin evrakı da dosyaya sunmalarına rağmen davacı ortakların genel kurullara usulüne uygun olarak davet edilmediği tespitinin anlaşılamadığını, 15.10.2016 tarihinde yapılan genel kurulun usulüne uygun olup, ücret ödemeleri vs. hususların oy çokluğu ile karar alındığını, söz konusu genel kurulların usulüne aykırı olduğunu iddia eden davacı ortaklar tarafından genel kurullara ilişkin herhangi bir iptal davası da açılmadığını, davacı ... ... 'ın söz konusu ücrete itirazı olmadığı gibi düzenli olarak bu ücreti aldığını, bu nedenle davacı ortakların söz konusu genel kurulların geçersiz olduğundan bahisle huzur haklarının hukuka aykırı şekilde alındığına ilişkin itirazlarının kötü niyetli olduğunu, bu konudaki itirazlarını bildirerek mahkemeden yeni bir rapor alınması talebinde bulunmasına rağmen mahkemenin talebi reddettiğini, bilirkişilerce dinlenen tanık beyanlarının değerlendirmeye alınmadığını, tanık beyanlarının savunmalarını kanıtladığını, tanık beyanları ile davacı ...'in muhasebe kayıtları ile kötü niyetli olarak oylandığı yönündeki savunmasının kanıtlandığını, müvekkili şirketin alacaklarının değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin icra takibi başlattığı alacaklarını gösterir güncel raporun incelenmediğini, alacak miktarının 145.754,66 TL olduğunu, ayrıca toplam 185.000,00 TL çek alacağı bulunduğunu, kötü piyasa koşullarının ve mevzuat değişikliklerinin değerlendirilmediğini, bilirkişilerce genel kurul kararlarının geçerli olup olmadığı konusunda hukuki bir tespit yapılamayacağını, şirket defterlerinin tasdiklerinin yapılmadığı dönemin davacı ... ...'in hesaplar ile oynadığı ve kendisine ait programın kullanıldığı döneme denk geldiğini ve ticari defterlerin tutulmasında usulsüzlük meydana gelmesinden tamamiyle davacı ortağın sorumlu olduğunu, davacıların şirkete kayyum atandığı hususunun sırf şirketin itibarına zarar vermek maksadıyla her ortamda dile getirerek kayyum atanması sebebinin ticari hayatta farklı algılanmasına sebebiyet verdiklerini, kötü niyetli olduklarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 26.03.2014, 01.04.2014, 01.07.2014, 01.10.2014, 05.02.2015, 26.02.2015, 27.03.2015, 10.10.2015, 10.11.2015, 30.03.2016, 23.06.2016 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarının 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesine göre çağrısız yapılmış olduğu, davacıların toplantıya katılmadığı ve yasada öngörülen çağrı usulüne ilişkin bir işlem de yapılmadığın 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki koşullar gerçekleşmemiş olmakla söz konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malül olduğunun kabulü gerektiği, davacı ... ... 'e mail ortamında genel kurullara ilişkin gündem maddelerinin gönderilmesi yeterli olmadığı, davalı vekili müvekkili şirketin icra takibi başlattığı alacaklarını gösterir güncel raporun incelenmediği ve alacak miktarının 145.754,66 TL olduğunu, ayrıca toplam 185.000,00 TL çek alacağı bulunduğunu, şirketin alacaklarının değerlendirilmediği hususlarını istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de alacaklarının ödendiği iddia ve ispat edilmeyip borç miktarının yüksekliği dikkate alındığında şirket alacaklarının incelenmesi sonuca etkili görülmediği, 2016 yılından itibaren önemli ölçüde zarar eden ve borcu bulunan şirketin feshi için haklı sebepler oluştuğu, ortada kar eden bir şirket bulunmadığı için davacının ortaklıktan çıkarılması gibi alternatif çözüm yollarına da gerek bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği davacı ortakların kötü niyetli olduğu yönündeki iddianın da soyut kaldığı, gerekçesiyle mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmeyerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri tekrar ettiği ve sermaye şirketi olan limitet şirketlerde paydaşlar arasında şirket çıkarlarını olumsuz surette etkilememek kaydıyla gruplaşma olmasının doğal ve grupların şirket yönetiminde yarışmaları olağan bir hal olduğunu, toplantıya çağrıdaki usulsüzlüklerin varlığının şirketin feshi için başlı başına haklı neden olarak kabul edilmeyeceğini, ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması gerektiğini, şirket ortaklarının şirkete sunmuş oldukları hizmet ve aktif olarak sağladıkları faydaya göre huzur hakkı benimsendiğini, ortakların çalışma saatlerine göre ücretlendirildiğini, davacı ... ...'da yoklukla malul olduğu kabul edilen genel kurulda çalıştığı süre ile orantılı olarak huzur hakkı verildiğini ve davacının bu ücreti aldığını, davalı şirketin vergi borcu bulunduğunu, bunun dışında SGK’ya yahut işçilerine karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, çekilen krediler ise zaruri olduğu ve yüksek meblağlı olmadıklarını, ödemeleri gecikmeksizin ve eksiksiz gerçekleştirildiğini, istinaf mahkemesince ortaklıktan çıkarma alternatif çözüm yoluna başvuruya gerek olmadığı belirtildiğini ancak davacı ortakların kötüniyetli davranışları da dikkate alınmak suretiyle feshin son çare olması ilkesi gözetilerek öncelikle ortaklıktan çıkarılma yolunun şartları yönünden incelemesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haklı nedenlerle limited şirketin fesih ve tasfiyesine istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 636ncı ve 406 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme Davacılar vekili, davalı şirketin müdürlerinin şirketi ciddi anlamda finansal sıkıntıya uğratacak kadar yüksek tutarlarda huzur hakkı aldıklarını, huzur haklarının genel kurul kararı olmaksızın alındığını, müdürlerin şahsi dernek üyeliklerini ve şahsi bağışlarını, şahsi bağkur primlerini şirkete ödettirdiğini, vergi ve SGK gibi prim ödemelerini zamanında yapmayarak yüksek miktarlarda indirim iptali ve gecikme zammı gibi maddi zarara yol açtığını, şirket finansal sıkıntı içerisindeyken lüks bir oto satın alıp, aracı zararına sattığını, şirketin maddi olanaksızlıklarını görmezden gelerek LCD TV, lüks mobilyalar ve en pahalısından mobil telefonlar gibi yersiz ve makul olmayan harcamalar yaptığını, şirket müdürlerinin kötü niyetli hareketlerle şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şirketin feshini talep etmiştir. Davacılar vekilinin haklı sebep olarak ileri sürdüğü hususlar şirketin feshini gerektirecek nitelikte sebepler olmayıp, şirket genel kurul kararlarının iptali ya da yokluğun tespiti, şirket müdürlerinin sorumluluk davası gibi davalara konu olabilecek hususlardır. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin bu istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer alternatif çözüme hükmedebilmesi düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca şirketin feshine veya diğer alternatif çözüm yollarına hükmedilebilmesi için haklı sebebin iddia ve ispat edilmesi gerekir. Somut olayda limited şirketin feshini gerektirecek haklı sebepler söz konusu olmadığından davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle şirketin feshine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.