11. Hukuk Dairesi 2009/8511 E. , 2011/2021 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2007/95 - 2009/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve …
**11. Hukuk Dairesi 2009/8511 E. , 2011/2021 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2007/95 - 2009/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkilli şirketin iki ortaklı bir limited şirket olduğunu, şirket ortakları olan müvekkili ... ile davalı ...'in aynı zamanda tek başlarına şirketi temsile yetkili müdür olduklarını, davalı ...'in bu temsil yetkisini kötüye kullanarak şirkete ait taşınmazı diğer davalıya 8.000 TL bedelle devrettiğini, bu devrin kar payı dağıtmamak için muvazaalı olarak yapıldığını, dava konusu taşınmaz, şirketin tek malvarlığı olduğundan satışı için ortaklar kurulunun kararının gerektiğini, yapılan satış işleminin şirket anasözleşmesine aykırı olduğunu, taşınmazın çok düşük bir bedelle satıldığını, davalı ...'nin iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili şirket adına tapuya tescil edilmesine, tapu iptal ve tescil talebi yerinde görülmez ise taşınmazın dava tarihindeki değerinin belirlenerek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacı ...'in taraf sıfatının olmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, taşınmazın bir kısmının orman sınırında kaldığını, arta kalan arazi miktarı dikkate alındığında satış bedelinin makul olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı ...'in dava açma ehliyetinin olmadığını, dava konusu taşınmazın 2003 yılında satın alınmasından sonra taşınmazın bir kısmının orman arazisi içinde kaldığının, bir kısmının ise 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında olduğunun öğrenildiğini, bu kısımlar dışında taşınmazın yaklaşık 300 metrekare olduğunu, yapılan satışın taşınmazın gerçek değeri üzerinden yapıldığını, satış bedelinin derhal şirket hesabına aktarıldığını ve mal kaçırma iddiasının da bu nedenle yerinde olmadığını, yapılan satışın şirket anasözleşmesine de aykırı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.