11. Hukuk Dairesi 2010/4962 E. , 2011/17677 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2009/853-2009/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2010/4962 E. , 2011/17677 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2009/853-2009/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinden Hakkı'nın eşi ve diğer davacıların annesi olan Yıldız Koçak'ın davalının aracında yolcu iken meydana gelen kazada yaşamını yitirdiğini, rizikonun gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri gereğince davalının Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasının yaptırılmasının zorunlu olduğunu, ancak davalının bu sigortayı yaptırmadığını, karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasının meblağ sigortası olduğundan yolcunun ölümü ile sonuçlanan rizikolarda poliçe teminat tutarının tamamının zarar hesabı yapılmadan miras payları oranında mirasçılara ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, koltuk sigortaları için belirlenen teminat tutarı kişi başına 60.000,00 TL olarak belirlendiğinden veraset ilamındaki miras paylarına göre toplam 60.000,00 TL ölüm tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sehiriçi toplu taşıma görevini yapan müvekkili Belediyenin 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'na tabi olmadığını, aynı kanunun 3 ve 5. maddeleri de nazara alındığında zorunlu ferdi koltuk sigortasını yaptırma zorunluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 64. maddesine göre yolcu taşımasında karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasının yaptırılmasının zorunlu olduğu, ancak davalı belediyenin bu sigortayı yaptırmadığı, ayrıca zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası meblağ sigortası olması nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatından bağımsız olduğu, otobüslerin 4925 sayılı yasanın 2/2. maddesi kapsamına girdiğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 4925 sayılı Kanunun 34 ncü maddesi gereğince yürürlüğe konulan olay tarihinde geçerli Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 63 ncü maddesinin " Yolcu taşımacıları, duraklamalar dahil olmak üzere yolcunun kalkış noktasından varış noktasına kadar olan seyahat süresince meydana gelecek bir kaza nedeniyle yolcunun ölümü, yaralanması ya da eşyasının zarara uğramasından dolayı sorumludur." hükmünü haiz olmasına, aynı yönetmeliği 64 ncü maddesine göre de, davalı taşıyıcının sorumluluğunu karşılamak üzere, "Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası"nı yaptırmasının zorunlu bulunmasına, bu bağlamda, anılan yönetmelik hükümleri karşısında taşımacının anılan sigortayı yaptırmamışsa yolcuların bir kazaya uğraması halinde kaza tarihinde belirlenen limitler üzerinden tazminat ödemek zorunda bulunmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacılar vekili hüküm altına alınacak tazminatın avans faiziyle tahsilini talep etmiş, mahkemece denetlenebilir gerekçesi de gösterilmeksizin yazılı şekilde yasal faize hükmedilmiştir. Oysa, uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, taşıma işleri de TTK'nunda tarif edilen ticari işler arasında sayılması karşısında ticari temerrüt faizi talep edilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, mahkemece, hükmedilen tazminatların avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (HÜKÜM) fıkrasının 1. maddesinin üçüncü satırındaki "...yasal faiziyle...’ ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "...4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faiziyle..." ibaresinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2,754,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.