T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/79 - 2026/154 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/79 KARAR NO : 2026/154 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2023 NUMARASI : 2022/235 E. - 2023/334 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-3701 sayılı YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/79 - 2026/154 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/79 KARAR NO : 2026/154 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2023 NUMARASI : 2022/235 E. - 2023/334 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-3701 sayılı YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/09/2023 tarih ve 2022/235 E. - 2023/334 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2020/149859 sayılı "..." ibareli markasının 43. sınıfta tesciline yönelik müvekkilinin itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa Kapadokya Bölgesinin turizm açılımlarında önemli rol almış olan müvekkilinin 2002 yılından beri ticari faaliyetlerinde aktif ve yoğun olarak kullandığı "..." markasını 23/5/2017 tarihinde adına tescil ettirdiğini, "..." ibaresinin müvekkilinin bu yatırımları sayesinde tanınır hale gelip bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığını, ibarenin tüketici gözünde müvekkilinin markaları ile özdeşleştiğini, davaya konu "..." ibareli markanın müvekkil markasından gerekli ayırt ediciliği sağlayacak bir unsur içermediğini, markadaki "..." ve "..." ibarelerinin şube izlenimi yarattığını, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik oluşturduğunu, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 43. sınıftaki hizmetlerde müvekkilinin markasının tescilli olduğu nazara alındığında ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin markasının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesindeki tescile engel şartların da gerçekleştiğini ve müvekkilinin "..." ibareli markaları altında verdiği hizmetlerin, tanıtım ve pazarlanmasına yönelik sarfettiği yoğun emek ve masraflar sonucunda kazandığı itibardan menfaat sağlamaya yönelik başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-3701 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin davaya konu markası ile davacının itiraza mesnet markaları arasında ortak olan tek hususun "..." ibaresi olduğunu, ancak müvekkilinin markasının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturduğundan markaları birbirinden farklılaştığını, öte yandan davacı tarafından benzerliğe neden olarak ileri sürülen "..." kelimesinin müze otel anlamına gelen ve otel konseptini tanımlayan bir ibare olduğunu, bu tür otellerin son yıllarda otelcilik sektöründe oldukça yaygın hale geldiğini, ülke içinde ve dışında bu konsepte sahip pek çok otelin hem bir ''müze'' hem de bir ''otel'' olarak hizmet verdiğini, "..." ibareli beş yıldızlı otelleri olan müvekkilinin davacının markasının tanınmışlığından yarar sağlama gibi bir amacı ve kötü niyetinin de bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "şekil+... ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda şekil ve "..." olarak öne çıktığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "şekil + ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısının oluşmayacağı, bu itibarla markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacının davaya konu marka üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf markaları benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin otelcilik sektöründe bilinen bir türü ifade etmediğini, bu ibarenin özellikle geçici konaklama hizmetlerinde bilinir bir marka olup müvekkilinin aktif ve yoğun kullanımı ile ayırt edici hale geldiğini, ibarenin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak oluşturduğu benzerlik nedeniyle ortalama tüketicilerin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasalar dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşüneceğini, dolayısı ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının 2020/149915 başvuru Nolu "... ..." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazın reddine dair YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebiyle açılan davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/271 Esas ve 2022/444 Karar sayılı kararında davanın kabulüyle YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, anılan dosyadaki 21/11/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda "..." markasının özellikle geçici konaklama hizmetlerinde bilinir bir marka olduğu, kullanım ile ayırt edici hale geldiği ve tüketicinin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği ve dolayısıyla tüketici nezdinde diğer markalarla karıştırılma ihtimali bulunduğu ve ibarenin otelcilik sektöründe bilinen bir türü ifade etmediği yönünde tespitin mevcut olduğunu, bu rapor dosyaya ibraz edilmiş olmasına rağmen mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olup davalı şirketin bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlamak amacıyla ve kötü niyetle markasına bu derecede benzer bir başvuruda bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka 2022-M-3701 sayılı YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 30/11/2020 tarihinde "... ... ... + Şekil" ibareli markanın 43. sınıfta tescili için 2020/149859 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, davacı tarafından sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet nedenleriyle itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davaya konu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında benzerlik görülmeyerek itirazın reddine karar verildiği, davacının anılan karara yönelik itirazının "..." ibaresinin bir otel konseptine atıf niteliği taşıdığı ve başvurudaki "..." ibaresi ve şeklin ayırt edici olduğu, gerekçesiyle YİDK tarafından reddedildiği, YİDK kararının davacı tarafa 21/4/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın 20/6/2022 tarihinde iki aylık hak düşürücü süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı şirket vekili, taraf markalarında ortak olan ve davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan "...” ibaresinin tüketici gözünde müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı markada ayırt ediciliği sağlayacak bir unsurdan söz edilemeyeceğini ve davaya konu markanın şube izlenimi uyandırdığını ileri sürmüştür. Dosya içinde bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf markaları arasındaki benzerliğin "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklandığı, ancak bu ibarenin taraf markalarının asli unsurunu oluşturmadığı ve bir bütün olarak bir otel kategorisini işaret eden ve markasal vasfı bulunmayan bu ibarenin herkesin kullanımına açık olduğu yönünde tespit bulunmaktadır. Buna karşılık davacı vekili "..." markasının müvekkilinin kullanımı ile ayırt edici hale getirildiğini, bu ibarenin ilk kez müvekkili tarafından marka olarak kullanıldığını, aynı ibareyi içeren marka başvurularına yönelik itirazın reddi sonrasında YİDK kararının iptali talebiyle açılan davalarda bu hususun tespit edildiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili bu kapsamda Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 22/12/2022 tarihli, 2022/271 Esas ve 2022/444 Karar sayılı dosyasında temin edilen bilirkişi raporundaki tespitlere dayanmıştır. Yine Dairenin denetiminden geçen ve davacı şirketin davalı olduğu 2023/777E-2025/986 K sayılı dosyada temin edilen bilirkişi raporunda "..." ibaresinin geçici konaklama hizmetleri yönünden tanımlayıcı olmadığı yönünde tespit yer almaktadır. Görüldüğü üzere, aynı ibarenin niteliğine ilişkin mahkemelerce alınan bilirkişi raporlarında farklı tespitler bulunmasına ve davacının SMK'nın 6/1 kapsamında ileri sürdüğü iddiası bakımından daha önceden varılan sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılmış olmasına rağmen, mahkemece davacının ileri sürmüş olduğu ciddi itirazları karşılanmadan ve buna bağlı olarak "..." ibaresinin niteliği açıklığa kavuşturulmadan yargılama sonuçlandırılmıştır. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ve bu hakkın özel bir görünümü niteliğindeki HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkı uyarınca uyuşmazlığın çözümünde sonuca etki etme ihtimali bulunan delillerin toplanması ve değerlendirilmesi zorunlu olup somut olayda davacının bu nitelikteki iddiasının karşılanması gerekmektedir. O halde mahkemece yapılması gereken, davacının itiraza dayanak markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin YİDK kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere otel konsepti olarak geçici konaklama hizmetleri kapsamında tanımlayıcı, ayırt ediciliği düşük bir ibare olup olmadığı hakkında bahsi geçen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için aralarında turizm sektöründen bir kişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/09/2023 gün ve 2022/235 E. - 2023/334 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.