T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/82 Esas KARAR NO: 2025/1346 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/139 Esas - 2022/1129 Karar TARİH: 30/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/82 Esas KARAR NO: 2025/1346 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/139 Esas - 2022/1129 Karar TARİH: 30/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davalı şirket tarafından düzenlenen 14/05/2020 tarihli proforma faturaya dayalı 750.000 adet tek kullanımlık 3 katlı cerrahi maske bedeli olarak 165.000-EURO ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak 2 katlı dikişli ve telsiz maske teslim etmek istemesi üzerine söz konusu maskelerin standartlara uygun olmaması nedeniyle teslim alınmaması sonucunda, davalı tarafın kendisine yapılan ödemenin 82.490-TL'sini iade ettiği halde bakiye 82.510-EURO'nun iade edilmediğini, ihtara rağmen iade edilmeyen bedelin tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine davalının haklı bir neden olmaksızın itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptaliyle %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, iki katlı, dikişli ve telsiz maske tesliminin söz konusu olmadığını, nitekim müvekkilinin iş yerindeki makinelerin iki katlı dikişli maske üretimine uygun olmadığını, dolayısıyla sözleşmeye aykırı maske teslimi iddiasının doğru olmadığını, davacının maskeleri almaktan vazgeçmesi nedeniyle yapmış olduğu ödemenin yarısını kendilerine iade ettiklerini, ancak mevzuat gereğince devlete hibe edilen aynı miktardaki maske bedelini iade etmediklerini, bu bağlamda davacının talep edebileceği herhangi bir alacağının söz konusu olmaması nedeniyle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/11/2022 tarih ve 2022/139 Esas - 2022/1129 Karar sayılı kararında; "Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasının celp ve tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine faizli bakiye olmak üzere 83.328,77-EURO üzerinden ilamsız icra takibi yaptığı, davalı tarafın süresinde takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf, maske üretimini gerçekleştiren makinelerinin telsiz ve dikişli maske üretimine uygun olmadığını, dolayısıyla sözleşmeye aykırı maske üretmediklerini iddia etmiş ise de; davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen Bakırköy 14. Noterliğinin 14/12/2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede açıkça "1.500.000 adet dikişli - telsiz cerrahi maske üretildiğini"ifade ettiği , dolayısıyla davalı tarafın dikişsiz telli maske üretip teslim edileceği yönündeki beyanlarına mahkememizce itibar edilmemiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/08/2022 tarihli rapordaki davalı tarafın devlete hibe ettiği maske bedelinin davacı tarafından istenemeyeceği yönündeki görüşü, tamamen hukuki vasıflandırmaya ilişkin olması nedeniyle mahkememizce hükme esas alınmamıştır.Her ne kadar davalı taraf, mevzuat gereğince devlete hibe edilen aynı miktardaki maske bedelinin iade edilmemesi gerektiğini ve bu bağlamda davacı tarafa borçlu olmadıklarını iddia etmiş ise de; öncelikle mevzuat gereğince devlete hibe edilen maskelerin bedeli teklif edilen fiyat yönünden maliyet unsuru olduğu, dolayısıyla davalının teklif etmiş olduğu birim fiyat içinde iş bu maske bedelinin de bulunduğu, sözleşmeye uygun olarak teslim edilmeyen ve bu kapsamda davacı tarafından yapılan ödemenin yarısını iade edip bakiye kısmını hibe edilen maske nedeniyle iade edilmemesinin hukuki dayanağı bulunmadığı; zira taraflar sözleşmeden dönerek sözleşmeye uygun teslim edilmeyen ve ödenen maske bedelinin tamamının davacı tarafa iade edilmesi gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında mevcut maske alım satımına ilişkin olarak davacı tarafından, davalıya 750.000 adet maske bedeli olarak 165.000-EURO ödemede bulunulduğu, ancak üretilen maskelerin standartlara uygun olmaması nedeniyle satış işleminin gerçekleşmediği, dönülen satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin 1/2'sini iade ettiği halde bakiye kısmını iade etmediği, iade etmeme gerekçesi olarak devlete hibe edilen maskelerin bedelinin teklif edilen birim fiyat yönünden maliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda satış bedeli içinde yer alan maliyet unsurunun iade edilmemesinin haklı bir nedeni bulunmadığı, davalı tarafın cevap dilekçelerinde üretim makinelerinin dikişli telsiz maske üretimine uygun olmadığını beyan ettiği halde, davacı tarafa çekilen Bakırköy 14. Noterliğinin 14/12/2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede açıkça dikişli telsiz maske ürettiklerini kabul ettikleri, dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı ve çelişkili beyanda bulunan davalı şirketin maskelerin vasfına yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği ve sonuç itibariyle davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacak miktarı kadar alacağı bulunduğu, davalı tarafın icra takibinden önce ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü ve temerrüt tarihi ile icra takip tarihi arasında talep edilebilecek faiz miktarının yapılan hesaplamaya göre 1.069,58-EURO olduğu, taleple bağlı kalınarak icra takibinde istenen faiz miktarının doğru hesaplandığı ve bu nedenlerle davalı tarafın icra takibine yönelik haksız itirazının iptaline, likit olan alacağa yapılan itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, ''1-Sabit görülen davacının davasının KABULÜNE, davalının, Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynı alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına,2-Hükmedilen alacağın TL karşılığının %20'si üzerinden hesaplanan 259.175,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına bakıldığında takip talebi ve ödeme emrinde alacak miktarının 83.328,77 EURO olarak belirtildiği ancak türk parası ile tutarının gösterilmediğinin görülmekte olduğunu, İtirazın iptali davasının, kendine özgü şartları olan bir dava türü olup, itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin bulunması gerektiğini, İİK’nun 58. maddesine göre takibe konu alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulması gerektiğini, (HGK’nun 12.05.1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararı), davaya konu takip talebi incelendiğinde 83.328,77 EURO alacak için ilamsız icra takibine başlandığı, alacağın TL karşılığının ya da harca esas değerin takip talebinde ve ödeme emrinde gösterilmediğinin anlaşıldığını; devletin hükümranlık haklarına ilişkin olan bu hususun Mahkemece res'en dikkate alınması gerektiğini; bu durumda İİK 'ya uygun olarak düzenlenmiş bir takip talebinden ve dolayısıyla geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceğini, itirazın iptali davasının görülebilmesi için aranan geçerli bir icra takibi bulunması dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki kararın hatalı olduğunu, Yetki, yabancılık unsuru nedeniyle teminat şartı ve zamanaşımı savunmalarının dikkate alınmadığını, Sayın Yerel Mahkeme, zorlama bir gerekçe ile ve biraz da vermek istediği karara uygun gerekçe yaratmak için, söylemediğimiz sözleri söylemişiz gibi yazarak gerekçe oluşturduğunu, beyanlarımız arasındaki çelişki iddiasının gerçek olmadığını, mahkemenin hukuksal dayanaktan yoksun kararına gerekçe yapmak için karar yazım biçimin dahi değiştirdiğini; ikinci cevap dilekçelerinde " İki katlı dikişli telsiz maske teslim edildiği yönündeki iddia doğru değildir. Müvekkil bugüne kadar 2 katlı, dikişili maske üretmemiştir, makineler buna uygun değildir." denilmiş olduğu halde, mahkemenin anlamakta güçlük çektikleri bir yazım biçimi ile "2 katlı" kısmını normal yazıp diğer kısmı koyu harflerle yazdığını; oysa buradaki vurgunun -davacının sonradan ileri sürdüğü iddiası üzerine- 2 katlı maskeye olduğunu; oradaki beyanın devamında bu ürünün sıkı denetime tabi olduğu, yurtdışına çıkışta gümrükçe denetleneceği bu nedenle belgelerde yazılı olandan başka ürünün verilmesinin mümkün olmadığının vurgulandığını; tüm beyanlarda, cevap dilekçelerinde 3 katlı maske vurgusu yapıldığını; beyanları arasında hiçbir çelişki bulunmadığını; hiçbir beyanlarında davacı tarafın sonradan ileri sürdüğü 2 katlı maske teslimine yönelik kabulünün olmadığını, Mahkemenin davacı tarafın beyanları arasındaki çelişkiyi göz ardı ettiğini; ürün nitelemesine ilişkin olarak davacı tarafın birden fazla çelişkili beyanlarının