16. Ceza Dairesi 2021/645 E. , 2021/2370 K. "" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2021 tarih ve 2021/645 sayılı tebliğnamesi ile; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2020 tarihli ve 2020/44703 soruşturma, 2020/15705 esas, 2020/12139 sayılı iddianamenin iadesine dair Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/10/2020 tarihli ve 2020/334 iddianame değerlendirme …
**16. Ceza Dairesi 2021/645 E. , 2021/2370 K.** **"İçtihat Metni"** I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2021 tarih ve 2021/645 sayılı tebliğnamesi ile; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2020 tarihli ve 2020/44703 soruşturma, 2020/15705 esas, 2020/12139 sayılı iddianamenin iadesine dair Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/10/2020 tarihli ve 2020/334 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2020 tarihli ve 2020/816 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,