7. Hukuk Dairesi 2014/8940 E. , 2014/13260 K. Mahkemesi : Samsun 1. İş Mahkemesi Tarihi : 23/10/2013 Numarası : 2013/261-2013/560 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanıl…
**7. Hukuk Dairesi 2014/8940 E. , 2014/13260 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Samsun 1. İş Mahkemesi Tarihi : 23/10/2013 Numarası : 2013/261-2013/560 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 4 yıldır biyoloji öğretmeni olarak aylık net 2000 TL ücretle çalıştığını, istifa dilekçesi imzalattırılmak istenmesi nedeni ile işten ayrıldığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece istek kısmen hüküm altına alınmış, davalı ve davacı vekillerinin temyizi üzerine 22. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2013 tarihli ilamı ile davacının tüm temyiz taleplerinin reddine, davamı temyizi bakımından ise özetle, Davacı aylık net ücretinin 2.000,00 TL olduğunu iddia etmiş, buna karşılık davalı işveren, asgari ücretle çalıştığını belirterek iddia edilen ücrete itiraz etmiştir. Mahkemece davacıya, işveren tarafından banka kredisi alımında kullanmak üzere verilen belgede belirtilen aylık ücret miktarına ve davacı şahitlerinin beyanlarına göre, iddia edilen ücretin doğrulandığı kabul edilmek sureti ile sonuca gidilmişse de ücret miktarının tespitine yönelik araştırma ve inceleme yeterli bulunmamıştır. Dosyada bulunan, taraflar arasında imzalanan ve Milli Eğitim Müdürlüğünün onayına sunulan iş sözleşmesinde aylık ücret miktarı brüt 750,00 TL olarak belirtildiği, ücret bordrolarının asgari ücret üzerinden düzenlendiği görülmüştür. Davalı şahitleri sözkonusu ücretin doğru olduğu yönünde beyanda bulunmuşlardır. Milli Eğitim Müdürlüğünün cevabı, davacının iddia ettiği miktardan düşük olup bu bilgi ancak özel okul öğretmenleri bakımından geçerlidir, dershane öğretmenleri bakımından emsal alınması mümkün değildir. Davacının iddia ettiği ücret miktarının ispatı bakımından işyerinden ayrılmış olan şahit beyanları ile davacıya kendi işinde kullanmak üzere verilmiş olan muvazaalı belgeden başka inandırıcı delil bulunmamaktadır. Bu durumda yazılı belgelere üstünlük tanınmalı ve davacının ücretinin sözleşmede yazan ücret olduğu kabul edilerek sonuca gidilmelidir. Yazılı gerekçelerle iddia edilen ücretin hesaplamalarda esas alınması hatalıdır. 3-Davacının, davalı şirket tarafından işletilen özel dersanede öğretmen olarak çalıştığı tartışmasızdır. Dosyada mevcut sözleşmede ücretin aylık olarak kararlaştırıldığı ve haftalık yirmi saat derse girilmesinin düzenlendiği görülmektedir. Özel eğitim kurumlarında fazla çalışma yönünden ders saati ücreti esas olup fazla çalışma yapılıp yapılmadığının da buna göre belirlenmesi gerekir. Davacının ücreti karşılığı olan ders sayısından fazla derse girdiği ve ücretinin ödenmediğine yönelik bir iddiası bulunmamaktadır. Bu sebeple fazla mesai ücreti talebinin reddedilmiş olması isabetlidir. Ancak davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ders dışında ne şekilde çalıştığı açıklığa kavuşturulmadan anılan alacağın kabul edilmesi ve davacının hafta içi bir gün haftalık izin kullandığı anlaşıldığından hafta tatili ücretinin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. “ gerekçeleri ile bozulmuştur. Bozma kararına uyan mahkeme hafta tatili ücret talebini reddetmiş, milli bayram ve genel tatil ücreti bakımından isteği kısmen hüküm altına almış, ücret bakımıdan ise bozma öncesi aşamada hazırlanan bilirkişi raporunun asgari ücrete göre hesap yapan seçeneğine itibar etmiştir. Öncelikle belirtmelidir ki; 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki kurum mahkemeye; hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurmak zorunluluğunu getirir. Uzun yıllardan beri Yargıtay'ın kökleşmiş, sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir. Mahkeme bozma kararına uyduğuna göre bozma kararı doğrultusunda işlem yaparak davacının ücretinin sözleşmede yazılı olduğu gibi brüt 750,00TL olduğunu kabul ederek buna göre kabul edilen alacakları hesap ettirip hüküm altına alması gerekirken ayrıca milli bayram ve genel tatil ücreti bakımından gerekli araştırmayı yaparak alacakla ilgili karar vermesi gerekirken asgari ücrete göre yapılan hesaba göre alacakları hüküm altına alması, milli bayram ve genel tatil ücreti bakımından ise bozma doğrultusunda araştırma yapmadan bilirkişi raporunda hesap edilenden farklı bir miktarın hem de nedenini açıklamadan tahsiline karar vermesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, milli bayram ve genel tatil ücreti bakımından bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırmayı yapıp buna göre milli bayram ve genel tatil çalışması olup olmadığını tespit etmek, davacının milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının anlaşılması halinde sözleşmede yazılı ücret baz alınarak alacağı hesap ettirmek, bulunan miktarın bozma öncesi kararın davalı lehine bozulduğu dikkate alınarak bozma ile davalı yararına oluşan kazanılmış hakkı ihlal etmeden bozma öncesi karardaki miktarı geçmemek üzere; davacının milli bayram ve genel tatil çalışması olmadığının saptanması halinde ise, bozma sonrası verilen kararı davalının temyiz etmediği dikkate alınarak bozma sonrası verilen karardaki miktarı hüküm altına almak olmalıdır. Kıdem tazminatı ve ücret alacağı bakımından ise sözleşmedeki ücrete göre alacaklar hesap ettirilerek davalıdan tahsiline karar verilmelidir. O halde davacı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.