mevcut olduğunu; ikinci cevap dilekçelerinde davacı tarafın çelişkili beyanlarının vurgulandığını ve davayı değiştirme ve genişletmeye muvafakatlerinin olmadığının belirtildiğini, davacı taraf dava dilekçesinde "750.000- adet tek kullanımlık 3 katlı cerrahi maske" talep ettiklerini keza, proform faturada "cerrahi maske(tek kullanımlık 3 katlı lastikli" olarak belirtilmiş olması karşısında dikişli- dikişsiz, telli-telsiz olmasının da önemi bulunmadığını; tüm beyanlar, fatura bilgileri, ... ya teslim edilen ürünler, TİTCK dan alınan izinler, ihracat ve dolaşım evraklarında ürünün niteliğinin net olarak yazılmış ve ihracat prosedürünün tamamlanmış olması, davacı ile daha önce gerçekleştirilen aynı ürünün satışı karşısından, teslime hazır ürünlerin anlaşmaya uygun ürünler olduğu açıkken, aksi yöndeki değerlendirme ve kararın hatalı olduğunu, Mahkemenin, keşfen tespit etmediği, dosya kapsamında da bulunmayan, kaldı ki davanın esası bakımından da önem arzetmeyen işyerindeki makinaların ne türden maske üretimine uygun olup olmadığı hususuna dayanmasının yasal yanı bulunmamakta olduğunu, Davacı tarafın beyanları arasında çelişki mevcut olduğunu; davacı tarafın, ihtarnamede maskenin kendilerine teslim edilmediğini, dava dilekçesinde maskenin teslim edilmediğini iddia ettiğini, cevaba cevap dilekçesinde ise önceki beyanlarının aksine bu kez kendilerine başka bir ürün teslim edilmek istendiğini bu sebeple teslim almadıklarını ileri sürdüklerini; ihtarnamelerinde bu yönde, yani kendilerine kararlaştırılan ürün dışında ürün teslim edilmek istendiği için kabul etmedikleri yönünde bir beyanları olmadığını; icra takibine kadar aradan geçen uzunca zaman içerisinde başka bir ürün teslim edilmek istendiği için teslim almadıkları ya da kararlaştırılan ürünün teslim edilmesini içeren bir ihtarname keşide edilmediğini; davacı beyanları arasında çelişki mevcut olduğu gibi ürünleri teslim etmedikleri ya da iddia edildiği gibi 2 katlı maske teslim etmek istediği hususları davacı tarafından kanıtlanamadığını, Cevabi ihtarnamede, taslime hazır oldukları hususunun vurgulandığını; Bilirkişi raporunda şirket stokunda ihracata konu maskelerin mevcut olduğunun vurgulandığını, burada önemli olan müvekkilin malları hazır etmiş olmasına karşı davacının malları almaktan imtina etmesi olduğunu; davacı tarafın, ürünü almaktan vazgeçmesinin sebebi daha başka yerden daha uygun fiyata ürün bulmuş olması olduğunu, Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müvekkilin, davacı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ürünleri teslim borcunu yerine getirmek adına gerekli tüm işlemleri yaptığı, davacıya sattığı maskeler için üretim yaptığı, ürettiği aynı miktarda maskeyi ihracat rejimi gereğince ... ya teslim ettiği, TİTCK izinleri, önceki satıştaki mal teslimi, ihracat evrakları, stokta satışa konu malın bulunuyor olması, muhasebesel kayıtlar itibari ile tüm görevlerin yerine getirilmiş olması, cevabi ihtarnamede malları teslime hazır olduğunun belirtilmiş olması, davacı tarafından teslim alınmış olsa idi o satıştan kar elde edecek olması, ... ya bağışlanmak zorunda kaldığı malların bedeli kadarının tutulup kalan paranın davacıya iade edilmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; müvekkilin teslime hazır olduğu ancak davacının teslimden imtina ettiğinin açıkça anlaşılmakta olduğunu, Mahkemenin kabul gerekçelerinden birisinin de " öncelikle mevzuat gereğince devlete hibe edilen maskelerin bedeli teklif edilen fiyat yönünden maliyet unsuru olduğu, dolayısıyla davalının teklif etmiş olduğu birim fiyat içinde iş bu maske bedelinin de bulunduğu" yönündeki iddiası olduğunu; eğer davacı malları almış olsa idi, kararlaştırılan 165.000-Euro bedel içerisinde bu maliyet unsurunun da olacağını; bu alım satım nedeniyle müvekkilin mevzuat gereğince devlete aynı miktar malı teslim ettiğini; bu konuda bir ihtilaf bulunmadığını; müvekkilin devlete teslim ettiği 750.000 adet maskenin bedeli olan 82.500-Euro, mal varlığından çıktığını; davacı ile yapılan anlaşma nedeniyle bu bedelin mal varlığından çıktığını; bu maliyet unsurundan davacının sorumlu olduğunu; davacı ile bu anlaşma yapılmamış olsa idi bu