İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili davacının davalı şirketin %13.77 hissesine sahip olduğunu, müvekkilinin azınlık ortağı olduğu davalı şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığını, tek mal varlığı üzerine kayıtlı olan taşınmazları ve tek geliri taşınmazlarının kira geliri olduğunu, sadece …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1193 KARAR NO : 2025/1791 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/12/2024 NUMARASI: 2022/679 Esas - 2024/1208 Karar DAVA: Anonim Şirketin Feshi DAVA TARİHİ: 17/11/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili davacının davalı şirketin %13.77 hissesine sahip olduğunu, müvekkilinin azınlık ortağı olduğu davalı şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığını, tek mal varlığı üzerine kayıtlı olan taşınmazları ve tek geliri taşınmazlarının kira geliri olduğunu, sadece kira geliri olan davalı şirketin, on iki seneden fazla bir zaman süresinde hiçbir surette kâr dağıtmadığını, davalı şirket yönetiminin kiracıları çıkartarak bütün taşınmazları yıktığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin gerek yıkım gerekse sözleşmeden önce veya sonra haberdar edilmediğini belirterek davalı şirketin öncelikle fesih ve tasfiyesine veya müvekkilline ait davalı şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilecek diğer çözüme karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davanın derdestlik nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, Bakırköy 7. ATM nin 2016/322 E. 2021/129 K. sayılı ilamıyla şirketin feshine karar verildiğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, davacı tarafın şirkete olan esas sermaye borcunu halen ödememesinin şirketin zarar etmesine sebep olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının fesih koşullarına kendisinin sebebiyet vermesi nedeniyle dava hakkının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece ilk olarak 20/01/2022 tarihli (2021/950 E. 2022/47 K.) sayılı kararla; eldeki dava ile Bakırköy 7. ATM'nin 2016/322 E. 2021/129 K. sayılı dosyasından aynı talepte bulunulduğu ve şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, iş bu kararın henüz kesinleşmediği ve derdest olduğu gerekçesiyle davanın derdestlik dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Dairemiz'in 07/07/2022 tarihli (2022/1316 E. 2022/1054 K.) kararıyla; derdest kabul edilen Bakırköy 7. ATM'nin 2016/322 esas sayılı dosyasının 31.03.2016 tarihinde açıldığı ve derdest kabul edilen davada şirket adına kredi alarak faaliyeti dışında kullanıldığı ve kötü yönetildiği, kar dağıtmadığı gerekçesiyle şirketin feshinin istenildiği, eldeki davada ise, davalı şirketin tek malvarlığı olan Yenibosna 2698 parselde kayıtlı taşınmazdaki kiracıların çıkartılarak taşınmazların yıkıldığı, yıkım sonrası kat karşılığı inşaat yapılması için inşaat firması ile anlaşıldığı, taşınmazların yıkımı ve yapımına ilişkin anlaşma ve yapılacak inşaatın öncesinde, sonrasında müvekkiline haber verilmeyerek muvafakatı da alınmadığı ileri sürülerek şirketin feshinin talep edildiği, derdest olduğu kabul edilen dava ile eldeki davada dayanılan vakıalar, dava sebebinin aynı olmadığı, derdestlik dava şartı gerçekleşmediği halde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davanın yeniden görülmek üzere kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece; İstanbul BAM 13. HD'nin 2021/833 E. 2023/716 K. sayılı ilamı gereğince davalı şirketin borca batık olmadığı, davalı şirketin kuruluşunun 1978 yılına uzandığı ve şirketin bu uzun zaman zarfında değil, son yıllarda kâr elde edemediği, davalı şirket temsilcisi ...'un duruşmada alınan samimi beyanları, İstanbul BAM 13. HD'nin 2021/833 E. 2023/716 K. sayılı ilamı ile tespit edilen hususlar, şirketin uzun süre davacının eşi tarafından yönetilmiş olması ve şirketin faal olması gibi sebeplerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, haklı nedenle fesih koşullarının oluşmadığı, davacının taahhüt ettiği sermaye payını ödemeden şirketten çıkmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; 23/03/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda davalı şirketin son yıllarda zarar ettiği, uzun süredir kar payı dağıtmadığı ve borca batık olduğu hususlarının tespit edildiğini, ayrıca şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğunun belirlendiğini, itiraz üzerine alınan ek raporda da aynı görüşün tekrar edildiğini, 12/09/2024 tarihli ek raporda, şirket yönetiminin müvekkiline toplantılardan ve alınan kararlardan hiç haber vermemesi, davalı