Hukuk Genel Kurulu 2023/374 E. , 2025/219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/518 E., 2022/725 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/9699 Esas, 2022/4953 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekili tarafından istinaf
**Hukuk Genel Kurulu 2023/374 E. , 2025/219 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/518 E., 2022/725 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/9699 Esas, 2022/4953 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararına ilişkin davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekilinin kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Kadıköy-Kartal metrosunun inşaatında yüklenici ... Grubu Ortaklık Girişiminin taşeronu olan davalı iflas hâlinde ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş’nin işçisi olarak çalıştığını, 05.03.2009 tarihinde metro inşaatında çalışmaktayken geçirdiği iş kazasında malûl kaldığını, net 2.250,00 TL ücretle çalıştığını ancak 720,00 TL üzerinden sigorta primlerinin ödendiğini, ayrıca şantiyede kaldığını, yemek, barınma ve servis yardımı yapıldığını, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenlerin kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 400,00 TL geçici iş göremezlik dönemi zararının ve 500,00 TL fazla çalışma ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla; 4.000,00 TL malûliyetten kaynaklanan iş gücü kaybı nedeniyle oluşan zarar ve 100,00 TL hastaneye geliş gidişlerinde yapılan ulaşım masrafı olmak üzere toplam 4.500,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2018 tarihli ıslah dilekçesinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat talebini 378.562,50 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı iflas hâlinde ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. (iflas hâlinde ... A.Ş.) vekili; kazanın davacının kusuru nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının aldığı ücretin bordrolara yansıtıldığını, barınma ve yemek gibi ihtiyaçlarının karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalılar... İnş. San. Tur ve Tic. A.Ş. (... A.Ş.), ... Ağır San İnş ve Taah. A.Ş. (... A.Ş.) ve ... S.P.A. (Merkezi ...) Türkiye Ankara Şubesi (... S.P.A.) vekili; davacının diğer davalı şirkette çalıştığını, müvekkili şirketler ile diğer davalı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketler yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin gerekli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2013/363 Esas, 2018/322 Karar sayılı kararı ile; geçici iş göremezlik ödeneği ve fazla çalışma ücret alacağına ilişkin davanın tefrikinden sonra yapılan yargılama sonucunda tanık beyanları, emsal ücret araştırması, mahkemenin 2013/1516 Esas, 2017/488 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının ücretinin aylık net 2.250,00 TL olduğu, 03.10.2017 (doğrusu: 03.10.2016) tarihli bilirkişi ek raporunun ikinci seçeneğine itibar edildiği, bilirkişi kusur ve hesap raporları ile dosyadaki delillere göre iş kazasının meydana gelmesinde davacının %20, davalıların ise %80 oranında kusurlu olduğu, davacının davalılara ait işyerinde çalışmaktayken 05.03.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda %34,2 oranında malûl kaldığı ve 378.562,50 TL maddi zararının oluştuğu, ancak davacı tarafından ulaşım masrafı yaptığı iddiasına yönelik delil sunulmadığından maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, öte yandan tarafların kusur oranı, davacının malûliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı ve sol ayağındaki bir parmağının ampute edilmesi, oluşan bu durumun davacı üzerinde bıraktığı olumsuz etki, davacının ekonomik ve sosyal durumu, ekonomik koşullar gözetildiğinde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 378.562,50 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli ve 2019/3331 Esas, 2020/2602 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz edenlerin sıfatlarıyla temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalılardan... İnşaat San ve Turizm Tic. A.Ş., ... Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. ve ... S.P.A vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2- Taraflar arasında uyuşmazlığın davacı sigortalının iş kazasının gerçekleştiği tarihte almakta olduğu ücret noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Kazalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması önkoşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; öncelikle sendikalı işçiler için toplu iş sözleşmesine, imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, ücrete ek ödemelerin devamlılık arz etmesi halinde hesaba esas ücrete dahil edilmesi gerektiği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin nitelikte değil kuvvetli delil olarak değerlendirileceği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır. Bu aşamada usuli kazanılmış hak kavramını açıklamak da faydalı olacaktır. Usuli kazanılmış hak (Usuli müktesep hak) kavramı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davalı ... SPA, ... Ağır San İnş ve Taah AŞ, ... İnş. San Tur. Ve Tic AŞ tarafından oluşturulan ... Grubu Ortak Girişiminin üstlendiği metro inşaatı işinin bir kısmını (Müflis) ... İnşaat Tic.ve ...A.Ş’ne verdiği davacının bu şirkette yer altı tünel işçisi olarak çalışmaktayken 05.03.2009 tarihinde iş kazası geçirerek %34,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, maddi tazminatın hesabı için hesap bilirkişiden alınan 03.10.2016 tarihli ek raporda işçi alacağı dosyasında esas alınan sendikalar tarafından bildirildiği anlaşılan asgari ücretin 4,07 katı düzeyindeki ücret ile Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bildirilen asgari ücretin 1,25 katı düzeyindeki ücret üzerinden seçenekli olarak hesap yapıldığı, mahkemenin 4,07 kat üzerinden yapılan hesap seçeneğine itibar ederek maddi tazminata hükmedilmiş ise de davacının sendikalı işçi olup olmadığı araştırılmadan işçi alacağında esas alınan ... Sendikası tarafından bildirilen ücrete itibarla asgari ücretin 4,07 katı üzerinden yapılan hesap dikkate alınarak karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının olay tarihinde sendika üyesi olup olmadığını tespit etmek, sendika üyesi ise bu sendika ile işveren arasında bağıtlanan Toplu İş Sözleşmelerinde belirlenen ücretleri dikkate almak, işçinin sendikasız işçi olduğunun anlaşılması halinde ise, işçinin olay tarihinde metro inşaatında yer altı tünel işçisi olarak çalıştığı işçinin yaşı, kıdemi ve yaptığı işin özelliklerine göre ve özellikle bu iş alanında usta işçi niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra; bu niteliklere uygun davacı sigortalının olay tarihinde alabileceği ücretin tespiti açısından TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve ilgili meslek odalarından (sendikasız olması halinde sendikalardan bildirilen ücretlerin de dikkate alınamayacağı hususunu da dikkate almak suretiyle) emsal ücret araştırması yapmak, tespit edilen bu ücreti, kaza tarihindeki asgari ücrete oranlamak, tespit edilecek asgari ücret katını ise, davacının kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında 03.10.2016 tarihli mevcut hesap raporuna uygulamak, bu raporda esas alınan işlemiş (bilinen) devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan, alınacak hesap raporunu hükme esas almak ve kararın davalı(Müflis) ... İnşaat Tic.ve ...A.Ş tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davacının iş bu davalı yönünden elde ettiği usuli kazanılmış hakkı da gözetmek suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalılardan ... SPA, ... Ağır San İnş ve Taah AŞ, ... İnş. San Tur. Ve Tic AŞ vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır…” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tefrik edilen İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesinin 2013/1516 Esas sayılı dosyasında davacının ücretinin net 2.250,00 TL olduğu kabul edilerek verilen kararın kesinleştiği, bir iş ilişkisinde işçinin iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında farklı, işçilik alacağının tahsiline ilişkin davada farklı ücret aldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, eldeki davada bordroda belirtilen ücret miktarından daha fazla ücretle çalıştığını iddia eden davacının aynı taraflar arasında görülen işçilik alacağı davasında bu iddiasını ispatladığı, işçilik alacağı davasında tespit edilen ücretin taraflar açısından kesin delil niteliğinde olduğu, bu nedenle eldeki davada ücret miktarının tekrar tartışılmasının hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceği, öte yandan işçilik alacağı istemli dosyada verilen hüküm davalılar tarafından istinaf edilmediğinden bu hükmün ve gerekçedeki hukuki tespitlerin davalıları bağladığı, eldeki davada ücret miktarını istinaf sebebi yapan davalıların işçilik alacağı davasında bu hususu istinaf sebebi yapmamasının çelişkili olduğu, hukukun tarafların çelişkili davranışlarını korumaması gerektiği belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekili; maddi tazminat hesabında gerçek ücretin esas alınması gerektiğini, işçilik alacağı davasında tespit edilen ücretin eldeki dava yönünden kuvvetli delil olduğunu, ayrıca usuli