bağışın yapılmayacağını ve malvarlığında da eksilme olmayacağını; davacı malları almış olsa idi gerçekleşecek satış nedeniyle maliyet giderilecek ve ayrıca kar elde edeceğini; davacı malı teslim almaktan imtina etmekle ...'ya yapılan bağıştan ve ayrıca kar yoksunluğundan sorumlu olduğunu,Dosya içerisine alınan bilirkişi raporunda hukuksal niteleme dışında muhasebesel kayıtlar, resmi kurum kayıtları, davalının mal teslimine hazır olduğuna ilişkin belgeler ve tüm dosya kapsamı itibariyle de davanın haksız olduğunun ortaya konulduğunu; bu nedenle bilirkişi raporunun dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, Malları teslim aşamasına ilişkin olarak dinletmek istedikleri (işbu alım satımda davacı tarafın işlerini yürüten kişi) tanığın mahkemece dinlenmediğini, İleri sürerek, arz edilen ve resen dikkate alınacak nedenlerle; usul ve yasaya aykırı kararın istinaf incelemesine tabi tutularak ortadan kaldırılmasını, yapılacak yargılama ile davanın reddine karar verilmesini, Tehiri icra kararı verilmesini, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış sözleşmesi kapsamında alıcı davacıya teslim edilmediği iddia olunan maske bedelinin iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı yanın takip talebinde yabancı para alacağının TL cinsinden karşılığını göstermediği gibi, harca esas değeri değeri de belirtmediği, İİK'nun 58 maddesi uyarınca usulüne uygun bir takip başlatılmadığından davanın usulden reddi gerektiği, yetki ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediği, davacının dava dilekçesi ile cevaba cevap dilekçesi arasındaki çelişkilerin mahkemece dikkate alınmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak ürettiği ve teslime hazır halde bulundurduğunu ihtarname ile davacıya bildirdiği üç katlı maskelerin davacı tarafından teslim alınmadığı, teslim olgusuna ilişkin tanık dinletme istemlerinin haksız olarak reddedildiği yönündedir. Dava konusu Bakırköy 8 İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 82.510,00-Euro asıl alacak, 818,77 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 83.328,77-Euro alacağın aynen veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takip talebi ve ödeme emrinde alacağın veya Türk parasıyla tutarının gösterilmediği anlaşılmıştır.Yargıtay 3 Hukuk Dairesi'nin dairemizin 28/06/2024 tarihli, 2024/839 esas, 2024/1143 karar sayılı ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15/02/2024 tarihli, 2023/265 esas, 2024/315 karar sayılı kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair 2025/617 esas, 2025/1082 karar sayılı ve 24/02/2025 tarihli ilamı ile; İİK'nun 58/3 fıkrası uyarınca takip talebinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin gösterilmesinin zorunlu olduğu; İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 20. maddesinde; "İlâmların ve ilâm niteliğindeki belgelerin icrasına ilişkin işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile düzenli olarak geçirilir. Bu tutanağın ilk sayfası takip talebini içerir. Bu sayfaya ilâmın veya belgenin tarih ve numarası; hangi mahkeme veya makamdan verildiği; alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; yerleşim yerindeki adresi, vergi kimlik numarası; (Değişik:RG-16/4/2013-28620) , ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgisi borçlu ve varsa kanunitemsilcisinin adı, soyadı; alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi; alacaklı yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleşim yerindeki adresi (yerleşim yeri göstermezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır) ve hükmün veya belgenin özeti; bir terekeye karşı açılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak olan mirasçıların adı ve soyadı; yerleşim yerindeki adresleri; alacağın veya talep olunan teminatın cins ve Türk parası ile tutarı, faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün; alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; alacaklının takip yollarından hangisini seçtiği geçirilir. İlâmsız takibe ilişkin bütün işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile kaydedilir. Bu tutanağın ilk sayfasını teşkil eden takip talebinde birinci fıkrada yazılı hususlara