şirketin tek malvarlığı olan taşınmazın 29/12/2020 tarihinde kat karşılığı olarak inşaat şirketine verilmesi, ancak müvekkilinin hiç bir şekilde haberdar edilmemesi, aynı taşınmazın 30/10/2023 tarihinde satılması, yine müvekkiline bilgi verilmemesi, müvekiline herhangi bir ödeme yapılmaması, satış bedelinin rayiç bedelden çok düşük olması hususlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda fesih için haklı nedenin oluştuğunu, 15 yıldan fazla süredir müvekkiline kâr payı ödenmediğinin tespit edilmesine rağmen haklı nedenle fesih şartlarının oluşmadığının belirtilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerin birlikte değerlendirilmesi halinde şirketin kötü yönetildiğinin açık olduğunu, 3 ayrı bilirkişi raporunda da şirketin borca batık olduğunun tespit edildiğini, müvekkili ve eşinin yönetimden dışlandıktan sonra çoğunluk pay sahiplerinin şirketi kötü yöneterek zarara neden olduklarını, şirketin faal görünmesine rağmen hiç bir faaliyetinin ve gelirinin bulunmadığını, şirketin tek gelir kaynağının kiraya verdiği taşınmazlardan elde ettiği gelirler olduğunu, bu taşınmazın da satılarak müvekkilinin gelir getirici hiç bir mal varlığının kalmadığını, şirkete ait taşınmazların 260.000.000-TL rayiç değeri yerine 59.804.157,68-TL gibi çok düşük bedelle satıldığını, bu kadar büyük bir zararın şirketin kötü yönetildiğine delalet ettiğini, müvekkilinin varsa sermaye borcunun kesinleşmediğini, şirketin uğradığı zararların sermaye borcu ile hiç bir alakasının bulunmadığını, sermaye borcunu ödemeyen ortağın ortaklıktan çıkma hakkını kullanamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; davacının ortağı olduğu davalı anonim şirketin haklı nedenle feshi talebine ilişkindir. TTK.nın 531. maddesi; "... Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmünü haizdir.Haklı sebep TTK'da tam olarak tanımlanmamıştır. Her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığı, ortağın kişisel özellikleri ve şirketin yapısı da göz önünde bulundurulmak suretiyle ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Buna göre şirket ortaklarının birbirlerine karşı güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulunmaları, ortak menfaatlerine aykırı davranmaları, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.Eldeki davada davacı şirketin feshi istemine gerekçe olarak kendisinden habersiz olarak davalı şirketin tek mal varlığı olan Yenibosna 2698 parselde kayıtlı taşınmazdaki kiracıların çıkarılarak taşınmazların yıkılması, yıkım sonrası kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması gösterilmiştir. Davalı şirketin sermayesi 500.000-TL olup davacı %13,78 oranında pay sahibidir. Şirkete ait taşınmazla ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması hususu sorumluluk davasının konusunu oluşturabilirse de şirket ortaklığının feshi için tek başına yeterli değildir. Nitekim davalı şirketle dava dışı ... İnşaat ...AŞ arasından akdedilen 29/12/2020 tarihli kar karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili davacı tarafından davalı şirketin yöneticilerine karşı açılan Bakırköy 2. ATM'nin 2022/490 E. Sayılı sorumluluk davası derdest olup, bahsi geçen davada alınan bilirkişi raporunda kat karşılığı inşaat sözleşmesi davalı şirketin lehine olduğu ve şirketi zarara uğratmadığı tespit edilmiştir. Dosyada davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı haklı nedenle fesih istemini doğrulayan bir delil bulunmamaktadır. Yargılama devam ederken şirkete ait taşınmaz 30/10/2023 tarihinde 59.804.157,86-TL+KDV bedele satılmış olup, bilirkişi raporunda bahsi geçen taşınmazın 30/10/2023 tarihi itibariyle rayiç değerinin 267.344.176,07-TL olduğu tespit edilmiş ise de bu satış dava tarihinden sonra yapıldığından eldeki davada haklılık değerlendirmesinin konusunu oluşturmamaktadır. Bilirkişi raporunda davalı şirketin borca batık olmadığı tespit edilmiştir. Kar payı dağıtmaması tek başına şirketin feshi için haklı sebep teşkil etmemektedir. Şirkete ait tek malvarlığı olan taşınmazın yargılama sırasında paraya çevrilmesi ile şirketin nakit malvarlığında artış olacağı açıktır. Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; şirketlerin sermaye olarak kayba uğramadığı sürece kâr elde etmek üzere gerektiğinde farklı iştigal sahalarında faaliyet göstermesine engel bulunmadığı, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda şirketin feshi için haklı nedenlerin oluştuğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcından mahsubuna. Başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2025