kazanılmış hakkın yanlış değerlendirildiğini, hesap bilirkişi ek raporunda sendika tarafından bildirilen asgari ücretin 4,07 katı ile ilgili Bakanlıkça bildirilen asgari ücretin 1,25 katı üzerinden seçenekli olarak maddi tazminatın hesaplandığını, mahkemece asgari ücretin 4,07 katı üzerinden yapılan hesaplama esas alınarak maddi tazminata hükmedildiğini ancak davacının sendika üyesi olmadığını, bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemenin yapılması gerektiğini, öte yandan eldeki davada pasif dönem zarar hesabı yapılamayacağını, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarına da itiraz ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemli eldeki davada davacının iş kazasının gerçekleştiği tarihte almakta olduğu ücretin tespitinde mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre davacının kaza tarihinde sendika üyesi olup olmadığı tespit edilerek sendika üyesi ise toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücretin dikkate alınması, sendika üyesi değilse kaza tarihinde metro inşaatında yer altı tünel işçisi olarak çalışan davacının yaşı, kıdemi, yaptığı işin özellikleri ve usta niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra kaza tarihinde alabileceği ücretin tespiti için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ilgili meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılarak tespit edilen ücret miktarını kaza tarihindeki asgari ücrete oranlayıp tespit edilecek asgari ücret katını ise davacının kararı temyiz etmemesi nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında 03.10.2016 tarihli bilirkişi hesap raporuna uygulayarak bu raporda esas alınan işlemiş devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan alınacak bilirkişi hesap raporunun hükme esas alınarak ve davacının kararı temyiz etmeyen davalı iflas hâlinde ... A.Ş. yönünden elde ettiği usuli kazanılmış hakkı da gözetilerek sonucuna göre maddi ve manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 4857 sayılı İş Kanun'un (4857 sayılı Kanun) 32. maddesinin 1. fıkrası. 2. Değerlendirme 1. İş Kanunu’nun 32. maddesinin 1. fıkrasında genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. 2. İş sözleşmesinde işverenin en önemli borcu ücret ödeme borcudur. Ücret ödeme borcu, işçinin iş görme borcu karşısında yer alan ve işverenin iş sözleşmesinden doğan temel borcudur. Ücret iş sözleşmesinin kurucu unsuru olduğundan, ücret olmaksızın bu sözleşmenin varlığından söz edilemez. 3. İşçiler için taşıdığı yaşamsal önem nedeniyle ücret anayasal güvenceye kavuşturulmuş ve sosyal haklar arasında yer almıştır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 55. maddesi uyarınca "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanlarının yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır". Anayasa'nın buyruğuna uygun olarak Devlet, ücretin korunması için emredici hukuk kuralları koymak sureti ile işverenin bu borcuna geniş ölçüde müdahale etmiştir. İş mevzuatında ücreti düzenleyen hükümler bu hakkı sadece işverene karşı değil aynı zamanda üçüncü kişilere ve hatta işçinin bizzat kendisine karşı koruma amacını gütmektedir (Sarper Süzek, İş Hukuku, 18. Baskı, İstanbul 2019, s.350). 4. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının veya ölümü hâlinde hak sahiplerinin maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin (fiili ücret) açıkça saptanması gerekmektedir. 5. Gerçek ücret, işçinin fiilen almakta olduğu ücrettir. Bu ücret sigorta primine esas kazançtan farklıdır. 6. Uygulamada taraflar arasında ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık daha çok görünüşte bir ücret belirlemeleri ancak bu ücretin aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmaması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret SGK primlerini daha az ödemek veya daha düşük vergi vermek amacıyla bordroya yansıtılmamakta görünüşte daha düşük (örneğin asgari ücret olarak) gösterilmektedir ( Süzek, s.360). 7. Gerçek ücret, işçinin kıdemi, deneyimi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir. Gerçek ücretin saptanmasında işyeri kayıtları, ücret bordroları araştırılmalı, işyeri kayıtları ve bordrolardan hareketle gerçek ücretin belirlenememesi hâlinde işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu, emsal işçilerin aldığı ücret dikkate alınarak emsal ücret araştırması yapılmalıdır. 8. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler göz önünde tutularak ve ayrıca ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir. Ancak meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmesi gerekir. 9. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli ve 2022/10-1186 Esas, 2023/1240 Karar ile 05.10.2021 tarihli ve 2017/(21)10-2661 Esas, 2021/1163 Karar sayılı kararlarında da aynı esaslar benimsenmiştir. 10. Somut olayda davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A'nın oluşturduğu ... Grubu Ortak Girişiminin İstanbul Büyükşehir Belediyesinden aldığı Kadıköy-Kartal metro inşaatı işinin bir bölümünü diğer davalı şirkete verdiği, davacının metro inşaatında davalı iflas hâlinde ... A.Ş’nin yer altı tünel işçisi olarak çalışmaktayken 05.03.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda %34,2 oranında malûl kaldığı, davacının net 2.250,00 TL ücretle çalıştığını ancak 720,00 TL üzerinden sigorta primlerinin ödendiğini iddia ettiği, davalı tarafın davacının aldığı ücretin bordrolara yansıtıldığını savunduğu, taraf tanıklarının davacının aldığı ücreti bilmediklerini beyan ettikleri, ayrıca davacı tanığı ...'ın ücretlerin Kuruma asgari ücret olarak bildirildiğini ifade ettiği, imzasız bordrolara göre davacının kaza tarihinde brüt 720,00 TL ücretle çalıştığı, işçilik alacağı istemleri yönünden tefrik edilerek yeni esasa kaydedilen İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesinin 2013/1516 Esas sayılı dosyasında emsal ücret araştırması için müzekkere yazılması üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 01.12.2014 tarihinde sunulan 2009 yılına ait işçilik rayiç listesinde tünel işçisinin bulunmadığı ancak usta olarak çalışan işçinin saatlik 4,85 TL, düz inşaat işçisinin saatlik 3,30 TL ücretle çalıştığının; ... Sendikasının 03.02.2015 tarihli yazısında ise 2008-2009 yılları arasında yer altında çalışan tünel işçisinin alabileceği net ücretin 2.800,00-3.000,00 TL arasında olduğunun bildirilmesi sonrasında yapılan yargılama sonucunda davacının net 2.250,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek hüküm altına alınan fazla çalışma alacağının davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A'dan tahsiline, davalı iflas hâlinde ... A.Ş. yönünden davanın açılmamış sayılmasına, geçici iş göremezlik ödeneği talebinin ise husumetten reddine dair verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, diğer taraftan eldeki davada alınan 03.10.2016 tarihli bilirkişi hesap raporunda işçilik alacağı dosyasında alınan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından bildirilen asgari ücretin 1,25 katı ücret ve ... Sendikasınca belirtilen asgari ücretin 4,07 katı ücret üzerinden seçenekli olarak maddi tazminatın hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesince 03.10.2016 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirtilen davacının asgari ücretin 4,07 katı ücretle çalıştığına dair ikinci seçeneğe itibar edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. 11. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemli eldeki davada davacının iş kazasının gerçekleştiği tarihte almakta olduğu ücretin tespitinde dava konusu farklı olan işçilik alacağı dosyasında yapılan emsal ücret araştırmasına ilişkin yazı cevaplarına göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre verilen kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığı açıktır. Bu nedenle davacının öncelikle kaza tarihinde sendika üyesi olup olmadığı tespit edilerek sendika üyesi ise toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücretin dikkate alınması, sendika üyesi değilse kaza tarihinde metro inşaatında yer altı tünel işçisi olarak çalışan davacının yaşı, kıdemi, yaptığı işin özellikleri ve usta niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra kaza tarihinde alabileceği ücretin tespiti için TÜİK, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ilgili meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılarak tespit edilen ücret miktarını kaza tarihindeki asgari ücrete oranlayıp tespit edilecek asgari ücret katını ise davacının kararı temyiz etmemesi nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında 03.10.2016 tarihli bilirkişi hesap raporuna uygulayarak bu raporda esas alınan işlemiş devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan alınacak bilirkişi hesap raporu kapsamında ve davacının kararı temyiz etmeyen davalı iflas hâlinde ... A.Ş. yönünden elde ettiği usuli kazanılmış hakkı da gözetilerek sonucuna göre maddi ve manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilmelidir. 12. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 13. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar... A.Ş, ... A.Ş. ve ... S.P.A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.