ek olarak, talep senede dayanıyorsa senedin tarih ve özeti ve senet yoksa borcun sebebi de gösterilir." düzenlenmelerine yer verildiği; Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğünün 23/12/2024 tarihli yazı cevabına göre; Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemleri yapılırken yabancı para cinsinden olan alacağın Türk Lirası karşılığının, takip talebinde açıkça gösterilmesine engel olan sistemsel bir hata bulunmadığının, Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemine ilişkin "takip türü, takip yolu, takip şekli, taraf, alacak kalemi ve faiz bilgileri, takip tarihi veya fiili ödeme tarihi" takibi başlatan avukat tarafından girilmekte olduğunun, avukatlar tarafından girilen veriler doğrultusunda İİK'nun 58. maddesinde takip talebinde bulunması gerekli unsurlar gereği takip talebi oluşturularak avukatın onayına sunulduğunu ve veri girişi sonrasında düzenlenen bu belge üzerinde değişiklik yapılamadığının, Avukat Portal'da takip açılış aşamalarının birinci adımı olan "Dosya/Takip Bilgileri" ekranında "1/4 Açıklaması" alanına Avukat tarafından istenilen bilgilerin girilmesi gerektiğinin, söz konusu alana girilmesi gereken bilgilere dair ekranda "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi yazılır." ifadesinin yer aldığının, döviz takibi başlatan alacaklı vekilince, 1/4 açıklama alanına harca esas tutarın (yabancı para cinsinden olan alacağın) Türk lirası cinsinden yazması halinde bu bilginin takip talebine yansıtıldığının, takip açılış aşamalarının üçüncü adımı olan "İlamlı/İlamsız Bilgileri" ekranında ise girilen alacak kalemlerinin Türk Lirası cinsinden hesaplanan değerinin "Takibe Esas Tutar" alanında gösterildiğinin, açıklandığı; İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiğinin düzenlendiği, yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiğinin belirtildiği, buna göre; alacaklının, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olduğu, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerektiği, bu noksanlığın kamu düzeni ile ilgili olduğunu ve takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulması gerektiği belirtilmiş, İİK'nun 58/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacağının TL karşılığının takip talebinde gösterilmemesinin sonuçları hakkındaki bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlık giderilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 esas, 1999/301 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2025 tarih 2024/2882 esas, 2025/1289 karar sayılı, yine Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 11/10/2023 tarih ve 2022/1883 esas ve 2023/5748 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir. Yargıtay'ın mezkur uyuşmazlığın giderilmesine dair kararı ile, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin son içtihatları doğrultusunda dairemizce de görüş değişikliğine gidilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği ve itirazın iptali davasının özel şartı olan usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece bu husus gözetilmek suretiyle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilmesi yerinde olmamış, davalı yanın istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur. Dava şartları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu aşamasında da re'sen dikkate alınmak zorundadır. Sonuç itibariyle, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355 ve 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın özel dava şartı noksanlığı nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2022 tarih ve 2022/139 Esas 2022/1129 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın özel dava şartı noksanlığı nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNEİLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak ödenen 17.912,74-TL'den mahsubu ile bakiye 17.297,34-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf vekille temsil edildiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN:8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 200,00-TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş harcı toplamı olan 420,70-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.